حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ مَهْدِيٍّ، حَدَّثَنَا مُعَاوِيَةُ بْنُ صَالِحٍ، عَنِ الْحَسَنِ بْنِ جَابِرٍ اللَّخْمِيِّ، عَنِ الْمِقْدَامِ بْنِ مَعْدِيكَرِبَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم
" أَلاَ هَلْ عَسَى رَجُلٌ يَبْلُغُهُ الْحَدِيثُ عَنِّي وَهُوَ مُتَّكِئٌ عَلَى أَرِيكَتِهِ فَيَقُولُ بَيْنَنَا وَبَيْنَكُمْ كِتَابُ اللَّهِ فَمَا وَجَدْنَا فِيهِ حَلاَلاً اسْتَحْلَلْنَاهُ وَمَا وَجَدْنَا فِيهِ حَرَامًا حَرَّمْنَاهُ وَإِنَّ مَا حَرَّمَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم كَمَا حَرَّمَ اللَّهُ "
Mikdam b. Madikerb -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve selem- şöyle buyurmuştur:
«Kişinin koltuğuna oturup, benim bir hadisim kendisine ulaştığında şöyle demesi yakındır: Bizimle sizin aranızda Allah’ın kitabı vardır. Onda helal olarak bulduğumuzu helal sayar, haram olarak bulduğumuzu da haram sayarız. Oysa (dikkat edin!) Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in haram kıldığı da Allah’ın haram kıldığı gibidir.»
Rivayet eden: Tirmizî (No. 2664), İbn Mâce (No. 12), Ahmed b. Hanbel (No. 16564) ve Dârimî (No. 585).
Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-, bir grubun oturduğu bir mecliste içlerinden birinin arkasına yaslanarak Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'in bir hadisi kendisine ulaştığında: "Dinimizle ilgili hususlarda bizimle sizin aranızı ayıran Kur'an-ı Kerim'dir ve o bize yeter. Onda bir helal bulursak amel ederiz, onda bir haram bulursak ondan uzak dururuz." diyeceği zamanın yakın olduğunu haber vermiştir. Sonra Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- sünnetinde haram kıldığı ve yasakladığı her şeyin Allah'ın kitabında yasakladığına benzer bir hükmü olduğunu açıklamıştır. Çünkü Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-, Rabbinin kendisine haber verdiği şeyleri aktarmaktadır.
Hadisten çıkan dersler
Kur'an-ı Kerim'e hürmet edildiği gibi sünnete de hürmet edilir ve verdiği hükümler ile amel edilir.
Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'e itaat etmek Yüce Allah'a itaat etmektir, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'e isyan etmek Yüce Allah'a isyan etmektir.
Sünnetin hüccet olduğuna bir delil, sünnetleri reddeden ve inkâr edenlere bir reddiyedir.
Sünnetten yüz çeviren ve Kur'an-ı Kerim bana yeter iddiasında bulunan kişi, hakikatte Kur'an ve sünnetten yüz çeviren, Kur'an'a uyduğu iddiasında yalancı olan kimsedir.
Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'in peygamberliğinin delillerinden birisi de; gelecekte olacak bir şeyden haber vermesidir ve haber verdiği gibi de olmuştur.
Arapça açıklama
أخبر النبي صلى الله عليه وسلم أنه قد اقترب زمان يكون فيه صنف من الناس جالس، أحدهم متكئ على فراشه، يبلغه الحديث عن النبي صلى الله عليه وسلم، فيقول: الذي يَفْصِلُ بيننا وبينكم في الأمور هو القرآن الكريم فهو يكفينا، فما وجدنا فيه من حلال عملنا به، وما وجدنا فيه من حرام ابتعدنا عنه.
ثم بَيَّن النبي صلى الله عليه وسلم أن كل شيء حرّمه أو نهى عنه في سنته فهو في الحكم مثل ما حرّمه الله في كتابه؛ لأنه المبلغ عن ربه.
تعظيم السنة كما يُعَظَّم القرآن ويؤخذ بها.
طاعة الرسول هي طاعة لله ومعصيته هي معصية لله تعالى.
ثبوت حُجِيّة السنة والرد على من يَرُدُّ السُّننَ أو ينكرها.
مَن أعرض عن السُّنَّة وادعى الاقتصار على القرآن فهو مُعرِضٌ عنهما جميعًا كاذبٌ في دعوى اتباع القرآن.
من دلائل نبوته صلى الله عليه وسلم إخباره عن شيء بأنه سيقع في المستقبل، ووقع كما أخبر.