Enbiyâ Suresi’nin 9. ayeti (21:9) Mekki bir surededir; 17. cüzde, Mushaf’ın 322. sayfasında yer alır. Arapçasını okunuşu, mealleri ve tefsiriyle okuyun, 74 kârinin sesinden dinleyin.
Enbiyâ Suresi 9. ayeti dinleyin
74 kâriden 80 tilavet: birini seçin, oynatıcıda başlasın.
Tüm sesler (80)
9. ayetin tefsiri
el-Muhtasar
Sonra resulleri ve Müminlerden dilediğimiz kimseleri helak olmaktan kurtarıp resullerimize verdiğimiz sözü yerine getirdik. Allah'ı inkâr ederek ve günahları işleyerek haddi aşanları helak ettik.
7-9. Bu buyruk, şu sözleriyle son peygamberi yalanlayan kişilerin şüphelerine bir cevaptır: “O niye yemeye, içmeye, pazarlarda gezip dolaşarak alış-veriş yapmaya ihtiyacı olmayan bir melek değildir? Niçin ebedi bir hayatı yok? Onun böyle olmayışı peygamber olmadığının delilidir.” Bu gibi şüpheler peygamberleri yalanlayanların kalplerinde hep var olagelmiştir. Onlar küfürleriyle birbirlerine benzedikleri gibi sözleri de birbirlerine benzemiştir. Şanı Yüce Allah, kendisinden önceki rasûlleri -velev ki peygamber olduğunu bütün kesimlerin kabul ettiği ve müşriklerin de kendilerinin onun dini … Devamını oku
Kıyametin çok yakın olması, onun için hazırlık yapmayı gerektirir.
Kalplerin boş işlerle meşgul olması onları haktan uzaklaştırır.
Yüce Allah'ın ilmi, kulların tüm söz ve fiillerini kuşatmıştır.
Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'in konumu ile ilgili müşriklerin ihtilaf etmesi, karışıklık ve huzursuzluk içinde olduklarına delalet eder.
Şüphesiz ki düşmanlarına karşı yardım ederek ve destek olarak Yüce Allah resuller ve Müminlerle beraberdir.
Kur'an, kendisine iman edip onunla amel eden kimseler için şeref ve izzettir.
9. ayetin diğer mealleri
Onlara verdiğimiz sözü tuttuk, onları ve dilediklerimizi kurtardık, haddi aşanları ise helâk ettik.
Sonra onlara (verdiğimiz) sözü yerine getirdik; böylece, hem onları hem de dilediğimiz (başka) kimseleri kurtuluşa erdirdik; müsrifleri de helâk ettik.
Sonra biz onlara verdiğimiz sözü yerine getirdik; hem onları, hem de dilediğimiz kimseleri kurtardık, aşırı gidenleri yok ettik.