wa-alladhīna ʿamilū l-sayiāti thumma tābū min baʿdihā waāmanū inna rabbaka min baʿdihā laghafūrun raḥīmun
Meal
O kötü amelleri işleyip de ardından tevbekâr olarak iman edenlere gelince şüphe yok ki, Rabbin ondan (tövbeden) sonra elbette çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.
A’râf Suresi’nin 153. ayeti (7:153) Mekki bir surededir; 9. cüzde, Mushaf’ın 169. sayfasında yer alır. Arapçasını okunuşu, mealleri ve tefsiriyle okuyun, 72 kârinin sesinden dinleyin.
A’râf Suresi 153. ayeti dinleyin
72 kâriden 78 tilavet: birini seçin, oynatıcıda başlasın.
Tüm sesler (78)
153. ayetin tefsiri
el-Muhtasar
Ey Resul! Allah'a karşı şirk koşarak, günah işleyip kötülük yapanlar bunların ardından Allah'a tövbe ederek iman ederlerse, kuşkusuz senin Rabbin bu tövbeden ve şirkten imana, günahlardan itaatlere döndükten sonra onların günahlarını örterek bağışlar ve onlara karşı çok merhamet eder.
153. Şirk, büyük ve küçük günah kabilinden “kötülükler işleyip de onların ardından” geçmişe pişman olup vazgeçerek ve bir daha da ona dönmemeye kesin karar vererek “tevbe ve” hem Allah’a hem de Allah’ın kendisine iman edilmesini farz kıldığı hususlara “iman edenlere gelince” ki iman, imana bağlı olarak yerine getirilmesi gereken kalbi ameller ile azaların işleyeceği ameller olmadıkça tamam olmaz “Rabbin bu (tevbenin) ardından” yani kötülüklerden tevbe edip itaatlere dönüş halinden sonra “elbette ki Ğafurdur” kötülükleri yeryüzü dolusunca olsa bile bağışlar ve siler; “Rahimdir” tevbeleri kabul etmekle, hayır işlerine muvaffak kılmakla ve onları da kabul etmekle merhamette bulunur.
Ayetlerde, delillerin açık olması halinde içtihat yapıp hata eden kimse hakkında verilecek hükümlerde mazur görülmeyeceğine dair delil vardır. Fıkıh âlimleri bunu uzak tevil diye isimlendirirler.
Dua etmenin adabından bir tanesi de insanın ilk önce kendi nefsi için dua etmeye başlamasıdır. Musa -aleyhisselam- dua etmeye kendi nefsinden başlamış, Allah'ın kendisine gazaplanmasına karşı edepli olma adına önce kendi adına bağışlanma talep etmiştir. Sonra buzağıya tapma hususunda kavmine engel olmayıp, ihmalkâr ya da gevşek davranmış olma ihtimalinden dolayı kardeşi için bağışlanma talep etmiştir.
Öfkeden ve öfkenin kişinin aklını ele geçirmesinden sakındırılmıştır. Bu sebepten dolayı Yüce Allah, emreden ve yasaklayan öfkeymiş gibi yatışıp sakinleşme eylemini öfkeye nispet etmiştir.
Yüce Allah'ın öfkesinden, O'nun insanı yok edip imha etmesinden korkmak gerekir. Musa -aleyhisselam-'ın Rabbinin makamındaki durumuna ve Rabbinin öfkesinden korkusuna bakılmalıdır.
153. ayetin diğer mealleri
Kötülük işleyenleri, sonra ardından tevbe edip iman edenleri, şüphesiz Rabbin ondan (tevbeden) sonra da bağışlayan ve merhamet edendir.
Kötülükler yaptıktan sonra ardından tevbe edip de iman edenlere gelince, şüphesiz ki o tevbe ve imandan sonra, Rabbin elbette bağışlayan ve esirgeyendir.
O kötü amelleri işleyip de sonra arkasından tevbe ve iman edenler için hiç şüphe yok ki, Rabbin bundan sonra yine de affedici ve merhamet edicidir.
153. ayet kelime kelime
وَٱلَّذِينَwa-alladhīnaonlar ki
عَمِلُوا۟ʿamilūyaptıktan
ٱلسَّيِّـَٔاتِl-sayiātikötülükler
ثُمَّthummasonra
تَابُوا۟tābūtevbe ettiler
مِنۢminardından
بَعْدِهَاbaʿdihā
وَءَامَنُوٓا۟waāmanūve iman ettiler
إِنَّinnamuhakkak ki
رَبَّكَrabbakaRabbin
مِنۢminondan sonra
بَعْدِهَاbaʿdihā
لَغَفُورٌlaghafūrunelbette bağışlayandır
رَّحِيمٌraḥīmunesirgeyendir
153. ayetle ilgili ayetler
Lafzen benzer ayetler
Bu ayetle ortak bir ifadeyi paylaşırlar: ezberlerken birbirinden ayırt etmeye yarar.
Ayrıca Rabbin işkencelere uğratıldıktan sonra hicret edenlere, sonra da cihad edenlere ve sabredenlere; Evet, Rabbin muhakkak bundan sonra çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.
Sonra, şüphesiz ki Rabbin; bir cahillikle kötülük yapan, sonra bunun ardından tövbe eden ve durumunu düzeltenlerden yanadır. Şüphesiz ki Rabbin bundan sonra elbette çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.