حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ سَعِيدٍ، عَنْ سُفْيَانَ، قَالَ حَدَّثَنِي الأَعْمَشُ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ جُبَيْرٍ، عَنْ أَبِي عَبْدِ الرَّحْمَنِ السُّلَمِيِّ، عَنْ أَبِي مُوسَى ـ رضى الله عنه ـ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ "
Ebu Musa -radıyallahu anh- merfu olarak rivayet ediyor: «İşittiği ezaya Allah’tan daha sabırlı hiç kimse/hiçbir şey yoktur. Zira ona çocuk isnat ederler. O ise onlara afiyet ve rızık vermeye devam eder.»
«İşittiği ezaya Allah’tan daha sabırlı hiç kimse /hiçbir şey yoktur.» Yani Allah Teâlâ herkesten daha sabırlıdır. es-Sabur ismi O’nun Esma-i Hüsna’sından bir isimdir. Manası; isyan eden kullarının cezasını hemen vermeyen demektir. el-Halîm isminin ifade ettiği manaya çok yakındır. el-Halîm ismi ceza vermede acele etmemeyi ifade etmesi bakımından daha kapsayıcıdır. «İşittiği ezaya Allah’tan daha sabırlı» Eza kelimesi sözlükte durumu hafif, eseri zayıf olan her türlü eziyet ve hoşlanılmayan şey anlamına gelir. Yüce Allah kullarını kendisine zarar veremeyeceklerini haber vererek şöyle buyurmuştur: “Küfürde yarışanlar seni üzmesin; şüphesiz onlar Allah'a bir zarar veremezler.” Kutsi bir hadiste ise şöyle buyurmuştur: “Ey kullarım, siz Bana zarar verecek herhangi bir fenalık yapamazsınız. Aynı şekilde bana fayda sağlayacak bir iyilik de yapamazsınız.” Yani canlılar ona hiçbir zarar veremezler ancak eziyet ederler. «Zira Ona çocuk isnat ederler» Yani ademoğlu her türlü noksanlıklardan münezzeh olan Allah Teâlâ’ya bu sözüyle sövmüş ve eziyet vermiş olur. O’na çocuk isnat etmek, ibadette ortak ve benzer koşmak böyledir. Zira tüm ibadetler yalnızca ona has kılınarak eda edilmelidir. «O ise onlara afiyet ve rızık vermeye devam eder.» Yüce Allah onların bu kötü davranışlarına iyilikle karşılık vermektedir. Onlar yüce Allah’ı eksiklik ve noksanlık isnat etmekte, münezzeh ve üstün olduğu hususların aksini iddia etmekteler. Rasûlleri yalanlamakta, emirlerine ters düşmekteler. Yapmalarını yasakladıkları şeyleri yapmaktadırlar. Allah Teâlâ ise onlara sağlık ve sıhhat vermekte, hastalıklarına şifa bahşetmekte, onları gece ve gündüz başlarına gelecek kötü şeylerden korumaktadır. Yer ve gökleri onların hizmetine sunarak rızık vermektedir. İşte bu sonsuz sabır ve ihsanın bir göstergesidir. Yüce Allah en doğrusunu bilendir.
Arapça açıklama
قوله: «ليس أحدٌ، أو: ليس شيءٌ أصبرَ» أي: الله تعالى أشد صبرًا من أي أحد، ومن أسمائه الحسنى «الصبور»، ومعناه: الذي لا يعاجل العصاة بالعقوبة، وهو قريب من معنى الحليم، والحليم أبلغ في السلامة من العقوبة.
قوله: «على أذى سمعه من الله» لفظ الأذى في اللغة هو لما خف أمره، وضعف أثره من الشر والمكروه، وقد أخبر سبحانه أن العباد لا يضرونه، كما قال تعالى: {وَلاَ يَحْزُنكَ الَّذِينَ يُسَارِعُونَ فِي الْكُفْرِ إِنَّهُمْ لَن يَضُرُّواْ اللهَ شَيْئاً}، وقال في الحديث القدسي: (يا عبادي إنكم لن تبلغوا ضري فتضروني ولن تبلغوا نفعي فتنفعوني) فبين أن الخلق لا يضرونه، لكن يؤذونه.
قوله: «إنَّهم لَيَدْعُون له ولدًا» أي: أن ابن آدم يؤذي الله تعالى ويسبه، بإضافة ما يتعالى ويتقدس عنه، مثل نسبة الولد إليه تعالى والند والشريك في العبادة، التي يجب أن تكون خالصة له وحده.
وقوله: «وإنَّه ليُعافِيهم ويرزُقُهم» أي: أنه تعالى يقابل إساءتهم بالإحسان، فهم يسيئون إليه تعالى بالعيب والسب، ودعوى ما يتعالى عنه ويتقدس، وتكذيب رسله ومخالفة أمره، وفعل ما نهاهم عن فعله، وهو يحسن إليهم بصحة أبدانهم، وشفائهم من أسقامهم، وحفظهم بالليل والنهار مما يعرض لهم، ويرزقهم بتسخير ما في السماوات والأرض لهم، وهذا غاية الصبر والحلم والإحسان، والله أعلم.
إثبات صفة الصبر لله، وصبره تعالى لا يماثل صبر المخلوق.