İçeriğe geç

Riyâzü's-Sâlihîn3. kitap

Riyâzü's-Sâlihîn 797

- باب صفة طول القميص والكم والإزار وطرف العمامة وتحريم إسبال شئ من ذلك على سبيل الخيلاء وكراهته من غير خيلاء

Hüküm yok Riyâzü's-Sâlihîn 797

وعن قيس بن بشر التغلبى قال‏:‏ أخبرني أبى - وكان جليساً لأبى الدرداء-قال‏:‏ كان بدمشق رجل من أصحاب النبي صلى الله عليه وسلم يقال له سهل بن الحنظلية، وكان رجلاً متوحداً قلما يجالس الناس، إنما هو في صلاة ، فإذا فرغ فإنما هو تسبيح وتكبير حتى يأتى أهله، فمر بنا ونحن عند أبى الدرداء فقال أبو الدرداء‏:‏ كلمةً تنفعنا ولا تضرك‏.‏ قال‏:‏ بعث رسول الله صلى الله عليه وسلم سرية فقدمت ، فجاء رجل منهم فجلس في المجلس الذي يجلس فيه رسول الله صلى الله عليه وسلم ، فقال لرجل إلى جنبه‏:‏ لو رأيتنا حين التقينا نحن والعدو،فحمل فلان وطعن، فقال‏:‏ خذها منى،وأنا الغلام الغفارى، كيف ترى في قوله‏؟‏ قال‏:‏ ما أراه إلا قد بطل أجره‏.‏ فسمع بذلك آخر فقال‏:‏ ما أرى بذلك بأساً ، فتنازعا حتى سمع رسول الله صلى الله عليه وسلم فقال‏:‏ ‏"‏سبحان الله‏؟‏لا بأس أن يؤجر ويحمد‏"‏ فرأيت أبا الدرداء سر بذلك، وجعل يرفع رأسه إليه ويقول‏:‏ أنت سمعت ذلك من رسول الله صلى الله عليه وسلم ‍‍‍‍‍‍‏؟‏ فيقول‏:‏ نعم‏.‏ فما زال يعيد عليه حتى إني لأقول ليبركن على ركبتيه‏.‏ قال‏:‏ فمر بنا يوماً آخر، فقال له الدرداء‏:‏ كلمة تنفعنا ولا تضرك، قال‏:‏ قال لنا رسول الله صلى الله عليه وسلم‏:‏ ‏"‏المنفق على الخير كالباسط يده بالصدقة ولا يقبضها‏"‏‏.‏ثم مر بنا يوماً آخر، فقال له أبو الدرداء‏:‏ كلمة تنفعنا ولا تضرك، قال‏:‏ قال رسول الله صلى الله عليه وسلم‏:‏ ‏:‏‏"‏نعم الرجل خريم الأسدى ‍‏!‏ لولا طول جمته وإسبال إزاره ‏!‏‏:‏ فبلغ خريما، فجعل، فأخذ شفرة فقطع بها جمته إلى أذنيه ، ورفع إزاره إلى أنصاف ساقية‏.‏ ثم مر بنا يوماً آخر فقال له أبو الدرداء‏:‏ كلمةً تنفعنا ولا تضرك، قال‏:‏ سمعت رسول الله صلى الله عليه وسلم يقول‏:‏ ‏"‏إنكم قادمون على إخوانكم، فأصلحوا رحالكم، وأصلحوا لباسكم حتى تكونوا كأنكم شامة في الناس، فإن الله لا يحب الفحش ولا التفحش‏"‏‏.‏((رواه أبو داود))

Kays ibni Bişr et-Tağlibi (Allah Ondan razı olsun) şöyle demiştir: Bana Ebu’d Derda’nın yakın dostu olan babam şöyle şöyle anlattı:

“Dımışkta Peygamber (sallallahu aleyhi vesellem)’in ashabından ibn-ül Hanzaliyye denilen bir kimse vardı. Bu adam yalnız başına yaşar ve insanlar arasına pek çıkmazdı. Hep namaz kılar, namazdan ayrılıp çoluk çocuğunun yanına giderken de tekbir ve tesbihlerle meşgul olurdu. Biz Ebu’d Derda’nın yanında otururken bu adam yanımıza uğradı. Ebu’d Derda ona:

- Bize fayda sağlayacak sana zararı dokunmayacak bir söz söyle, dedi. İbn-ül Hanzaliyye şunları söyledi:

- Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) bir seriyye göndermiş, bu seriyye vazifesini yaparak geri dönmüştü. Onlardan bir asker gelip Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem)’in oturduğu yere oturdu ve yanındaki adama şöyle dedi:

- Düşmanla karşılaştığımız zaman bizi bir görseydiniz. Falan kimse düşmana saldırıp mızrağını sapladı ve “Al sana ben Gıfarlı bir delikanlıyım” dedi. Delikanlının bu sözünü nasıl buluyorsun, diye sordu. Öbür adam: “Bana kalırsa o kimsenin bütün sevabı yok oldu” cevabını verdi. Bu sözü işiten bir başkası: “Bu sözde bir sakınca görmüyorum” dedi. Bunun üzerine ikisi münakaşa ettiler. Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) bunu duydu ve: “Sübhanallah bu kişinin sevap kazanmasında ve övülmesinde bir sakınca yoktur” buyurdu.

Ben Ebu’d Derda’nın buna sevindiğini ve başını kaldırıp adama: - Sen bunu Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem)’den bizzat kendin işittin mi? diye sorduğunu gördüm.

Adam: Evet bizzat işittim, dedi. Ebu’d Derda adama aynı soruyu tekrar edip duruyordu. Hatta ben kendi kendime: Adam dizleri üzerine çöküp kalacak diyordum. Babam sözlerine şöyle devam etti. İbn-ül Hanzaliyye başka bir gün yine yanımıza uğramıştı. Ebu’d Derda bu defa ona:

- Bize fayda sağlayacak, sana zararı dokunmayacak bir söz söyle, dedi. O da şunu söyledi: Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) bize şöyle buyurdu:

“Cihad için hazır tuttuğu atı yedirip içiren ve ona güzelce bakan kimse durmadan sadaka veren ve elini hiç kapatmayan kimse gibidir.”

Bu zat başka bir gün bize yine uğramıştı. Ebu’d Derda yine ona:

- Bize fayda sağlayacak, sana zararı dokunmayacak bir söz söyle, dedi. Bunun üzerine İbn-ül Hanzaliyye şunları söyledi:

Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurdu: “Hüreym el Üseydi ne iyi adamdır. Keşke zülüfleri (favorileri) ile elbisesinin eteklerini uzatmasaydı.” Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem)’in bu sözü Hüreym’e ulaşınca hemen eline bir ustura alıp zülüflerini kulak memesi hizasına kadar kesti, elbisesinin eteğini de baldırlarını örtecek kadar kısalttı.

İbn-ül Hanzaliyye bir gün yine bize uğramıştı. Ebu’d Derda’da kendisine: - Bize fayda sağlayacak, sana da zararı olmayacak biraz bir şeyler söyleyin, dedi. O da şu cevabı verdi: Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem)’i şöyle buyururken işittim:

“Sizler müslüman olmayan kardeşlerinizin yanına gidiyorsunuz. Binit hayvanlarınızı düzene koyun, elbiselerinize de çeki düzen veriniz ki insanlar arasında yüzdeki güzellik timsali ben gibi parmakla gösterilen kimseler olunuz ki farkedilesiniz. Çünkü Allah çirkin görüntüyü ve kötü sözü sevmez.” (Ebu Davud, Libas 25)

Rivayet eden: Ebû Dâvûd (No. 4089) ve Ahmed b. Hanbel (No. 16961, 16962, 16966). Riyâzü's-Sâlihîn içinde geçer (No. 797).

Kopyala
Kopyalanacaklar:
Hata bildir

Âlimlerin hükümleri

Bu hadis için henüz hüküm yok.

Diğer rivayetler

Ayrıca rivayet edenler… (13)
  • الآحاد والمثاني لابن أبي عاصم (950)نِعْمَ الرَّجُلُ خُرَيْمٌ الأَسَدِيُّ ، لَوْلا طُولُ جُمَّتِهِ ، وَإِسْبَالُ إِزَارِهِ
  • الآداب للبيهقي (482)إِنَّكُمْ قَادِمُونَ عَلَى إِخْوَانِكُمْ ، فَأَصْلِحُوا لِبَاسَكُمْ وَرِجَالَكُمْ حَتَّى تَكُونُوا كَأَنَّكُمْ شَامَةٌ فِي النَّاسِ فَإِنَّ اللَّهَ لا يُحِبُّ الْفُحْشَ وَلا التَّفَحُّشَ
  • المعجم الكبير للطبراني (5477)نِعْمَ الرَّجُلُ خُرَيْمٌ الأَسَدِيُّ ، لَوْلا طُولُ جُمَّتِهِ ، وَإِسْبَالُ إِزَارِهِ ، فَبَلَغَ ذَلِكَ خُرَيْمًا ، فَأَخَذَشَفْرَةً ، فَقَطَعَ جُمَّتَهُ إِلَى أُذُنَيْهِ ، وَرَفَعَ إِزَارَهُ إِلَى أَنْصَافِ سَاقَيْهِ
  • المعجم الكبير للطبراني (5480)إِنَّكُمْ قَادِمُونَ عَلَى إِخْوَانِكُمْ ، فَأَصْلِحُوا رِحَالَكُمْ وَلِبَاسَكُمْ حَتَّى تَكُونُوا كَأَنَّكُمْ شَامَةً فِي النَّاسِ ، فَإِنَّ اللَّهَ لا يُحِبُّ الْفُحْشَ وَلا التَّفَحُّشَ
  • تاريخ دمشق لابن عساكر (8337)إِنَّكُمْ قَادِمُونَ عَلَى إِخْوَانِكُمْ ، فَأَصْلِحُوا رِحَالَكُمْ وَلِبَاسَكُمْ حَتَّى تَكُونُوا كَأَنَّكُمْ شَامَةٌ ، فَإِنَّ اللَّهَ لا يُحِبُّ الْفُحْشَ وَلا التَّفَحُّشَ
  • تاريخ دمشق لابن عساكر (14896)نِعْمَ الرَّجُلُ خُرَيْمٌ الأَسَدِيُّ ، لَوْلا طُولُ جَمَّتِهِ ، وَإِسْبَالُ إِزَارِهِ ، فَبَلَغَ خُرَيْمًا ، فَأَخَذَ شَفْرَةً ، فَقَطَعَ جَمَّتَهُ إِلَى أُذُنَيْهِ ، وَرَفَعَ إِزَارَهُ إِلَى نِصْفِ سَاقَيْهِ
  • تاريخ دمشق لابن عساكر (14905)نِعْمَ الرَّجُلُ خُرَيْمٌ الأَسَدِيُّ لَوْلا طُولُ جَمَّتِهِ ، وإِسْبَالُ إِزَارِهِ
  • تاريخ دمشق لابن عساكر (74976)نِعْمَ الرَّجُلُ خُرَيْمٌ الأَسَدِيُّ لَوْلا طُولُ جُمَّتِهِ ، وَإِسْبَالُ إِزَارِهِ
  • تهذيب الكمال للمزي (224)إِنَّكُمْ قَادِمُونَ عَلَى إِخْوَانِكُمْ ، فَأَصْلِحُوا رِحَالَكُمْ ، ولِبَاسَكُمْ ، حَتَّى تَكُونُوا فِي النَّاسِ كَأَنَّكُمْ شَامَةٌ ، فَإِنَّ اللَّهَ لا يُحِبُّ الْفُحْشَ ، ولا التَّفَحُّشَ
  • شعب الإيمان للبيهقي (5721)إِنَّكُمْ قَادِمُونَ عَلَى إِخْوَانِكُمْ فَأَصْلِحُوا نِعَالِكُمْ ، أَوْ قَالَ : رِحَالَكُمْ ، وَأَحْسِنُوا لِبَاسَكُمْ ، حَتَّى تَكُونُوا كَأَنَّكُمْ شَامَةٌ فِي النَّاسِ ، فَإِنَّ اللَّهَ عَزَّ وَجَلَّ لا يُحِبُّ الْفُحْشَ وَلا التَّفَحُّشَ
  • شعب الإيمان للبيهقي (5722)إِنَّكُمْ قَادِمُونَ عَلَى إِخْوَانِكُمْ ، فَأَصْلِحُوا لِبَاسَكُمْ وَرِحَالَكُمْ ، حَتَّى تَكُونُوا كَأَنَّكُمْ شَامَةٌ فِي النَّاسِ ، إِنَّ اللَّهَ لا يُحِبُّ الْفُحْشَ وَلا التَّفَحُّشَ
  • مصنف ابن أبي شيبة (18956)الْمُنْفِقُ عَلَى الْخَيْلِ فِي سَبِيلِ اللَّهِ كَبَاسِطٍ يَدَيْهِ بِالصَّدَقَةِ لا يَقْبِضُهَا ثُمَّ مَرَّ بِنَا يَوْمًا آخَرَ ، فَسَلَّمَ ، فَقَالَ أَبُو الدَّرْدَاءِ : كَلِمَةٌ تَنْفَعُنَا وَلا تَضُرُّكَ ؟ قال : قال رسول الله صلى الله عليه وسلم : إنَّكُمْ قَادِمُونَ عَلَى إخْوَانِكُمْ فَأَصْلِحُو
  • معرفة الصحابة لأبي نعيم (3017)الْمُنْفِقَ عَلَى الْخَيْلِ فِي سَبِيلِ اللَّهِ ، كَالْبَاسِطِ يَدَيْهِ بِالصَّدَقَةِ وَلا يَقْبِضُهَا ، قَالَ : فَمَرَّ بِنَا يَوْمًا آخَرَ ، فَسَلَّمَ فَقَالَ لَهُ أَبُو الدَّرْدَاءِ : كَلِمَةٌ تَنْفَعُنَا وَلا تَضُرُّكَ ، قَالَ : قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ﷺ : نِعْمَ الرَّجُلُ ، خُرَيْمٌ الأَسَدِيُّ ،
11 Ekim 2026 Pazar 30 ربيع الآخر 1448 هـ