حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، حَدَّثَنَا يَحْيَى، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ، قَالَ حَدَّثَنِي خُبَيْبُ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ حَفْصِ بْنِ عَاصِمٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ ـ رضى الله عنه ـ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ "
Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-, hiçbir gölgenin olmadığı (Kıyamet) gününde Allah Teâlâ’nın Arşı'nın gölgesi altında barındıracağı yedi sınıf Mümini şöyle müjdelemiştir: Birincisi: Kendisi fâsık olmayan ve idaresi altındaki kimselere karşı adaletle davranıp zulmetmeyen adaletli yöneticidir. Burada kastedilen lider, en yüksek otoritenin (devlet başkanlığının) sahibidir. Müslümanların işlerinden herhangi bir idari sorumluluk üstlenip de o hususta adaletle hükmeden herkes bu sınıfa dahil edilir. İkincisi: Allah'a ibadet ederek yetişen ve gençlik yıllarını, kuvvetini ve canlılığını ibadetle geçiren; sonunda da bu hâl üzere ölen gençtir. Üçüncüsü: Kalbi mescide bağlı olan kimse. Bu bağ o kadar güçlüdür ki, mescide duyduğu yoğun muhabbet ve sürekli orada bulunma arzusu nedeniyle, dışarı çıktığında adeta yeniden dönene kadar kalbi mescittedir. Çünkü mescidi çok sever, ona devam eder ve orada bulunmaktan büyük bir huzur duyar. Her ne kadar bedeni bir ihtiyaç sebebiyle mescidin dışında olsa da kalbi mescitle beraberdir. Dördüncüsü: Her birinin diğerini Allah için gerçek anlamda sevdiği iki kişidir. Aralarındaki dinî muhabbeti sürdürür, dünyaya ait geçici bir sebeple onu bozmazlar. Gerçekten bir araya gelmiş olsalar da olmasalar da, ölüm aralarını ayırıncaya kadar bu sevgi üzere devam ederler. Beşincisi: Soylu, şerefli, itibar, makam, mal ve güzellik sahibi bir kadının kendisiyle gayrimeşru ilişkide bulunmayı (zina etmeyi) talep ettiği, ancak bunu reddedip kadına: 'Ben Allah’tan korkarım' diyen kişidir. Altıncısı: Az veya çok sadaka veren, bunu gösteriş için yapmayan; bilakis onu öyle gizleyen kimsedir ki, sağ elinin infak ettiğini sol eli bile bilmez. Yedincisi: İnsanlardan uzak, yalnız kaldığında kalbiyle veya diliyle Allah'ı zikreden, O'nun korkusu ve azameti karşısında gözlerinden yaşlar boşalan kimsedir.
Hadisten çıkan dersler
Bahsedilen yedi sınıf insanın faziletleri ve onları örnek almak teşvik edilmiştir.
İbn Hacer -rahimehullah- ‘O'nun gölgesinde’ ifadesi hakkında şöyle demiştir: ‘Bununla Allah'ın Arş’ının gölgesinin kastedildiği söylenmiştir. Said b. Mansur'un hasen bir isnatla rivayet ettiği Selman hadisi de buna delalet eder: «Allah'ın, Kendi Arş’ının gölgesinde gölgelendireceği yedi sınıf insan vardır...»’"
İbn Hacer -rahimehullah- şöyle demiştir: ‘Adil (yönetici) kavramının yapılmış en güzel açıklaması şudur: O, ifrat (aşırılık) ve tefrite (ihmale) kaçmaksızın, her şeyi olması gereken yere koyarak Allah'ın emrine uyan kimsedir. Faydasının genel ve kapsamlı olması sebebiyle (hadiste) ilk sırada zikredilmiştir.
Bir namazdan sonra bir sonraki namazı beklemenin fazileti ifade edilmiştir.
Nevevî -rahimehullah- şöyle demiştir: İnsanların birbirlerini Allah için sevmeleri teşvik edilmiş ve bunun büyük fazileti açıklanmıştır.
Makam ve güzellik; insanların onlara karşı duyduğu aşırı arzu ve hırs ile bunlara ulaşmanın zor olması sebebiyle (hadiste) özel olarak belirtilmiştir.
En iyi sadaka, gizli tutulan ve gösterişten uzak olandır. Bununla birlikte; riyadan uzak kalması, başkalarını infak etmeye teşvik etmesi, örnek teşkil etmesi ve İslam'ın şiarlarını izhar etmesi niyetiyle sadaka ve zekatın açıktan verilmesi de meşrudur (caizdir).
Bu yedi sınıf insan, Allah Teâlâ'ya karşı samimiyetleri ve nefsi arzularına muhalefetleri sayesinde bu nimete kavuşmuşlardır.
Allah'ın gölgelendireceği yedi sınıf (insan)’ ifadesindeki bu sayısal sınırlama amaçlanmamıştır. Bilakis, hadiste geçen bu sınıfların dışında, Allah'ın kendi Arş'ının gölgesinde gölgelendireceği başka kimselerin de olduğuna dair (başka rivayetler) gelmiştir.
İbn Hacer -rahimehullah- şöyle demiştir: Bu hadiste erkeklerin zikredilmiş olmasının özel bir sınırlayıcı anlamı yoktur; aksine kadınlar da zikredilen bu amellerde erkeklere ortaktır. Ancak "Adil yönetici" ifadesinden kastın devlet başkanlığı olması durumu müstesnadır. Bu durumun dışında, kadının da çoluk çocuk sahibi olması ve onlar arasında adaletle davranması halinde bu maddeye dahil olması mümkündür. Ayrıca "kalbi mescitlere bağlı olma" özelliği de (kadınlar için) hariç tutulur; çünkü kadının evinde kılması mescitte kılmasından daha faziletlidir. Bunların dışındaki diğer maddelerde ise kadınların (erkeklerle) ortaklığı aynen geçerlidir. Hatta bir kadının kendisini davet etmesi (aslında nefsine uymaya çağırması) karşısında direnen erkek maddesi; örneğin, yakışıklı bir kralın (veya makam sahibi bir adamın) kendisini harama davet ettiği, ancak kadının ihtiyaç duymasına rağmen Allah korkusuyla buna karşı çıktığı bir kadın modelinde de aynen tasavvur edilebilir.
Arapça açıklama
بشّر النبي صلى الله عليه وسلم سبعة أصناف من المؤمنين يظلهم الله تعالى في ظل عرشه يوم لا ظل إلا ظله:
الأول: إمام عدل في نفسه غير فاسق، عادل بين رعيته غير ظالم؛ وهو صاحب الولاية العظمى، ويلتحق به كل من ولي شيئًا من أمور المسلمين فعدل فيه.
الثاني: شاب نشأ في عبادة الله، وأفنى شبابه ونشاطه، حتى توفي على ذلك.
الثالث: رجل قلبه معلق بالمسجد، إذا خرج منه حتى يعود إليه لشدة حبه وكثرة ملازمة المسجد واستمرار الكون فيه بالقلب وإن عرض للجسد عارض وكان خارج المسجد.
الرابع: رجلان أحب كلٌّ منهما الآخر في الله حقيقة، وداما على المحبة الدينية ولم يقطعاها بعارض دنيوي سواء اجتمعا حقيقة أم لا حتى فرق بينهما الموت.
الخامس: ورجل طلبته امرأة إلى نفسها لفعل الفاحشة، وهي ذات أصل وشرف وحسب وجاه ومال وجمال، فأبى وقال لها: إني أخاف الله.
السادس: رجل قد تصدق بصدقة قليلة أو كثيرة ولم يراءِ فيها بل أخفاها حتى لا تعلم شماله ما تنفقه يمينه.
السابع: رجل ذكر الله بقلبه من التذكر، أو بلسانه من الذكر، في خلاء عن الناس ففاضت الدموع من عينيه خشية وتعظيمًا لله تعالى.
فضل الأصناف السبعة المذكورة والحث على الاقتداء بها.
قال ابن حجر في قوله "في ظله": قيل المراد: ظل عرشه، ويدل عليه حديث سلمان عند سعيد بن منصور بإسناد حسن "سبعة يظلهم الله في ظل عرشه".
قال ابن حجر: وأحسن ما فسر به العادل أنه الذي يتبع أمر الله بوضع كل شيء في موضعه من غير إفراط ولا تفريط، وقدّمه في الذكر لعموم النفع به.
فضل انتظار الصلاة بعد الصلاة.
قال النووي: فيه الحث على التحابّ بالله وبيان عظيم فضله.
الأفضل في الصدقة الإسرار والأبعد من الرياء، وإن كان يشرع الجهر بالصدقة والزكاة إن سلمت عن الرياء وقصد بها حث الغير على الإنفاق وليقتدي به غيره، ولإظهار شعائر الإسلام.
إنما نال هؤلاء السبعة ذلك النعيم بالإخلاص لله تعالى ومخالفة الهوى.
قوله: "سبعة يظلهم الله": حصْرهم بهذا العدد ليس مرادًا، بل ورد غير الأصناف الواردة في الحديث ممن يظلهم الله بظل عرشه.
قال ابن حجر: ذكر الرجال في هذا الحديث لا مفهوم له؛ بل يشترك النساء معهم أي مع الرجال في الأعمال فيما ذكر، إلا إن كان المراد بالإمام العادل الإمامة العظمى، وإلا فيمكن دخول المرأة حيث تكون ذات عيال فتعدل فيهم، وتخرج خصلة ملازمة المسجد؛ لأن صلاة المرأة في بيتها أفضل من المسجد، وما عدا ذلك فالمشاركة حاصلة لهن، حتى الرجل الذي دعته المرأة فإنه يتصور في امرأة دعاها ملك جميل مثلًا فامتنعت خوفًا من الله تعالى مع حاجتها.
" سبعة يظلهم الله في ظله يوم لا ظل إلا ظله: إما عادل، وشاب نشأ في عبادة الله عز وجل، ورجل قلبه معلق بالمساجد. ورجلان تحابا في الله اجتمعا عليه ، وتفرقا عليه، ورجل دعته امرأة ذات حسن وجمال، فقال: إني أخاف الله…
Râvi: Ebû Hureyre
Hüküm yokMuttefekun aleyh (Buhârî ve Müslim)Riyâzü's-Sâlihîn 449
وعنه قال: قال رسول الله ، صلى الله عليه وسلم:"سبعة يظلهم الله في ظله يوم لا ظل إلا ظله: إمام عادل، وشاب نشأ في عبادة الله ، ورجل قلبه معلق في المساجد، ورجلان تحابا في الله، اجتمعا عليه، وتفرقا عليه، ورجل دعته…
Hüküm yokMuttefekun aleyh (Buhârî ve Müslim)Riyâzü's-Sâlihîn 658
وعن أبى هريرة رضي الله عنه، عن النبى صلى الله عليه وسلم قال: “سبعة يظلهم الله في ظله يوم لا ظل إلا ظله: إمام عادل، وشاب نشأ في عبادة الله تعالى، ورجل قلبه معلق بالمساجد، ورجلان تحابا في الله اجتمعا عليه وتفرقا عليه…
Râvi: Ebû Hureyre
Hüküm yokMuttefekun aleyh (Buhârî ve Müslim)Bulûğu'l-Merâm 631