«Allah kâinatı karanlıkta yarattı. Sonra onların üzerine nurundan saçtı. Kime bu nurdan isabet ettiyse o kimse hidâyeti bulmuştur ve kime de isabet etmemişse o kimse dalalettedir. Bu yüzden derim ki; izzet ve celâl sahibi olan Allah'ın ilmine uygun olarak (kâinat takdir edildi ve) kalem kurudu. (hüküm kesinleşti)»
Abdullah b. Amr -radıyallahu anh-'tan rivayet edildiğine göre o, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'i şöyle buyururken işittim demiştir: «Allah kâinatı karanlıkta yarattı. Sonra onların üzerine nurundan saçtı. Kime bu nurdan isabet ettiyse o kimse hidâyeti bulmuştur ve kime de isabet etmemişse o kimse dalalettedir. Bu yüzden derim ki izzet ve celâl sahibi olan Allah'ın ilmine uygun olarak (kâinat takdir edildi ve) kalem kurudu. (hüküm kesinleşti.)»
Rivayet eden: Tirmizî (No. 2642) ve Ahmed b. Hanbel (No. 6356).
Bu hadis Allah -Azze ve Celle-'nin kâinatı karanlıkta yarattığını açıklıyor. Sonra da onların üzerine nurundan saçmıştır. Kime o nurdan isabet ettiyse o kimse Cennet'e giden hidâyeti bulmuştur. Kime de isabet etmeyip onu geçmiş ve ona ulaşmamış ise o kimse dalâlete düşüp hak yoldan çıkmıştır.Çünkü hidayet ve dalâlet Allah'ın ilmine uygun olarak gelmiştir. Kimin için ezelde hükmetmişse o sabit kalır ve değişmez. Kalemin kuruması onu anlatan bir ibaredir.
Arapça açıklama
هذا الحديث يبيِّن أن الله عز وجل خلق الخلق في ظلمة، وألقى عليهم شيئاً من نوره، فمن أصابه شيء من ذلك النور اهتدى إلى طريق الجنة، ومن أخطأه ذلك النور وجاوزه ولم يصل إليه ضل وخرج عن طريق الحق؛ لأن الاهتداء والضلال قد جاء موافقًا لعلم الله، وما حَكَم به في الأزل، لا يتغير ولا يتبدل، وجفاف القلم عبارة عنه.
إثبات صفة النور لله -عز وجل-.
الهداية والضلال من عند الله -سبحانه-، يهدي من يشاء ويضل من يشاء.
إثبات علم الله -عز وجل-.
كل شيء سيكون كتبه الله في اللوح المحفوظ، لا يتغير ولا يتبدل.