Ebû Saîd el-Hudrî -radıyallahu anh-'tan rivayet edildiğine göre, dedi ki: İki adam bir yolculuğa çıktılar. Namaz vakti geldi, ama yanlarında su yoktu. Bunun üzerine ikisi de temiz toprakla teyemmüm edip namaz kıldı. Sonra henüz namaz vakti çıkmadan su buldular. Bunun üzerine onlardan birisi abdest alıp namazı yeniden kıldı. Öteki ise kılmadı. Daha sonra Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'in yanına gelerek durumu ona anlattılar. Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- namazı iade etmeyene: «Doğru olanı yaptın, kıldığın namaz sana yeterlidir» dedi. Namazı iade edene ise: «Senin için iki kere ecir var.» dedi.
Rivayet eden: Ebû Dâvûd (No. 338) ve Dârimî (No. 737).
Değerli sahaber Ebû Saîd el-Hudrî -radıyallahu anh- anlatıyor ve şöyle diyor: ''İki adam bir yolculuğa çıktı. Namaz vakti geldi.'' (Bunun üzerine ikisi de temiz toprakla teyemmüm ettiler) (Sonra henüz namaz vakti çıkmadan su buldular. Bunun üzerine onlardan birisi abdest alıp namazı yeniden kıldı) O, bu namazı ya ilk namaz batıldır diye ya da ihtiyat için kıldı. (Öteki ise kılmadı) Kılmış olduğu şekildeki namazın sahih olduğuna binaen tekrar kılmadı. (Daha sonra Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'in yanına gelerek durumu ona anlattılar.) Yani ikisi için olan bu olayı anlattılar. Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- namazı iade etmeyene: «(Doğru olanı yaptın) kıldığın namaz sana yeterlidir.» dedi. Sünnette belirlenmiş olana uygun yaptın, dedi. Namazı iade edene ise: (Sen de iki ecir aldın) dedi. Daha önce olanı açıklar bir şekilde ve onu onaylayarak böyle dedi. Öbürüne gelince: (Abdest alana dedi ki): Yani (iade edene), yani yamazı vaktinde iade edene, «Sana iki defa namaz sevabı vardır» Yani iki defa namaz kılmış sevabı vardır. Her ikisi de doğru yaptı ve bunun üzerine sevap aldılar. Muhakkak ki Allah, amelini güzel yapanın ecrini zayi etmez. Bunda ihtiyatla amel etmenin daha faziletli olduğuna işaret vardır. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in buyurduğu gibi: «Seni şüphelere düşüren şeyleri bırak. Seni şüpheye düşürmeyen şeylere bak.»
Arapça açıklama
يقص الصحابي الجليل أبو سعيد الخدري رضي الله عنه فيقول:
(فصليا، ثم وجدا الماء في الوقت، فأعاد أحدهما الصلاة بوضوء) إما ظنا بأن الأولى باطلة، وإما احتياطا.
(ولم يعد الآخَر) بناء على ظن أن تلك الصورة صحيحة.
(ثم أتيا رسول الله صلى الله عليه وسلم فذكرا ذلك) أي: ما وقع لهما.
فقال صلى الله عليه وسلم للذي لم يعد: (أصبت السنة) أي: صادفت الشريعة الثابتة بالسنة. (وأجزأتك صلاتك) تفسير لما سبق، وتوكيد له.
وأما الآخر: (وقال للذي توضأ) أي: للصلاة (وأعاد) أي: الصلاة في الوقت، «لك الأجر مرتين» أي: لك أجر الصلاة مرتين؛ فإن كلا منهما صحيحة تترتب عليها مثوبة، وإنَّ الله لا يضيع أجر من أحسن عملاً، وفيه إشارة إلى أنَّ العمل بالأحوط أفضل، كما قال صلى الله عليه وسلم : «دع ما يريبك إلى ما لا يريبك».
مشروعية التيمم، واستقرار أمره لدى المسلمين في عهد النبي -صلى الله عليه وسلم-.
فقد الماء هو العذر الأول للطهارة بالتيمم، والثاني تعذر استعماله لمرض ونحوه.
جواز التيمم على ما تصاعد على وجه الأرض من أي تربة كانت، وعلى أي شيء طاهر على ظهر الأرض؛ لعموم الحديث.
لا بد من طهارة ما يُتَيَمَّم به من تراب أو متاع، فلا يصح التيمم بنجس .
من تيمم لفقد الماء ثم وجده، فلا يخلو من ثلاث حالات:الأولى: أن يجده بعد الصلاة وبعد خروج الوقت، فهذا لا إعادة عليه إجماعاً.الثانية: أن يجد الماء بعد الصلاة وقبل خروج الوقت، فهذا لا إعادة عليه، بل ولا تشرع له الإعادة.الثالثة: أن يجد الماء وهو يصلي، كأن يبعث أحداً في طلب الماء فيأتي وهو في الصلاة، فهذه الحالة يبطل التيمم وتبطل الصلاة، وعليه أن يتوضأ ويستأنف الصلاة.
وقوع الاجتهاد في زمنه -صلى الله عليه وسلم-، ممن كان بعيدًا عنه، فإن هذين الصحابيين اجتهدا، أحدهما لم يعد الصلاة، والثاني أعادها والنبي -صلى الله عليه وسلم- أقرَّهما على ذلك.
لا يجب الانتظار لآخر الوقت؛ لأجل تحصيل الماء، بل متى دخل وقت الصلاة وليس عند الإنسان ماء؛ فله أن يصلي، ولا يلزمه التأخير، إلا إن كان غلب على ظنه الحصول على الماء.