İçeriğe geç

A’râf Suresi 164. Ayet

سورة الأعراف، الآية ١٦٤

7:164 9. cüz 17. hizb Mushaf’ta 172. sayfa Mekki sure

7:164 ayetinin metni

وَإِذْ قَالَتْ أُمَّةٌ مِّنْهُمْ لِمَ تَعِظُونَ قَوْمًا ٱللَّهُ مُهْلِكُهُمْ أَوْ مُعَذِّبُهُمْ عَذَابًا شَدِيدًا قَالُوا۟ مَعْذِرَةً إِلَىٰ رَبِّكُمْ وَلَعَلَّهُمْ يَتَّقُونَ ۝١٦٤

Okunuşu

wa-idh qālat ummatun min'hum lima taʿiẓūna qawman l-lahu muh'likuhum aw muʿadhibuhum ʿadhāban shadīdan qālū maʿdhiratan ilā rabbikum walaʿallahum yattaqūna

Meal

Onlardan bir topluluk şöyle diyordu: "Allah’ın helâk edeceği ve şiddetli bir ceza ile cezalandıracağı topluma niye öğüt veriyorsunuz?" Onlar da: "Rabbinize karşı bir mazeret beyan edelim diye bir de belki sakınırlar/takvalı olurlar diye öğüt veriyoruz." dediler.

Başka bir dilde meal
Mahmud Halil el-Husari Sure içinde oku

A’râf Suresi’nin 164. ayeti (7:164) Mekki bir surededir; 9. cüzde, Mushaf’ın 172. sayfasında yer alır. Arapçasını okunuşu, mealleri ve tefsiriyle okuyun, 72 kârinin sesinden dinleyin.

A’râf Suresi 164. ayeti dinleyin

72 kâriden 78 tilavet: birini seçin, oynatıcıda başlasın.

Tüm sesler (78)

164. ayetin tefsiri

el-Muhtasar

Ey Resul! Hani içlerinden bir grup, onları bu kötü işlerden yasaklamış ve onları sakındırmıştı. Bu gruba başka bir grup: "Allah'ın kendilerini dünyada işledikleri günahları ile helak edeceği yahut kıyamet gününde şiddetli bir azap ile cezalandıracağı bir kavme niçin öğüt veriyorsunuz?" dediği zaman öğüt verenler; iyiliği emretmemiz ve kötülükten nehyetmemiz bize emredildiği içindir. Biz onlara nasihat ediyoruz ki Rabbimiz nasihat etmeyi terk ettiğimiz için bizi cezalandırmasın. Belki öğütten faydalanırlar, bulundukları ve işlemekte oldukları günahlardan da sakınırlar.

Büyük tefsirler

es-Sa’dî Tefsiri

164. “Hani içlerinden bir topluluk” Yani zikri geçen son grup “Allah’ın kendilerini helak edeceği veya onlara çetin bir azapla azap edeceği bir kavme ne diye öğüt veriyorsunuz ki?” demişti” Onlar bu sözleri ile şunu demek istiyorlardı: “Allah’ın yasak kıldığı haramları çiğneyen ve verilen öğütlere kulak asmayan, aksine haddi aşmaya ve azgınlığa devam eden kimselere öğüt vermenin faydası yoktur. Böylelerini Yüce Allah ya helak edecek yahut da çetin bir azab ile mutlaka cezalandıracaktır.” Ancak öğüt verenler şöyle dediler: Bizim öğüt verip onları bu işten alıkoymak isteyişimiz “Rabbinize karşı … Devamını oku

A’râf Suresi’nin tamamının tefsiri

Bu ayetlerden çıkarılan faydalar

A’râf suresinin 164-170. ayetleriyle ilgilidir (Mushafın 172. sayfası).

  • Eğer bir topluma günahları sebebi ile üzerlerine Allah'ın azabı inerse aralarından iyiliği emredip kötülükten nehyedenler o azaptan kurtulur.
  • Yüce Allah'ın azabından sakınmak gerekir. Allah -Subhanehu ve Teâlâ- İsrailoğulları'ndan bir taifeyi itaatsizlikleri sebebi ile maymunlara döndürerek onlara dünyada azap göndermiştir. Bu azap son derece korkutucudur.
  • Yüce Allah, İsrailoğulları üzerine zillet, adilik ve sefalet yazmıştır. Zulüm yapmaları ve hak yoldan sapmalarından dolayı her zaman onlara azabı tattıran kimseler göndereceğini bildirmiştir.
  • Dünyanın nimetleri ne kadar çok azametli görünse de; âhiretin daimî olan nimetleri yanında çok azdır ve kıymetsizdir.
  • Bir kulun, imandan sonra gelen en faziletli ameli namaz kılmaktır. Çünkü namaz dinin direğidir.

164. ayetin diğer mealleri

Onlardan bir topluluk şöyle diyordu: Allah’ın helak edeceği ve şiddetli bir ceza ile cezalandıracağı topluma niye öğüt veriyorsunuz? Rabbinize karşı bir mazeret beyan edelim diye bir de belki sakınırlar/takvalı olurlar! diye cevap verdiler.

   İçlerinden bir topluluk: «Allah'ın helâk edeceği yahut şiddetli bir şekilde azap edeceği bir kavme ne diye öğüt veriyorsunuz?» dedi. (Öğüt verenler) dediler ki: "Rabbimize mazeret olmak üzere.. Belki sakınırlar" demişlerdi.

İçlerinden bir topluluk, "Allah'ın helâk edeceği, ya da çetin bir azapla cezalandıracağı bir kavme ne diye nasihat ediyorsunuz" dediği vakit, o uyarıda bulunanlar dediler ki; "Rabbiniz tarafından mazur görülmemiz için, bir de belki günahlardan sakınırlar diye."

164. ayet kelime kelime

  1. وَإِذْ wa-idh artık
  2. قَالَتْ qālat dedi
  3. أُمَّةٌ ummatun bir topluluk
  4. مِّنْهُمْ min'hum içlerinden
  5. لِمَ lima niçin?
  6. تَعِظُونَ taʿiẓūna öğüt veriyorsunuz
  7. قَوْمًا qawman bir kavme
  8. ٱللَّهُ l-lahu Allah'ın
  9. مُهْلِكُهُمْ muh'likuhum helak edeceği
  10. أَوْ aw yahut
  11. مُعَذِّبُهُمْ muʿadhibuhum azabedeceği
  12. عَذَابًا ʿadhāban bir azapla
  13. شَدِيدًا shadīdan şiddetli
  14. قَالُوا۟ qālū dediler ki
  15. مَعْذِرَةً maʿdhiratan ma'zeret için
  16. إِلَىٰ ilā Rabbinize
  17. رَبِّكُمْ rabbikum
  18. وَلَعَلَّهُمْ walaʿallahum ve belki
  19. يَتَّقُونَ yattaqūna korunurlar (diye)

Daha fazlası

11 Ekim 2026 Pazar 30 ربيع الآخر 1448 هـ