İçeriğe geç

Sahîh-i Müslim53. kitap

Şüphesiz ki Allah Teâlâ bana: 'O kadar mütevazı olun ki, kimse kimseye karşı övünmesin ve kimse kimseye haksızlık (zulüm/taşkınlık) etmesin!' diye vahyetti

باب الصِّفَاتِ الَّتِي يُعْرَفُ بِهَا فِي الدُّنْيَا أَهْلُ الْجَنَّةِ وَأَهْلُ النَّارِ

Sahih Sahîh-i Müslim hadisi Sahîh-i Müslim 2865d

Râvi:Iyâd ibn Himâr

وَحَدَّثَنِي أَبُو عَمَّارٍ، حُسَيْنُ بْنُ حُرَيْثٍ حَدَّثَنَا الْفَضْلُ بْنُ مُوسَى، عَنِ الْحُسَيْنِ، عَنْ مَطَرٍ، حَدَّثَنِي قَتَادَةُ، عَنْ مُطَرِّفِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ الشِّخِّيرِ، عَنْ عِيَاضِ بْنِ حِمَارٍ، أَخِي بَنِي مُجَاشِعٍ قَالَ قَامَ فِينَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ذَاتَ يَوْمٍ خَطِيبًا فَقَالَ ‏"‏ إِنَّ اللَّهَ أَمَرَنِي ‏"‏ ‏.‏ وَسَاقَ الْحَدِيثَ بِمِثْلِ حَدِيثِ هِشَامٍ عَنْ قَتَادَةَ وَزَادَ فِيهِ ‏"‏ وَإِنَّ اللَّهَ أَوْحَى إِلَىَّ أَنْ تَوَاضَعُوا حَتَّى لاَ يَفْخَرَ أَحَدٌ عَلَى أَحَدٍ وَلاَ يَبْغِي أَحَدٌ عَلَى أَحَدٍ ‏"‏ ‏.‏ وَقَالَ فِي حَدِيثِهِ ‏"‏ وَهُمْ فِيكُمْ تَبَعًا لاَ يَبْغُونَ أَهْلاً وَلاَ مَالاً ‏"‏ ‏.‏ فَقُلْتُ فَيَكُونُ ذَلِكَ يَا أَبَا عَبْدِ اللَّهِ قَالَ نَعَمْ وَاللَّهِ لَقَدْ أَدْرَكْتُهُمْ فِي الْجَاهِلِيَّةِ وَإِنَّ الرَّجُلَ لَيَرْعَى عَلَى الْحَىِّ مَا بِهِ إِلاَّ وَلِيدَتُهُمْ يَطَؤُهَا ‏.‏

Benî Mücâşi'in kardeşi İyâd b. Himâr -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- bir gün aramızda ayağa kalkıp hutbe irat etti ve o hadiste şu ifade de bulunmaktadır:

«Şüphesiz ki Allah Teâlâ bana: 'O kadar mütevazı olun ki, kimse kimseye karşı övünmesin ve kimse kimseye haksızlık (zulüm/taşkınlık) etmesin!' diye vahyetti.»

Rivayet eden: Müslim (No. 2865d).

Kopyala
Kopyalanacaklar:
Hata bildir

Açıklama

Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem-, ashabının arasında ayağa kalkarak bir hutbe irat etti. Söyledikleri arasında şu sözler de vardı: Şüphesiz Allah, Peygamberine insanların birbirlerine karşı tevazu göstermelerini vahyetmiştir. Bu tevazu; insanlara karşı alçak gönüllü davranmak, yumuşak huylu olmak ve kibarlıkla muamele etmektir. Böylece hiç kimse; soyu, malı veya bunlara benzer şeylerle büyüklük taslayıp başkasına karşı övünmesin; hiç kimse de bir başkasına zulmetmesin ve ona haksız yere saldırmasın.

Hadisten çıkan dersler

  • Bu hadiste, tevazu sahibi olmaya; kibirlenmekten, insanlara karşı büyüklük taslamaktan ve kendini onlardan üstün görmekten sakındırmaya teşvik vardır.
  • Haksızlık yapmanın, zulmetmenin ve başkalarına karşı övünüp böbürlenmenin yasak olduğu belirtilmektedir.
  • Allah için tevazu sahibi olmak iki anlama gelir: Birincisi: Allah'ın dinine karşı tevazu göstermek: Dine karşı büyüklenmemek, onu küçümsememek ve hükümlerini yerine getirmekten kibirlenip kaçınmamaktır. İkincisi: Allah rızası için Allah'ın kullarına karşı tevazu göstermek: İnsanlara korkudan veya onlardan bir menfaat umduğun için değil; yalnızca yüce Allah'ın rızasını kazanmak amacıyla alçak gönüllü davranmaktır.

Arapça açıklama

قام النبي صلى الله عليه وسلم في أصحابه خطيبًا، وكان مما قال:

إن الله أوحى إليه أنه يجب على الناس أن يتواضعوا فيما بينهم، وذلك بخفض الجناح للخلق ولين الجانب، حتى لا يفخر بادعاء العظمة والكبرياء والشرف أحدٌ بنسبه أو ماله أو غير ذلك على أحد، ولا يظلم ولا يعتدي أحدٌ على أحد.

  • في الحديث الحث على التواضع وعدم الكبر والترفع على الناس.
  • النهي عن البغي والفخر.
  • التواضع لله له معنيان: المعنى الأول: أن تتواضع لدِينِ الله، فلا تترفع عن الدِّين، ولا تستكبر عنه وعن أداء أحكامه، والثاني: أن تتواضع لعباد الله من أجل الله، لا خوفًا منهم، ولا رجاءً لما عندهم، ولكن لله عزَّ وجلَّ.

Âlimlerin hükümleri

Hüküm, kitabın (Sahîh-i Müslim) konumundan alınmıştır.

Konular