İçeriğe geç

Sahîh-i Müslim53. kitap

«Rabbim, bugün bana öğrettiği şeylerden bilmediklerinizi size öğretmemi emretti.» (Ve buyurdu ki): «Benim bir kula verdiğim bir mal helaldir. Ben bütün kullarımı hanif (Müslüman, hakka taraftar) olarak yarattım. Ancak şeytanlar onlara gelip, (fıtri) dinlerinden alıp götürdüler, kendilerine helal kıldığım şeyleri haram kıldılar. Haklarında bir delil indirmediğim şeyi bana şirk koşmalarını emrettiler.»

باب الصِّفَاتِ الَّتِي يُعْرَفُ بِهَا فِي الدُّنْيَا أَهْلُ الْجَنَّةِ وَأَهْلُ النَّارِ

Sahih Sahîh-i Müslim hadisi Sahîh-i Müslim 2865a

Râvi:Iyâd ibn Himâr

حَدَّثَنِي أَبُو غَسَّانَ الْمِسْمَعِيُّ، وَمُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، وَمُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارِ بْنِ عُثْمَانَ، - وَاللَّفْظُ لأَبِي غَسَّانَ وَابْنِ الْمُثَنَّى - قَالاَ حَدَّثَنَا مُعَاذُ بْنُ هِشَامٍ، حَدَّثَنِي أَبِي، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ مُطَرِّفِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ الشِّخِّيرِ، عَنْ عِيَاضِ بْنِ حِمَارٍ الْمُجَاشِعِيِّ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ذَاتَ يَوْمٍ فِي خُطْبَتِهِ ‏"‏

أَلاَ إِنَّ رَبِّي أَمَرَنِي أَنْ أُعَلِّمَكُمْ مَا جَهِلْتُمْ مِمَّا عَلَّمَنِي يَوْمِي هَذَا كُلُّ مَالٍ نَحَلْتُهُ عَبْدًا حَلاَلٌ وَإِنِّي خَلَقْتُ عِبَادِي حُنَفَاءَ كُلَّهُمْ وَإِنَّهُمْ أَتَتْهُمُ الشَّيَاطِينُ فَاجْتَالَتْهُمْ عَنْ دِينِهِمْ وَحَرَّمَتْ عَلَيْهِمْ مَا أَحْلَلْتُ لَهُمْ وَأَمَرَتْهُمْ أَنْ يُشْرِكُوا بِي مَا لَمْ أُنْزِلْ بِهِ سُلْطَانًا وَإِنَّ اللَّهَ نَظَرَ إِلَى أَهْلِ الأَرْضِ فَمَقَتَهُمْ عَرَبَهُمْ وَعَجَمَهُمْ إِلاَّ بَقَايَا مِنْ أَهْلِ الْكِتَابِ وَقَالَ إِنَّمَا بَعَثْتُكَ لأَبْتَلِيَكَ وَأَبْتَلِيَ بِكَ وَأَنْزَلْتُ عَلَيْكَ كِتَابًا لاَ يَغْسِلُهُ الْمَاءُ تَقْرَؤُهُ نَائِمًا وَيَقْظَانَ وَإِنَّ اللَّهَ أَمَرَنِي أَنْ أُحَرِّقَ قُرَيْشًا فَقُلْتُ رَبِّ إِذًا يَثْلَغُوا رَأْسِي فَيَدَعُوهُ خُبْزَةً قَالَ اسْتَخْرِجْهُمْ كَمَا اسْتَخْرَجُوكَ وَاغْزُهُمْ نُغْزِكَ وَأَنْفِقْ فَسَنُنْفِقَ عَلَيْكَ وَابْعَثْ جَيْشًا نَبْعَثْ خَمْسَةً مِثْلَهُ وَقَاتِلْ بِمَنْ أَطَاعَكَ مَنْ عَصَاكَ ‏.‏ قَالَ وَأَهْلُ الْجَنَّةِ ثَلاَثَةٌ ذُو سُلْطَانٍ مُقْسِطٌ مُتَصَدِّقٌ مُوَفَّقٌ وَرَجُلٌ رَحِيمٌ رَقِيقُ الْقَلْبِ لِكُلِّ ذِي قُرْبَى وَمُسْلِمٍ وَعَفِيفٌ مُتَعَفِّفٌ ذُو عِيَالٍ - قَالَ - وَأَهْلُ النَّارِ خَمْسَةٌ الضَّعِيفُ الَّذِي لاَ زَبْرَ لَهُ الَّذِينَ هُمْ فِيكُمْ تَبَعًا لاَ يَتْبَعُونَ أَهْلاً وَلاَ مَالاً وَالْخَائِنُ الَّذِي لاَ يَخْفَى لَهُ طَمَعٌ وَإِنْ دَقَّ إِلاَّ خَانَهُ وَرَجُلٌ لاَ يُصْبِحُ وَلاَ يُمْسِي إِلاَّ وَهُوَ يُخَادِعُكَ عَنْ أَهْلِكَ وَمَالِكَ ‏"‏ ‏.‏ وَذَكَرَ الْبُخْلَ أَوِ الْكَذِبَ ‏"‏ وَالشِّنْظِيرُ الْفَحَّاشُ ‏"

İyad b. Hımâr -radıyallahu anh-'dan rivayet olunduğuna göre Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- bir gün hutbesinde buyurdular ki: «Rabbim, bugün bana öğrettiği şeylerden bilmediklerinizi size öğretmemi emretti.» (Ve buyurdu ki): «Benim bir kula verdiğim bir mal helaldir. Ben, bütün kullarımı hanif (Müslüman, hakka taraftar) olarak yarattım. Ancak şeytanlar onlara gelip (fıtri) dinlerinden alıp götürdüler, kendilerine helal kıldığım şeyleri haram kıldılar. Haklarında bir delil indirmediğim şeyi bana şirk koşmalarını emrettiler.» Allah Teâlâ, yeryüzü ehline baktı ve Ehl-i Kitap'tan bir kısmı hariç onların Arap, Acem hepsine öfkelendi ve dedi ki: «Ben seni imtihan etmek ve seninle de (başkasını) imtihan etmek üzere gönderdim. Sana, suyun yıkayıp (yok edemeyeceği) bir kitap gönderdim. Ta ki sen onu uyurken de uyanıkken de okuyasın! Allah Teala hazretleri bana, Kureyş'i ateşe vermemi (onlarla savaşmamı) emretti» Ben: «Ey Rabbim, bu durumda onlar başımı yararlar ve bir ekmek parçısına çevirirler!» dedim. «Öyleyse, seni çıkardıkları gibi sen de onları (Mekke'den) çıkar! Onlara karşı gazada bulun da biz de sana yardım edelim. İnfakta bulun, biz de sana infak edelim. Sen bir ordu gönder, biz de sana onun beş misli (yardımcı melek ordusu) gönderelim. Sana itaat edenlerle birlik ol, asilere karşı savaş!» buyurdu. «Cennetlikler üç kısımdır: -Kuvvet sahibi, adaletli, sadaka veren ve muvaffak olanlar. -Bütün yakınlarına ve Müslümanlara karşı merhametli ve yumuşak kalpli olanlar. -İffetli, namuslu ve çoluk çocuk sahibi olanlar.» Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- devamla dedi ki: «Cehennem ehli de beş kısımdır: -Aklı olmayan zayıflar. Bunlar, aranızda tabi olarak bulunurlar, hiç bir ehle ve mala tabi değildirler. -Tamahkârlığını izhar etmeyen hain kişiler. Böylesi, bir kapıyı çalsa mutlaka ihanet eder. -Akşam, sabah her fırsatta malın ve ehlin hususunda seni aldatan adamlar. -Cimrilik ve yalanı da zikretti. -Bir de kötü huylu kaba sözlü insan.»

Rivayet eden: Müslim (No. 2865a) ve Ahmed b. Hanbel (No. 16837).

Kopyala
Kopyalanacaklar:
Hata bildir

Açıklama

Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- bir gün sahabesine hitap etti ve Allah'ın o gün ona öğrettiği ve ashabının bilmediği şeyleri onlara öğretmesini emrettiğini haber verdi. O gün, Rabbinin onlara öğretmesini emrettiği şeylerden biri şudur: (Benim bir kuluma verdiğim her mal helaldir.) Allah Teâlâ buyuruyor ki, kullarımdan bir kula verdiğim her mal ona helaldir. Burada söylenmek istenilen onların Allah'ın kendilerine helal kıldığı hayvanlardan bazılarını kendilerine haram kılmalarıdır. Şüphesiz ki onların haram saymalarıyla bu şey haram olmamıştır. O mala bir hakkın taalluk etmesi ya da bu malı onun olması hükmünden çıkaracak olan özel bir delilin hasıl olması durumu dışında bu mal ona helaldir. Sonra Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur: ''Ben bütün kullarımı hanif (Müslüman, hakka taraftar) olarak yarattım.'' Bütün kulları müslümanlar olarak yarattım. Günahlardan temiz olarak da denilmiştir. Dosdoğru ve hidayeti kabul etmeye yönelen olarak da denilmiştir. Bununla kastedilen şey "Elestu birabbikum" (Ben sizin Rabbiniz değilmiyim) dediğinde "Belâ" (Evet! Sen bizim Rabbimizsin) cevabını aldığı zamandır denilmiştir. Allah Teâlâ'nın şu sözü: ''Ancak şeytanlar gelip onları (fıtri) dinlerinden alıp götürdüler. Onlara helal kıldığım şeyleri kendilerine haram kıldılar. Onlara, haklarında bir delil indirmediğim şeyi bana şirk koşmalarını emrettiler. Şeytanlar geldiler ve onları küçümsediler ve onları üzerinde bulundukları halden uzaklaştırarak batıla götürdüler. Allah'ın onlara helal kıldığını haram kıldılar. Şeytanlar onlara Allah'ın kendilerine ibadet etmeyi emretmediği şeylere ibadet etmeyi ve ibadette onları Allah'a şirk koşmayı emrettiler ve buna dair bir delil de zikretmediler. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in şu sözü: «Allah Teala yeryüzü ehline baktı ve Ehl-i Kitap'tan bir kısmı hariç onların arap ve acem hepsine öfkelendi.» Allah Teâlâ Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in peygamber olarak gönderilmesinden önce yeryüzüne baktı ve onları şirk ve sapıklık üzerinde birleşmiş olarak gördü. Ehl-i Kitap'tan bir kısmı hariç diğerlerine öfkelendi. (Allah'ın kendilerine kızmadığı kimseler) Onlar hak olan dinlerine sımsıkı sarılıp değiştirmeden bağlı kalan kimselerdi. Kitap ehlinin çoğu ise tahrif etmişlerdi. Allah -Subhanehu ve Teâlâ-'nın şu sözü: ''Ben seni, imtihan etmek ve seninle de (başkasını) imtihan etmek üzere gönderdim.'' Manası: Sana emrettiğim ve senin bu görevi yaptığında ortaya çıkan hal ile seni insanlara gönderildiğin elçiliği tebliğ etmen, Allah yolunda hakkıyla cihad etmen, Allah Teâlâ için sabretmen ve diğer şeylerden dolayı seni insanlara gönderdim. Senin ile de seni gönderdiğim kimseleri imtihan ediyorum. Onlardan bazıları vardır, imanını izhar ederler ve itaatte ihlaslı olurlar. Ve bazıları da düşmanlığını ve küfrünü gösterir. Bir de münafıklık edenler vardır. Onu imtihan etmek için sözüyle murad edilen Allah Teâlâ'nın kullarını önceden vuku bulacağını bidiği şeyler ile değil onlardan vuku bulan şeyler ile cezalandırdığıdır. Yoksa Allah -Subhanehu- vuku bulmadan önce kulların kendileri özgür iradeleriyle bir şey yapmadan cezalandırması değildir. ''Sana, suyun yıkayıp yok edemeyeceği bir kitap gönderdim.'' Manası: Sana Kur'an-ı indirdim. O da kalplerde korunaklıdır. Oradan gitmez. Zamanlar geçsede kalıcıdır. Allah Teâlâ'nın şu buyruğu: ''Ta ki sen onu uyurken de uyanıkken de okuyasın!" Manası, uyku ve uyanıklık gibi iki halde de Kur'ân korunacaktır. Onu rahat ve kolay bir şekilde okuyacaksın. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in: «Allah, Kureyş'i ateşe vermemi ve onlarla savaşmamı emretti.» Allah bana Kureyş kâfirlerini helak etmemi ve onları öldürmemi emretti. Ben: «Ey Rabbim, bu durumda onlar başımı yararlar ve bir ekmek parçasına çevirirler!» dedim. Başımı yararlar ve ekmeği kırıp parçaladıkları gibi kırarlarsa. Öyleyse, seni çıkardıkları gibi sen de onları (Mekke'den) çıkar! Allah Peygamber'i -sallallahu aleyhi ve sellem-'e yaptıklarına karşılık olarak seni çıkardıkları gibi sen de Kureyş kâfirlerini çıkar. İki çıkarma arasında çok fark olsa bile. Onların Rasûlullah'ı çıkarmaları batıl bir çıkarmadır. Rasûlullah'ın onları çıkarması ise hak iledir. ''Onlara karşı gazada bulun da biz de sana yardım edelim.'' Onlarla savaşta sana yardım eder ve seni destekleriz. ''İnfakta bulun biz de sana infak edelim.'' Allah yolunda gayret edip infak et onun karşılığını sana dünya ve ahirette veririz. ''Sen bir ordu gönder, biz de sana onun beş misli (yardımcı melek ordusu) gönderelim.'' Kâfirlerle savaşmak için gönderdiğin zaman Bedir'de yaptığı gibi müslümanlardan meleklere beş katı yardımcı göndeririz. ''Sana itaat eden askerlerle birlik ol, sana isyan eden askerlere karşı savaş!" Sana itaat eden müslümanlarla beraber sana isyan eden kâfirlere karşı savaş. ''Cennetlikler üç kısımdır: -Kuvvet sahibi, adaletli, sadaka veren ve muvaffak olanlar. -Bütün yakınlarına ve Müslümanlara karşı merhametli ve yumuşak kalpli olanlar. -İffetli, namuslu ve çoluk çocuk sahibi olanlar." Cennet ehli üç sınıftır. Birinci Sınıf: Hüküm, kahır ve galebe sahibi bir adam. Bunlarla beraber o insanlar arasında adaletli davranır, onlara zulmetmez ve onlara iyilikte bulunur. Onun için hayır yolları kolaylaştırılır. İyilik kapıları açılır. İkinci Sınıf: Küçüklere, büyüklere merhametli olan ve özellikle de yakınlarına karşı yumuşak kalpli olan bir adam. Üçüncü Sınıf: Çoluk çocuk sahibi namuslu, insanlardan bir şey istemekten kaçınarak iffetli davranan, kendi ve ailesinin işinde Allah'a tevekkül eden, ailesini sevmesi ya da rızık korkusu onu tevekkülü terk edip yaratılmışlardan bir şey ummaya ve haram mal elde edip farz olan ilimi ve ameli bırakıp o işlerle uğraşmaya itmez. "Cehennem ehli de beş kısımdır: -Aklı olmayan zayıflar. Bunlar, aranızda tabi olarak bulunurlar, hiçbir ehle ve mala tabi değildirler. -Tamahkârlığını izhar etmeyen hain kişiler. Böylesi, bir kapıyı çalsa mutlaka ihanet eder. -Akşam, sabah her fırsatta malın ve ehlin hususunda seni aldatan adamlar. -Cimrilik ve yalanı da zikretti. -Bir de kötü huylu kaba sözlü insan." Cehennem ehli de beş sınıftır. Birincisi: Aklı olmayan zayıflar. Aklı olmayan zayıf, bu sebeple de onu yapılmaması gerekli olan şeylerden men etmez. ''Bunlar, aranızda tabi olarak bulunurlar, hiçbir ehle ve mala tabi değildirler.'' Hanım/zevce istemeyen erkek hizmetçiler. Bunlar; helalden yüz çevirip haram işleyen kimselerdir. Yorularak ve temiz kazanç yoluyla helalinden mal kazanmak istemezler. İkincisi: ''Tamahkârlığını izhar etmeyen hain kişiler. Böylesi, bir kapıyı çalsa mutlaka ihanet eder.'' Yani elde etmek istediği ve onu bulamayacağı hiç bir şey kendisine gizli kalmasın ki o, o şeyin peşinden koşup da onu araştırmasın. Onu bulup hainlik edene kadar uğraşır. Bu da onun hainlikle vasfedilmesinde mübalağalı bir anlatımdır. Üçüncüsü: Aldatan adamdır. Dördüncüsü: Yalancı ve cimri olandır. Beşincisi: Kötü huylu kaba sözlü insandır.

Arapça açıklama

خطب رسولُ الله صلى الله عليه وسلم ذاتَ يوم في أصحابه فأخبرهم أن الله أمره أن يعلمهم ما جهلوه، مما علمه ربه في ذلك اليوم، فكان مما علمه ربه قوله: «كلُّ مالٍ نَحَلتُه عبدًا حلال» أي: قال الله تعالى كل مال أعطيته عبدًا من عبادي فهو له حلال، والمراد إنكار ما حرَّموا على أنفسهم من بعض أنواع البهائم وأنها لم تصر حراما بتحريمهم، وكل مال ملكه العبد فهو له حلال حتى يتعلق به حق أو يرد عليه دليل خاص يخرجه من هذا العموم. ثم قال تعالى: «وإني خلقت عبادي حنفاء كلهم» أي: خلقت العباد مسلمين كلهم، وقيل: طاهرين من المعاصي، وقيل: مستقيمين منيبين لقبول الهداية، وقيل: المراد حين أخذ عليهم العهد في الذر، وقال ألست بربكم قالوا بلى. قوله تعالى: «وإنهم أتتهم الشياطين فاجتالتهم عن دينهم وحَرَّمت عليهم ما أحللتُ لهم، وأمرتهم أن يُشركوا بي ما لم أُنزِّل به سلطانا» أي: جاءتهم الشياطين فاستخفوهم فذهبوا بهم وأزالوهم عما كانوا عليه إلى الباطل، وحرمت عليهم ما أحل الله لهم، وأمرتهم بالإشراك بالله بعبادة ما لم يأمر الله بعبادتهم، ولم ينصب دليلا على استحقاقه للعبادة.

قوله صلى الله عليه وسلم: «وإن الله تعالى نظر إلى أهل الأرض فمقتهم عربهم وعجمهم إلا بقايا من أهل الكتاب» أي نظر الله تعالى إلى أهل الأرض قبل بعثة رسول الله صلى الله عليه وسلم فوجدهم متفقين على الشرك والضلال، فأبغضهم إلا بقايا من أهل الكتاب، وهم الباقون على التمسك بدينهم الحق من غير تبديل، والأغلب من أهل الكتاب على التحريف، قوله سبحانه وتعالى: «إنما بعثتك لأبتليك وأبتلي بك» معناه: إني قد أرسلتك إلى الناس لأمتحنك بما يظهر منك من قيامك بما أمرتك به من تبليغ الرسالة، وغير ذلك من الجهاد في الله حق جهاده، والصبر في الله تعالى وغير ذلك، وأمتحن بك مَن أرسلتك إليهم، فمنهم من يُظهر إيمانه ويخلص في طاعاته، ومنهم من يتخلف ويظهر العداوة والكفر، ومنهم من ينافق، والمراد أن يمتحنه ليصير ذلك واقعا بارزا فإن الله تعالى إنما يعاقب العباد على ما وقع منهم لاعلى ما يعلمه قبل وقوعه، وإلا فهو سبحانه عالم بجميع الأشياء قبل وقوعها. «وأنزلت عليك كتابا لا يغسله الماء» معناه: أنزلت عليك القرآن، وهو محفوظ فى الصدور، لا يتطرق إليه الذهاب، بل يبقى على مر الأزمان. قوله تعالى: «تقرأه نائما ويقظان» معناه: يكون محفوظا لك فى حالتي النوم واليقظة، وقيل: تقرأه في يسر وسهولة.

قوله صلى الله عليه وسلم : «وإنَّ اللهَ أمرني أن أحرِق قُرَيشًا» أي: أمرني اللهُ أن أُهلك وأقتل كفار قريش «فقلت: رب إذا يَثْلُغوا رأسي فيدعوه خُبْزة» أي: يشدخوا رأسي ويشجوه كما يُشدخ الخبز، أي: يُكسَر. «قال: استخرجهم كما استخرجوك» أي: قال الله لنبيه -صلى الله تعالى عليه وسلم-: استخرج كفار قريش كإخراجهم إياك جزاء وفاقا، وإن كان بين الإخراجين بون بيِّن، فإن إخراجهم إياه بالباطل، وإخراجه إياهم بالحق «واغزهم نُغزك» أي: وجاهدهم، نعينك وننصرك عليهم «وأنفق فسننفق عليك» أي: أنفق ما في جهدك في سبيل الله فسنخلف عليك بدله في الدنيا والأخرة، «وابعث جيشا نبعث خمسة مثله» أي: إذا أرسلت جيشا لقتال الكفار، فسنرسل خمسة أمثاله من الملائكة تعين المسلمين كما فعل ببدر، «وقاتل بمن أطاعك من عصاك» أي: قاتل بمن أطاعك من المسلمين من عصاك من الكافرين.

«قال: وأهل الجنة ثلاثة ذو سلطان مُقْسِط مُتَصَدِّق مُوَفَّق، ورجل رحيم رقيق القلب لكل ذي قربى ومسلم، وعفيف متعفِّف ذو عيال» أي: أهل الجنة ثلاثة أصناف: رجل صاحب حكم وقهر وغلبة، وهو مع ذلك يعدل بين الناس ولا يظلمهم ويحسن إليهم، قد هُيِّئ له أسباب الخير، وفُتح له أبواب البر. ورجل رحيم على الصغير والكبير رقيق القلب لكل من له قرابة خصوصا، ولكل مسلم عموما. ورجل صاحب عيال عفيف مجتنب الحرام، متعفف عن سؤال الناس، متوكل على الله في أمره وأمر عياله، فلا يحمله حب العيال ولا خوف رزقهم على ترك التوكل بسؤال الخلق، وتحصيل المال الحرام والاشتغال بهم عن العلم والعمل الواجب عليه.

«وأهل النار خمسة: الضعيف الذي لا زَبْر له، الذين هم فيكم تبعا لا يبتغون أهلا ولا مالا، والخائن الذي لا يخفى له طمع، وإن دقَّ إلا خانه، ورجل لا يُصبح ولا يمسي إلا وهو يخادعك عن أهلك ومالك وذكر البخل أو الكذب والشِّنظير الفحَّاش» أي: أهل النار خمسة أصناف: أولهم: «الضعيف الذى لازبر له» أي: الضعيف الذي لا عقل له يزجره ويمنعه مما لا ينبغى «الذين هم فيكم تبعا لا يبتغون أهلا ولا مالا» أي: الخدم الذين لا يطلبون زوجة، فأعرضوا عن الحلال وارتكبوا الحرام، ولا يطلبون مالا حلالا من طريق الكد والكسب الطيب، والثاني: «والخائن الذي لا يخفى له طمع وإن دق إلا خانه» أي: لا يخفى عليه شيء مما يمكن أن يطمع فيه بحيث لا يكاد أن يُدرك، إلا وهو يسعى في التفحص عنه، والتطلع عليه حتى يجده فيخونه، وهذا هو المبالغة في الوصف بالخيانة. والثالث: هو المخادع. والرابع: هو الكذاب أو البخيل. والخامس: هو الشنظير وهو الفحاش سيء الخلق.

  • لا يجوز تحريم ما أحله الله -تعالى-.
  • الإيمان بأن الله -تعالى- ينظر لمن يشاء من عباده من غير تحريف ولا تعطيل ومن غير تكييف ولا تمثيل.
  • إثبات صفة المقت وهو البغض لله تعالى من غير تحريف ولا تعطيل ومن غير تكييف ولا تمثيل.
  • خلق الله العباد مفطورين على التوحيد.

Klasik şerh

Nevevî — Şerhu Sahîhi Müslim

قَوْله صَلَّى اللَّه عَلَيْهِ وَسَلَّمَ : ( إِنَّ رَبِّي أَمَرَنِي أَنْ أُعَلِّمكُمْ مَا جَهِلْتُمْ , مِمَّا عَلَّمَنِي يَوْمِي هَذَا كُلّ مَال نَحَلْته عَبْدًا حَلَال ) مَعْنَى ( نَحَلْته ) أَعْطَيْته , وَفِي الْكَلَام حَذْف , أَيْ : قَالَ اللَّه تَعَالَى : كُلّ مَال أَعْطَيْته عَبْدًا مِنْ عِبَادِي فَهُوَ لَهُ حَلَال , وَالْمُرَاد إِنْكَار مَا حَرَّمُوا عَلَى أَنْفُسهمْ مِنْ السَّائِبَة وَالْوَصِيلَة وَالْبَحِيرَة وَالْحَامِي وَغَيْر ذَلِكَ , وَأَنَّهَا لَمْ تَصِرْ حَرَامًا بِتَحْرِيمِهِمْ , وَكُلّ مَال مَلَكَهُ الْعَبْد فَهُوَ لَهُ حَلَال , حَتَّى يَتَعَلَّق بِهِ حَقّ. قَوْله تَعَالَى : ( وَإِنِّي خَلَقْت عِبَادِي حُنَفَاء كُلّهمْ ) أَيْ : مُسْلِمِينَ , وَقِيلَ : طَاهِرِينَ مِنْ الْمَعَاص…

Devamını oku

Âlimlerin hükümleri

ÂlimHükümKapsamEser
Müslimv. 261 h. Sahihصحيح Hadis صحيح مسلم No. 2865
Diğer rivayetlerle ilgili hükümler (3)
  • SahihElbânî صحيح — صحيح الجامع (2637)
  • Senedi sahihŞuayb el-Arnaût إسناده صحيح على شرط مسلم — تخريج المسند لشعيب (17484)
  • Senedi sahihŞuayb el-Arnaût إسناده صحيح على شرط مسلم — تخريج المسند لشعيب (17485)

Diğer rivayetler

Hüküm yok Riyâzü's-Sâlihîn 661

İyaz ibni Hımar (Allah Ondan razı olsun) Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurken dinledim dedi. “Cennettekiler üç sınıftır: Adil ve başarılı devlet başkanı, akrabasına ve müslümanlara karşı merhametli ve yumuşak kalpli kişi ailesi kalabalık olduğu halde haram kazançtan uzak kalmaya…

وعن عياض بن حمار رضي الله عنه قال‏:‏ سمعت رسول الله صلى الله عليه وسلم يقول‏:‏ “أهل الجنة ثلاثة‏:‏ ذو سلطان مقسط موفق، ورجل رحيم رفيق القلب لكل ذي قربى ومسلم، وعفيف متعفف ذو عيال”‏.‏ ‏(‏‏(‏رواه مسلم‏)‏‏)‏‏.‏

Râvi: Iyâd ibn Himâr

Ayrıca rivayet edenler… (12)
  • السنن الكبرى للبيهقي (16353)بَعَثْتُكَ لأَبْتَلِيَكَ وَأَبْتَلِيَ بِكَ ، وَأَنْزَلْتُ عَلَيْكَ كِتَابًا لا يَغْسِلُهُ الْمَاءُ تَقْرَؤُهُ نَائِمًا وَيَقْظَانَ ، وَإِنَّ اللَّهَ أَمَرَنِي أَنْ أُحَرِّقَ قُرَيْشًا ، فَقُلْتُ : رَبِّ إِذًا يَثْلَغُوا رَأْسِي فَيَدَعُوهُ خُبْزَةً ، فَقَالَ : اسْتَخْرِجْهُمْ كَمَا أَخْرَجُوكَ ، وَا
  • القضاء والقدر للبيهقي (523)كُلُّ مَا نَحَلْتُ حَلالٌ , وَإِنِّي خَلَقْتُ عِبَادِي حُنَفَاءَ كُلَّهُمْ , وَإِنَّهُمْ أَتَتْهُمُ الشَّيَاطِينُ فَاجْتَالَتْهُمْ عَنْ دِينِهِمْ , وَحَرَّمَتْ عَلَيْهِمْ مَا أَحْلَلْتُ لَهُمْ , وَأَمَرَتْهُمْ أَنْ يُشْرِكُوا بِي مَا لَمْ أُنَزِّلْ بِهِ سُلْطَانًا , وَإِنَّ اللَّهَ عَزَّ وَجَلَّ نَظ
  • المعجم الأوسط للطبراني (3019)كُلَّ مَالٍ نَحَلْتُهُ عَبْدِي حَلالٌ ، وَإِنِّي خَلَقْتُ عِبَادِي حُنَفَاءَ كُلَّهُمْ ، وَإِنَّهُمْ أَتَتْهُمُ الشَّيَاطِينُ فَاجْتَالَتْهُمْ عَنْ دِينِهِمْ ، وَحَرَّمَتْ عَلَيْهِمْ مَا أَحْلَلْتُ لَهُمْ ، وَأَمَرَتْهُمْ أَنْ يُشْرِكُوا بِي مَا لَمْ أُنْزِلْ بِهِ سُلْطَانًا
  • المعجم الأوسط للطبراني (3021)اسْتَخْرِجْهُمْ كَمَا اسْتَخْرَجُوكَ ، وَاغْزُهُمْ نُغْزِكَ ، وَأَنْفِقْ فَسَنُنْفِقُ عَلَيْكَ ، وَابْعَثْ جَيْشًا أَبْعَثْ خَمْسَةَ أَمْثَالِهِ مِنَ الْمَلائِكَةِ
  • المعجم الكبير للطبراني (14418)اللَّهَ أَمَرَنِي أَنْ أُعَلِّمَكُمْ مَا جَهِلْتُمْ مِمَّا عَلَّمَنِي فِي يَوْمِي هَذَا ، إِنَّ كُلَّ مَالٍ نَحَلْتُهُ عِبَادِي حَلالٌ ، وَإِنِّي خَلَقْتُ عِبَادِي حُنَفَاءَ كُلَّهُمْ ، وَإِنَّهُمْ أَتَتْهُمُ الشَّيَاطِينُ فَاجْتَالَتْهُمْ عَنْ دِينِهِمْ ، وَحَرَّمَتْ عَلَيْهِمْ مَا أَحْلَلْتُ لَهُم
  • تاريخ دمشق لابن عساكر (57864)رَبِّي أَمَرَنِي أَنْ أُعَلِّمَكُمْ مَا جَهِلْتُمْ مِمَّا عَلَّمَنِي يَوْمِي هَذَا ، كُلُّ مَالٍ نَحَلْتُهُ عَبْدِي حَلالٌ ، وَإِنِّي خَلَقْتُ عِبَادِي حُنَفَاءَ كُلَّهُمْ ، وَإِنَّهُمْ أَتَتْهُمُ الشَّيَاطِينُ فَاجْتَالَتْهُمْ عَنْ دِينِهِمْ ، وَحَرَّمَتْ عَلَيْهِمْ مَا أَحْلَلْتُ لَهُمْ ، وَأَمَرَ
  • تلبيس إبليس لابن الجوزي (28)كُلَّ مَالٍ نَحَلْتُهُ عَبْدِي فَهُوَ لَهُ حَلالٌ ، وَإِنِّي خَلَقْتُ عِبَادِي حُنَفَاءَ كُلَّهُمْ ، فَأَتَتْهُمُ الشَّيَاطِينُ فَاجْتَالَتْهُمْ عَنْ دِينِهِمْ ، وَأَمَرْتُهُمْ أَنْ لا يُشْرِكُوا بِي مَا لَمْ أُنْزِلْ بِهِ سُلْطَانًا ، وَإِنَّ اللَّهَ تَعَالَى نَظَرَ إِلَى أَهْلِ الأَرْضِ فَمَقَتَهُ
  • خلق أفعال العباد للبخاري (127)اللَّهَ أَوْحَى إِلَيَّ : أنزلت عَلَيْكَ كِتَابًا لا يَغْسِلُهُ الْمَاءُ تَقْرَؤُهُ نَائِمًا وَيَقْظَانًا
  • غريب الحديث للخطابي (271)بَعَثْتُكَ أَبْتَلِيكَ وَأَبْتَلِي بِكَ ، وَأَنْزَلْتُ عَلَيْكَ كِتَابًا لا يَغْسِلُهُ الْمَاءُ ، تَقْرَؤُهُ نَائِمًا وَيَقْظَانَ
  • مسند أبي داود الطيالسي (1163)رَبِّي أَمَرَنِي أَنْ أُعَلِّمَكُمْ مَا جَهِلْتُمْ مِمَّا عَلَّمَنِي يَوْمِي هَذَا ، كُلُّ مَالٍ نَحَلْتُ عَبْدِي حَلالٌ ، وَإِنِّي خَلَقْتُ عِبَادِي حُنَفَاءَ كُلَّهُمْ ، وَإِنَّهُمْ أَتَتْهُمُ الشَّيَاطِينُ فَاجْتَالَتْهُمْ عَنْ دِينِهِمْ ، وَحَرَّمَتْ عَلَيْهِمْ مَا أَحْلَلْتُ لَهُمْ ، فَأَمَرَتْ
  • معجم الصحابة لابن قانع (1263)اللَّهَ أَمَرَنِي أَنْ أُعَلِّمَكُمْ مَا جَهِلْتُمْ , مِمَّا عَلَّمَنِي فِي يَوْمِي هَذَا
  • معرفة الصحابة لأبي نعيم (4970)اللَّهَ أَمَرَنِي أَنْ أُعَلِّمَكُمْ مَا جَهِلْتُمْ مِمَّا عَلَّمَنِي يَوْمِي هَذَا . .

Aynı konuda

Konular