Neml Suresi’nin 37. ayeti (27:37) Mekki bir surededir; 19. cüzde, Mushaf’ın 380. sayfasında yer alır. Arapçasını okunuşu, mealleri ve tefsiriyle okuyun, 73 kârinin sesinden dinleyin.
Neml Suresi 37. ayeti dinleyin
73 kâriden 79 tilavet: birini seçin, oynatıcıda başlasın.
Tüm sesler (79)
37. ayetin tefsiri
el-Muhtasar
Süleyman -aleyhisselam- (kraliçenin) elçisine şöyle dedi: "Getirmiş olduğun hediye ile onların yanına geri dön. Muhakkak ki biz, karşı duramayacakları bir orduyla kraliçeye ve kavmine geleceğiz. Eğer boyun eğerek bana gelmezler ise, izzet içindeyken onları aşağılık bir halde, küçük düşürerek Sebe'den çıkaracağız."
37. Daha sonra elçiye -akıllı bir kimse olduğunu görüp sözünü olduğu gibi aktaracağını anladığından- mektuba gerek olmaksızın şu tavsiyede bulundu: Getirdiğin hediyenle birlikte “Onlara geri dön (ve şunu bildir:) Andolsun üzerlerine karşı koyamayacakları ordularla geleceğiz.” Onlar, bu ordularımızın önünde durma gücünü bulamayacaklardır. “ve onları kesinlikle zelil ve küçük düşmüş bir halde oradan çıkartacağız.” Elçi de kavmine geri döndü ve onlara Süleyman aleyhisselam’ın söylediklerini bildirdi. Bunun üzerine Süleyman’ın yanına gitmek üzere gerekli yol hazırlıklarına koyuldular.
İmanın izzeti, Mümin kimseyi değersiz ve geçici dünyalık şeylerden etkilenmekten korur.
Maddi olan şeyleri sevmek ve ona güvenmek kâfirlerin özelliklerindendir.
Yüce Allah'ın nimetlerine karşı Mümin kimsenin hisleri sürekli açık olmalıdır.
Düşmana karşı uygun davranışta bulunmak için onun zekâ seviyesi sınanabilir.
Düşmanları etkilemek için onlara karşı sahip olunan üstün taraflar gösterilmelidir.
37. ayetin diğer mealleri
Onlara dön. Karşı koyamayacakları bir ordu ile gelmekte olduğumuzu haber ver. Onları aşağılık bir halde, küçük düşürerek oradan çıkaracağız.
(Ey elçi!) Onlara dön; iyi bilsinler ki, kendilerine asla karşı koyamayacakları ordularla gelir, onları muhakkak surette hor ve hakir halde oradan çıkarırız!
"(Ey elçi) Onlara var (söyle); iyi bilsinler ki, kendilerine asla karşı koyamayacakları ordularla gelir, onları, muhakkak surette hor ve hakir halde oradan çıkarırız!"