Suheyb -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre, şöyle demiştir: Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur:
«Müminin hayranlık verici bir hali vardır ki, onun her işi hayırdır. Bu hal, Müminden başka hiç kimsede bulunmaz. Eğer bir genişliğe (nimete) kavuşursa şükreder ve bu onun için bir hayır olur. Eğer bir darlığa (musibete) uğrarsa sabreder ve bu da onun için bir hayır olur.»
Rivayet eden: Müslim (No. 2999) ve Ahmed b. Hanbel (No. 18171, 18175, 22798).
Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Mümin bir kimsenin işine ve ahvaline şaşırarak hayranlıkla karşılamıştır. Çünkü Müminin bütün ahvali hayır üzeredir. Bu durum Mümin dışında hiç kimsede bulunmaz. Eğer başına iyi bir şey gelirse bunun için Allah'a şükreder. Şükrüne karşılık olarak da sevap kazanır. Başına bir musibet gelse sabreder, sevabını Allah'tan diler ve sabrının karşılığında sevap kazanır, zira her halükârda sevap kazanır.
Hadisten çıkan dersler
İyi ve bolluk günlerinde şükretmenin, zorlukta sabretmenin fazileti anlatılmaktadır. Kim bunu yaparsa, her iki dünyada hayra kavuşur; kim de bir nimete şükretmez ve musibete sabretmezse, sevabı kaçırır ve günaha girer.
İmanın fazileti ve her durumda sevabın sadece iman edenlere mahsus olduğu anlatılmaktadır.
İyi ve bolluk günlerinde şükretmek, sıkıntılı zamanda sabretmek Müminlerin özelliklerindendir.
Allah'ın iradesine ve kaderine iman, Müminin içinde bulunduğu her durumdan tam anlamıyla memnun olmasını sağlar. Ancak kâfir başına bir zarar geldiğinde sürekli öfkelenir, Allah -Azze ve Celle- tarafından kendisine verilen bir nimete sahip olduğunda, bu nimet ile meşgul olmak onu Allah'a itaat etmekten alıkoyar. Bu nimeti Allah'ın razı olmadığı haram şeylerde kullanması durumunda başına gelecek daha büyüktür.
Arapça açıklama
يَتَعَجَّبُ صلى الله عليه وسلم مِن شأن المؤمن وأحواله على وجه الاستحسان؛ وذلك لأن أحواله كلها خير، وليس ذلك لأحد إلا للمؤمن؛
إن أصابته سرّاءُ شكرَ اللهَ عليها؛ فيحصل له الأجر بالشكر،
وإن أصابته ضراءُ صبرَ واحتسب الأجر على الله، فيحصل له الأجر بالصبر، فهو في أجر على كل حال.
فضل الشكر على السراء والصبر على الضراء، فمَن فعَلَ ذلك حصل له خير الدارين، ومن لم يشكر على النعمة، ولم يصبر على المصيبة، فاته الأجر، وحصل له الوزر.
فضل الإيمان، وأنّ الأجر في كل حال لا يكون إلا لأهل الإيمان.
الشكر عند السراء، والصبر على الضراء من خصال المؤمنين.
الإيمان بقضاء الله وقدره يجعل المؤمن في رضا كامل على كل أحواله، بخلاف غير المؤمن الذي يكون في سخط دائم عند وقوع ضرر عليه، وإذا ما حاز نعمة من الله عز وجل انشغل بها عن طاعة الله، فضلًا عن صرفها في معصيته.
Âlimlerin hükümleri
Hüküm, kitabın (Sahîh-i Müslim) konumundan alınmıştır.