“Ey insanlar! Kendinize acıyın; siz ne sağıra dua ediyorsunuz; ne de bir gâibe! Muhakkak siz, sizi hakkıyla işiten yakın bir kimseye (Allah’a) dua ediyorsunuz ki, o sizinle beraberdir.” buyurdu.
باب مَا يُكْرَهُ مِنْ رَفْعِ الصَّوْتِ فِي التَّكْبِيرِ
Sahih
Sahîh-i Buhârî hadisi
Muttefekun aleyh (Buhârî ve Müslim)Sahîh-i Buhârî 2992
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يُوسُفَ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ عَاصِمٍ، عَنْ أَبِي عُثْمَانَ، عَنْ أَبِي مُوسَى الأَشْعَرِيِّ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ كُنَّا مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم، فَكُنَّا إِذَا أَشْرَفْنَا عَلَى وَادٍ هَلَّلْنَا وَكَبَّرْنَا ارْتَفَعَتْ أَصْوَاتُنَا، فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم "
Ebu Musâ el-Eşarî -radıyallahu anh-’dan rivayet edildiğine göre o şöyle demiştir: Bir seferde Allah Rasûlü -sallallahu aleyhi ve sellem- ile beraberdik. Yüksek bir yere çıktığımız zaman, lâ ilahe illallah diyor, tekbir getiriyorduk ve (bu esnada) seslerimiz yükseliyordu. Bunun üzerine Allah Rasûlü -sallallahu aleyhi ve sellem-: “Ey insanlar! Kendinize acıyın; siz ne sağıra dua ediyorsunuz; ne de bir gâibe! Muhakkak siz, sizi hakkıyla işiten yakın bir kimseye (Allah’a) dua ediyorsunuz ki, o sizinle beraberdir.” buyurdu.
Rivayet eden: Buhârî (No. 2992, 4205, 6384, 6409, 6610, 7386), Müslim (No. 2704a, 2704c, 2704d, 2704g, 2753b), Ebû Dâvûd (No. 1526), İbn Mâce (No. 3824) ve Ahmed b. Hanbel (No. 18699, 18754, 18758, 18774, 18779, 18780, 18818, 18910).
Ebu Musâ el-Eşarî -radıyallahu anh-’ın rivayet ettiği hadiste sahâbeler, bir seferde Allah Rasûlü -sallallahu aleyhi ve sellem- ile beraber idiler. Lâ ilahe illallah diyorlar, tekbir getiriyorlar ve (bu esnada) seslerini yükseltiyorlardı. Bunun üzerine Allah Rasûlü -sallallahu aleyhi ve sellem- :“Ey insanlar! Kendinize acıyın; yani seslerinizi yükselterek kendinize yazık etmeyin ve zorluk çıkarmayın. Siz ne sağıra dua ediyorsunuz; ne de bir gâibe! Muhakkak siz, sizi hakkıyla işiten yakın bir kimseye (Allah’a) dua ediyorsunuz ki, o sizinle beraberdir.” buyurdu. O Allah Azze ve Celle ki sizler tesbih (subhanallah), tahmîd (elhamdulillah) ve tekbir (Allahu Ekber) ederken sizin seslerinizi yükseltmenize ihtiyacı yoktur. Çünkü Allah, yakînen (ve hakkıyla) işiten ve görendir. Bununla birlikte Allah, göklerin üzerindedir, fakat her şeyi hakkıyla kuşatmıştır. “Sizler, sizi hakkıyla işiten ve gören yakın bir kimseye (Allah’a) dua ediyorsunuz” sözünün anlamı; bu, burada zikredilen sıfatlara kemal anlamda sahip olan Allah Azze ve Celle hakkında kullanılan bir övme kipidir. Gizli de olsa hiçbir ses O’nun hakkıyla işitmesinden uzak olamaz. O, gecenin karanlığında kapkara bir taşın üzerindeki karıncanın sesini dahi işitir. Bundan daha gizli ve küçük olan sesleri de işitir. Aynı şekilde hiçbir şey de Allah’ın görmesine engel olamaz ve O’nun görmesinden gizli kalamaz. O, sizin konuştuklarını, seslerinizi ve çıkardığınız bütün kelimeleri hakkıyla işitendir. Aynı şekilde sizin hareketlerinizi görendir. O, sizinle beraberdir ve O’na (Allah’a) sesini işittirmek isteyen ve dua etmek isteyene çok yakın olandır. Ve O, kuşatmasıyla bütün yarattıklarıyla beraberdir. Bütün mahlûkat, O’nun kabzasındadır. Bununla birlikte O, arşının üzerinde ve bütün yarattıklarının üstündedir. Her ne kadar işitme ve görme Allah’ın zatından ayrılmayan (sabit) sıfatlardan olsa da yarattıklarından hiçbir şey O’na gizli kalmaz. Bu sıfatlar; tekyifsiz (nasıllığına gitmeksizin), temsilsiz (bir misal vermeksizin), tahrifsiz ve tevilsiz bir şekilde O’nun zatına ve celâline layık olan sıfatlardır.
Arapça açıklama
حديث أبي موسى الأشعري رضي الله عنه أنهم كانوا مع النبي صلى الله عليه وسلم في سفر، فكانوا يهللون ويكبرون ويرفعون أصواتهم، فقال النبي صلى الله عليه وسلم : "أيها الناس اربعوا على أنفسكم" -يعني: هونوا عليها، ولا تشقوا على أنفسكم في رفع الصوت؟- "فإنكم لا تدعو أصم ولا غائباً"، إنما تدعون سميعاً مجيباً قريباً"، وهو الله عز وجل لا يحتاج أن تجهدوا أنفسكم في رفع الصوت عند التسبيح والتحميد والتكبير؛ لأن الله تعالى يسمع ويبصر وهو قريب جل وعلا، مع أنه فوق السماوات لكنه محيط بكل شيء جل وعلا .
قوله: "تدعون سميعاً بصيراً قريباً"، وهذه صيغ مبالغة لله؛ لأن له تعالى تمام الكمال من هذه الصفات، فلا يفوت سمعه أي حركة وإن خفيت، فيسمع دبيب النملة على الصفاة الصماء في ظلمة الليل، وأخفى من ذلك، كما أنه تعالى لا يحجب بصره شيء من الحوائل، فهو يسمع نغماتكم وأصوات أنفاسكم وجميع ما تتلفظون به من كلمات، ويبصر حركاتكم، وهو معكم قريب من داعيه، وهو أيضاً مع جميع خلقه باطلاعه وإحاطته، وهم في قبضته، ومع ذلك هو على عرشه عال فوق جميع مخلوقاته، ولا يخفى عليه خافية في جميع مخلوقاته مهما كانت.
والسمع والبصر والقرب صفات ثابتة لله عز وجل على الوجه اللائق به، من غير تكييف ولا تمثيل ولا تحريف ولا تأويل.
كراهية رفع الصوت بالذكر والدعاء.
إثبات السمع والبصر والقرب لله تعالى بلا تحريف ولا تمثيل، ولا تكييف ولا تعطيل.
تفسير معية الله، وأنها معية علم بكافة الخلق، ورعاية وقرب للمؤمنين.
وعن أبي موسي الأشعري رضي الله عنه قال: كنا مع النبي صلى الله عليه وسلم في سفر، فكنا إذا أشرفنا على واد هللنا وكبرنا وارتفعت أصواتنا، فقال النبي صلى الله عليه وسلم :”يا أيها الناس أربعوا عل أنفسكم فإنكم لا تدعون أصم…
Râvi: Ebû Mûsâ el-Eş'arî
Hüküm yokMuttefekun aleyh (Buhârî ve Müslim)Riyâzü's-Sâlihîn 1443
وعن أبي موسى رضي الله عنه قال: قال لي رسول الله صلى الله عليه وسلم: "ألا أدلك على كنز من كنوز الجنة ؟" فقلت: بلى يا رسول الله قال: "لا حول ولا قوة إلا بالله" ((متفق عليه)).
Râvi: Ebû Mûsâ el-Eş'arî
Hüküm yokMuttefekun aleyh (Buhârî ve Müslim)Bulûğu'l-Merâm 1547