Suheyl anlatıyor, Ebu Salih bizlerden birimiz yatacağı zaman sağ yanına yatmasını emreder ve şöyle dua etmemizi isterdi: «Allah’ım! Ey göklerin ve yerlerin Rabbi, bizim ve her şeyin Rabbi, taneyi ve çekirdeği yaran, Tevrat’ı, İncil’i ve Furkan'ı/Kur’an-ı indiren! Her şerlinin şerrinden sana sığınırım ki, her şeyin perçemi senin elindedir. Sen Evvel'sin senden önce hiçbir varlık yoktur. Sen Ahir'sin senden sonra hiçbir varlık yoktur. Sen Zahir'sin senin üzerinde hiçbir varlık yoktur. Batın'sın senden başka kuşatan yoktur. Benim borçlarımı ödettir ve beni fakirlikten kurtar.» Bu hadisi Ebu Hureyre kanalıyla Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'den rivayet etmektedir.
Rivayet eden: Müslim (No. 2713a), Ebû Dâvûd (No. 5051), Tirmizî (No. 3400, 3481), İbn Mâce (No. 3831, 3873) ve Ahmed b. Hanbel (No. 8603, 8879, 10503).
Nebi –sallallahu aleyhi ve sellem- sahabelerine uyumak istedikleri zaman sağ taraflarına yatmalarını ve şu duayı okumalarını emrederdi: «Allah’ım! Ey göklerin ve yerlerin Rabbi, bizim ve her şeyin Rabbi» Yani ey yerlerin ve göklerin Rabbi, yaratanı, maliki içinde olanları terbiye edici, azim olan arşın Rabbi, yaratıcısı ve maliki, tüm insanların yaratıcısı, maliki ve terbiye edicisi ve her şeyin Rabbi. «Taneyi ve çekirdeği yaran» Bunları yarıp, ekin ve hurma ağacını çıkaran. Burada ekin ve hurmanın zikredilmesi hayrının bol ve Arap topraklarında çok olmasındandır. «Tevrat’ı, İncil’i ve Furkan’ı/Kur’an-ı indiren!» Ey Musa’ya Tevrat’ı, İsa’ya İncil’i, Muhammed –sallallahu aleyhi ve sellem-’e de Kur’an-ı indiren Allah’ım! «Her şerlinin şerrinden sana sığınırım ki her şeyin perçemi senin elindedir.» Bütün mahlukatın şerrinden sadece sana sığınır ve iltica ederim. Zira bütün canlılar senin kontrolünde, tasarrufun ve otoritenin altındadır. «Sen Evvel'sin senden önce hiçbir varlık yoktur. Sen Ahir'sin senden sonra hiçbir varlık yoktur. Sen Zahir'sin senin üzerinde hiçbir varlık yoktur. Batın'sın senden başka kuşatan yoktur.» Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- bu hadiste geçen dört ismi çok açık bir şekilde tefsir etmiştir. el-Evvel ismi, yüce Allah’ın dışındaki tüm varlıkların yokluktan sonra var olduklarını ifade eder. Kulların her dini ve dünyevi nimette Rablerinin üstünlüğünü görmeleri gerekmektedir. Zira sebep ve sonuçları yaratan Allah’tır. el-Ahir ismi, sadece yüce Allah’ın sonsuz olduğunu tüm mahlûkatın ise fani olduğunu ifade eder. O Samed’tir ve bütün mahlûkat ibadet ederek, arzu ve korku içinde ona yönelir. ez-Zâhir ismi, yüce Allah’ın sıfatlarının çok azîm olduğunu, O’nun azameti yanında diğer zat ve sıfatların değersiz olduğunu ifade eder. Yüce Allah’ın tüm varlıkların hakiki manadan üstünde olduğu anlamı taşır. el-Batın ismi, tüm gizli saklı şeyleri, gönül ve kalplerde olanları, tüm ince küçük şeyleri bildiği anlamını ifade eder. Kemal bir anlamda her yakın olduğu anlamı taşır. ez-Zahir ve el-Batın isimleri arasında bir tezat ve bağdaşmazlık asla yoktur. Nitekim yüce Allah’a sıfatlarında hiçbir benzer ve denk yoktur. O yukarıda olması ile birlikte yakın, yakın olması ile birlikte yukarıdadır. «Benim borçlarımı ödettir ve beni fakirlikten kurtar.» Ardından yüce Allah’tan borçlarını ödetmesini ve fakirlikten kurtarmasını niyaz edip, istemektedir.
Arapça açıklama
كان النبي صلى الله عليه وسلم يأمر أصحابه، إذا أراد أحدهم أن ينام أن يضع جنبه الأيمن على فراشه ثم يقول: «اللهم ربَّ السماواتِ وربَّ الأرض وربَّ العرش العظيم، ربَّنا وربِّ كلِّ شيء» أي: اللهم يا رب السماوات والأرض وخالقهما ومالكهما ومربِّي أهلهما، ورب العرش العظيم وخالقه ومالكه، وخالق الناس أجمعين ومالكهم ومربيهم، ورب كل شيء «فالقَ الحَبِّ والنَّوى» يعني: يا من شقهما فأخرج منهما الزرع والنخيل، والتخصيص لفضلهما أو لكثرة وجودهما في ديار العرب «ومُنْزِلَ التوراة والإنجيل والفُرقان»
ويا من أنزل التوراة على موسى والإنجيل على عيسى والقرآن على محمد صلى الله عليه وسلم «أعوذ بك من شرِّ كل شيء أنت آخذٌ بناصيتِه» أي: أعتصم وألتجأ بك من شر كل شيء من المخلوقات؛ لأنها كلها في سلطانك وفي قبضتك وتصرفك «اللهم أنت الأولُ فليس قبلك شيء، وأنت الآخرُ فليس بعدك شيء، وأنت الظاهرُ فليس فوقك شيء، وأنت الباطن فليس دونك شيء» وقد فسر النبي صلى الله عليه وسلم هذه الاسماء الأربعة تفسيرًا واضحًا: فالأول: يدل على أن كل ما سواه حادث كائن بعد أن لم يكن، ويوجب للعبد أن يلحظ فضل ربه في كل نعمة دينية أو دنيوية؛ إذ السبب والمسبب منه تعالى. والآخر: يدل على أنه الباقي ومن عداه سيفنى، وأنه الصمد الذي تتوجه إليه المخلوقات بتألُّهها، ورغبتها، ورهبتها، وجميع مطالبها. والظاهر: يدل على عظمة صفاته، واضمحلال كل شيء عند عظمته من ذوات وصفات، ويدل على علوه على جميع مخلوقاته علوًّا حقيقيًّا. والباطن: يدل على اطلاعه على السرائر، والضمائر، والخبايا، والخفايا، ودقائق الأشياء، كما يدل على كمال قربه ودُنُوِّه، ولا يتنافى الظاهر والباطن؛ لأن الله ليس كمثله شيء في كل النعوت، فهو العلي في دُنُوِّه القريب في عُلُوِّه. «اقضِ عنَّا الدِّينَ، وأغنِنا من الفقر» ثم سأل الله عز وجل أن يقضي عنه دينه وأن يغنيه من الفقر.
استحباب النوم على الجانب الأيمن وقول هذا الدعاء.
العرش مخلوق عظيم.
الله سبحانه وتعالى فوق العالم فوقية حقيقية.
الأول والآخر والظاهر والباطن من الأسماء الحسنى.
استحباب بدء الدعاء بالثناء على الله بأسمائه الحسنى وصفاته العليا.