Allah’ın rızası gözetilerek öğrenilmesi gereken bir ilmi, yalnızca dünya malından bir menfaat elde etmek amacıyla öğrenen kimse, Kıyamet Günü Cennet'in kokusunu bile bulamayacaktır
باب فِي طَلَبِ الْعِلْمِ لِغَيْرِ اللَّهِ تَعَالَى
Ebû Hureyre -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur:
«Allah’ın rızası gözetilerek öğrenilmesi gereken bir ilmi, yalnızca dünya malından bir menfaat elde etmek amacıyla öğrenen kimse, Kıyamet Günü Cennet'in kokusunu bile bulamayacaktır.» Cennet'in rayihasını kastetmiştir.
Rivayet eden: Ebû Dâvûd (No. 3664), İbn Mâce (No. 252) ve Ahmed b. Hanbel (No. 8103).
Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Aslında Allah Teâlâ’nın rızasını kazanmak amacıyla öğrenilmesi gereken şer'î/dînî bir ilmi; mal veya makam gibi dünyalık bir pay ve menfaat elde etmekten başka bir gaye gütmeksizin öğrenen kimse, kıyamet gününde cennetin kokusunu dahi duyamaz.»
Hadisten çıkan dersler
İlim öğrenmede ihlasın (samimiyetin) farz olduğu ve buna teşvik edildiği açıklanmıştır.
Şer‘î ilmi riya için veya dünyalık elde etmeye bir araç olarak edinmekten şiddetle sakındırma ve bunun büyük günahlardan olduğunun belirtilmesi.
Kim Allah Teâlâ’nın rızasını gözeterek ilim talep ederse ve bunun sonucunda dünya nimetleri kendiliğinden ona ulaşırsa, bunları alması caizdir ve bu durum ona zarar vermez.
Sindî -rahimehullah- şöyle demiştir: “‘Cennetin kokusu’ ifadesindeki ‘عَرْف’ kelimesi, koku anlamındadır. Burada Cennet'e girmesinin haram kılınmasının şiddetini ifade etmek için böyle bir anlatım kullanılmıştır. Çünkü bir şeyin kokusunu dahi alamayan kimse, o şeye ulaşamaz.”
Allah’ın rızasının gözetilmesi gereken bir ilmi sırf bir iş/meslek edinmek veya başka dünyevî amaçlar elde etmek için öğrenen kimsenin, bu niyetinden dolayı Allah’a tevbe etmesi gerekir. Allah Teâlâ, kendisine lütuf ve ihsanı bol olan yüce Allah’tır; samimi tevbe ettiği takdirde önceki bozuk niyetini bağışlar.
Bu uyarı, şer‘î ilim talep eden kimse hakkındadır. Ancak dünya menfaati elde etmek amacıyla mühendislik, kimya ve benzeri dünyevî ilimlerden birini öğrenen kimsenin niyeti bu konuda kendisine aittir.
Arapça açıklama
بيَّن النبي صلى الله عليه وسلم أنَ من تعلم العلم الشرعي الذي الأصل فيه أن يراد به رضى الله تعالى لا يتعلمه إلا ليصيب وينال به حظًا ومتاعًا من الدنيا من مالٍ أو جاهٍ لم يجد ريح الجنة يوم القيامة.
وجوب الإخلاص في طلب العلم، والحث على ذلك.
التحذير الشديد من اتخاذ العلم الشرعي رياءً أو مطية للدنيا، وأن ذلك من كبائر الذنوب.
أن من طلب العلم لله تعالى وجاءته الدنيا تبعا جاز له أخذها، ولم يضره ذلك.
قال السندي: قوله (عرف الجنة): الرائحة، مبالغة في تحريم الجنة؛ لأن من لا يجد ريح الشيء لا يتناوله.
من تعلم علمًا مما يبتغى به وجه الله من أجل الوظيفة، أو من أجل أغراض أخرى؛ فإن عليه التوبة إلى الله من ذلك، والله يمحو عنه ما حصل من النية الفاسدة وهو ذو الفضل العظيم سبحانه وتعالى.
هذا التحذير لطالب العلم الشرعي، أما من طلب علمًا من علوم الدنيا لأجل متاع الدنيا كالهندسة والكيمياء وغيرهما لأجل الدنيا فله نيته.