Rasûlullah –sallallahu aleyhi ve sellem-’e kayıp altın ve gümüşün buluntusundan soruldu. Dedi ki: «Kabını (kesesini) ve bağını belle sonra onu bir sene tanıt. Eğer sahibini bilmezsen o takdirde sen onu harca ve yanında da bir emanet olsun. Eğer günün birinde onu arayan kişi gelirse o zaman onu kendisine öde.»
Sahih
Sahîh-i Müslim hadisi
Muttefekun aleyh (Buhârî ve Müslim)Sahîh-i Müslim 1722e
Zeyd b. Halid El-Cüheni -radıyallahu anh-’dan merfû olarak rivayet edildiğine göre Rasûlullah –sallallahu aleyhi ve sellem-’e kayıp altın ve gümüşün buluntusundan soruldu. Dedi ki: «Kabını (kesesini) ve bağını belle sonra onu bir sene tanıt. Eğer sahibini bilmezsen o takdirde sen onu harca ve yanında da bir emanet olsun. Eğer günün birinde onu arayan kişi gelirse o zaman onu kendisine öde.» Adam ona, kaybolmuş develer hakkında da soru sordu. Allah Rasûlü: «Ondan sana ne. Onu kendi haline bırak. Çünkü onun ayakkabısı ve su tulumu kendisi ile birliktedir. O su olan yere gider, ağaçtan yer. Ta ki sahibi onu buluncaya kadar.» Ona koyun hakkında da sordu. Bu sefer: «Onu al. Çünkü o ancak ya senindir, ya kardeşinin, yahut kurdundur.» buyurdu.
Rivayet eden: Müslim (No. 1722e, 1722a, 1722b), Buhârî (No. 91, 2372, 2427, 2428, 2429, 2436, 2438, 5292), Ebû Dâvûd (No. 1704, 1705), Tirmizî (No. 1372), İbn Mâce (No. 2504), İmâm Mâlik (No. 1449) ve Ahmed b. Hanbel (No. 16422, 16435, 16443).
Bir adam Rasûlullah –sallallahu aleyhi ve sellem-’e sahibinin kaybettiği mal, altın, gümüş, deve, koyunun hükmü hakkında soru sordu. Rasûlullah –sallallahu aleyhi ve sellem- ona emsallerine örnek olması için bu eşyaların hükümlerini açıkladı. Diğerleri de onların hükmünü alır. Buluntu altın ve gümüşten sordu. Bilerek haber verip, kendisinin olduğunu iddia eden ile sahibini ayırt edebilmek için bağlandığı ipi belle, içine konulduğu keseyi belle dedi. Bir kimsenin vasfetmesi, kaybolan şeyin özellikleriyle aynıysa onu ona ver. Yoksa sana iddia ettiğinin gerçek olmadığı ortaya çıkar. Yapılacak iş, bulduktan sonra tam bir sene tanıtmasıdır. Tanıtmak insanların pazarlar, cami kapıları, genel toplanma yerleri ve bulunduğu yer gibi, toplu halde bulunduğu yerlerde olur. Sonra ona bir sene tanıttıktan ve sahibini bulamadıktan sonra buluntuyu harcamasını ona mubah kıldı. Eğer günün birinde onu arayan kişi gelirse, o zaman onu kendisine öde dedi. Kaybolan deve vb. kendini koruyabilen hayvanlara gelince, onların alınmasını yasak etmiştir. Çünkü onlar korumaya ihtiyaç duymazlar, doğal yapıları gereği onları koruyan vardır. Çünkü kendinde küçük yırtıcılardan koruyacak güç ve kuvvet vardır. Ayakları çölleri ve zorlu yerleri kat edecek güçtedir. Boynu ile ağaçtan yiyebilecek ve su içebilecek, karnında da gıdasını taşıyacak özelliği vardır. Ve onu kaybettiği yerde arayan sahibi bulana kadar o kendini koruyabilir. Koyun ve benzeri gibi olan kayıp küçük hayvanlar için yapılacak iş, onları yırtıcı hayvanlardan ve ölümden korumak için onları almasıdır. Aldıktan sonra sahibi gelip onları alır. Ya da üzerinden bir tanıtma yılı geçer ve o da bulan kişinin olur.
Arapça açıklama
سأل رجل النبي صلى الله عليه وسلم عن حكم المال الضال عن ربه، من الذهب، و الفضة، والإبل، والغنم.
فبين له صلى الله عليه وسلم حكم هذه الأشياء لتكون مثالا لأشباهها، من الأموال الضائعة، فتأخذ حكمها.
فقال عن الذهب والفضة: اعرف الرباط الذي شدت به، والوعاء الذي جعلت فيه، لتميزها من بين مالك، ولتخبر بعلمك بها من ادعاها.
فإن طابق وصفه صفاتها، أعطيه إياها، وإلا تبين لك عدم صحة دعواه .
وأمره أن يعرفها سنة كاملة بعد التقاطه إياها.
ويكون التعريف في مجامع الناس كالأسواق ، وأبواب المساجد. والمجمعات العامة، وفي مكان التقاطها.
ثم أباح له- بعد تعريفها سنة، وعدم العثور على صاحبها أن يستنفقها، فإذا جاء صاحبها في أي يوم من أيام الدهر، أداها إليه.
وأما ضالة الإبل ونحوها، مما يمتنع بنفسه، فنهاه عن التقاطها؛ لأنها ليست بحاجة إلى الحفظ، فلها من طبيعتها حافظ، لأن فيها القوة على صيانة نفسها من صغار السباع، ولها من أخفافها ما تقطع به المفاوز، ومن عنقها ما تتناول به الشجر والماء، ومن جوفها ما تحمل به الغذاء، فهي حافظة نفسها حتى يجدها ربها الذي سيبحث عنها في مكان ضياعها.
وأما ضالة الغنم ونحوها من صغار الحيوان، فأمره أن يأخذها حفظا لها من الهلاك وافتراس السباع، وبعد أخذها يأتي صاحبها فيأخذها، أو يمضي عليها حول التعريف فتكون لواجدها .
لا يجوز التقاط اللقطة إلا لمن قدر على تعريفها وأمن نفسه عليها، ومن لم يقدر فعليه أن يسلمها للحاكم الشرعي.
أن يعرف الواجد وكاءها ووعاءها وجنسها ليميزها عن ماله وليعرف صفاتها فيختبر من ادعى ضياعها منه، فذلك من تمام حفظها وأدائها إلى ربها.
أن يعرفها سنة في مجامع الناس كأبواب المساجد والمحافل والأسواق، وفي مكان وجدانها، لأنه مكان بحث صاحبها، ويبلغ الجهات المسؤولة عنها، كدوائر الشرطة .وفي زمننا يكون نشدانها في الصحف والإذاعات والتلفاز، إذا كانت لقطة خطيرة.
إن لم تعرف في مدة العام، جاز له إنفاقها وبقى مستعدا لإعطاء صاحبها عوضها مثلها، إن كانت مثلية، أو قيمتها إن كانت متقومة.
إن مضى عليها الحول ولم تعرف، ملكها ملتقطها ملكًا قهريًّا من غير اختيار كالإرث وإذا جاء صاحبها بعد الحول فله عوضها، أو هي بعينها إن كانت موجودة.
إن جاء صاحبها ولو بعد أمد طويل ووصفها دفعت إليه، ويكفى وصفها بينة على أنها له، فلا يحتاج إلى شهود ولا إلى يمين، لأن وصفها هو بينتها، فبينة كل شيء بحسبه، فإن البينة ما أبان الحق وأظهره، ووصفها كاف في ذلك، وهذه قاعدة عامة في كل الأحوال، التي يدعيها أحد ولا يكون له فيها منازع، فيكتفي بوصفه إياها.
أما ضالة الإبل ونحوها مما يمتنع بقوته أو بعَدْوه أو بطيرانه، فلا يجوز التقاطها، لأن لها من طبيعتها وتركيب الله إياها، ما يحفظها ويمنعها، لكن إن وجدت في مهلكة رُدتْ بقصد الإنقاذ، لا التقاط.
أما الشاة فالأحسن- بعد أخذها- أن يعمل فيها الأصلح من أكلها مقدرا قيمتها، أو بيعها وحفظ ثمنها، أو إبقائها مدة التعريف، وتركها بدون أخذها، تعريض لها للهلاك، فإن جاء صاحبها، رجع بها أو بقيمتها وإن لم يأت فهي لمن وجدها.