İçeriğe geç

Sahîh-i Müslim44. kitap

“Bugün Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-’in kapıcısı olacağım”, dedim. O sırada Ebû Bekir -radıyallahu anh- gelerek kapıyı çaldı. Kim o? diye sordum. Ebû Bekir, dedi. Biraz bekle, dedikten sonra Peygamber -aleyhisselâm-’ın yanına vardım ve: Yâ Rasûlallah! Ebû Bekir geldi, huzura girmek için izin istiyor, dedim. «İzin ver ve onu cennetle müjdele!» buyurdu.

باب مِنْ فَضَائِلِ عُثْمَانَ بْنِ عَفَّانَ رضى الله عنه ‏‏

Sahih Sahîh-i Müslim hadisi Muttefekun aleyh (Buhârî ve Müslim) Sahîh-i Müslim 2403c

Râvi:Ebû Mûsâ el-Eş'arî

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ مِسْكِينٍ الْيَمَامِيُّ، حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ حَسَّانَ، حَدَّثَنَا سُلَيْمَانُ، - وَهُوَ ابْنُ بِلاَلٍ - عَنْ شَرِيكِ بْنِ أَبِي نَمِرٍ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ الْمُسَيَّبِ، أَخْبَرَنِي أَبُو مُوسَى الأَشْعَرِيُّ، أَنَّهُ تَوَضَّأَ فِي بَيْتِهِ ثُمَّ خَرَجَ فَقَالَ

لأَلْزَمَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَلأَكُونَنَّ مَعَهُ يَوْمِي هَذَا ‏.‏ قَالَ فَجَاءَ الْمَسْجِدَ فَسَأَلَ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَقَالُوا خَرَجَ ‏.‏ وَجَّهَ هَا هُنَا - قَالَ - فَخَرَجْتُ عَلَى أَثَرِهِ أَسْأَلُ عَنْهُ حَتَّى دَخَلَ بِئْرَ أَرِيسٍ - قَالَ - فَجَلَسْتُ عِنْدَ الْبَابِ وَبَابُهَا مِنْ جَرِيدٍ حَتَّى قَضَى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم حَاجَتَهُ وَتَوَضَّأَ فَقُمْتُ إِلَيْهِ فَإِذَا هُوَ قَدْ جَلَسَ عَلَى بِئْرِ أَرِيسٍ وَتَوَسَّطَ قُفَّهَا وَكَشَفَ عَنْ سَاقَيْهِ وَدَلاَّهُمَا فِي الْبِئْرِ - قَالَ - فَسَلَّمْتُ عَلَيْهِ ثُمَّ انْصَرَفْتُ فَجَلَسْتُ عِنْدَ الْبَابِ فَقُلْتُ لأَكُونَنَّ بَوَّابَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم الْيَوْمَ ‏.‏ فَجَاءَ أَبُو بَكْرٍ فَدَفَعَ الْبَابَ فَقُلْتُ مَنْ هَذَا فَقَالَ أَبُو بَكْرٍ ‏.‏ فَقُلْتُ عَلَى رِسْلِكَ - قَالَ - ثُمَّ ذَهَبْتُ فَقُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ هَذَا أَبُو بَكْرٍ يَسْتَأْذِنُ فَقَالَ ‏"‏ ائْذَنْ لَهُ وَبَشِّرْهُ بِالْجَنَّةِ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ فَأَقْبَلْتُ حَتَّى قُلْتُ لأَبِي بَكْرٍ ادْخُلْ وَرَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يُبَشِّرُكَ بِالْجَنَّةِ - قَالَ - فَدَخَلَ أَبُو بَكْرٍ فَجَلَسَ عَنْ يَمِينِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم مَعَهُ فِي الْقُفِّ وَدَلَّى رِجْلَيْهِ فِي الْبِئْرِ كَمَا صَنَعَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم وَكَشَفَ عَنْ سَاقَيْهِ ثُمَّ رَجَعْتُ فَجَلَسْتُ وَقَدْ تَرَكْتُ أَخِي يَتَوَضَّأُ وَيَلْحَقُنِي فَقُلْتُ إِنْ يُرِدِ اللَّهُ بِفُلاَنٍ - يُرِيدُ أَخَاهُ - خَيْرًا يَأْتِ بِهِ ‏.‏ فَإِذَا إِنْسَانٌ يُحَرِّكُ الْبَابَ فَقُلْتُ مَنْ هَذَا فَقَالَ عُمَرُ بْنُ الْخَطَّابِ ‏.‏ فَقُلْتُ عَلَى رِسْلِكَ ‏.‏ ثُمَّ جِئْتُ إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَسَلَّمْتُ عَلَيْهِ وَقُلْتُ هَذَا عُمَرُ يَسْتَأْذِنُ فَقَالَ ‏"‏ ائْذَنْ لَهُ وَبَشِّرْهُ بِالْجَنَّةِ ‏"‏ ‏.‏ فَجِئْتُ عُمَرَ فَقُلْتُ أَذِنَ وَيُبَشِّرُكَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بِالْجَنَّةِ - قَالَ - فَدَخَلَ فَجَلَسَ مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي الْقُفِّ عَنْ يَسَارِهِ وَدَلَّى رِجْلَيْهِ فِي الْبِئْرِ ثُمَّ رَجَعْتُ فَجَلَسْتُ فَقُلْتُ إِنْ يُرِدِ اللَّهُ بِفُلاَنٍ خَيْرًا - يَعْنِي أَخَاهُ - يَأْتِ بِهِ فَجَاءَ إِنْسَانٌ فَحَرَّكَ الْبَابَ فَقُلْتُ مَنْ هَذَا فَقَالَ عُثْمَانُ بْنُ عَفَّانَ ‏.‏ فَقُلْتُ عَلَى رِسْلِكَ - قَالَ - وَجِئْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم فَأَخْبَرْتُهُ فَقَالَ ‏"‏ ائْذَنْ لَهُ وَبَشِّرْهُ بِالْجَنَّةِ مَعَ بَلْوَى تُصِيبُهُ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ فَجِئْتُ فَقُلْتُ ادْخُلْ وَيُبَشِّرُكَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بِالْجَنَّةِ مَعَ بَلْوَى تُصِيبُكَ - قَالَ - فَدَخَلَ فَوَجَدَ الْقُفَّ قَدْ مُلِئَ فَجَلَسَ وُجَاهَهُمْ مِنَ الشِّقِّ الآخَرِ ‏.‏ قَالَ شَرِيكٌ فَقَالَ سَعِيدُ بْنُ الْمُسَيَّبِ فَأَوَّلْتُهَا قُبُورَهُمْ ‏

Ebû Mûsâ el-Eş'arî -radıyallahu anh-’dan rivayet edildiğine göre, bir gün evinde abdest alıp dışarı çıkarken kendi kendine: “Bugün Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-’den hiç ayrılmayacağım; hep onun yanında bulunacağım”, dedi. Sonra Mescid’e gidip oradaki sahâbîlere Peygamber -aleyhisselâm-’ın nerede olduğunu sordu. Onlar da: Şu tarafa doğru gitti, dediler. Ebû Mûsâ -radıyallahu anh- olanları şöyle anlattı: Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-’in gittiği yeri sora sora, nihayet O'nun Eris Kuyusu’nun bulunduğu bahçede olduğunu öğrendim. Ben de bahçe kapısının yanına oturdum. Peygamber -aleyhisselâm- tuvalet ihtiyacını giderip abdest aldı. Ben de kalkıp yanına vardım. Baktım ki Eris Kuyusu’nun kenarındaki taşların üzerine, kuyu ağzındaki bileziğin tam ortasına oturmuş, baldırlarını açarak ayaklarını kuyuya sarkıtmış. Kendisine selâm verdikten sonra geri dönüp kapının yanına oturdum. Kendi kendime: “Bugün Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-’in kapıcısı olacağım”, dedim. O sırada Ebû Bekir -radıyallahu anh- gelerek kapıyı çaldı. Kim o? diye sordum. Ebû Bekir, dedi. Biraz bekle, dedikten sonra Peygamber -aleyhisselâm-’ın yanına vardım ve: Yâ Rasûlallah! Ebû Bekir geldi, huzura girmek için izin istiyor, dedim. «İzin ver ve onu cennetle müjdele!» buyurdu. Geri dönüp Ebû Bekir’e: İçeri gir, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- seni cennetle müjdeliyor, dedim. Ebû Bekir içeri girdi. Peygamber -aleyhisselâm-’ın sağ tarafına geçip onun yanına, kuyunun ağzındaki taşın üzerine oturdu ve tıpkı Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- gibi baldırlarını açarak ayaklarını kuyuya sarkıttı. Ben de geri dönüp yerime oturdum. Ben evden çıkarken abdest almakta olan kardeşim arkamdan yetişecekti. Onu düşünerek kendi kendime: “Eğer Allah Teâlâ falanın hayrını dilerse onu buraya getirir”, dedim. O sırada birinin kapıyı ittiğini gördüm. Kim o? diye sordum. Ömer b. Hattâb, dedi. Biraz bekle, dedikten sonra Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-’in yanına giderek selâm verdim ve: Ömer geldi, huzura girmek için izin istiyor, dedim. «İzin ver ve onu cennetle müjdele!», buyurdu. Ömer’in yanına dönerek: Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- içeri girmene izin verdi ve seni cennetle müjdeledi, dedim. Ömer içeri girdi. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-’in sol tarafına geçerek kuyunun ağzındaki taşın üzerine oturdu ve ayaklarını kuyuya sarkıttı. Ben de dönüp kapının yanına oturdum. Kardeşimi düşünerek kendi kendime: “Eğer Allah Teâlâ falanın hayrını dilerse onu buraya getirir”, dedim. Bu sırada biri gelip kapıyı itti. Kim o? diye sordum. Osman b. Affân, dedi. Biraz bekle, diyerek Peygamber -aleyhisselâm-’ın yanına gittim ve onun geldiğini haber verdim. «İzin ver ve başına gelecek belâ ile birlikte onu cennetle müjdele!» buyurdu. Geri döndüm ve: İçeri gir, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- başına gelecek belâ ile birlikte seni cennetle müjdeliyor, dedim. Osman içeri girdi. Kuyu bileziğinde oturacak yer kalmadığını görünce, onların karşılarında bir başka yere oturdu. Saîd ibnu’l-Müseyyeb dedi ki: Ben bu oturuş şeklini onların kabirlerine yordum. Başka bir rivayette: Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- bana kapıyı korumamı emretti. O rivayette şu ilave de vardır: Osman -radıyallahu anh- müjdeyi duyunca Allah’a hamd etti, sonra da: Allah yardımcım olsun, dedi.

Rivayet eden: Müslim (No. 2403c) ve Buhârî (No. 3674).

Kopyala
Kopyalanacaklar:
Hata bildir

Açıklama

Ebû Mûsâ el-Eş'arî -radıyallahu anh-’dan rivayet edilen hadiste O, bir gün evinde abdest alıp dışarı çıkmış ve Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'i ararken kendi kendine: “Bugün Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-’den hiç ayrılmayacağım; Yani giderken de gelirken de hep O'nun yanında bulunacağım, demektir. Sonra Ebu Musâ -radıyallahu anh-, O'nu bulmak için mescide geldi. Çünkü Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- ya mescidde ya da ailesinin işleri için evinde ve yahut da ashabının faydasına olacak şeyler ile uğraşıyor olacaktı. Mescidde O'nu bulamayınca oradaki sahâbîlere Peygamber -aleyhisselâm-’ın nerede olduğunu sordu. Onlar da: Şu tarafa doğru gitti, dediler. Eris Kuyusu'nun olduğu yönü işaret ettiler. Eris Kuyusu; Kuba'nın yakınlarındaki bir kuyunun ismidir. Ebû Mûsâ -radıyallahu anh-, akabinde ordan ayrıldı ve Eris Kuyusu'na ulaştı. Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'i orada buldu ve kuyunun bahçe kapısının yanına oturdu. Peygamber -aleyhisselâm- tuvalet ihtiyacını giderip abdest aldı. Eris Kuyusu’nun kenarındaki taşların üzerine, kuyunun ağzının tam ortasına oturmuş, baldırlarını açarak ayaklarını kuyuya sarkıtmıştı. Ebû Mûsâ -radıyallahu anh-, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in bekçisi gibi kuyunun bahçe kapısında bekçilik yapıyordu. Ebû Bekir -radıyallahu anh- gelerek kapıyı çaldı. İçeri girmek istedi. Ancak Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'e haber vermeden Ebu Bekir'in içeri girmesine izin vermedi. Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'e Ebû Bekir geldi içeri girmek için izin istiyor dedi. Bunun üzerine Rasulullah -sallallahu aleyhi ve sellem-: «İzin ver ve onu cennetle müjdele!», buyurdu. Geri dönüp Ebû Bekir’e: İçeri gir, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- seni cennetle müjdeliyor, dedi. Cennetle müjdelemesi büyük bir müjdedir. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- ile birlikte olması için O'na izin verdi. Ebû Bekir içeri girdi ve Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'i kuyunun ağzında otururken buldu ve sağ tarafına oturdu. Çünkü Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- her şeyde sağdan başlamayı seviyordu. Ebû Bekir -radıyallahu anh-, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in sağına O'nun oturduğu gibi yaparak oturdu ve ayaklarını kuyuya sarkıttı. Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'e muhalefet etmeyi kerih görerek baldırlarını açarak oturdu. Ebû Mûsâ -radıyallahu anh- şöyle demiştir: Ben evden çıkarken abdest almakta olan kardeşim arkamdan yetişecekti. Onu düşünerek kendi kendime: “Eğer Allah Teâlâ falanın hayrını dilerse onu buraya getirir”, dedim. Eğer gelirse izin ister onu da cennetle müjdelerdi. Ancak ikinci kişi içeri girmek için izin istedi. Ebû Mûsâ, Rasûlullah –sallallahu aleyhi ve sellem-‘in yanına gelip Ömer geldi, huzura girmek için izin istiyor, dedi. «İzin ver ve onu cennetle müjdele!», buyurdu. Ömer’in yanına dönerek: Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- içeri girmene izin verdi ve seni cennetle müjdeledi, dedim. Ömer içeri girdi. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-’i ve Ebû Bekir’i kuyunun ağzında otururken buldu. Sonra Rasûlullah –sallallahu aleyhi ve sellem-‘in sol tarafına geçerek oturdu. Kuyunun etrafı dardı, geniş değildi. Bu üç kişi bir taraftaydı. Sonra Osman -radıyallahu anh- izin istedi. Ebû Mûsâ -radıyallahu anh- daha önce izin isteyenlerde yaptığı gibi yaptı. Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-: «İzin ver ve başına gelecek belâ ile birlikte onu cennetle müjdele!», buyurdu. Geri döndü ve: İçeri gir, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- başına gelecek belâ (imtihan) ile birlikte seni cennetle müjdeliyor, dedi. Onun hakkında nimet ve bela bir arada toplandı. Osman -radıyallahu anh- Allah’a hamd etti, sonra da: Allah yardımcım olsun, dedi. Belaya karşı Allah yardımcım olsun, bu müjdeden dolayı da Allah’a hamd olsun. İçeri girdiğinde kuyunun etrafının dolu olduğunu görünce onların karşısına geçip oturdu ve baldırlarını açarak ayaklarını kuyunun içine sarkıttı. Çünkü kuyunun ağzı dardı. Saîd b. el-Müseyyeb - Tabiinin büyüklerindendir- bu oturuş şeklini onların kabirlerine yordu. Çünkü üçünün kabri bir yerdedir. Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-, Ebû Bekir ve Ömer -radıyallahu anhuma-‘nın hepsi aynı mekana defnedilmişlerdir. Dünyada iken beraber bir yerlere gider ve beraber dönerlerdi. Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- her zaman Ben, Ebû Bekir ve Ömer gittik. Ben, Ebû Bekir ve Ömer geldik derdi. O ikisi Rasûlullah’ın dostları ve yardımcılarıydı. Kıyamet gününde kabirlerinden hep birlikte çıkacaklar. Dünya'da ve Ahiret'te hep birlikte olacaklardır. Osman –radıyallahu anh- onların karşısına oturdu. Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- başına gelecek belâ ile birlikte onu cennetle müjdeledi. Başına gelecek olan bela insanların onun yöneticiliğinde ihtilaf edip, ayaklanmaları ve evinde onu öldürmeleridir. Öyle ki Medine'deki evine girip, Allah’ın Kitabı önünde olduğu halde Kur'ân okurken onu (şehit ettiler) öldürdüler.

Arapça açıklama

جاء في حديث أبي موسى الأشعري رضي الله عنه أنَّه في يوم من الأيام توضَّأ في بيته وخرج يطلب النبي صلى الله عليه وسلم ويقول: لألزمن رسول الله صلى الله عليه وسلم يومي هذا، أي: أكون معه ذاهبا وآتيا.

فخرج رضي الله عنه يطلب النبي صلى الله عليه وسلم فأتى المسجد؛ لأنَّ الرسول عليه الصلاة والسلام إمَّا في المسجد وإمَّا في بيته في مِهنة أهله، وإمَّا في مصالح أصحابه -عليه الصلاة والسلام-، فلم يجده في المسجد فسأل عنه فقالوا: وجَّه هاهنا، وأشاروا إلى ناحية أريس وهي بئر حول قباء، فخرج أبو موسى في إثره حتى وصل إلى البئر، فوجد النبي صلى الله عليه وسلم هنالك فلزم باب البستان الذي فيه البئر رضي الله عنه .

فقضى النبي صلى الله عليه وسلم حاجته وتوضأ ثم جلس -عليه الصلاة والسلام- متوسطا للقف أي حافة البئر، ودلَّى رجليه، وكشف عن ساقيه، وكان أبو موسى على الباب يحفظ باب البئر كالحارس لرسول الله صلى الله عليه وسلم ، فاستأذن أبو بكر رضي الله عنه ، لكن لم يأذن له أبو موسى حتى يخبر النبي صلى الله عليه وسلم ، فقال للنبي صلى الله عليه وسلم : هذا أبو بكر يستأذن، فقال: "ائذن له وبشِّره بالجنة"، فأذن له وقال له: يبشرك رسول الله صلى الله عليه وسلم بالجنة.

وهذه بشارة عظيمة، يبشره بالجنة ثم يأذن له أن يدخل ليكون مع الرسول صلى الله عليه وسلم .

فدخل ووجد النبي صلى الله عليه وسلم متوسطا القف فجلس عن يمينه؛ لأن النبي صلى الله عليه وسلم يعجبه التيامن في كل شيء، فجلس أبو بكر عن يمينه وفعل مثل فعل النبي صلى الله عليه وسلم ؛ دلَّى رجليه في البئر، وكشف عن ساقيه كراهة أن يخالف النبي صلى الله عليه وسلم ، في هذه الجلسة.

فقال أبو موسى -وكان قد ترك أخاه يتوضأ ويلحقه- إن يرد الله به خيرا يأت به، وإذا جاء واستأذن فقد حصل له أن يبشر بالجنة، ولكن استأذن الرجل الثاني، فجاء أبو موسى إلى الرسول -عليه الصلاة والسلام- وقال هذا عمر قال: "ائذن له وبشره بالجنة"، فأذن له وقال له: يبشرك رسول الله صلى الله عليه وسلم بالجنة.

فدخل فوجد النبي صلى الله عليه وسلم وأبا بكر على القف، فجلس عن يسار الرسول -عليه الصلاة والسلام- والبئر ضيقة، ليست واسعة فهؤلاء الثلاثة كانوا في جانب واحد.

ثم استأذن عثمان وصنع أبو موسى مثل ما صنع من الاستئذان فقال النبي صلى الله عليه وسلم : "ائذن له وبشره بالجنة مع بلوى تصيبه"، فأذن له وقال: يبشرك الرسول صلى الله عليه وسلم بالجنة مع بلوى تصيبك، فاجتمع في حقه نعمة وبلوى، فقال رضي الله عنه : الحمد لله، الله المستعان، على هذه البلوى، والحمد لله على هذه البشرى، فدخل فوجد القف قد امتلأ؛ لأنَّه ليس واسعا كثيرا فذهب إلى الناحية الأخرى تجاههم، وجلس فيها ودلى رجليه وكشف عن ساقيه.

أوَّلها سعيد بن المسيب -أحد كبار التابعين- على أنها قبور هؤلاء؛ لأن قبور الثلاثة كانت في مكان واحد، فالنبي صلى الله عليه وسلم أبو بكر وعمر كلهم كانوا في حجرة واحدة، دُفِنُوا جميعا في مكان واحد، وكانوا في الدنيا يذهبون جميعا ويرجعون جميعا، ودائما يقول النبي صلى الله عليه وسلم : ذهبت أنا وأبو بكر وعمر، وجئت أنا وأبو بكر وعمر، فهما صاحباه ووزيراه، ويوم القيامة يخرجون من قبورهم جميعا، فهم جميعا في الدنيا والآخرة.

فجلس عثمان رضي الله عنه تجاههم، وبشَّره صلى الله عليه وسلم بالجنَّة مع بلوى تصيبه، وهذه البلوى هي ما حصل له رضي الله عنه من اختلاف الناس عليه وخروجهم عليه، وقتلهم إِيَّاه في بيته رضي الله عنه ، حيث دخلوا عليه في بيته في المدينة وقتلوه وهو يقرأ القرآن، وكتاب الله بين يديه.

  • استحباب التبشير بالخير كما فعل رسول الله صلى الله عليه وسلم حيث بشر أصحابه الثلاثة بالجنة.
  • حرص الصحابة على ملازمة الرسول -صلى الله عليه وسلم-.
  • بيان فضائل أبي بكر وعمر وعثمان -رضي الله عنهم- وأنهم من أهل الجنة.
  • الحديث من دلائل النبوة؛ فقد أخبر رسول الله -صلى الله عليه وسلم- عثمان -رضي الله عنهم- بما سيصيب فوقع ما أخبر به رسول الله -صلى الله عليه وسلم-.
  • جواز رجاء الإنسان الخير لأهله وأخيه.
  • اشتمل الحديث على آداب الاستئذان؛ منها:لابد من الاستئذان قبل الدخول على الناس، ينبغي أن يكون الاستئذان بحسن أدب، ذكر الاسم عند الاستئذان،فلا يدخل المستأذن حتى يؤذن له.
  • جواز التبرع بخدمة الآخرين.
  • استحباب الجلوس عن يمين المقيم في المكان؛ لأنها أشرف الجهات.
  • جواز الجلوس إذا دخل مكانا حيث يجد فراغا.
  • تأويل سعيد بن المسيب -رحمه الله-، فأولتها قبورهم فيه وقوع التأويل في اليقظة، وهو ما يسمى الفراسة، ومراده اجتماع الصاحبين مع النبي -صلى الله عليه وسلم- في الدفن، وانفراد عثمان عنهم في البقيع، وفي الحديث تأويل آخر وهو دخولهم بهذا الترتيب مؤول بترتيبهم بعده في الخلافة.
  • الصبر على توقيع المصيبة، وحمد الله تعالى على السراء والضراء.
  • من استُعْمِل على أمر لاينبغي له التصرف بشيء إلا بإذن مُستعمِلِه.
  • حديث الآحاد الصحيح حجة بنفسه في العقيدة والأحكام الشرعية.

Klasik şerh

Nevevî — Şerhu Sahîhi Müslim

قَوْله ( فَخَرَجَ وَجَّهَ هَا هُنَا ) الْمَشْهُور فِي الرِّوَايَة ( وَجَّهَ ) بِتَشْدِيدِ الْجِيم , وَضَبَطَهُ بَعْضُهُمْ بِإِسْكَانِهَا , وَحَكَى الْقَاضِي الْوَجْهَيْنِ وَنَقَلَ الْأَوَّل عَنْ الْجُمْهُور , وَرَجَّحَ الثَّانِي لِوُجُودِ ( خَرَجَ ) أَيْ قَصَدَ هَذِهِ الْجِهَة قَوْله : ( جَلَسَ عَلَى بِئْر أَرِيسٍ وَتَوَسَّطَ قُفَّهَا ) أَمَّا ( أَرِيس ) فَبِفَتْحِ الْهَمْزَة مَصْرُوف , وَأَمَّا ( الْقُفُّ ) فَبِضَمِّ الْقَاف , وَهُوَ حَافَّة الْبِئْر , وَأَصْله الْغَلِيظ الْمُرْتَفِع مِنْ الْأَرْض. قَوْله : ( عَلَى رِسْلك ) بِكَسْرِ الرَّاء وَفَتْحهَا , لُغَتَانِ , الْكَسْر أَشْهَرُ , وَمَعْنَاهُ تَمَهَّلْ , وَتَأَنَّ , قَوْله فِي أَبِي بَكْر وَعُمَر رَضِيَ اللَّه عَنْهُمَا أَنَّهُمَا دَلَّ…

Devamını oku

Âlimlerin hükümleri

ÂlimHükümKapsamEser
Müslimv. 261 h. Sahihصحيح Hadis صحيح مسلم No. 2403
Diğer rivayetlerle ilgili hükümler (1)
  • SahihBuhârî صحيح — صحيح البخاري (3674)

Diğer rivayetler

Sahih Muttefekun aleyh (Buhârî ve Müslim) Sahîh-i Buhârî 3674

هَذَا أَبُو بَكْرٍ يَسْتَأْذِنُ‏.‏ فَقَالَ ‏"‏ ائْذَنْ لَهُ وَبَشِّرْهُ بِالْجَنَّةِ ‏"‏‏.‏ فَأَقْبَلْتُ حَتَّى قُلْتُ لأَبِي بَكْرٍ ادْخُلْ، وَرَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يُبَشِّرُكَ بِالْجَنَّةِ‏.‏ فَدَخَلَ…

Râvi: Ebû Mûsâ el-Eş'arî Yalnız Arapça

Hüküm yok Muttefekun aleyh (Buhârî ve Müslim) Riyâzü's-Sâlihîn 708

Ebu Musa el Eş’arî (Allah Ondan razı olsun)’ın anlattığına göre: Bir gün evinden abdest alıp çıktım, Rasûlullah’tan hiç ayrılmayıp bu günü onunla geçireceğim dedim. Mescide gelerek oradan peygamberi sordum. Şu tarafa gitti dediler. Sora sora izini takip edip nihayet Eris kuyusu’nun bulunduğu…

وعن أبي موسى الأشعري رضي الله عنه ، أنه توضأ في بيته، ثم خرج فقال‏:‏ لألزمن رسول الله صلى الله عليه وسلم ، ولأكونن معه يومي هذا، فجاء المسجد، فسأل عن النبي صلى الله عليه وسلم الله عليه وسلم ، فقالوا‏:‏ وجه ههنا، قال‏:‏…

Râvi: Ebû Mûsâ el-Eş'arî

Aynı konuda

Hüküm yok Muttefekun aleyh (Buhârî ve Müslim) el-Edebü'l-Müfred 965

حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، قَالَ‏:‏ حَدَّثَنَا يَحْيَى، عَنْ عُثْمَانَ بْنِ غِيَاثٍ، قَالَ‏:‏ حَدَّثَنَا أَبُو عُثْمَانَ، عَنْ أَبِي مُوسَى، أَنَّهُ كَانَ مَعَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فِي حَائِطٍ مِنْ حِيطَانِ…

+ 5 başka rivayet Yalnız Arapça

Konular