Allahumme bike asbahnâ ve bike emseynâ ve bike nahyâ ve bike nemût ve ileyke’n–nuşûr» «Allah'ım! Senin lütfunla sabaha ulaştık, senin lütfunla akşama erdik. Sen isteyince dirilir, sen isteyince ölürüz. Yeniden diriltip huzurunda toplayacak olan da Sensin
Ebû Hureyre -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur:
Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- sabahleyin şöyle dua ederdi: «Allahumme bike asbahnâ ve bike emseynâ ve bike nahyâ ve bike nemût ve ileyke’n–nuşûr» «Allah'ım! Senin lütfunla sabaha ulaştık, senin lütfunla akşama erdik. Sen isteyince dirilir, sen isteyince ölürüz. Yeniden diriltip huzurunda toplayacak olan da Sensin.» Akşamleyin şöyle dua ederdi: «Allahumme bike emseynâ ve bike nahyâ ve bike nemût ve ileyke’n–nuşûr» «Allah'ım! Senin lütfunla akşama erdik. Senin lütfunla sabaha ulaştık. Sen isteyince dirilir, sen isteyince ölürüz. Başka bir kere: «Huzuruna varılacak olan da Sensin.»
Rivayet eden: Ebû Dâvûd (No. 5068), Tirmizî (No. 3391), İbn Mâce (No. 3868) ve Ahmed b. Hanbel (No. 8295, 10345).
Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- sabah vakti girdiğinde - fecrin doğmasıyla başlayan günün ilk vaktidir- şöyle dua ederdi:
(Allah'ım! Senin lütfunla sabaha ulaştık) yani Senin korumanla kuşanmış, nimetlerine bol bol ulaşmış, zikrinle meşgul, isminle yardım dileyen, tevfikinle kuşatılmış, kudret ve kuvvetinle hareket eden kimseler olarak sabaha erdik. (Senin lütfunla akşama erdik. Sen isteyince dirilir, Sen isteyince ölürüz.) ifadesi de aynı mânâyı akşam vakti için taşır. Kişi akşamleyin: Allah'ım! Senin lütfunla akşama erdik. Senin El-Muhyî (hayat veren, yaşatan) isminle bize hayat vermenle yaşarız. Senin (El-Mümît) öldüren isminle ölürüz. (Diriliş de Sanadır) yani ölümden sonra yeniden diriliş, dağılmadan sonra tekrar toplanış Sanadır. Hâlimiz bütün vakitlerde ve her durumda bu üzere devam eder; bundan ayrılmam, onu terk etmem.
Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- ikindi vaktinden sonra akşama girerken şöyle derdi: (Allah'ım! Senin lütfunla akşama erdik. Senin lütfunla sabaha ulaştık. Sen isteyince dirilir, sen isteyince ölürüz. Dönüş de Sanadır. Yani dünyadaki dönüşümüz de, âhiretteki varışımız ve sığınağımız da Sanadır. Beni dirilten de Sensin, beni öldüren de Sensin.
Hadisten çıkan dersler
Bu duanın sabah ve akşam, Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- örnek alınarak yapılması tavsiye edilmiştir.
Kulun her hal ve zamanda Rabbine ihtiyaç duyar.
Sabah zikirlerinin okunmasının en fazilet vakti; fecrin doğuşundan güneşin doğuşuna kadar, yani günün başında olan vakittir; (akşam için ise) ikindiden sonra gün batımından önceki zamandır. Ancak kişi bunları daha sonra okursa —yani sabah zikrini Duhâ vaktinde okursa— bu da geçerlidir; öğleden sonra okursa yine geçerli olur; akşam zikrini de akşam namazından sonra okursa yine geçerli olur. Zira bu vakitlerin tamamı zikir için uygun vakitlerdir.
"Ve ileyke’n-nüşûr/Diriliş Sanadır" sözünün sabah vakti söylenmesinin hikmeti şudur: Bu ifade, insanlara öldükten sonra gerçekleşecek olan büyük dirilişi ve kıyamet günü yeniden diriltilmeyi hatırlatır. Bu da yeni bir diriliştir, yeni bir gündür; o günde ruhlar (bedenlerine) geri döndürülür, insanlar (kabirlerinden) yayılır. İnsan, Allah’ın yarattığı bu yeni sabahta nefes alır. Bu sabah, insanoğlu için bir şahit olsun diye yaratılmıştır. Onun vakitleri ve anları ise amellerimiz için birer hazine hükmündedir.
“Ve ileyke’l-masîr/Dönüş Sanadır" sözünün akşam vakti söylenmesinin hikmeti şudur: İnsanlar gün boyunca işlerine, menfaatlerine ve geçimlerini temin etmeye dağılmışken, akşam olunca evlerine geri dönerler ve günün sonunda dinlenmeye çekilirler. İşte bu hâl, kulun Allah Teâlâ’ya dönüşünü; asıl dönüş yerini, varılacak son menzili ve nihai akıbeti hatırlatır.
Arapça açıklama
كان صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ إِذَا دخل عليه الصباحُ وهو أول النهار مع طلوع الفجر يقول:
(اللَّهُمَّ بِكَ أَصْبَحْنَا) مُلْتَبِسِيْن بحفظك مَغمُورين بنعمتك، مُشتَغِلين بذكرك، مستعينين باسمك، مَشمولين بتوفيقك، مُتَحَرِّكين بحولك وقوتك، (وَبِكَ أَمْسَيْنَا، وَبِكَ نَحْيَا، وَبِكَ نَمُوتُ) أي كاللفظ السابق مع جَعْلِه في المساء، فيقول: اللهم بك أمسينا، فباسمك المُحْيِي نَحْيَا، وباسمك المُميت نموت، (وَإِلَيْكَ النُّشُورُ) والبعث بعد الموت، والتفرُّق بعد الجمع، يستمر حالنا على هذا في جميع الأوقات، وسائر الحالات ولا أَنْفَكّ عنه ولا أَهْجُرُه.
وإِذَا دخل عليه المساء من بعد العصر قَالَ: (اللَّهُمَّ بِكَ أَمْسَيْنَا، وبكَ أصبحنا، وَبِكَ نَحْيَا، وَبِكَ نَمُوتُ، وَإِلَيْكَ المَصِيْر) والمرجع في الدنيا، والمآب في العُقْبى، فأنت تُحييني وأنت تميتني.
استحباب هذا الدعاء صباحًا ومساءً، تأسيًا بالنبي صلى الله عليه وسلم.
افتقارُ العبد إلى ربِّه في جميع أحواله وأوقاته.
الأفضل في قراءة الأذكار، في الصباح من طلوع الفجر إلى طلوع الشمس في أول النَّهار، ومن بعد العصر إلى ما قبل الغروب، فإن قالها بعد ذلك -يعني: قالها في الصباح بعد ارتفاع الضُّحى- أجزأه، وإن قالها بعد الظُّهر أجزأه، وإن قالها بعد المغرب أجزأه، فذلك وقتٌ للذكر.
مناسبة قوله "وإليك النُّشور" في الصباح، فهذا يُذكره بالإحياء والبعث الأكبر حينما يموت الناس ويُبعثون يوم القيامة، فهذا بعثٌ جديدٌ، ويومٌ جديدٌ تُردُّ فيه الأرواح، وينتشر فيه الناس، ويتنفّس هذا الصَّباح الجديد الذي خلقه الله؛ ليكون شاهدًا على ابن آدم، وتكون أوقاته وآناؤه خزائن لأعمالنا.
مناسبة قوله "وإليك المصير" في المساء، حين يرجع الناسُ من أعمالهم وانتشارهم في مصالحهم ومعايشهم، يرجعون إلى دورهم، ويخلدون إلى الراحة بعد أن تفرَّقوا، فيذكر بالرجوع إلى الله تبارك وتعالى المرجع، والمآل، والمصير.
وعنه عنه النبي، صلى الله عليه وسلم، أنه كان يقول إذا أصبح: "اللهم بك أصبحنا، وبك أمسينا، وبك نحيا، وبك نموت، وإليك النشور". وإذا أمسى قال: "اللهم بك أمسينا، وبك نحيا، وبك نموت، وإليك المصير". رواه أبو…
عن حذيفة، وأبي ذر رضي الله عنهما قالا: كان رسول الله صلى الله عليه وسلم إذا أوى إلى فراشه قال: "باسمك اللهم أموت وأحيا" وإذا استيقظ قال: "الحمد لله الذي أحيانا بعد ما أماتنا وإليه النشور" ((رواه…
وعن ابن مسعود رضي الله عنه قال: كان نبي الله صلى الله عليه وسلم، إذا أمسى قال: أمسينا وأمسى الملك لله، والحمد لله، لا إله إلا الله وحده لا شريك له" قال الراوي: أراه قال فيهن: "له الملك وله الحمد وهو على كل…