«Kulunun tövbe etmesinden dolayı Allah Teâlâ’nın duyduğu memnuniyet, sizden birinin ıssız çölde kaybettiği devesini bulduğu zamanki sevincinden çok daha fazladır.»
- باب التوبة
SahihMuttefekun aleyh (Buhârî ve Müslim)Riyâzü's-Sâlihîn 15
وعن أبي حمزة أنس بن مالك الأنصارى خادم رسول الله صلى الله عليه وسلم، رضي الله عنه قال: قال رسول الله صلى الله عليه وسلم : " لله أفرح بتوبة عبده من أحدكم سقط على بعيره وقد أضله في أرض فلاة " ((متفق عليه)).
وفى رواية لمسلم: لله أشد فرحا بتوبة عبده حين يتوب إليه من أحدكم كان على راحلته بأرض فلاة، فانفلتت منه وعليها طعامه وشرابه فأيس منها، فأتى شجرة فاضطجع في ظلها، وقد أيس من راحلته، فبينما هو كذلك إذا هو بها، قائمة عنده ، فأخذ بخطامها ثم قال من شدة الفرح: اللهم أنت عبدي وأنا ربك، أخطأ من شدة الفرح".
Enes Bin Malik –radıyallahu anh-’dan merfû olarak rivayet edildiğine göre Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurdu: «Kulunun tövbe etmesinden dolayı Allah Teâlâ’nın duyduğu memnuniyet, sizden birinin ıssız çölde kaybettiği devesini bulduğu zamanki sevincinden çok daha fazladır.» Başka bir rivayeti de şöyledir: «Herhangi birinizin tövbesinden dolayı Allah’ın duyduğu hoşnutluk ıssız çölde giderken üzerindeki yiyecek ve içeceği ile birlikte devesini kaybetmiş ve tüm ümitlerini de yitirmiş halde bir ağacın gölgesine uzanıp yatan, derken devesinin yanına dikiliverdiğini gören ve yularına yapışarak aşırı sevincinden dolayı ne söylediğini bilmeyerek, Allah’ım! Sen benim Rabbim, ben de senin kulunum diyeceği yerde, sen benim kulumsun ben de senin Rabbinim diyen kimsenin sevincinden çok daha fazladır.»
Rivayet eden: Buhârî (No. 6309) ve Müslim (No. 2747a). Riyâzü's-Sâlihîn içinde geçer (No. 15).
Allah -Azze ve Celle-’nin kulunun kendisine salih amellerle dönmesinden, kalbinden ihlaslı bir şekilde emirlerini yerine getirmesinden duyduğu memnuniyet; sizden birinin yiyecek, içecek ve insanın olmadığı ıssız çölde devesini kaybettiğinde, onu arayıp bulamadığı için bir ağacın altına gidip uyuyup ölümü beklerken, devesinden ve hayatından ümidini kesmiş halde olduğu durumu gibidir. Çünkü yiyeceği ve içeceği devesinin üzerindedir ve deve kaybolmuştur. O bu haldeyken, devesinin yanına dikiliverdiğini gören ve yatmış olduğu ağacın altından fırlayarak devenin yularına yapışan kimsenin sevincinden çok daha fazladır. Hangi şey bu mutlulukla kıyaslanabilir ki? Çünkü bu, büyük bir sevinçtir. Ölümden sonra hayatın sevincidir. Bundan dolayı yulara yapışıp: “Allah’ım! Sen benim kulumsun ben de senin Rabbinim.” demiştir. Oysa ki Allah'a sena etmek için Allah’ım sen benim Rabbim, ben de senin kulunum demek istemiştir. Ancak aşırı sevincinden dolayı hata etmiştir.
Arapça açıklama
يخبر صلى الله عليه وسلم أن الله أشد فرحًا برجوع عبده إليه بطاعته وامتثال أمره مخلصا من قلبه، من فرح أحدكم كان في أرض فلاة، ليس حوله أحد، لا ماء ولا طعام ولا أناس، وضاع بعيره، فجعل يطلبه فلم يجده، فذهب إلى شجرة ونام تحتها ينتظر الموت! قد أيس من بعيره، وأيس من حياته؛ لأن طعامه وشرابه على بعيره، والبعير قد ضاع، فبينما هو كذلك وجد بعيره فجأة عنده قد تعلق خطامه بالشجرة التي هو نائم تحتها، فبأي شيء يقدر هذا الفرح؟ هذا الفرح لا يمكن أن يتصوره أحد إلا من وقع في مثل هذه الحال! لأنه فرح عظيم، فرح بالحياة بعد الموت، ولهذا أخذ بالخطام، وقال: "اللهم أنت عبدي وأنا ربك"! أراد أن يثني على الله فيقول: "اللهم أنت ربي وأنا عبدك" لكن من شدة فرحه أخطأ.
إثبات صفة الفرح لله -عز وجل- على ما يليق بجلال الله سبحانه.
رحمة الله تعالى بعباده بقبول توبتهم، وحبه إياهم.
الترغيب في التوبة والحث عليها.
عدم المؤاخذة في الخطأ غير المتعمد.
الحض على محاسبة النفس.
جواز استعمال ضرب المثل لتقريب المعنى في التعليم، اقتداء بالنبي -صلى الله عليه وسلم-.
جواز القسم للتأكيد على ما فيه فائدة ومصلحة.
Âlimlerin hükümleri
İsim verilmeyen kaynak hüküm ifadesi: صحيح
Diğer rivayetler
SahihMuttefekun aleyh (Buhârî ve Müslim)Sahîh-i Buhârî 6309