«Müslüman bir kimse, namaz ve zikir için mescidi vatan edindiği (çokça gitmeyi alışkanlık haline getirdiği) zaman Allah'ın onun bu halinden duyduğu sevinç, tıpkı gurbette bir kimsesi olan kimselerin onun yanlarına dönmesiyle (kavuşmaktan) duydukları sevinç gibidir.»
باب لُزُومِ الْمَسَاجِدِ وَانْتِظَارِ الصَّلاَةِ
Ebu Hureyre -radıyallahu anh- anlatıyor: Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- buyurdular ki: «Müslüman bir kimse, namaz ve zikir için mescidi vatan edindiği (çokça gitmeyi alışkanlık haline getirdiği) zaman Allah'ın onun bu halinden duyduğu sevinç, tıpkı gurbette bir kimsesi olan kimselerin onun yanlarına dönmesiyle (kavuşmaktan) duydukları sevinç gibidir.»
Rivayet eden: İbn Mâce (No. 800) ve Ahmed b. Hanbel (No. 8000, 9465).
Müslüman bir kimse, namaz ve zikir için mescide gelmeye devam ettiği müddetçe (çokça gitmeyi alışkanlık haline getirdiği) zaman Allah Teâlâ onun bu halinden sevinç duyar ve mutlu olur, tıpkı gurbette bir kimsesi olan kimselerin onun yanlarına dönmesiyle (kavuşmaktan) duydukları sevinç gibidir. Sevinç sıfatının rahmet, şefkat/acıma ya da başka bir manaya geldiğini söyleyerek te’vil etmek caiz değildir. Bilakis, tahrif, ta’til, tekyif, temsil yapmadan bu sıfatın ispatı farzdır/gerekir. Bunu bilmekle beraber el-beşbeşetü yani (sevinç) rahmetin ve şefkatin gerekliliğindendir. En doğrusunu Allah bilir.
Arapça açıklama
المسلم الذي يلتزم حضور المساجد للصلاة والذِّكر فيها ويداوم على ذلك، فإن الله تعالى يتبشبش له، ويفرح به، كما يفرح أهل الغائب بقدوم غائبهم، ولا يجوز تأويل صفة البشبشة إلى الرأفة أو الرحمة أو غيرها، بل يجب إثباتها صفة لله تعالى من غير تحريف ولا تعطيل ومن غير تكييف ولا تمثيل، هذا مع العلم أن البشبشة من لوازمها الرأفة والرحمة، والله أعلم.
فيه تبشير ملتزم المساجد ومستوطنها.
إثبات صفة البشبشة لله -تعالى-، وهي تقارب صفة الفرح في المعنى.