«Cennet ve cehennem, aralarında (ihtilaf ederek Allah nezdinde) dava açtılar. Cehennem: "Ben, mütekebbirler (dünyada büyüklük taslayanlar) ve mütecebbirler (zorbalık yapanlar) için tercih edildim!" diye övündü. Cennet de: "(Ey Rabbim!) Bana niçin sadece zayıflar ve (insanlar nazarında) düşük olanlar, (hakir görülenler) girer?" dedi.
باب النَّارُ يَدْخُلُهَا الْجَبَّارُونَ وَالْجَنَّةُ يَدْخُلُهَا الضُّعَفَاءُ
Sahih
Sahîh-i Müslim hadisi
Muttefekun aleyh (Buhârî ve Müslim)Sahîh-i Müslim 2846d
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ رَافِعٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، حَدَّثَنَا مَعْمَرٌ، عَنْ هَمَّامِ بْنِ مُنَبِّهٍ، قَالَ هَذَا مَا حَدَّثَنَا أَبُو هُرَيْرَةَ، عَنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم . فَذَكَرَ أَحَادِيثَ مِنْهَا وَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم "
Ebu Hureyre -radıyallahu anh- anlatıyor: "Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- buyurdular ki: «Cennet ve cehennem, aralarında (ihtilaf ederek Allah nezdinde) dava açtılar. Cehennem: "Ben, mütekebbirler (dünyada büyüklük taslayanlar) ve mütecebbirler (zorbalık yapanlar) için tercih edildim!" diye övündü. Cennet de: "(Ey Rabbim!) Bana niçin sadece zayıflar ve (insanlar nazarında) düşük olanlar, (hakir görülenler) girer?" dedi. Allah Teâlâ önce cennete hitap etti: "Sen benim rahmetimsin. Kullarımdan dilediklerime rahmetimi seninle ulaştıracağım!" Sonra da cehenneme hitap etti: "Sen de benim azabımsın. Kullarımdan dilediğimi seninle azap edeceğim!" (Her ikisine yönelerek): "İkiniz(in de vazifesi var! İkiniz de) dolacaksınız!" buyurdu. Ancak cehennem, bir türlü dolmak bilmedi. Allah Teâlâ da ayağını üzerine bastı. Derken cehennem: "Yeter! Yeter!" diye inledi. Bu suretle dolmuş olan cehennemin ağzı birbirine kavuştu. Allah mahlûkatından hiçbir ferde asla zulmetmez. Cennete gelince, Allah yeni mahlûkat yaratarak onu dolduracaktır.»
Rivayet eden: Müslim (No. 2846d, 2846b), Buhârî (No. 4850, 7449) ve Ahmed b. Hanbel (No. 7393, 7817, 10183).
Cehennem cennete karşı övünmüştür. Çünkü o Allah Teâlâ’nın kendisine karşı gelen, Rasûllerini yalanlayan, mücrimlerden, azgınlardan ve büyüklük taslayanlardan intikam alacağı yerdir. Cennet de: Bana niçin bana girenler genellikle zayıflar ve (insanlar nazarında) düşük olanlar, (hakir görülenler) Allah’a karşı alçak gönüllü, itaat eden kullar diye şikâyette bulunmuştur. Cennet ve Cehennem'in buradaki sözleri gerçek olan sözlerdir. Allah Teâlâ onlara şuur, ayırt etme, akıl ve konuşma özelliği vermiştir. Hiçbir şey Allah -Azze ve Celle-’yi aciz bırakamaz. Allah Teâlâ önce Cennet'e hitaben: "Sen benim rahmetimsin. Kullarımdan dilediklerime rahmetimi seninle ulaştıracağım!" sonra da Cehenneme hitaben: "Sen de benim azabımsın. Kullarımdan dilediğimi seninle azap edeceğim!" dedi. Allah Teâlâ’nın ikisi arasındaki hükmü budur. Yani Allah Teâlâ cenneti, ona girmesini dilediği kullarına rahmet etmek için, onlara lütufta bulunmak ve onun ehli olmaları için yaratmıştır. Cehennemi de, O’na isyan eden, O’na ve Rasûllerine nankörlük eden kimselere azap etmek için yaratmıştır. Çünkü hepsi Allah’ın mülküdür, dilediği gibi tasarrufta bulunur. O, yaptığından dolayı sorgulanamaz, fakat onlar sorgulanırlar. Ancak Cehenneme de ameli onu oraya sokacaktan başkası da girmez. Sonra "İkiniz(in de vazifesi var! İkiniz de) dolacaksınız!" buyurdu. Bu Allah’ın, o ikisinde kalacak kimselerle onları dolduracağının vaadidir. Cehennem bunu açıkça ifade etmiştir: “ O gün cehenneme doldun mu? deriz. O da daha var mı? der.” Allah -Azze ve Celle- cehennemi insanlar ve cinlerle dolduracağına yemin etmiştir. Cennet ve cehennem hesaptan sonra Ademoğlu ve cinlerin kalacağı yerdir. Kim Allah’a iman eder, yalnız O’na ibadet eder ve Rasûllerine tabi olursa varacağı yer cennettir. Kim de karşı gelir, kâfir olur ve kibirlenirse onun da varacağı yer cehennemdir. Ancak cehennem, bir türlü dolmak bilmedi. Allah Teâlâ da ayağını üzerine bastı. Derken cehennem: "Yeter! Yeter!" diye inledi ancak o zaman doldu ve ağzı birbirine kavuştu. Allah kullarından hiç kimseye zulmetmez. Cehennem Allah -Azze ve Celle- ayağını üzerine koymadan dolmadı. Bundan sonra bir tarafı diğer tarafına birleşerek kavuştu ve içindekiler sıkıştılar. Böylece cehennem doldu ve Rabbin kimseye zulmetmedi. Tahrif , ta’til, tekyif ve temsil yapmadan Allah -Azze ve Celle-’ye ayak ispat etmek vaciptir. Sonra Allah Teâlâ söyle dedi: “Cennete gelince, Allah onu yeni mahlûkat yaratarak onu dolduracaktır.” Cennet Allah -Azze ve Celle- onun için başka kullar yaratmadıkça dolmayacaktır. Onların yaratılmasından sonra dolacaktır.
Arapça açıklama
افتخرت النار على الجنة بأنها محل انتقام الله تعالى من الطغاة والمتكبرين والمجرمين الذين عصوا الله وكذَّبوا رسله، وأما الجنة فإنها اشتكت لكون من يدخلها الضعفاء والفقراء وأهل المسكنة غالباً، بل هم متواضعون لله خاضعون له، وهذا القول قالته الجنة والنار حقيقة، وقد جعل الله لهما شعوراً وتمييزاً، وعقلاً ونطقاً، والله لا يعجزه شيء.
فقال الله للجنة: «إنما أنت رحمتي أرحمُ بك مَن أشاءُ من عبادي»، وقال للنار: «إنما أنت عذابي أُعذِّب بك مَن أشاء من عبادي» هذا هو حكم الله بينهما، يعني: أن الله تعالى خلق الجنة ليرحم بدخولها من شاء من عباده، من يتفضل عليه ويجعله مؤهَّلاً لذلك، وأما النار فخلقها لمن عصاه وكفر به وبرسله، يعذبهم بها، وذلك كله ملكه يتصرف فيه كيف يشاء، لا يُسأل عما يفعل وهم يُسألون، ولكن لا يدخل النار إلا من استوجبها بعمله.
ثم قال: «ولكل واحدة منكما ملؤها» وهذا وعد من الله تعالى لهما بأن يملأهما بمن يسكنهما، وقد جاء الطلب من النار صريحًا، كما قال تعالى: {يَوْمَ نَقُولُ لِجَهَنَّمَ هَلِ امْتَلأْتِ وَتَقُولُ هَلْ مِن مَّزِيدٍ} ، وأقسم الله تعالى ليملأن جهنم من الجِنَّةِ والناس أجمعين، فالجنة والنار دار بني آدم والجن بعد الحساب، فمن آمن وعبد الله وحده، واتبع رسله، فمصيره إلى الجنة، ومن عصى وكفر وتكبر فمصيره إلى النار.
قال: «فأما النارُ فلا تمتلئُ حتى يضعَ الله تبارك وتعالى رِجْلَه، تقول: قَطِ قَطِ قَطِ، فهنالك تمتلئ، ويَزْوِى بعضُها إلى بعض، ولا يظلم اللهُ من خلقه أحدا» فالنار لا تمتلئ حتى يضع الله تعالى عليها رجله فتنضم ويجتمع بعضها إلى بعض، وتتضايق على من فيها، وبذلك تمتلئ ولا يظلم ربك أحداً. ويجب إثبات الرِّجل لله تعالى من غير تحريف ولا تعطيل ومن غير تكييف ولا تمثيل، ثم قال: «وأما الجنةُ فإنَّ اللهَ يُنشئ لها خَلْقًا» أما الجنة فلا تمتلئ حتى يخلق الله تعالى لها خلقًا آخرين، فبهم تمتلئ.
هذا الحديث على ظاهره وأن الله تعالى جعل في النار والجنة تمييزا تدركان به فتحاجتا ولايلزم من هذا أن يكون ذلك التمييز فيهما دائمًا.
في الحديث دلالة على اتساع الجنة والنار، بحيث تسع كل من كان، ومن يكون إلى يوم القيامة، وتحتاج إلى زيادة.
إثبات الرجل لله تعالى، وجاء في رواية أخرى لهذا الحديث (القدم) مكان (الرجل) وهي صفة لله تعالى حقيقة على ما يليق بعظمته دون تأويلها أو تشبيهها أو خوض في تكييفها.
" احتجت الجنة والنار فقالت النار: في الجبارون والمتكبرون، وقالت الجنة: في ضعفاء الناس ومساكينهم، فقضى الله بينهما: إنك الجنة رحمتي أرحم بك من أشاء، وإنك النار أعذب بك من أشاء، ولكليكما علي ملؤها"
Ebu Hureyre -radıyallahu anh-’dan merfu olarak rivâyet edildiğine göre, Rasûlullah –sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurdu: «Cennet ve Cehennem birbirleriyle münakaşa ettiklerinde; Cennet dedi ki: “Bana güçsüzler ve yoksullar girer.” Cehennem de dedi ki: “Bana da zorbalar büyüklenenler girer.”…