Allah'ım! Senin gazabından rızana, cezalandırmandan affına sığınırım. Senden yine Sana sığınırım. Seni lâyık olduğun şekilde sena etmekten (övmekten) acizim. Sen kendini nasıl övdüysen öylesin
Âişe -radıyallahu anha-'dan rivayet edildiğine göre, o şöyle demiştir:
Bir gece Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'i yatakta bulamadım. Onu aradım; derken elim, odada secde hâlindeyken ayaklarının altına dokundu. Ayakları dikilmiş durumdaydı ve şöyle diyordu:«Allah'ım! Senin gazabından rızana, cezalandırmandan affına sığınırım. Senden yine Sana sığınırım. Seni lâyık olduğun şekilde sena etmekten (övmekten) acizim. Sen kendini nasıl övdüysen öylesin.»
Rivayet eden: Müslim (No. 486), Ebû Dâvûd (No. 879), Tirmizî (No. 3493), Nesâî (No. 169, 1100, 1130), İbn Mâce (No. 3841), İmâm Mâlik (No. 503) ve Ahmed b. Hanbel (No. 23176, 24024, 24475).
Âişe -radıyallahu anha- şöyle demiştir: Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'in yanında uyuyordum. Geceleyin onu yanımda bulamadım. Elimle odada namaz kıldığı yeri yokladım. Bir de baktım ki secde hâlinde, ayakları dikilmiş durumda ve şöyle diyordu:
Rızânı vesile edinerek gazabından sana sığınırım; affın ve esenliğinle de cezandan sana sığınırım. Ve yine Sana karşı Senden sana sığınırım; cemâl sıfatlarını vesile ederek celâl sıfatlarından korunmayı isterim. Çünkü Senden yine ancak Sen korursun. Allah’tan kaçıp sığınılacak hiçbir yer yoktur; ancak yine O’na sığınılır. Seni lâyık olduğun şekilde sena etmekten acizim. Senin nimetlerini ve ihsanını hak ettiğin şekilde saymaya ne gücüm yeter ne de buna ulaşabilirim. Bu konuda ne kadar çaba sarf edersem edeyim, nimetlerinin ihatasından ve şükründen aciz kaldığımı itiraf ederim. Sen kendini nasıl övdüysen öylesin. Kendine yakışan övgülerle kendini öven sensin. Öyleyse senin övgünün hakkını tam olarak kim yerine getirebilir ki?!
Hadisten çıkan dersler
Bu duaları secdede yapmak müstehaptır.
Mîrek -rahimehullah- şöyle demiştir: Nesâî’nin rivayetlerinden birinde şöyle geçer: Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- bu duayı, namazını bitirip yatağına yattığı zaman okurdu.
Kur'an ve sünnette gelmiş olan isimleri ve sıfatlarıyla Allah'a dua ve sena etmek müstehaptır.
Hadiste, rükû ve secde halindeyken, yaratıcımız olan Allah'ı yüceltme vardır.
Allah'ın zatına sığınmak caiz olduğu gibi, Yüce Allah'ın sıfatlarına sığınmak da caizdir.
El-Hattâbî -rahimehullah- şöyle demiştir: Bu sözde çok güzel bir mana daha vardır. O da şudur ki; Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- Allah'ın rızasına sığınarak O'nun gazabından, afiyetine sığınarak da cezalandırmasından korunmayı dilemiştir. Rıza ve gazap birbirine zıt iki kavramdır; aynı şekilde afiyet ve bağışlanma da cezayla yakalamanın karşıtıdır. Fakat zıddı olmayan Zat’a, yani Allah Subhânehu ve Teâlâ'ya gelince; başka bir şeye değil, yine O'na sığınmıştır. Bunun anlamı şudur: Kulluk vazifesinin hakkını tam olarak yerine getirememekten ve O’nu gereği gibi sena etmekteki kusurlardan dolayı bağışlanma dilemektir. Sana övgüyü saymakla bitiremem sözüne gelince, buna ne gücüm yeter ne de bunu layıkıyla başarabilirim demektir.
Arapça açıklama
قالت عائشة رضي الله عنها: كنت نائمة إلى جنب النبي صلى الله عليه وسلم، ففقدته من الليل، فلمست بيدي الموضع الذي كان يصلي فيه في الحجرة؛ فإذا هو ساجد وقدماه قائمتان، وإذا هو يقول:
(أعوذ) وأتوسل (برضاك من سخطك) عليّ أو على أمتي، (و) أستعيذ (بمعافاتك) وعفوك الكثير (من عقوبتك)،
(وأعوذ بك منك) وبصفات جمالك من صفات جلالك، حيث لا يُعيذ منك إلا أنت، فلا مَنْجَى ولا مَلْجَأ من الله إلا إليه،
(لا أحصي ثناء عليك) لا أطيق ولا أبلغ حصرًا وعددًا لعجزي إحصاء نعمتك وإحسانك كما تستحقه وإن اجتهدت في ذلك،
(أنت كما أثنيت على نفسك) فأنت الذي أثنيت على ذاتك ثناء يليق بك، فمن يقدر على أداء حق ثنائك؟!
استحباب هذه الأدعية في السجود.
قال ميرك: وفي إحدى روايات النسائي: كان يقول هذا الدعاء إذا فرغ من صلاته وتبوأ مضجعه.
استحباب الثناء على الله بصفاته ودعائه بأسمائه الثابتة في الكتاب والسنة.
فيه تعظيم الخالق في الركوع والسجود.
جواز الاستعاذة بصفات الله، كما يجوز الاستعاذة بذاته -سبحانه وتعالى-.
قال الخطابي: في هذا الكلام معنى لطيف، وهو: أنه قد استعاذ بالله أن يجيره برضاه من سخطه، وبمعافاته من عقوبته، والرضى والسخط ضدان متقابلان، وكذلك المعافاة والمؤاخذة بالعقوبة، فلما صار إلى ذكر ما لا ضد له وهو الله سبحانه وتعالى استعاذ به منه لا غير، ومعنى ذلك: الاستغفار من التقصير من بلوغ الواجب من حق عبادته، والثناء عليه. وقوله: لا أحصي ثناء عليك: أي لا أطيقه ولا أبلغه.
Senedi sahihHâkimصحيح الإسناد — المستدرك على الصحيحين (1165)
Senedi hasenİbn Bâzإسناده حسن — مجموع الشروح الفقهية. (259/25)
SahihMukbil el-Vâdiîصحيح — الصحيح المسند (957)
Ziyâeddin el-Makdisîأورده في المختارة وقال [هذه أحاديث اخترتها مما ليس في البخاري ومُسلِم — الأحاديث المختارة (627)
Ziyâeddin el-Makdisîأورده في المختارة وقال [هذه أحاديث اخترتها مما ليس في البخاري ومُسلِم — الأحاديث المختارة (630)
Ziyâeddin el-Makdisîسئل الدارقطني عنه فقال: روي عن إبراهيم بن الحجاج عن حماد بن سلمة عن هشام بن عروة عن عبد الرحمن بن الحارث عن علي وهو وهم، وقال أسود بن عامر شاذان عن حماد بن سلمة عن هشام بن عمرو عن عبد الرحمن بن الحارث عن علي وهو الصحيح. قلت: وقد رواه عبد الله بن أحمد عن إ — الأحاديث المختارة (631)
محمد ابن عبد الوهابرواته ثقات — الحديث لابن عبدالوهاب (1/575)
Sahihابن العربيصحيح — عارضة الأحوذي (7/84)
Zayıfالإمام أحمدلا يصح شيء في القنوت مرفوعا سوى ما جاء في الفجر — المقرر على أبواب المحرر ((1/ 294))
وعن عائشة رضي الله عنها قالت: افتقدت النبي صلى الله عليه وسلم ذات ليلة فتحسست، فإذا هو راكع.-أو ساجد- يقول: "سبحانك وبحمدك لا إله إلا أنت" ، وفي رواية: فوقعت يدي على بطن قدميه، وهو في المسجد، وهما منصوبتان…