İçeriğe geç

Riyâzü's-Sâlihîn0. kitap

Riyâzü's-Sâlihîn 520

-باب فضل الجوع وخشونة العيش والإقتصار على القليل من المأكول والمشروب والملبوس وغيرها من حظوظ النفس وترك الشهوات

Hüküm yok Muttefekun aleyh (Buhârî ve Müslim) Riyâzü's-Sâlihîn 520

Râvi:Enes b. Mâlik

وعن أنس رضي الله عنه قال‏:‏ قال أبو طلحة لأم سليم‏:‏ قد سمعت صوت رسول الله صلى الله عليه وسلم ضعيفاً أعرف فيه الجوع، فهل عندك من شيء‏؟‏ فقالت‏:‏ نعم، فأخرجت أقراصاً من شعير، ثم أخذت خماراً لها، فلفت الخبز ببعضه، ثم دسته تحت ثوبي وردتني ببعضه، ثم أرسلتني إلى رسول الله صلى الله عليه وسلم فذهبت به، فوجدت رسول الله صلى الله عليه وسلم جالساً في المسجد، ومعه الناس، فقمت عليهم، فقال لي رسول الله صلى الله عليه وسلم ‏"‏أرسلك أبو طلحة‏؟‏‏"‏ فقلت‏:‏ نعم، فقال‏:‏ ‏"‏ألطعام‏"‏ فقلت‏:‏ نعم، فقال رسول الله صلى الله عليه وسلم‏:‏ ‏"‏قوموا‏"‏ فانطلقوا بين أيديهم حتى جئت أبا طلحة فأخبرته، فقال أبو طلحة‏:‏ يا أم سليم‏:‏ قد جاء رسول الله بالناس وليس عندنا ما نطعمهم‏؟‏ فقالت‏:‏ الله ورسوله أعلم‏.‏ فانطلق أبو طلحة حتى لقي رسول الله صلى الله عليه وسلم فأقبل رسول الله صلى الله عليه وسلم معه حتى دخلا، فقال رسول الله صلى الله عليه وسلم‏:‏ “هلمى ما عندك يا أم سليم‏"‏ فأتت بذلك الخبز، فأمر به رسول الله صلى الله عليه وسلم ففت وعصرت عليه أم سليم عكة فآدمته، ثم قال فيه رسول الله صلى الله عليه وسلم ما شاء الله أن يقول، ثم قال‏:‏ ‏"‏ائذن لعشرة‏"‏ فأذن لهم، فأكلوا حتى شبعوا ثم خرجوا، ثم قال‏:‏ ‏"‏ائذن لعشرة‏"‏ فأذن لهم، فأكلوا حتى شبعوا، ثم خرجوا، ثم قال‏:‏ ‏"‏ائذن لعشرة‏"‏ فأذن لهم حتى أكل القوم كلهم وشبعوا، والقوم سبعون رجلاً أو ثمانون‏.‏ ‏(‏‏(‏متفق عليه‏)‏‏)‏‏.‏
وفي رواية‏:‏ فما زال يدخل عشرة ويخرج عشرة، حتى لم يبق منهم أحد إلا دخل، فأكل حتى شبع، ثم هيأها فإذا هي مثلها حين اكلوا منها‏.‏
وفي رواية‏:‏ فأكلوا عشرة عشرة، حتى فعل ذلك بثمانين رجلا، ثم أكل النبي صلى الله عليه وسلم بعد ذلك وأهل البيت، وتركوا سؤراً‏.‏
وفي رواية‏:‏ ثم أفضلوا ما بلغوا جيرانهم‏.‏
وفي رواية عن أنس قال‏:‏ جئت رسول الله صلى الله عليه وسلم يوماً، فوجدته جالساً مع أصحابه، وقد عصب بطنه بعصابة، فقلت لبعض أصحابه‏:‏ لم عصب رسول الله صلى الله عليه وسلم بطنه‏؟‏ فقالوا‏:‏ من الجوع، فذهبت إلى أبي طلحة، وهو زوج أم سليم بنت ملحان، فقلت‏:‏ يا أبتاه، قد رأيت رسول الله صلى الله عليه وسلم عصب بطنه بعصابة، فسألت بعض أصحابه، فقالوا‏:‏ من الجوع‏.‏ فدخل أبو طلحة على أمي فقال‏:‏ هل من شيء ‏؟‏ قالت‏:‏ نعم عندي كسر من خبز وتمرات، فإن جاءنا رسول الله صلى الله عليه وسلم وحده أشبعناه وإن جاء آخر معه قل عنهم، وذكر تمام الحديث‏.‏

Enes (Allah Ondan razı olsun) şöyle demiştir. Üvey babam Ebu Talha annem Ümmü Süleyme; Rasulullah’ın sesini kısık görüyorum kendisinin aç olduğunu da biliyorum yanında yiyecek bir şey var mı? dedi. O da: -Evet var dedi arpa ekmeğinden yapılmış birkaç ekmek çıkardı sonra başörtüsünün arasına sarıp dürdü ve elbisemin altına yerleştirdi örtünün bir kısmını da belime sardı beni Peygamber (sallallahu aleyhi vesellem)e gönderdi. Ben de mescidde bulunan peygamberin yanına vardım yanlarında dikildim Peygamber;

-Seni Ebu talha’mı gönderdi? Buyurdu. Ben Evet dedim.

-Yemek için mi buyurdu. Evet diye cevap verdim. Rasulullah (sallallahu aleyhi vesellem) yanında bulunanlara “kalkınız” buyurdu. Onlarda kalkıp yürüdüler ben de önlerinden yürüdüm Ebu Talha’ya gelerek durumu bildirdim. Bunun üzerine Ebu Talha:

-Ey Ümmü Süleym Rasulullah (sallallahu aleyhi vesellem) cemaatle birlikte geldi, halbuki bizde onları doyuracak yemek yok deyince kadın:

- Allah ve Resulü daha iyi bilir dedi. Ebu Talha da hemen gidip Rasulullah (sallallahu aleyhi vesellem)i karşıladı Rasulullah (sallallahu aleyhi vesellem) onunla birlikte içeri girdi ve : “Ey Ümmü Süleym yanında olanları getir” buyurdu. O da bu ekmekleri getirdi. Rasulullah emredip ekmekleri parçalattı. Ümmü Süleym de yağ tulumunu sıkarak ekmeklere katık yapmış oldu. Rasulullah (sallallahu aleyhi vesellem) o ekmek üzerine Allah’ın dilediği duaları okudu sonra Ebu Talha’ya “İçeri on kişi al” buyurdu. Ebu Talha on kişiye izin verdi onlar doyuncaya kadar yediler sonra çıktılar Rasulullah (sallallahu aleyhi vesellem) “On kişi daha al” buyurdu onlarda yiyip çıktılar Rasulullah (sallallahu aleyhi vesellem) “Bir on kişiye daha izin ver” buyurdu neticede hepsi yediler ve doydular. Bu cemaat yetmiş veya seksen kişi idi. (Buhari Menakıb 25, Müslim Eşribe 142)

* Değişik bir rivayette şöyle geçmektedir.

Onar onar girip çıkıyorlardı neticede onlardan içeri girip karnını doyurmayan hiç kimse kalmadı. Sonra Ebu Talha sofrayı topladı, bir de ne görsün yemekler sanki el değmemiş gibi duruyordu.

* Bir başka rivayet ise şöyledir;

Onar kişi onar kişi yediler seksen kişinin hepside yediler ve doydular ev sahipleri ile peygamberimiz de yediler, yine de arttı, artanı da bıraktılar.

*Başka bir rivayet ise şöyledir;

Sonra komşularına yetecek kadarını arttırdılar (Müslim Eşribe 143)

Enes bir rivayetinde de şöyle demiştir,

Bir gün Rasulullah (sallallahu aleyhi vesellem)e gelmiştim, onu ashabıyla birlikte gördüm karnına bir sargı sarmıştı. Ashabından bazılarına Rasulullah (sallallahu aleyhi vesellem) karnını niye sardı diye sordum. Onlar;

-Açlıktan diye cevap verdiler. Bunun üzerine annem Ümmü Süleym binti Milhan’ın eşi Ebu Talha’ya gittim ve; -Ey babacığım ben Rasulullah (sallallahu aleyhi vesellem)i karnını bir sargıyla sarmış vaziyette gördüm, ashabından bazılarına bunun sebebini sordum, açlıktan olduğunu söylediler dedim. Bunun üzerine Ebu Talha annemin yanına geldi ve yiyecek bir şey var mı?diye sordu. Annem de;

-Evet evde bir parça ekmek ve birkaç hurma var eğer Rasulullah (sallallahu aleyhi vesellem) bize tek başına gelirse kendisini doyururuz. Eğer fazla gelirlerse, onlara yetmez dedi ve hadisin tamamını zikretti. (Müslim Eşribe 143)

Rivayet eden: Buhârî (No. 422, 3578, 5381, 6688), Müslim (No. 2040a, 2040h), Tirmizî (No. 3630) ve İmâm Mâlik (No. 1692). Riyâzü's-Sâlihîn içinde geçer (No. 520).

Kopyala
Kopyalanacaklar:
Hata bildir

Bu hadisin başka bir rivayetinin açıklaması var: Sahîh-i Müslim 2040a

Âlimlerin hükümleri

Bu hadis için henüz hüküm yok.

Diğer rivayetler

Sahih Muttefekun aleyh (Buhârî ve Müslim) Sahîh-i Buhârî 3578

صَوْتَ، رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ضَعِيفًا، أَعْرِفُ فِيهِ الْجُوعَ فَهَلْ عِنْدَكِ مِنْ شَىْءٍ قَالَتْ نَعَمْ‏.‏ فَأَخْرَجَتْ أَقْرَاصًا مِنْ شَعِيرٍ، ثُمَّ أَخْرَجَتْ خِمَارًا لَهَا فَلَفَّتِ الْخُبْزَ…

Râvi: Enes b. Mâlik Yalnız Arapça

Sahih Muttefekun aleyh (Buhârî ve Müslim) Sahîh-i Buhârî 5381

قُومُوا ‏"‏‏.‏ فَانْطَلَقَ وَانْطَلَقْتُ بَيْنَ أَيْدِيهِمْ حَتَّى جِئْتُ أَبَا طَلْحَةَ، فَقَالَ أَبُو طَلْحَةَ يَا أُمَّ سُلَيْمٍ قَدْ جَاءَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بِالنَّاسِ، وَلَيْسَ عِنْدَنَا مِنَ…

Râvi: Enes b. Mâlik Yalnız Arapça

Sahih Muttefekun aleyh (Buhârî ve Müslim) Sahîh-i Müslim 2040a

Enes b. Mâlik -radıyallahu anh-‘tan şöyle derken işitmiştir: Ebû Talha, Ümmü Suleym’e: Ben bu defa Rasûlullah’ın sesini zayıf olarak işittim, kendisinde açlık olduğunu biliyorum, yanında yiyecek bir şey var mı? Dedi. Ümmü Süleym, arpadan yapılmış birkaç tane ekmek çıkardı. Sonra kendi başörtüsünü çıkardı da onun bir kısmiyle ekmekleri sarıp dürdü. Sonra bohçayı benim elbisemin altına gizledi. Örtünün bir kısmını da bana ridâ yaptı. Sonra beni Rasûlullah’a gönderdi. Enes dedi ki: Ben de bunu götürdüm. Rasûlullah’ı mescidde, beraberin de insanlar olduğu hâlde buldum. Ben onların yanına varıp dikildim. Rasûlullah –sallallahu aleyhi ve sellem- bana: “Seni Ebû Talha mı gönderdi?” diye sordu. Ben: Evet, dedim. Rasûlullah: “Yemek sebebiyle mi?” dedi. Ben: Evet, dedim. Bunun üzerine Rasûlullah, yanında bulunanlara: “Kalkınız!” buyurdu. Müteakiben yürüdü, ben de aralarında yürüdüm. Nihayet Ebû Talha’ya geldim (ve durumu ona haber verdim). Ebû Talha, annem Ümmü Suleym’e: Yâ Ümme Süleym! Rasûlullah insanları getirmektedir. Hâlbuki yanımızda onları doyurabileceğimiz yemek yoktur, dedi. Ümmü Süleym: Allah ve Rasûlü en iyi bilendir! Dedi. Enes dedi ki: Müteakiben Ebû Talha gitti, nihayet Rasûlullah’a kavuştu. Ebû Talha, Rasûlullah ile beraber geldi, ikisi içeriye girdiler. Rasûlullah: “Yâ Ümme Süleym! Yanında ne varsa getir!” buyurdu. O da bu ekmekleri getirdi. Rasûlullah emretti, ekmekler parmak ile küçük küçük parçalara bölündü. Ümmü Süleym bunun üzerine yanında bulunan yağ tulumundan biraz yağ sıktı ve onu bulayıp katık yaptı. Sonra Rasûlullah o katık hakkında Allah’ın söyletmek istediği şeyleri söyledi. Sonra: “On kişi için izin ver!” buyurdu. Ebû Talha on kişiye izin verdi. Onlar doyuncaya kadar yediler, sonra dışarı çıktılar. Sonra Rasûlullah tekrar“On kişiye daha izin ver!” buyurdu. Ebû Talha onlara da izin verdi. Onlar da doyuncaya kadar yedikten sonra dışarıya çıktılar. Sonra Rasûlullah tekrar: “On kişiye daha izin ver!” buyurdu. Ebû Talha on kişiye daha izin verdi, onlar da doyuncaya kadar yedikten sonra dışarı çıktılar. Sonra Rasûlullah “On kişiye daha izin ver!” buyurdu. Ebû Talha onlara da izin verdi, onlar da doyuncaya kadar yedikten sonra dışarıya çıktılar. Böylece cemaatin hepsi yediler ve doydular.Bu topluluk yetmiş ya da seksen kişi idi.Başka bir rivayette:Hala onlarda on kişi giriyor ve on kişi çıkıyordu.Onlardan hiç kimse kalmayana kadar devam etti.O da doyana kadar yedi.Sonra da yemeği hazırladı ve ne görsün yemek ilk yedikleri kadar.Başka bir rivayette onar onar yediler ve bunu seksen adamla beraber yaptılar.Sonra da Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- ve misafir olduğu aile üyeleri yediler ve yemek bıraktılar.Başka bir rivayette:''Sonra da kalanlarını komşularına verdiler.''Enes'ten rivayet edilen başka bir hadiste bir gün Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'e geldim.Ve onu ashabıyla beraber otururken buldum.Kendisini ashâbı ile otururken buldum. Karnına bir sargı sarmıştı. Ashâbından bazılarına:Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- karnını niçin sardı? diye sordum. Onlar: Açlıktan, diye cevap verdiler. Bunun üzerine, annem Ümmü Süleym Binti Milhân’ın eşi Ebû Talha’ya gittim ve: Ey babacığım! Ben, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-’i karnını bir sargı ile bağlamış vaziyette gördüm. Ashâbından bazılarına bunun sebebini sordum, açlıktan olduğunu söylediler, dedim. Ebû Talha annemin yanına girdi ve: Yiyecek bir şey var mı? diye sordu. Annem de: Evet, evde bir parça ekmek ve bir kaç hurma var. Eğer Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem bize tek başına gelirse, kendisini doyururuz. Eğer onunla birlikte başkası da gelirse, onlara az gelir, dedi. Enes hadisin tamamını zikretti.

Enes b. Mâlik -radıyallahu anh-‘tan şöyle derken işitmiştir: Ebû Talha, Ümmü Suleym’e: Ben bu defa Rasûlullah’ın sesini zayıf olarak işittim, kendisinde açlık olduğunu biliyorum, yanında yiyecek bir şey var mı? Dedi. Ümmü Süleym, arpadan yapılmış birkaç tane ekmek çıkardı. Sonra kendi başörtüsünü…

أَرْسَلَكَ أَبُو طَلْحَةَ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ فَقُلْتُ نَعَمْ ‏.‏ فَقَالَ ‏"‏ أَلِطَعَامٍ ‏"‏ ‏.‏ فَقُلْتُ نَعَمْ ‏.‏ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم لِمَنْ مَعَهُ ‏"‏ قُومُوا ‏"‏ ‏.‏ قَالَ فَانْطَلَقَ…

Râvi: Enes b. Mâlik Şerhli

Sahih Muttefekun aleyh (Buhârî ve Müslim) Sahîh-i Müslim 2040h

وَحَدَّثَنِي حَرْمَلَةُ بْنُ يَحْيَى التُّجِيبِيُّ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ وَهْبٍ، أَخْبَرَنِي أُسَامَةُ، أَنَّحَدَّثَهُ أَنَّهُ، سَمِعَ أَنَسَ بْنَ مَالِكٍ، يَقُولُ جِئْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم…

Râvi: Enes b. Mâlik Yalnız Arapça

9 rivayetin tümünü gör
Sahih Muttefekun aleyh (Buhârî ve Müslim) Sünen-i Tirmizî 3630

"‏ أَرْسَلَكَ أَبُو طَلْحَةَ ‏"‏ ‏.‏ فَقُلْتُ نَعَمْ ‏.‏ قَالَ ‏"‏ بِطَعَامٍ ‏"‏ ‏.‏ فَقُلْتُ نَعَمْ ‏.‏ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم لِمَنْ مَعَهُ ‏"‏ قُومُوا ‏"‏ ‏.‏ قَالَ فَانْطَلَقُوا فَانْطَلَقْتُ…

Râvi: Enes b. Mâlik Yalnız Arapça

Sahih Muttefekun aleyh (Buhârî ve Müslim) Muvatta 1692

حَدَّثَنِي عَنْ مَالِكٍ، عَنْ إِسْحَاقَ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي طَلْحَةَ، أَنَّهُ سَمِعَ أَنَسَ بْنَ مَالِكٍ، يَقُولُ قَالَ أَبُو طَلْحَةَ لأُمِّ سُلَيْمٍ لَقَدْ سَمِعْتُ صَوْتَ، رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه…

Râvi: Enes b. Mâlik Yalnız Arapça

Hüküm yok Muttefekun aleyh (Buhârî ve Müslim) Mişkâtü'l-Mesâbîh 5908

وَعَن أنسٍ قَالَ: قَالَ أَبُو طَلْحَةَ لِأُمِّ سُلَيْمٍ لَقَدْ سَمِعْتُ صَوْتَ رَسُولِ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ ضَعِيفًا أَعْرِفُ فِيهِ الْجُوعَ فَهَلْ عِنْدَكِ من شَيْء؟ فَأَخْرَجَتْ أَقْرَاصًا مِنْ…

Râvi: Enes b. Mâlik Yalnız Arapça

Ayrıca rivayet edenler… (18)
  • الأنوار في شمائل النبي المختار (128)فَأَتَتْ بِذَلِكَ الْخُبْزِ ، فَأَمَرَ بِهِ رَسُولُ اللَّهِ , ﷺ , فَفُتَّ وَعَصَرَتْ أُمُّ سُلَيْمٍ عُكَّةً لَهَا فَأَدَمَتْهُ . ثُمَّ قَالَ فِيهِ رَسُولُ اللَّهِ , ﷺ , مَا شَاءَ اللَّهُ أَنْ يَقُولَ ، ثُمَّ قَالَ : ائْذَنْ لِعَشَرَةٍ ، فَأَذِنَ لَهُمْ فَأَكَلُوا حَتَّى شَبِعُوا ثُمَّ خَرَجُوا ، ثُم
  • الاعتقاد إلى سبيل الرشاد للبيهقي (276)أَرْسَلَكَ أَبُو طَلْحَةَ ؟ ، قَالَ : فَقُلْتُ : نَعَمْ ، فَقَالَ : طَعَامٌ , فَقُلْتُ : نَعَمْ ، فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ ﷺ لِمَنْ ، حَوْلَهُ : قُومُوا نَنْطَلِقْ ، قَالَ : فَانْطَلَقَ وَانْطَلَقْتُ بَيْنَ أَيْدِيهِمْ حَتَّى جِئْتُ أَبَا طَلْحَةَ فَأَخْبَرْتُهُ ، قَالَ أَبُو طَلْحَةَ : يَا أُمَّ سُل
  • الحجة في بيان المحجة وشرح عقيدة أهل السنة 2 (357)جَاءَ رَسُولُ اللَّهِ بِالنَّاسِ وَلَيْسَ عِنْدَنَا مِنَ الطَّعَامِ مَا نُطْعِمُهُمْ . قَالَتْ : اللَّهُ وَرَسُولُهُ أَعْلَمُ . قَالَ : فَانْطَلَقَ أَبُو طَلْحَةَ حَتَّى يَلْقَى رَسُولَ اللَّهِ ، ﷺ ، فَأَقْبَلَ رَسُولُ اللَهِ ، ﷺ ، وَأَبُو طَلْحَةَ مَعَهُ حَتَّى دَخَلا ، فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ ، ﷺ
  • السنن الكبرى للبيهقي (13510)لَقَدْ سَمِعْتُ صَوْتَ رَسُولِ اللَّهِ ﷺ ضَعِيفًا أَعْرِفُ فِيهِ الْجُوعَ ، فَهَلْ عِنْدَكِ مِنْ شَيْءٍ ؟ قَالَتْ : نَعَمْ ، فَأَخْرَجَتْ أَقْرَاصًا مِنْ شَعِيرٍ ، ثُمَّ أَخْرَجَتْ خِمَارًا لَهَا ، فَلَفَّتْ بِهِ الْخُبْزَ بِبَعْضِهِ ، ثُمَّ دَسَّتْ تَحْتَ يَدِي وَرَدَّتْنِي بِبَعْضِهِ ، ثُمَّ أَرْس
  • السنن الكبرى للنسائي (6381)سَمِعْتُ صَوْتَ رَسُولِ اللَّهِ ﷺ ضَعِيفًا ، أَعْرِفُ فِيهِ الْجُوعَ ، فَهَلْ عِنْدَكَ شَيْءٌ ؟ قَالَتْ : نَعَمْ ، فأَخْرَجَتْ لَهُ أقراصًا مِنْ شَعِيرٍ ، ثُمَّ أَخَذَتْ خِمَارًا لَهَا ، فَلَفَّتِ الْخُبْزَ ، ثُمَّ أَرْسَلَتْنِي إِلَى رَسُولِ اللَّهِ ﷺ ، فَوَجَدْتُ رَسُولَ اللَّهِ ﷺ جَالِسًا فِي الْ
  • الشريعة للآجري (1068)فَأَتَتْ بِذَلِكَ الْخُبْزِ ، فَأَمَرَ بِهِ رَسُولُ اللَّهِ ﷺ ، فَفُتَّ ، وَعَصَرَتْ أُمُّ سُلَيْمٍ عُكَّةً لَهَا فَأَدَمَتْهُ ، فَقَالَ فِيهِ رَسُولُ اللَّهِ ﷺ مَا شَاءَ اللَّهُ أَنْ يَقُولَ ، ثُمَّ قَالَ : ائْذَنْ لِعَشَرَةٍ فَأَذِنَ لَهُمْ ، فَأَكَلُوا حَتَّى شَبِعُوا ، ثُمَّ خَرَجُوا ، ثُمَّ قَا
  • المعجم الكبير للطبراني (20823)لَقَدْ سَمِعْتُ كَلامَ رَسُولِ اللَّهِ ﷺ أَعْرِفُ فِيهِ الْجُوعَ ، فَهَلْ عِنْدَكِ شَيْءٌ ؟ قَالَتْ : نَعَمْ . فَأَخْرَجَتْ أَقْرَاصًا مِنْ شَعِيرٍ ، ثُمَّ أَخْرَجَتْ خِمَارًا لَهُمْ فَلَفَّتِ الْخُبْزَ بَعْضَهُ بِبَعْضٍ ، ثُمَّ أَرْسَلَتْنِي إِلَى رَسُولِ اللَّهِ ﷺ ، فَذَهَبْتُ فَوَجَدْتُ رَسُولَ ا
  • دلائل النبوة لأبي نعيم (321)سَمِعْتُ صَوْتَ رَسُولِ اللَّهِ ﷺ ضَعِيفًا أَعْرِفُ فِيهِ الْجُوعَ ، فَهَلْ عِنْدَكِ مِنْ شَيْءٍ ؟ قَالَتْ : نَعَمْ ، فَأَخْرَجَتْ أَقْرَاصًا مِنْ شَعِيرٍ ، ثُمَّ أَخْرَجَتْ خِمَارًا لَهَا فَلَفَّتِ الْخُبْزَ بِبَعْضِهِ ثُمَّ دَسَّتْهُ تَحْتَ يَدِي وَرَدَّتْنِي بِبَعْضِهِ ، ثُمَّ أَرْسَلَتْنِي إِلَى
  • دلائل النبوة للبيهقي (2347)أَرْسَلَكَ أَبُو طَلْحَةَ ؟ فَقُلْتُ : نَعَمْ ، فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ ﷺ لِمَنْ مَعَهُ : قُومُوا ، قَالَ : فَانْطَلَقَ وَانْطَلَقْتُ بَيْنَ أَيْدِيهِمْ ، حَتَّى جِئْتُ أَبَا طَلْحَةَ ، فَأَخْبَرْتُهُ ، فَقَالَ أَبُو طَلْحَةَ : يَا أُمَّ سُلَيْمٍ ، لَقَدْ جَاءَ رَسُولُ اللَّهِ ﷺ بِالنَّاسِ وَلَيْسَ
  • شرح أصول اعتقاد أهل السنة والجماعة للالكائي (1210)قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ﷺ فِيهِ مَا شَاءَ اللَّهُ أَنْ يَقُولَ ، ثُمَّ قَالَ : ائْذَنْ لِعَشَرَةٍ ، فَأَذِنَ لَهُمْ حَتَّى شَبِعُوا ، ثُمَّ خَرَجُوا ، ثُمَّ قَالَ : ائْذَنْ لِعَشَرَةٍ ، فَأَذِنَ لَهُمْ فَأَكَلُوا حَتَّى شَبِعُوا ، ثُمَّ خَرَجُوا ، ثُمَّ أَذِنَ لِعَشَرَةٍ ، فَأَكَلَ الْقَوْمُ كُلُّهُمْ
  • شرح السنة (3627)لَقَدْ سَمِعْتُ صَوْتَ رَسُولِ اللَّهِ ﷺ ضَعِيفًا أَعْرِفُ فِيهِ الْجُوعَ ، فَهَلْ عِنْدَكِ مِنْ شَيْءٍ ؟ فَقَالَتْ : نَعَمْ ، فَأَخْرَجَتْ أَقْرَاصًا مِنْ شَعِيرٍ ، ثُمَّ أَخَذَتْ خِمَارًا لَهَا ، فَلَفَّتِ الْخُبْزَ بِبَعْضِهِ ، ثُمَّ دَسَّتْهُ تَحْتَ يَدِي ، وَرَدَّتْنِي بِبَعْضِهِ ، ثُمَّ أَرْسَ
  • صحيح ابن حبان (6673)جَاءَ رَسُولُ اللَّهِ ﷺ بِالنَّاسِ ، وَلَيْسَ عِنْدَنَا مَا نُطْعِمُهُمْ ، فَقَالَتِ : اللَّهُ وَرَسُولُهُ أَعْلَمُ ، قَالَ : فَانْطَلَقَ أَبُو طَلْحَةَ حَتَّى لَقِيَ رَسُولَ اللَّهِ ﷺ ، فَأَقْبَلَ رَسُولُ اللَّهِ ﷺ مَعَهُ حَتَّى دَخَلا ، فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ ﷺ : هَلُمِّي مَا عِنْدَكِ يَا أُمَّ س
  • مستخرج أبي عوانة (6591)لَقَدْ سَمِعْتُ صَوْتَ رَسُولِ اللَّهِ ﷺ ضَعِيفًا , أَعْرِفُ فِيهِ الضَّعْفَ ، فَهَلْ عِنْدَكِ مِنْ شَيْءٍ ؟ قَالَتْ : نَعَمْ ، فَأَخْرَجَتْ أَقْرَاصًا مِنْ شَعِيرٍ ، ثُمَّ أَخْرَجَتْ خِمَارًا لَهَا ، فَلَفَّتِ الْخُبْزَ بِبَعْضِهِ ، ثُمَّ دَسَّتْهُ تَحْتَ ثَوْبِي ، وَرَدَّتْنِي بِبَعْضِهِ ، ثُمَّ أ
  • مسند الموطأ للجوهري (174)ائْذَنْ لِعَشَرَةٍ ، فَأَذِنَ لَهُمْ ، فَأَكَلُوا حَتَّى شَبِعُوا وَخَرَجُوا ، ثُمَّ قَالَ : ائْذَنْ لِعَشَرَةٍ ، فَأَذِنَ لَهُمْ فَأَكَلُوا حَتَّى شَبِعُوا وَخَرَجُوا ثُمَّ قَالَ : ائْذَنْ لِعَشَرَةٍ . حَتَّى أَكَلَ الْقَوْمُ كُلُّهُمْ وَشَبِعُوا ، وَالْقَوْمُ سَبْعُونَ أَوْ ثَمَانُونَ رَجُلا
  • مسند عبد بن حميد (1246)ائْذَنْ لِعَشَرَةٍ ، فَأَذِنَ لَهُمْ فَأَكَلُوا حَتَّى شَبِعُوا ، ثُمَّ خَرَجُوا ، ثُمَّ قَالَ : ائْذَنْ لِعَشَرَةٍ ، فَأَذِنَ لَهُمْ ، فَأَكَلُوا حَتَّى شَبِعُوا ، ثُمَّ خَرَجُوا ، ثُمَّ قَالَ : ائْذَنْ لِعَشَرَةٍ ، فَأَكَلَ الْقَوْمُ كُلُّهُمْ وَشَبِعُوا ، وَالْقَوْمُ سَبْعُونَ رَجُلا أَوْ ثمَانُو
  • مصنف ابن أبي شيبة (31024)أَدْخِلْ نَفَرًا مِنْ أَصْحَابِي عَشْرَةً , فَأَكَلُوا حَتَّى شَبِعُوا , فَمَا زَالَ يَدْخُلُ عَشْرَةٌ وَيَخْرُجُ عَشْرَةٌ حَتَّى لَمْ يَبْقَ مِنْهُمْ أَحَدٌ إلَّا دَخَلَ فَأَكَلَ حَتَّى شَبِعَ ثُمَّ هَيَّأَهَا فَإِذَا هِيَ مِثْلُهَا حِينَ أَكَلُوا مِنْهَا
  • موطأ مالك برواية أبي مصعب الزهري (1059)هَلُمِّ مَا عِنْدَكِ يَا أُمَّ سُلَيْمٍ ؟ فَأَتَتْ بِذَلِكَ الْخُبْزِ ، فَأَمَرَ بِهِ رَسُولُ اللَّهِ ﷺ فَفُتَّ وَعَصَرَتْ عَلَيْهِ أُمُّ سُلَيْمٍ عُكَّةً لَهَا فَآدَمَتْهُ ، ثُمَّ قَالَ فِيهِ رَسُولُ اللَّهِ ﷺ مَا شَاءَ اللَّهُ أَنْ يَقُولَ ، ثُمَّ قَالَ : ائْذَنْ لِعَشَرَةٍ بِالدُّخُولِ ، فَأَذِنَ
  • موطأ مالك برواية محمد بن الحسن الشيباني (780)أَأَرْسَلَكَ أَبُو طَلْحَةَ ؟ قُلْتُ : نَعَمْ ، قَالَ : فَقَالَ : بِطَعَامٍ ؟ فَقُلْتُ : نَعَمْ ، فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ ﷺ لِمَنْ مَعَهُ : قُومُوا ، قَالَ : فانْطَلَقْتُ بَيْنَ يَدَيْهِمْ ، ثُمَّ رَجَعْتُ إِلَى أَبِي طَلْحَةَ ، فَأَخْبَرْتُهُ ، فَقَالَ أَبُو طَلْحَةَ : يَا أُمَّ سُلَيْمٍ ، قَدْ جَا

Aynı konuda

Konular

11 Ekim 2026 Pazar 30 ربيع الآخر 1448 هـ