İçeriğe geç

Sahîh-i Müslim22. kitap

«Deveni elinden alacağımı mı sandın? Deve senindir! Bedeli de senindir.»

باب بَيْعِ الْبَعِيرِ وَاسْتِثْنَاءِ رُكُوبِهِ ‏‏

Sahih Sahîh-i Müslim hadisi Sahîh-i Müslim 715m

Râvi:Jâbir ibn Abdullah

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ نُمَيْرٍ، حَدَّثَنَا أَبِي، حَدَّثَنَا زَكَرِيَّاءُ، عَنْ عَامِرٍ، حَدَّثَنِي جَابِرُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، أَنَّهُ كَانَ يَسِيرُ عَلَى جَمَلٍ لَهُ قَدْ أَعْيَا فَأَرَادَ أَنْ يُسَيِّبَهُ قَالَ فَلَحِقَنِي النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم

فَدَعَا لِي وَضَرَبَهُ فَسَارَ سَيْرًا لَمْ يَسِرْ مِثْلَهُ قَالَ ‏"‏ بِعْنِيهِ بِوُقِيَّةٍ ‏"‏ ‏.‏ قُلْتُ لاَ ‏.‏ ثُمَّ قَالَ ‏"‏ بِعْنِيهِ ‏"‏ ‏.‏ فَبِعْتُهُ بِوُقِيَّةٍ وَاسْتَثْنَيْتُ عَلَيْهِ حُمْلاَنَهُ إِلَى أَهْلِي فَلَمَّا بَلَغْتُ أَتَيْتُهُ بِالْجَمَلِ فَنَقَدَنِي ثَمَنَهُ ثُمَّ رَجَعْتُ فَأَرْسَلَ فِي أَثَرِي فَقَالَ ‏"‏ أَتُرَانِي مَاكَسْتُكَ لآخُذَ جَمَلَكَ خُذْ جَمَلَكَ وَدَرَاهِمَكَ فَهُوَ لَكَ ‏"

Cabir b. Abdillah -radıyallahu anh- "Yorgun bir devenin üzerinde yoluna devam ediyordu. Devesini serbest bırakıp salmak istedi. Cabir b. Abdillah -radıyallahu anh-devamla şöyle dedi: “Arkamdan Rasûlullah –sallallahu aleyhi ve sellem- yanıma gelerek bana dua etti ve deveme bir kere vurdu. Devem öyle bir yürümeye başladı ki daha önceden böyle (hızlı) yürümemişti. Sonra da; «Deveni bana bir ukiye’ye sat.» diye buyurdu. Ben de kendisine hayır diye cevap verdim. Tekrardan; «Deveni bana bir ukiye’ye sat.» diye buyurdu. Fakat beni, ailemin yanına varıncaya kadar (sırtında) taşımasını istisna ettim. Evime ulaşınca Rasûlullah’a deveyi götürdüm. Bana devenin bedelini ödedi. Sonra ben dönüp giderken, Nebi –sallallahu aleyhi ve sellem- arkamdan haberci gönderip beni yanına çağırttı ve dedi ki: «Deveni elinden alacağımı mı sandın? Deve senindir! Bedeli de senindir.»

Rivayet eden: Müslim (No. 715m) ve Nesâî (No. 4637).

Kopyala
Kopyalanacaklar:
Hata bildir

Açıklama

Cabir –radıyallahu anhuma- Nebi –sallallahu aleyhi ve sellem- ile beraber bir savaşa katılmıştı. Devesi yol yorgunuydu. Zayıf düşmüş, orduyla birlikte hareket edemiyordu. Cabir devesini bırakıp, salmayı bile düşünmüştü. Artık kendisine bir faydası kalmamıştı. Nebi –sallallahu aleyhi ve sellem- sahabeler ve ümmetine karşı çok şefkatliydi. Her zaman ordunun ardında yürür, geride kalan zayıf, yorgun ve yolda kalmışları göz önünde bulundurarak onlara merhamet ederdi. Nebi –sallallahu aleyhi ve sellem- zayıf devesi üzerinde seyir eden Cabir’in yanına gelerek, dua edip, devesine vurdu. O’nun deveye rahmet ve değerli vuruşu bu aciz deve için bir güç ve destek oldu. Deve öyle bir yürümeye başladı ki daha önceden böyle (hızlı) yürümemişti. Allah Rasûlü –sallallahu aleyhi ve sellem- güzel ahlak ve kereminden dolayı Cabir’in gönlünü hoşnut etmek istedi. Yolculuğuna teselli olması için kendisiyle diyaloğa girerek kendisine; «Bu deveyi bana bir ukiye’ye sat.» diye buyurdu. Cabir –radıyallahu anh- ise daha fazlasını istedi. Devesini (bu fiyata) Nebi –sallallahu aleyhi ve sellem-’e satmamasında dini için bir eksilme olmayacağını biliyordu. Zira bu konu Allah Rasûlü –sallallahu aleyhi ve sellem-’e itaat etmenin farz olduğu bir husus değildi. Bana sat emri zorunluluk ifade etmiyordu. Buna rağmen Nebi –sallallahu aleyhi ve sellem- ısrarla satın almak istediğini talep etti. Sonunda bir ukiye’ye satış gerçekleşti. Cabir devesinin üzerinde Medine’ye kadar yoluna devam etme şartı koşmuştu. Bu şartı Nebi –sallallahu aleyhi ve sellem- kabul etmişti. Medine’ye vardıklarında deveyi Allah Rasûlü –sallallahu aleyhi ve sellem-’e getirip, teslim etti. Bunun üzerine Nebi –sallallahu aleyhi ve sellem- anlaşılan bedeli Cabir’e takdim etti. Sonra dönüp giderken, Nebi –sallallahu aleyhi ve sellem- arkasından haberci gönderip onu yanına çağırttı ve dedi ki: «Deveni elinden alacağımı mı sandın? Deve senindir! Bedeli de senindir.» Bu davranış son derece cömert, güzel ahlaklı ve iyilik seven bir peygamber için şaşılacak bir durum değildir. Allah Rasûlü –sallallahu aleyhi ve sellem-’in böyle nice davranışları olmuştur.

Arapça açıklama

كان جابر بن عبد اللّه رضي الله عنهما مع النبي صلى الله عليه وسلم في إحدى غزواته، وكان راكباً على جمل قد هزل فتعب عن السير ومسايرة الجيش حتى إنه أراد أن يطلقه فيذهب لوجهه، لعدم نفعه. وكان النبي صلى الله عليه وسلم من رأفته بأصحابه وبأمته يمشي في مؤخرة الجيوش، رِفْقاً بالضعيف، والعاجز، والمنقطع، فلحق جابراً وهو على بعيره الهزيل، فدعا له وضرب جمله، فصار ضربه الكريم الرحيم قوةً وعوناً للجمل العاجز، فسار سيراً لم يسر مثله. فأراد صلى الله عليه وسلم من كرم خلقه ولطفه تطييب نفس جابر ومجاذبته الحديث المعين على قطع السفر، فقال: بعنيه بأوقية. فطمع جابر -رضي الله عنه - بفضل الله وعَلِمَ أن لا نقص على دينه من الامتناع من بيعه للنبي صلى الله عليه وسلم لأن هذا لم يدخل في الطاعة الواجبة، إذ لم يكن الأمر على وجه الإلزام، ومع هذا فإن النبي صلى الله عليه وسلم أعاد عليه الطلب فباعه إياه بالأوقية واشترط أن يركبه إلى أهله في المدينة، فقبل صلى الله عليه وسلم شرطه، فلما وصلوا أتاه بالجمل، وأعطاه النبي صلى الله عليه وسلم الثمن، فلما رجع أرسل في أثره فرجع إليه وقال له: أتظنني بايعتك طمعا في جملك لآخذه منك؟ خذ جملك ودراهمك فهما لك. وليس هذا بغريب على كرمه وخلقه ولطفه، فله المواقف العظيمة صلى الله عليه وسلم .

  • أن الأحسن للقائد والأمير أن يكون في مؤخرة الجيش والقافلة، انتظارا للعاجزين والمنقطعين.
  • رحمة النبي -صلى الله عليه وسلم-، ورأفته بأمته.فحين رأى جابراً على هذه الحال، أعانه بالدعاء ، وضَرْبِ الجمل الذي صار قوة له على السير بإذن الله -تعالى-.
  • معجزة كبرى من معجزاته -صلى الله عليه وسلم- ناطقة بأنه رسول اللّه حقًّا، إذ يأتي على هذا الجمل العاجز المتخلف، فيضربه فيسير على إثر الضرب هذا السير الحسن ويلحق بالجيش.
  • أن امتناع جابر من بيع الجمل لرسول الله -صلى الله عليه وسلم- في مثل هذه القصة، لا يُعَد إثمًا وعقوقًا وتركًا لطاعته، فإن هذا ليس على وجه الإلزام والتحتيم، وإنما على وجه التخيير والترغيب.
  • جواز البيع واستثناء نفع المبيع، إذا كان النفع المستثنى معلومًا.
  • جواز البيع والشراء من الإمام لرعيته.
  • استحباب زواج البكر إلا إذا كان هناك حكمة من زواج الثيب؛ لأن النبي -صلى الله عليه وسلم- سأله عندما قال جابر له تزوجت: (أبكرا أم ثيبا؟) قال: بل ثيبا. قال: (فهلا بكرا تلاعبها وتلاعبك؟). قال: إن أبي ترك لي تسع أخوات فكرهت أن آتيهن بمثلهن وأحببت أن تمشطهن وتقوم عليهن.

Klasik şerh

Nevevî — Şerhu Sahîhi Müslim

قَوْله صَلَّى اللَّه عَلَيْهِ وَسَلَّمَ : ( بِعْنِيهِ بِوُقِيَّةٍ ) هَكَذَا هُوَ فِي النُّسَخ ( بِوُقِيَّةٍ ) وَهِيَ لُغَة صَحِيحَة سَبَقَتْ مِرَارًا , وَيُقَال : ( أُوقِيَّة ) وَهِيَ أَشْهَر. وَفِيهِ : أَنَّهُ لَا بَأْس بِطَلَبِ الْبَيْع مِنْ مَالِك السِّلْعَة , وَإِنْ لَمْ يَعْرِضهَا لِلْبَيْعِ. قَوْله : ( وَاسْتَثْنَيْت عَلَيْهِ حُمْلَانه ) هُوَ بِضَمِّ الْحَاء أَيْ الْحَمْل عَلَيْهِ. قَوْله صَلَّى اللَّه عَلَيْهِ وَسَلَّمَ : ( أَتَرَانِي مَاكِسَتك ؟ ) قَالَ أَهْل اللُّغَة : الْمُمَاكَسَة : هِيَ الْمُكَالَمَة فِي النَّقْص مِنْ الثَّمَن , وَأَصْلهَا النَّقْص , وَمِنْهُ مَكْس الظَّالِم , وَهُوَ مَا يَنْتَقِصهُ وَيَأْخُذهُ مِنْ أَمْوَال النَّاس. قَوْله : ( فَبِعْته بِوُقِيَّةٍ ) , وَفِي رِوَ…

Devamını oku

Âlimlerin hükümleri

ÂlimHükümKapsamEser
Müslimv. 261 h. Sahihصحيح Hadis صحيح مسلم No. 715

Diğer rivayetler

Ayrıca rivayet edenler… (4)
  • السنن الكبرى للنسائي (6017)بِعْنِيهِ بِوُقِيَّةٍ ، قُلْتُ : لا ، قَالَ : بِعْنِيهِ فَبِعْتُهُ بِوُقِيَّةٍ ، وَاسْتَثْنَيْتُ حُمْلانَهُ إِلَى الْمَدِينَةِ ، فَلَمَّا بَلَغْنَا الْمَدِينَةَ ، أَتَيْتُهُ بِالْجَمَلِ ، وَانْتَقَدْتُ ثَمَنَهُ ، ثُمَّ رَجَعْتُ ، فَأَرْسَلَ إِلَيَّ ، فَقَالَ : أَتُرَانِي إِنَّمَا مَاكَسْتُكَ لآخُذَ
  • السنن الكبرى للنسائي (11209)فَأَعْيا جَمَلِي , فَأَرَدْتُ أَنْ أُسَيْبُهُ ، فَلَحِقَنِي رَسُولُ اللَّهِ ﷺ , فَدَعَا لَهُ وَضَرَبَهُ , فَسَارَ سَيرً لَمْ يَسِرْ مِثْلَهُ , قَالَ : بِعْنِيهِ بِوَقِيَّةٍ , قَلْتُ : لا ، قَالَ : بِعْنِيهِ ، فَبِعْتُهُ بِوِقَيَّةٍ , وَاسْتَثْنَيْتُ حُمْلانُهُ إِلَى الْمَدِينَةِ , فَلمَّا بَلَغْنَا
  • مستخرج أبي عوانة (3853)أَتُرَانِي إِنَّمَا مَاكَسْتُكَ لآخُذَ جَمَلَكَ ؟ ! خُذْ جَمَلَكَ وَدَرَاهِمَكَ فَهُمَا لَكَ
  • معرفة السنن والآثار للبيهقي (3074)أَتُرَانِي مَاكَسْتُكَ لآخُذَ جَمَلَكَ ، خُذْ جَمَلَكَ وَدَرَاهِمَكَ فَهُوَ لَكَ

Aynı konuda

Hüküm yok Muttefekun aleyh (Buhârî ve Müslim) Bulûğu'l-Merâm 1016

وَعَنْ جَابِرٍ ‏- رضى الله عنه ‏- قَالَ : { كُنَّا مَعَ رَسُولِ اَللَّهِ ‏- صلى الله عليه وسلم ‏-فِي غَزَاةٍ , فَلَمَّا قَدِمْنَا اَلْمَدِينَةَ , ذَهَبْنَا لِنَدْخُلَ .‏ فَقَالَ : " أَمْهِلُوا حَتَّى تَدْخُلُوا لَيْلًا…

Râvi: Jâbir ibn Abdullah + 10 başka rivayet Yalnız Arapça

Hüküm yok Muttefekun aleyh (Buhârî ve Müslim) Müsned 13618

حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ أَخْبَرَنَا سُفْيَانُ عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ الْمُنْكَدِرِ عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ أَتَزَوَّجْتَ فَقُلْتُ نَعَمْ فَقَالَ…

Râvi: Jâbir ibn Abdullah + 6 başka rivayet Yalnız Arapça

Hüküm yok Müsned 14482

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ أَبِي عَدِيٍّ عَنْ سُلَيْمَانَ يَعْنِي التَّيْمِيَّ عَنْ أَبِي نَضْرَةَ عَنْ جَابِرٍ قَالَ كُنْتُ أَسِيرُ عَلَى نَاضِحٍ لِي فِي أُخْرَيَاتِ الرِّكَابِ فَضَرَبَهُ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ…

Râvi: Jâbir ibn Abdullah + 2 başka rivayet Yalnız Arapça

Hüküm yok Muttefekun aleyh (Buhârî ve Müslim) Müsned 14738

حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مُحَمَّدٍ حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ زَكَرِيَّا بْنِ أَبِي زَائِدَةَ عَنْ ابْنِ جُرَيْجٍ عَنْ عَطَاءٍ عَنْ جَابِرٍ أَنَّ النَّبِيَّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَالَ لَهُ قَدْ أَخَذْتُ…

Râvi: Jâbir ibn Abdullah + 2 başka rivayet Yalnız Arapça

Konular