وَعَن مطر بن عكام قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «إِذَا قَضَى اللَّهُ لِعَبْدٍ أَنْ يَمُوتَ بِأَرْضٍ جَعَلَ لَهُ إِلَيْهَا حَاجَةً» . رَوَاهُ أَحْمَدُ وَالتِّرْمِذِيّ
حَرَكات Harekeler
A−
A+
Bu hadisin henüz Türkçe çevirisi yok: Arapça metin, kaynak ve hüküm burada gösterilir.
Çeviriyi oku: English
Rivayet eden: Tirmizî (No. 2146 , 2147 ). Mişkâtü'l-Mesâbîh içinde geçer (No. 110).
Bu hadisin başka bir rivayetinin açıklaması var: Sünen-i Tirmizî 2146
Âlimlerin hükümleri
Âlim Hüküm Kapsam Eser
Elbânîv. 1420 h.
Sahih صَحِيح
Hadis
تحقيق مشكاة المصابيح
Zübeyr Ali Zeîv. 1435 h.
Sahih Sahīh
Hadis
Zübeyr Ali Zeîv. 1435 h.
Sahih صحیح
Hadis
Diğer rivayetler
Farklı hükümler
Sünen-i Tirmizî 2146
«Allah bir kulun bir yerde ölmesini takdir etmişse, onun oraya gitmesine sebep olacak bir ihtiyaç kılar.»
" إِذَا قَضَى اللَّهُ لِعَبْدٍ أَنْ يَمُوتَ بِأَرْضٍ جَعَلَ لَهُ إِلَيْهَا حَاجَةً "
Şerhli
Sahih
Sünen-i Tirmizî 2147
Ebû Azze el-Huzelî -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Allah, bir kulunun ruhunu bir yerde kabzetmek istediğinde, ona orada bir ihtiyaç peydâ eder.»
" إِذَا قَضَى اللَّهُ لِعَبْدٍ أَنْ يَمُوتَ بِأَرْضٍ جَعَلَ لَهُ إِلَيْهَا حَاجَةً أَوْ قَالَ بِهَا حَاجَةً "
Râvi: Ebû Azze el-Huzelî Şerhli
Ayrıca rivayet edenler… (4)
أسد الغابة (1525)إِذَا قَضَى اللَّهُ لِعَبْدٍ أَنْ يَمُوتَ بِأَرْضٍ ، جَعَلَ لَهُ إِلَيْهَا حَاجَةً أسد الغابة (1912)إذا قضى الله لعبد أن يموت بأرض ، جعل له إليها حاجة مختصر الأحكام المستخرج على جامع الترمذي (1517)“ إِذَا قَضَى اللَّهُ لِعَبْدٍ أَنْ يَمُوتَ بِأَرْضٍ جَعَلَ لَهُ إِلَيْهَا حَاجَةً “ معجم أصحاب القاضي أبي علي الصدفي (22)إِذَا قَضَى اللَّهُ لِعَبْدٍ أَنْ يَمُوتَ بِأَرْضٍ ، جَعَلَ لَهُ إِلَيْهَا حَاجَةً
Aynı konuda
Hüküm yok
Müsned 14990
Râvi: Ebû Azze el-Huzelî Yalnız Arapça
Hüküm yok
Müsned 20980
Râvi: مطر بن عكامس السلمي Yalnız Arapça
Hüküm yok
Müsned 20981
Râvi: مطر بن عكامس السلمي Yalnız Arapça
Farklı hükümler
Sünen-i İbn Mâce 4263
Râvi: Abdullah b. Mes'ûd Yalnız Arapça
Önceki hadis No. 109 Sonraki hadis No. 111