Âişe -radıyallahu anha-'dan rivayet edildiğine göre şöyle demiştir:
Ya Rasûlallah! İbn Cud'ân cahiliye döneminde akrabalık bağını gözetir, yoksula yemek yedirirdi. Bunun ona faydası olacak mı? dedim. Allah Rasulü: «Hayır, ona faydası olmayacak Çünkü o bir gün olsun bile Rabbim, din (kıyamet) gününde benim günahımı bağışla, dememiştir.» diye buyurdu.
Rivayet eden: Müslim (No. 214) ve Ahmed b. Hanbel (No. 23480).
Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- İslam'dan önce Kureyş'in ileri gelenlerinden olan Abdullah b. Cud'ân'dan haber vermiştir. Akrabalarını ziyaret edip onlara ihsanda bulunmak, fakirleri doyurmak ve bunun gibi İslam'ın yapılmasını teşvik ettiği güzel amelleri olan birisiydi. Ancak bu ameller Allah'ı küfreden birisi olduğu için ahirette kendisine bir fayda sağlamayacaktır. Bir gün olsun bile din (kıyamet) günü günahlarımı bağışla diye dua etmemiştir.
Hadisten çıkan dersler
İmanın faziletini ve amellerin kabul edilmesinin şartı olduğu beyan edilmiştir.
Küfrün kötülüğü ve salih amelleri yerle bir etmesi beyan edilmiştir.
Kâfirler, Allah'a ve ahiret gününe iman etmedikleri için ahirette yaptıklarından fayda görmezler.
Bir kimsenin kâfir olduğunda işlediği ameller, Müslüman olduğunda kendisine yazılır ve sevabı verilir.
Arapça açıklama
أخبر النبي صلى الله عليه وسلم عن عبد الله بن جدعان، وكان من رؤساء قريش قبل الإسلام،
ومن أفعاله الحسنة أنه: يصل أقاربه ويحسن إليهم، ويطعم المسكين، وغيرها من الفضائل التي حث الإسلام على فعلها، بأن هذه الأعمال لن تنفعه في آخرته؛ وذلك بسبب كفره بالله، وأنه لم يقل يومًا: رب اغفر لي خطيئتي يوم الدين.
بيان فضل الإيمان، وأنه شرط لقبول الأعمال.
بيان شؤم الكفر، وأنه من مُحبطات الأعمال الصالحات.
الكفار لا تنفعهم أعمالهم في الآخرة لعدم إيمانهم بالله واليوم الآخر.
أعمال الإنسان في حال كفره تكتب له إذا أسلم، ويُجازى عليها.