Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- bir ordunun veya seriyyenin başına komutan tayin ettiği zaman, -hassaten komutana- Allah'a karşı muttaki olmasını, beraberindeki Müslümanlara da hayır tavsiye eder ve sonra şunları söylerdi: ''Allah'ın adıyla ve Allah'ın rızası için savaşın. Allah'ı inkâr eden kâfirlerle çarpışın. Gazâ edin fakat ganimete hıyanet etmeyin, haksızlıkda bulunmayın, ölülerin vücudlarına sataşıp burun ve kulaklarını kesmeyin, (önünüze çıkan) çocukları öldürmeyin! Müşrik düşmanlarla karşılaşınca onları önce üç şeyden birine çağır: Bunlardan birine cevap verirlerse onlardan bunu kabul et ve artık dokunma! Önce İslâm'a dâvet et. İcabet ederlerse hemen kabul et ve elini onlardan çek. Sonra onları yurtlarından muhâcirler diyarına hicrete dâvet et. Ve onlara haber ver ki, eğer bunu yapacak olurlarsa Muhacirler´e va´dedilen bütün mükâfaat ve vecibeler aynen onlar için de olacaktır. Hicretten imtina edecek olurlarsa bilsinler ki, Müslüman bedevîler hükmündedirler ve Allah'ın mü'minler üzerine câri olan hükmü onlara icra edilecektir; ganimet ve fey´den kendilerine hiçbir pay ayrılmayacaktır. Müslümanlarla birlikte cihâda katılırlarsa o hâriç, (o zaman ganimete iştirak ederler.)Bu şartlarda Müslüman olma teklifini kabul etmezlerse, onlardan cizye iste, senin bu isteğini kabul ederlerse hemen kabul et ve onları serbest bırak.Eğer bunu kabul etmeyecek olurlarsa onlara karşı Allah´tan yardım dile ve onlarla savaş. Bu durumda bir kale ahâlisini kuşatacak olupta onlar senden Allah ve Rasûlü'nün ahd ve emânını talep ederlerse kabul etme; onlar için, kendine ve ashâbına ait bir emân tanı. Zira sizin kendi ahdinizi veya arkadaşlarınızın ahdini bozmanız, Allah´ın ve Rasûlü'nün ahdini bozmaktan daha kolaydır. Eğer bir kale ahalisini kuşattığında onlar, senden Allah´ın hükmünü tatbik etmeni isterlerse sakın onlara Allah´ın hükmünü tatbik etme, lâkin kendi hükmünü tatbik et. Zira Allah'ın onlar hakkındaki hükmüne isabet edip etmeyeceğini bilemezsin.''
Bureyde b. Husayb -radıyallahu anh-'tan rivayet edildiğine göre şöyle dedi:Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- bir ordunun veya seriyyenin başına komutan tayin ettiği zaman- hassaten komutana- Allah'a karşı muttaki olmasını, beraberindeki Müslümanlara da hayır tavsiye eder ve sonra şunları söylerdi: ''Allah'ın adıyla ve Allah'ın rızası için savaşın. Allah'ı inkâr eden kâfirlerle çarpışın. Gazâ edin fakat ganimete hıyanet etmeyin, haksızlıkda bulunmayın, ölülerin vücudlarına sataşıp burun ve kulaklarını kesmeyin, (önünüze çıkan) çocukları öldürmeyin! Müşrik düşmanlarla karşılaşınca onları önce üç şeyden birine çağır: Bunlardan birine cevap verirlerse onlardan bunu kabul et ve artık dokunma! Önce İslâm'a dâvet et. İcabet ederlerse hemen kabul et ve elini onlardan çek. Sonra onları yurtlarından muhâcirler diyarına hicrete dâvet et. Ve onlara haber ver ki, eğer bunu yapacak olurlarsa Muhacirler'e vadedilen bütün mükâfaat ve vecibeler aynen onlar için de olacaktır.Hicretten imtina edecek olurlarsa bilsinler ki, Müslüman bedevîler hükmündedirler ve Allah'ın mü´minler üzerine câri olan hükmü onlara icra edilecektir; ganimet ve fey´den kendilerine hiçbir pay ayrılmayacaktır. Müslümanlarla birlikte cihâda katılırlarsa o hâriç, (o zaman ganimete iştirak ederler.)Bu şartlarda Müslüman olma teklifini kabul etmezlerse, onlardan cizye iste, senin bu isteğini kabul ederlerse hemen kabul et ve onları serbest bırak.Eğer bunu kabul etmeyecek olurlarsa onlara karşı Allah´tan yardım dile ve onlarla savaş. Bu durumda bir kale ahâlisini kuşatacak olupta onlar senden Allah ve Rasûlü´nün ahd ve emânını talep ederlerse kabul etme; onlar için, kendine ve ashâbına ait bir emân tanı. Zira sizin kendi ahdinizi veya arkadaşlarınızın ahdini bozmanız, Allah´ın ve Rasûlü´nün ahdini bozmaktan daha kolaydır. Eğer bir kale ahalisini kuşattığında onlar, senden Allah´ın hükmünü tatbik etmeni isterlerse sakın onlara Allah'ın hükmünü tatbik etme, lâkin kendi hükmünü tatbik et. Zira Allah'ın onlar hakkındaki hükmüne isabet edip etmeyeceğini bilemezsin.''
Rivayet eden: Müslim (No. 1731a), İbn Mâce (No. 2858) ve Dârimî (No. 2335).
Büreyde -radıyallahu anh- Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- kafirlerle savaşacak bir ordu veya seriyye gönderirse onların birliğini sağlaması ve işlerini düzeltmesi için başına komutan tayin ettiğini haber veriyor.Komutana Allah'a karşı muttaki olmasını, beraberindeki Müslümanlara da hayır tavsiye ederdi.Ve onları düşmanlarına karşı ne yapmaları gerektiği noktasında yönlendirirdi.Ve ganimetten mal kaçırmaktan uzak durmaktan,hile yapmaktan,müsle yapmaktan ve mükellef olmayanların öldürülmelerinden uzak durmaları konusunda yol gösterirdi.Ve öncelikle müşriklerin islama davete başlamalarına buna icabet ederlerse onları Medine'ye hicret etmeye teşvik etmeleri.Önceden hicret eden Muhacirlerin lehine ve aleyhine olan hakların verileceği, onlarada lehlerine ve aleyhlerine olan hakların ve verilmesi gereken şeylerin verileceğini haber vermelerini emretti.Eğer hicreti istemezler ise o zaman kendilerine bu durumda müslüman bedeviler gibi muamele edileceğini bildirmelerini emretti.Eğer müslüman olmayı kabul etmeyecek olurlarsa onlardan cizye talep etmelerini,şayet cizye vermeyi kabul etmezlerse Allah'tan yardım dileyip onlarla savaşmalarını emretti.Bu durumda bir kale ahâlisini kuşatacak olupta onlar Allah ve Rasûlü´nün ahd ve emânını talep ederlerse kabul etmemelerini; onlar için, kendine ve ashâbına ait bir emân tanımalarını. Zira onların kendi ahidlerini veya arkadaşlarının ahdini bozmaları, Allah´ın ve Rasûlü´nün ahdini bozmaktan daha kolaydır. Eğer bir kale ahalisini kuşattığında onlar, sizden Allah´ın hükmünü tatbik etmenizi isterlerse onlara Allah'ın hükmünü tatbik etmemelerini, lâkin kendi hükümlerini tatbik etmelerini emretti. Zira Allah'ın onlar hakkındaki hükmüne isabet edip etmeyeceğini bilemezler ancak onlara kendi hüküm ve ictihadlarına göre muamele yapılır.
Arapça açıklama
يخبر بريدة رضي الله عنه أن رسول الله صلى الله عليه وسلم إذا أرسل جيشًا أو سريةً لقتال الكفار أمر عليهم أميرًا يحفظ وحدتهم ويصلح شؤونهم، ثم أوصاه بتقوى الله وبمن معه خيرًا، وأرشدهم إلى ما يجب أن يسلكوه مع الأعداء، وأن يتجنبوا الغلول والغدر والتمثيل وقتل غير المكلفين، وأن عليهم أن يبدؤوا المشركين بالدعوة إلى الإسلام، فإن استجابوا لذلك فليحثوهم على الهجرة إلى المدينة ويعلموهم أن لهم ما للمهاجرين السابقين وعليهم ما على المهاجرين من الحقوق والواجبات، فإن أبوا الهجرة فإنهم يعاملون معاملة أعراب المسلمين، فإن أبوا الإسلام فليطلبوا منهم الجزية، فإن أبوا دفعها فليستعينوا بالله وليقاتلوهم، وإذا حاصروا أهل حصن فلا يعطوهم عهد الله وعهد رسوله، وإنما يعطونهم عهدهم، فإن تعريض عهدهم للنقض أخف إثمًا من تعريض عهد الله وعهد رسوله لذلك، وإذا طلبوا منهم أن يحكموا فيهم بحكم الله فلا يحكمون بحكمٍ ويجعلونه حكم الله، فإنهم قد لا يصيبون فيهم حكم الله تعالى ، وإنما يعاملونهم على حكم أنفسهم واجتهادهم.
وجوب أن يكون القتال لإعلاء كلمة الله ومَحْوِ آثار الكفر من الأرض، لا لنَيْلِ الـمُلْك وطَلَبِ الدنيا، أو نَيْل الشُّهْرَة.
مشروعية تَنْصِيب الأُمَرَاء على الجُيُوش والسَّرَايَا.
أنه يُشْرَع لوَلِيِّ الأمر أن يُوصِي القُوَّاد، ويُوَضِّح لهم الخُطَّة التي يسيرون عليها في جهادهم.
أن الجهاد يكون بإذن وَلِيِّ الأمر وتنفيذه.
مشروعية الدعوة إلى الإسلام قبل القتال.
مشروعية أَخْذِ الجِزْيَة من جميع الكفار.
النَّهْيُ عن قَتْل الصِّبْيَان.
النَّهْيُ عن التَّمْثِيل بالقَتْلَى.
النَّهْيُ عن الغُلُول والخِيانة في العُهُود.
احترام ذِمَّة الله وذِمَّة نَبِيِّه، والفرق بينهما وبين ذِمَّة المسلمين.
طَلَبُ الاحتياط عن الوُقُوع في الـمَحْذُور.
أن المجتهد يُخْطِئُ ويُصِيبُ، والفرق بين حُكْم الله وحُكْم العلماء.
الإرشاد إلى ارتكاب أقلِّ الأَمْرَيْنِ خَطَرًا.
مشروعية الاجتهاد عند الحاجة.
يدعو أميرُ الجهاد الكُفَّارَ إلى الإسلام، فإن أَبَوْا فالجزية، فإن أَبَوْا فالقتال، وذلك عام في الكفار من المشركين وغيرهم.
أن الغنيمة والفيء خاصة بالمهاجرين، وليس للأعراب منها شيء إلا إذا جاهدوا.
لا يجوز إعطاء ذمة الله أو ذمة نبيه أحدًا.
أنه يجب على من تَوَلَّى أمرًا من أمور المسلمين أن يَسْلُك بهم الأَفضل.
Peygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem-'in gazvelerinden birinde bir kadın öldürülmüş olarak bulundu. Bunun üzerine Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- kadınlarla çocukların öldürülmesini yasakladı.