Aişe -radıyallahu anha- anlatıyor: "Bir defasında Allah Rasûlü -sallallahu aleyhi ve sellem- kapı önünde yüksek sesle münakaşa eden iki kişinin seslerini duydu. Münakaşa edenlerden biri diğerinden (alacağını) bağışlamasını ve ona biraz müsamaha göstermesini istiyordu. Alacaklı ise: "Vallahi bağışlamam!" diye yemin edip duruyordu. Bunun üzerine Allah Rasûlü -sallallahu aleyhi ve sellem- o ikisinin yanına giderek; «İyilik işlememek üzere Allah'a yemin eden kimdir?» diye sordu. Alacaklı: "Benim ey Allah'ın Rasûlü, borçlu nasıl arzu ederse öyle olsun." dedi.
Rivayet eden: Müslim (No. 1557) ve Buhârî (No. 2705).
Hadisin Manası: Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- kapı önünde yüksek sesle münakaşa eden iki kişinin seslerini duyar. Bu kimselerin sesleri öyle yükselir ki Allah Rasûlü -sallallahu aleyhi ve sellem- evinin içinden yükselen bu sesleri duyar. Bu seslere kulak verince birinin diğerinden (alacağını) bağışlamasını ve ona biraz müsamaha göstermesini istediğini işitir. Yani alacağının bir kısmından vazgeçmesini ve biraz merhametli olmasını rica etmektedir. Diğeri ise "Vallahi bağışlamam!" diye yemin edip durmaktadır. Bunun üzerine Allah Rasûlü -sallallahu aleyhi ve sellem- o ikisinin yanına giderek; «İyilik işlememek üzere Allah'a yemin eden kimdir?» diye sorar. Yani iyilik yapmamak üzere yemin eden de kim? diye sorar. Bunun üzerine alacaklı: "Benim ey Allah'ın Rasûlü, borçlu nasıl arzu ederse öyle olsun." der. Yani alacağım olan bu kişi ister borcun bir kısmını vermesin, isterse de ona müsamahalı davranayım. İmam Ahmed'in (24405) ve İmam İbn Hibban'ın (5031) rivayet ettiği hadisin metninde şu lafızlar yer almaktadır: "Dilersen onların istediği kadar indireyim ve dilersen sermayesini alayım. Onların istediği kadar indirmeyi tercih etti." Bu hadisin bu konu başlığında zikredilmesinin sebebi çok açıktır. Zira Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- anlaşmazlığa düşen iki kişinin arasını bulmuştur. İki seçenek ortaya çıkmıştır. Ya borcun bir kısmı indirilecek ya da biraz daha müsamahalı davranılacaktır. Bu hadise benzer başka bir hadis daha bulunmaktadır. Söz konusu hadisi İmam Buharî (2424) ve İmam Müslim (1558) Ka'b b. Malik -radıyallahu anh-'den rivayet etmiştir. Bu sahabenin Abdullah b. Ebi Hadrad el-Eslemî'den alacağı vardır. Ka'b b. Malik kendisine borçlu konumundaki sahabe Abdullah b. Ebi Hadrad el-Eslemî'den alacağını ister. Sesleri biraz yükselir. Yanlarından geçen Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- "Ey Ka'b!" diyerek sanki eliyle yarım işareti yapar. Bunu anlayan Ka'b alacağının yarısını alıp, diğer yarısını bağışlar." Müslüman kimse daima hayır işlemeyi düşünür. İnsanların arasını düzelterek hayırda bulunur. İki kişi yahut topluluk ya da aşiret arasında bir anlaşmazlık, kargaşa, dövüş ya da nefret yüklü duygular hakim ise hemen bu sıkıntılı durumu ıslah etmek için gayret eder. Ayrılık ve nefret etmeye sebebiyet verecek her türlü durumu ortadan kaldırmak için çalışarak, kardeşlik ve sevgi atmosferi oluşturur. Geçekten bir kimsenin bu şekilde davranması çok büyük bir hayır ve sevaptır. Böyle davranan kimsenin durumu oruç tutan, gece namaz kılan ve sadaka veren kimsenin durumundan daha hayırlıdır. Allah Rasûlü -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmaktadır: «(Nafile) oruç tutmaktan ve sadaka vermekten ve namaz kılmaktan daha faziletli bir ameli size söyleyeyim mi?» Ashap: - "Evet ey Allah'ın Rasûlü" dediler. Bunun üzerine: «Aralarında (düşmanlık olan) iki müminin arasını bulmaktır." Ebu Davûd, (4919) rivayet etmiştir. Şeyh el-Elbanî Sahihu Ebî Davud adlı eserinde bu hadisle ilgili olarak 'Sahih Hadis' demiştir. Hadis No: 4919.
Arapça açıklama
معنى الحديث: أن النبي صلى الله عليه وسلم سمع صوت خصمين يتنازعان في أمور مالية، وقد ارتفعت أصواتهما حتى وصلت إلى مسامع النبي صلى الله عليه وسلم في بيته، فأصغى النبي صلى الله عليه وسلم إلى هذه الأصوات، وإذا به يسمع أحد الرجلين "يستوضع الآخر ويسترفقه في شيء" أي يطلب منه أن يضع عنه شيئًا أو أن يرفق به "وهو يقول: والله لا أفعل، فخرج عليهما رسول الله صلى الله عليه وسلم فقال أين المُتألي على الله أن لا يفعل المعروف؟" أي: أين الحالف بالله على عدم فعل المعروف فقال: أنا يا رسول الله، فله أي ذلك أحب" أي أنا الذي حلفت، ولخصمي ما أحَبَّ من الوَضْع من الدَّيْن أو الرفق به، وفي رواية لأحمد (24405) وابن حبان (5032): "إن شئتَ وضعتُ ما نقصوا، وإن شئت من رأس المال، فوضعَ ما نقصوا"، سعى النبي صلى الله عليه وسلم في الصلح بين المتخاصمين، إما بالوضع أو الرفق، وفي الباب قصة مشابهة لهذا الحديث رواها البخاري (2424) ومسلم (1558)، عن كعب بن مالك رضي الله عنه، أنه كان له على عبد الله بن أبي حَدْرَد الأسلمي دين، فلقيه، فلزمه فتكلما حتى ارتفعت أصواتهما، فمر بهما النبي صلى الله عليه وسلم فقال: "يا كعب" وأشار بيده، كأنه يقول: النصف، فأخذ نصف ما عليه وترك نصفا".
فينبغي للمسلم أن يحرص على فعل الخير ومن ذلك الإصلاح بين الناس، فإذا رأى شخصين أو جماعتين أو قبيلتين بينهما نزاع وشقاق وتباغض واقتتال سعى للإصلاح بينهم لإزالة كل ما يؤدي إلى الفرقة والتباغض، ويحل محله الإخاء وتسود المحبة، فإن في ذلك الخير الكثير والثواب الجزيل، بل ذلك أفضل من درجة الصائم القائم المتصدق، قال -عليه الصلاة والسلام-: "ألا أخبركم بأفضل من درجة الصيام والصلاة والصدقة؟ قالوا: بلى، يا رسول الله قال: إصلاح ذات البين.." رواه أبو داود برقم (4919) وصححه الألباني في صحيح أبي داود، برقم (4919).
الحض على الرفق بالغريم والإحسان إليه بالوضع عنه.
الزجر على الحلف على ترك الخير، والسعي للإصلاح بين المتخاصمين.
لا يجوز الحلف على ترك فعل الخير.
السعي للإصلاح بين الخُصوم: قربة إلى الله -تعالى-.
استحباب الصفح عما يجري بين المتخاصمين من اللغط ورفع الصوت عند القاضي.
جواز طلب المدين من الدائن الإنظار أو الوضع ، لكن بشرط أن لا ينتهي إلى الإلحاح وإهانة النفس أو الإيذاء ونحو ذلك إلا من ضرورة.
وجوب إنظار المعسر والرفق به، قال -تعالى-: (وإن كان ذو عسرة فنظرة إلى ميسرة).
استحباب تدخل الإمام للإصلاح بين الخصمين.
الإنكار على من حلف لا يفعل خيرًا.
فيه الشفاعة إلى أصحاب الحقوق وقبول الشفاعة في الخير.
حرص النبي -صلى الله عليه وسلم- على الإصلاح بين ذات البين.
وعن عائشة رضي الله عنها قالت: سمع رسول الله صلى الله عليه وسلم صوت خصوم بالباب عالية أصواتهما، وإذا أحدهما يستوضع الآخر ويسترفقه في شيء، وهو يقول: والله لا أفعل، فخرج عليهما رسول الله صلى الله عليه وسلم فقال: “أين…