Ömer b. Hattâb -radıyallahu anh- şöyle demiştir: Nadîroğulları'nın malları Allah -Celle Celâluhu-'nun peygamberine verdiği ganimetlerdir. Müslümanların at ve deveye binerek sürmedikleri mallardır. Sadece Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'e özeldir. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-, ailesinin bir yıllık yiyeceğini ayırırdı. Sonra kalanı atlara, silahlara ve Allah -Azze ve Celle- yolunda savaş hazırlığına ayırırdı.''
Rivayet eden: Tirmizî (No. 1719), Buhârî (No. 2904, 4885), Müslim (No. 1757a, 1757b), Nesâî (No. 4140) ve Ahmed b. Hanbel (No. 166, 319).
Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- Medine'ye muhacir olarak geldiği zaman, etrafında Yahudi topluluklar gördü, onları çağırdı. Dinleri üzere kalmalarına, O'nunla savaşmayacaklarına ve Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'e karşı düşmanlarına yardım etmeyeceklerine dair onlarla anlaşma yaptı. Sahabeden Amr b. Ümeyye ed-Damrî -radıyallahu anh- Âmiroğulları'ndan iki adamı öldürdü. Onları Müslümanların düşmanı zannediyordu. Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- iki adamın diyetini vermeyi üstlendi. Nadîroğulları'nın yaşadığı köye doğru iki diyet için onlardan yardım istemeye gitti. Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- onların çarşılarından birinde oturup onlardan yardım beklerken anlaşmayı bozup onu öldürmek istediler. Onların hainliğini bildiren vahiy semadan geldi. Onlara ve sahabesinden hazır olanlara sanki ihtiyaç gidermeye gidermiş gibi onların köylerinden çıktı. Medine'ye yöneldi. Sahabelerinin üzerine ağır hareket edince O'nun arkasından çıktılar ve onlara Yahudilerin -Allah Teâlâ onları kötü yapsın- hainliğini haber verdi. Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- onları köylerinde altı gün abluka altına aldı. Taki Şam'a, Hîra'ya ve Hayber'e çıkmaları için aralarında anlaşma yapılana kadar. Onların malları; savaşmadan ve müslümanlara da hiçbbir zorluk bulaşmaksızın elde edilen soğuk ganimet oldu. (Bunlar;) Müslümanların at ve deveye binerek sürmedikleri (kolayca elde ettikleri) mallardır. Onların malları; Allah ve Rasûlü'nündür. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- bu mallardan ailesinin yiyecek olması için bir yıllık kadarını ayırır, kalan kısmını da Müslümanların genel ihtiyaçları için harcardı. O zaman bu maslahatların en uygun olanı cihad için silahlar ve atlar hazırlamaktı. Her vakit genel maslahatlar için uygun olan harcama yerleri vardır.
Arapça açıklama
لما قدم النبي صلى الله عليه وسلم المدينة مهاجراً، وجد حولها طوائف من اليهود، فوادعهم وهادنهم، على أن يبقيهم على دينهم، ولا يحاربوه، ولا يعينوا عليه عَدُوا.
فقتل رجل من الصحابة يقال له عمرو بن أمية الضمري رضي الله عنه رجلين من بنى عامر، يظنهما من أعداء المسلمين.
فتحمل النبي صلى الله عليه وسلم دية الرجلين، وخرج إلى قرية بنى النضير يستعينهم على الديتين.
فبينما هو جالس في أحد أسواقهم ينتظر إعانتهم، إذ نكثوا العهد وأرادوا قتله.
فجاءه الوحي من السماء بغدرهم، فخرج من قريتهم مُوهِماً لهم وللحاضرين من أصحابه أنه قام لقضاء حاجته، وتوجه إلى المدينة.
فلما أبطأ على أصحابه، خرجوا في أثره فأخبرهم بغدر اليهود- قبَّحَهُمُ الله تعالى- وحاصرهم في قريتهم ستة أيام، حتى تمَّ الاتفاق على أن يخرجوا إلى الشام والحِيرَة وخَيبَرَ.
فكانت أموالهم فَيْئاً بارداً، حصل بلا مشقة تلحق المسلمين، إذ لم يُوجِفُوا عليه بخيل ولا ركاب.
فكانت أموالهم لله ولرسوله، يَدَخِّرُ منها رسول الله صلى الله عليه وسلم قوت أهله لمدة سنة، ويصرف الباقي في مصالح المسلمين العامة، وأولاها في ذلك الوقت عُدةُ الجهاد من الخيل والسلاح، ولكل وقت ما يناسبه من المصارف للمصالح العامة.
أن أموال بنى النضير صارت فيئا لمصالح المسلمين العامة، إذ حصلت بلا كلفة ولا مشقة تلحق المسلمين المجاهدين.فكل ما كان مثلها مما تركه الكفار فزعا من المسلمين، أو صولحوا على أنها لنا، والجزية والخراج، فهو لمصالح المسلمين العامة.
يحق للإمام من الفيء ما يكفيه ويكفي من يمون.
أن يتحرى الإمام في صرف الفيء وكذلك صرف ما في بيت مال المسلمين المصالح النافعة، ويبدأ بالأهم فالأهم، ولكل وقت ما يناسبه.
جواز ادّخار القوت، وأنه لا ينافى التوكل على الله -تعالى- فإن النبي -صلى الله عليه وسلم- أعلى المتوكلين، وقد ادخر قوت أهله.