Muaviye b. Hayda –radıyallahu anh-’dan merfû olarak rivayet edilen bir hadiste Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmaktadır: «Bir topluluğu güldürmek için yalan söyleyen kimseye yazıklar olsun, yazıklar olsun!»
Rivayet eden: Ebû Dâvûd (No. 4990), Tirmizî (No. 2315), Ahmed b. Hanbel (No. 19191, 19200, 19216) ve Dârimî (No. 2586).
Hadiste; yalan söylemeye karşı şiddetli bir uyarı ve mizah ile insanları güldürmek için yalan söyleyen kimseyi ise helak ile tehdit vardır. Bu en çirkin işlerden biridir ve haramlığına dair şiddetle bir uyarı vardır. Bu fiil, müslümanın kesinlikle uzak durması gereken kötü ahlâktandır. Müslüman hangi halde olursa olsun, şeriatın izin verdiği durumlar dışında dilini yalan söylemekten temizlemelidir. Aynı şekilde güldürmek amacıyla yalan söylemek de haramdır. Dinleyenlerin, bu şekilde yalan söyleyen kimseyi uyarmaları ve buna karşı çıkıp bunu dinlememeleri gerekir.
Arapça açıklama
في الحديث تحذير شديد من الكذب ووعيد بالهلاك لمن يتعاطى الكذب من أجل المزاح وإضحاك الناس، فكان من أقبح القبائح، وتغليظ تحريمه، فهذا من الأخلاق السيئة التي يجب على المؤمن أن يتنزه عنها، وأن يبتعد عنها، ويطهر لسانه من الكذب في كل حال من الأحوال، إلا ما أذن الشارع فيه.
وكما يحرم التكلم بالكذب لأجل المزاح فكذلك يحرم على السامعين سماعه إذا علموه كذباً، بل يجب عليهم إنكاره.
الوعيد بالهلاك لمن يحدث الناس فيكذب عليهم.
يفهم من الحديث أن التفكه بالكلام والتنكيت إذا كان بحق وصدق فلا بأس به ولا سيما مع عدم الإكثار من ذلك، وقد كان النبي -صلى الله عليه وسلم- يمزح ولا يقول إلا حقًّا -صلى الله عليه وسلم-.
قوله في الحديث "ويل له ثم ويل له" إيذان فيه بشدة هلكته وعِظَمِ الأمر الذي وقع فيه.
أن الكذب وحده رأس كل مذموم، فإذا انضم إليه الضحك الذي يميت القلب ويجلب النسيان ويورث الرعونة كان أعظم إثماً.
أن الكذب إن اجتمع معه الضحك كان عذابه شديدًا فكذلك إن اجتمع معه أكلٌ للأموال بالباطل.
يدخل في هذا الحديث أصحاب التمثيليات الذين يضحكون الناس بالهزليات، ويأتون بشيء ليس واقعاً، إنما كذبٌ لأجل إضحاك الناس.
يدخل في الحديث أيضا ذكر أشياء لا حقيقة لها وتنسب لشخص (ما يسمى هذه الأيام بـالنكت).