Râvi:İbn Abbâs
حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ يَحْيَى، وَعَمْرٌو النَّاقِدُ، - وَاللَّفْظُ لِيَحْيَى قَالَ عَمْرٌو حَدَّثَنَا وَقَالَ يَحْيَى - أَخْبَرَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ عَنِ ابْنِ أَبِي نَجِيحٍ عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ كَثِيرٍ عَنْ أَبِي الْمِنْهَالِ عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ قَالَ قَدِمَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم الْمَدِينَةَ وَهُمْ يُسْلِفُونَ فِي الثِّمَارِ السَّنَةَ وَالسَّنَتَيْنِ فَقَالَ "
مَنْ أَسْلَفَ فِي تَمْرٍ فَلْيُسْلِفْ فِي كَيْلٍ مَعْلُومٍ وَوَزْنٍ مَعْلُومٍ إِلَى أَجَلٍ مَعْلُومٍ" .
Abdullah b. Abbas -radıyallahuy anhumâ- anlatıyor: Rasûlullah –sallallahu aleyhi ve sellem- Medine’ye geldiğinde insanlar selem meyvede (hurma) satışını bir, iki ve üç sene vadeli bir şekilde yapıyorlardı. Bunun üzerine Rasûlullah –sallallahu aleyhi ve sellem-: «Her kim hurmada selem suretiyle alışveriş yaparsa, ölçeği belli, tartısı belli miktarda ve belli bir vakte kadar selem yapsın.» buyurdu.
Rivayet eden: Müslim (No. 1604a, 1604b), Buhârî (No. 2239, 2240), Ebû Dâvûd (No. 3463), Tirmizî (No. 1311), Nesâî (No. 4616), İbn Mâce (No. 2280) ve Ahmed b. Hanbel (No. 1771, 1836, 2417).