10:91 ayetinin metni
ءَآلْـَٰٔنَ وَقَدْ عَصَيْتَ قَبْلُ وَكُنتَ مِنَ ٱلْمُفْسِدِينَ ٩١
Okunuşu
āl'āna waqad ʿaṣayta qablu wakunta mina l-muf'sidīna
Meal
Şimdi mi? Sen, önceden isyan etmiş ve bozgunculardan olmuştun!
سورة يونس، الآية ٩١
ءَآلْـَٰٔنَ وَقَدْ عَصَيْتَ قَبْلُ وَكُنتَ مِنَ ٱلْمُفْسِدِينَ ٩١
āl'āna waqad ʿaṣayta qablu wakunta mina l-muf'sidīna
Şimdi mi? Sen, önceden isyan etmiş ve bozgunculardan olmuştun!
Yûnus Suresi’nin 91. ayeti (10:91) Mekki bir surededir; 11. cüzde, Mushaf’ın 219. sayfasında yer alır. Arapçasını okunuşu, mealleri ve tefsiriyle okuyun, 74 kârinin sesinden dinleyin.
74 kâriden 80 tilavet: birini seçin, oynatıcıda başlasın.
Hayattan ümidini kestikten sonra şimdi mi iman ediyorsun? Ey Firavun! Muhakkak ki sen, azabın inmesinden önce onu inkâr edip yolundan alıkoyarak Allah'a isyan ettin. Sen, kendinin yoldan çıkması ve kendin dışındakileri de saptırmak suretiyle bozgunculardan olmuştun.
91. Yüce Allah böyle bir durumda iman etmenin kendisine herhangi bir fayda sağlamayacağını beyan ederek şöyle buyurmaktadır: “Şimdi mi?” iman ediyor ve Allah’ın Rasûlünü tasdik ettiğini ifade ediyorsun? “Halbuki sen bundan önce isyan etmiş” masiyetlerle, küfür ve yalanlamakla meydan okumuş “ve fesatçılardan olmuştun.” Bu konuda Yüce Allah’ın uygulayageldiği kanunu gereği iman etmenin sana hiçbir faydası olmayacaktır. Çünkü kâfirler, iman etmenin artık kaçınılmaz olduğu böyle bir duruma ulaştıkları takdirde edecekleri imandan yararlanamayacaklardır. Zira onların imanları, tıpkı Kıyamet gününe ulaşan kimsenin iman etmesi gibi gözle görme sonucu iman etmeye benzer. Oysa fayda veren iman, görmeden olan imandır.
Yûnus suresinin 89-97. ayetleriyle ilgilidir (Mushafın 219. sayfası).
Şimdi mi? Sen, önceden isyan etmiş ve bozgunculardan olmuştun!
Şimdi mi (iman ettin)! Halbuki daha önce isyan etmiş ve bozgunculardan olmuştun.
Şimdi mi? Oysa bundan önce hep isyan etmiştin ve fesatçılardan idin.
فَلَمَّا تَرَٰٓءَا ٱلْجَمْعَانِ قَالَ أَصْحَٰبُ مُوسَىٰٓ إِنَّا لَمُدْرَكُونَ …
İki topluluk birbirini görünce, Mûsâ’nın adamları: "İşte yakalandık." dediler. …
وَلَقَدْ أَوْحَيْنَآ إِلَىٰ مُوسَىٰٓ أَنْ أَسْرِ بِعِبَادِى فَٱضْرِبْ لَهُمْ طَرِيقًا فِى ٱلْبَحْرِ يَبَسًا لَّا تَخَٰفُ دَرَكًا وَلَا تَخْشَىٰ
Şüphesiz Mûsâ'ya, yetişilmesinden korkmadan ve (boğulmaktan) endişe duymaksızın kullarımı geceleyin yürüyüşe geçir ve onlara denizde kuru bir yol aç diye vahyettik.
فَلَمَّا رَأَوْا۟ بَأْسَنَا قَالُوٓا۟ ءَامَنَّا بِٱللَّهِ وَحْدَهُۥ وَكَفَرْنَا بِمَا كُنَّا بِهِۦ مُشْرِكِينَ …
Onlar bizim azabımızı gördüklerinde: "Yalnız Allah'a iman ettik ve O'na ortak koştuğumuz şeyleri inkâr ettik" dediler. …
وَجَعَلْنَٰهُمْ أَئِمَّةً يَدْعُونَ إِلَى ٱلنَّارِ وَيَوْمَ ٱلْقِيَٰمَةِ لَا يُنصَرُونَ
Biz onları, ateşe çağıran öncüler kıldık. Kıyamet günü de kendilerine yardım edilmeyecektir.