İçeriğe geç

Sahîh-i Buhârî24. kitap

Sadaka ayeti indiği zaman sırtımızda birşeyler taşırdık (o kazancımızdan sadaka verirdik).(Münafıklar) Dediler ki: (Bu) riyakârdır. (Hemen ardından) Başka bir adam daha geldi ve bir sa' miktarı sadaka verdi. (Oradakiler) Allah'ın, bunun verdiği bir sa' sadakaya ihyiyacı yoktur, dediler. Bunun üzerine şu ayet nazil oldu: "Sadaka vermekte gönülden davranan müminlere dil uzatan ve güçlerinin yetebildiğinden başkasını bulamayanlarla alay edenler (var ya), Allah da onları alaya alır ve onlar için elim bir azap vardır."

باب اتَّقُوا النَّارَ وَلَوْ بِشِقِّ تَمْرَةٍ

Sahih Sahîh-i Buhârî hadisi Muttefekun aleyh (Buhârî ve Müslim) Mevkûf (sahabe sözü) Sahîh-i Buhârî 1415

Râvi:Abu Mas‘ûd al-Badrî

حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا أَبُو النُّعْمَانِ الْحَكَمُ ـ هُوَ ابْنُ عَبْدِ اللَّهِ الْبَصْرِيُّ ـ حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ سُلَيْمَانَ، عَنْ أَبِي وَائِلٍ، عَنْ أَبِي مَسْعُودٍ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ

لَمَّا نَزَلَتْ آيَةُ الصَّدَقَةِ كُنَّا نُحَامِلُ، فَجَاءَ رَجُلٌ فَتَصَدَّقَ بِشَىْءٍ كَثِيرٍ فَقَالُوا مُرَائِي‏.‏ وَجَاءَ رَجُلٌ فَتَصَدَّقَ بِصَاعٍ فَقَالُوا إِنَّ اللَّهَ لَغَنِيٌّ عَنْ صَاعِ هَذَا‏.‏ فَنَزَلَتِ ‏‏{‏الَّذِينَ يَلْمِزُونَ الْمُطَّوِّعِينَ مِنَ الْمُؤْمِنِينَ فِي الصَّدَقَاتِ وَالَّذِينَ لاَ يَجِدُونَ إِلاَّ جُهْدَهُمْ‏}‏ الآيَةَ‏.‏

Ebû Mes'ud Ukbe b. Amr el-Ensârî el-Bedrî -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre o, şöyle dedi: Sadaka ayeti indiği zaman sırtımızda birşeyler taşırdık (o kazancımızdan sadaka verirdik).(Münafıklar) Dediler ki: (Bu) riyakârdır. (Hemen ardından) Başka bir adam daha geldi ve bir sa' miktarı sadaka verdi. (Oradakiler) Allah'ın, bunun verdiği bir sa' sadakaya ihyiyacı yoktur, dediler. Bunun üzerine şu ayet nazil oldu: "Sadaka vermekte gönülden davranan müminlere dil uzatan ve güçlerinin yetebildiğinden başkasını bulamayanlarla alay edenler (var ya), Allah da onları alaya alır ve onlar için elim bir azap vardır." (Tevbe Sûresi: 79)

Rivayet eden: Buhârî (No. 1415, 4668), Müslim (No. 1018a, 1018b) ve Nesâî (No. 2530).

Kopyala
Kopyalanacaklar:
Hata bildir

Açıklama

Ebû Mes'ud -radıyallahu anh- dedi ki; "Sadaka ayeti indiği zaman"; yani sadaka vermeyi teşvik eden ayet indiği zaman. Hâfız (İbn Kesîr) dedi ki: Sanki o Allah Teâlâ'nın şu ayetine işaret ediyor: (Onların mallarından sadaka (zekat) al, bununla onları (günahlardan) temizlersin.) (Tevbe Sûresi:103) Sahabe hemen ve çabuk bir şekilde Rasûlullah -sallalahu aleyhi ve sellem-'e sadaka vermek için acele davrandılar. Her biri gücünün yettiği miktarda sadakayı Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'e taşıyıp getiriyordu. Adamın biri çok sadaka ile geldi, bir adam da az bir sadaka ile geldi. Münâfıklar da eğer adamın biri çok sadaka ile gelirse bu riyâkârdır, Allah'ın rızasını hedeflememiştir dediler. Şayet az bir sadaka ile gelirse de Allah'ın bunun sadakasına ihtiyacı yoktur, dediler. Bir adam da bir sa' miktarı (üç kilo) sadaka ile gelince; Allah'ın senin bir sa' (üç kilo) olarak getirdiğin sadakaya ihtiyacı yoktur, dediler. Bunun üzerine Allah -Azze ve Celle-; "Sadaka vermekte gönülden davranan müminlere dil uzatan ve güçlerinin yetebildiğinden başkasını bulamayanlarla alay edenler (var ya), Allah da onları alaya alır ve onlar için elim bir azap vardır." (Tevbe Suresi: 79) ayetini indirdi. Yani Allah rızası için gönüllerinden ve güçlerinin yettiğinden sadaka verenleri ayıplıyorlardı. Onlar da (münâfıklar) sahabelerle alay ediyorlardı. (Çekiştirip onlarla alay edenler var ya, Allah işte onları alaya alır. Ve onlar için elem verici azap vardır). Onlar Müminlerle dalga geçip onları alaya aldılar, Allah işte onları alaya alır). Böyle bir duruma düşmekten Allah'a sığınırız/Allah esirgesin.

Arapça açıklama

قال أبو مسعود رضي الله عنه لما نزلت آية الصدقة: يعني الآية التي فيها الحث على الصدقة قال الحافظ: كأنه يشير إلى قوله تعالى : (خُذْ مِنْ أَمْوَالِهِمْ صَدَقَةً تُطَهِّرُهُمْ وَتُزَكِّيهِم بِهَا) جعل الصحابة رضي الله عنهم يبادرون ويسارعون في بذل الصدقات إلى رسول الله صلى الله عليه وسلم ، كل واحد يحمل بقدرته من الصدقة إلى رسول الله صلى الله عليه وسلم ، فجاء رجل بصدقة كثيرة، وجاء رجل بصدقة قليلة، فكان المنافقون إذا جاء الرجل بالصدقة الكثيرة؛ قالوا: هذا مُراءٍ، ما قصد به وجه الله، وإذا جاء الرجل بالصدقة القليلة؛ قالوا: إن الله غني عنه، وجاء رجل بصاع، قالوا: إن الله غني عن صاعك هذا.

فأنزل الله عز وجل : (الذين يلمزون المطوعين من المؤمنين في الصدقات والذين لا يجدون إلا جهدهم) أي: يعيبون المتطوعين المتصدقين، والذين لا يجدون إلا جهدهم، فهم يلمزون هؤلاء وهؤلاء، (فيسخرون منهم سخر الله منهم ولهم عذاب أليم)، فهم سخروا بالمؤمنين؛ فسخر الله منهم، والعياذ بالله.

  • مسارعة الصحابة إلى فعل الطاعات، ومجاهدة أنفسهم على ذلك مع قلة ما في أيديهم.
  • على المسلم أن يعمل ويخلص عمله لله، ولا يلتفت بعد ذلك إلى المُثَبِّطِين.
  • الحث على الصدقة ولو بالشيء اليسير.
  • عدم احتقار المعروف وإن كان قليلًا.
  • على الإنسان أن يطيع ربه قدر استطاعته، ويتصدق بما يقدر عليه وإن قل، وعليه ألا يلتفت إلى الآخرين من المنافقين وأصحاب الدعايات السيئة.
  • فيه ضيق أحوال بعض الصحابة -رضي الله عنهم-.
  • مُدافعة الله -عزو جل- للمؤمنين.
  • شِدَّة عداوة المنافقين للمؤمنين.

Klasik şerh

İbn Hacer el-Askalânî — Fethu'l-Bârî

حَدِيث أَبِي مَسْعُود وَرَدَ مِنْ وَجْهَيْنِ تَامًّا وَمُخْتَصَرًا. قَوْله : ( عَنْ سُلَيْمَان ) هُوَ الْأَعْمَشُ , وَأَبُو مَسْعُود هُوَ الْأَنْصَارِيّ الْبَدْرِيّ. قَوْله : ( لَمَّا نَزَلَتْ آيَةُ الصَّدَقَةِ ) كَأَنَّهُ يُشِيرُ إِلَى قَوْلِهِ تَعَالَى ( خُذْ مِنْ أَمْوَالِهِمْ صَدَقَةً ) الْآيَة. قَوْله : ( كُنَّا نُحَامِلُ ) أَيْ : نَحْمِلُ عَلَى ظُهُورِنَا بِالْأُجْرَةِ , يُقَالُ : حَامَلْت بِمَعْنَى حَمَلْت كَسَافَرْت. وَقَالَ الْخَطَّابِيّ : يُرِيدُ نَتَكَلَّفُ الْحَمْل بِالْأُجْرَةِ لِنَكْتَسِب مَا نَتَصَدَّقُ بِهِ , وَيُؤَيِّدُهُ قَوْلُهُ فِي الرِّوَايَةِ الثَّانِيَةِ الَّتِي بَعْدَ هَذِهِ حَيْثُ قَالَ " اِنْطَلَقَ أَحَدُنَا إِلَى السُّوقِ فَيُحَامِلُ " أَيْ : يَطْلُبُ الْحَمْلَ بِا…

Devamını oku

Âlimlerin hükümleri

Hüküm, kitabın (Sahîh-i Buhârî) konumundan alınmıştır.

Diğer rivayetler

Sahih Muttefekun aleyh (Buhârî ve Müslim) Sahîh-i Müslim 1018a

أُمِرْنَا بِالصَّدَقَةِ ‏.‏ قَالَ كُنَّا نُحَامِلُ - قَالَ - فَتَصَدَّقَ أَبُو عَقِيلٍ بِنِصْفِ صَاعٍ - قَالَ - وَجَاءَ إِنْسَانٌ بِشَىْءٍ أَكْثَرَ مِنْهُ فَقَالَ الْمُنَافِقُونَ إِنَّ اللَّهَ لَغَنِيٌّ عَنْ صَدَقَةِ…

Râvi: Abu Mas‘ûd al-Badrî Yalnız Arapça

Sahih Muttefekun aleyh (Buhârî ve Müslim) Sünen-i Nesâî 2530

بِالصَّدَقَةِ فَتَصَدَّقَ أَبُو عَقِيلٍ بِنِصْفِ صَاعٍ وَجَاءَ إِنْسَانٌ بِشَىْءٍ أَكْثَرَ مِنْهُ فَقَالَ الْمُنَافِقُونَ إِنَّ اللَّهَ عَزَّ وَجَلَّ لَغَنِيٌّ عَنْ صَدَقَةِ هَذَا وَمَا فَعَلَ هَذَا الآخَرُ إِلاَّ…

Râvi: Abu Mas‘ûd al-Badrî Yalnız Arapça

Hüküm yok Muttefekun aleyh (Buhârî ve Müslim) Riyâzü's-Sâlihîn 110

Ebû Mes’ûd Ukbe ibn Âmir el Ensârî el Bedrî (Allah Ondan razı olsun) şöyle demiştir: Sadaka ayeti: “Bunun içindir ki, ey Peygamber! Bundan sonra artık onların mallarından zekat al ki; bununla onları günahlarından temizleyesin, onların sevaplarını artırıp, yüceltesin ve onlar için dua et; çünkü…

السادس عشر‏:‏ عن أبي مسعود عقبة بن عمرو الأنصاري البدري رضي الله عنه قال‏:‏ لما نزلت آيه الصدقة كنا نحامل على ظهورنا‏.‏ فجاء رجل فتصدق بشيء كثير فقالوا‏:‏ مراءٍ، وجاء رجل آخر فتصدق بصاع فقالوا‏:‏ إن الله لغني عن صاع…

Râvi: Abu Mas‘ûd al-Badrî

Ayrıca rivayet edenler… (3)
  • السنن الكبرى للنسائي (2292)أَمَرَنَا رَسُولُ اللَّهِ ﷺ بِالصَّدَقَةِ ، فَتَصَدَّقَ أَبُو عَقِيلٍبِنِصْفِ صَاعٍ ، وَجَاءَ إِنْسَانٌ بِشَيْءٍ أَكْثَرَ مِنْهُ ، فَقَالَ الْمُنَافِقُونَ : إِنَّ اللَّهَ لَغَنِيٌّ عَنْ صَدَقَةِ هَذَا ، وَمَا فَعَلَ هَذَا الآخَرُ إِلا رِيَاءً ، فَنَزَلَتْ الَّذِينَ يَلْمِزُونَ الْمُطَّوِّعِينَ مِنَ
  • تاريخ ابن أبي خيثمة (881)أُمِرْنَا بِالصَّدَقَةِ كُنَّا نَتَحَامَلُ فَنَتَصَدَّقُ ، فَجَاءَ أَبُو عَقِيلٍ بِنِصْفِ صَاعٍ وَجَاءَ إِنْسَانٌ بِشَيْءٍ أَكْثَرَ مِنْهُ ، فَقَالَ الْمُنَافِقُونَ : إِنَّ اللَّهَ لَغَنِيٌّ عَنْ صَدَقَةِ هَذَا وَمَا فَعَلَ هَذَا الآخَرُ إِلا رِيَاءً ، فَنَزَلَتْ الَّذِينَ يَلْمِزُونَ الْمُطَّوِّعِي
  • غوامض الأسماء المبهمة لابن بشكوال (339)لَمَّا أَمَرَنَا رَسُولُ اللَّهِ ﷺ بِالصَّدَقَةِ ، تَصَدَّقَ ابْنُ عَقِيلٍ بِنِصْفِ صَاعٍ ، وَجَاءَ إِنْسَانٌ بِأَكْثَرَ مِنْهُ ، فَقَالَ الْمُنَافِقُونَ : إِنَّ اللَّهَ لَغَنِيٌّ عَنْ صَدَقَةِ هَذَا ، وَمَا فَعَلَ هَذَا الآخَرُ إِلا رِيَاءً . فَنَزَلَتْ : الَّذِينَ يَلْمِزُونَ الْمُطَّوِّعِينَ مِنَ

Geçen âyetler

Konular