İçeriğe geç

Sahîh-i Müslim1. kitap

«Bilmez misin ki İslâm, kendinden önceki günahları yok eder, hicret de ondan önceki günahları yok eder, hac da ondan önceki günahları yok eder?»

باب كَوْنِ الإِسْلاَمِ يَهْدِمُ مَا قَبْلَهُ وَكَذَا الْهِجْرَةُ وَالْحَجُّ ‏‏

Sahih Sahîh-i Müslim hadisi Sahîh-i Müslim 121

Râvi:Amr ibn al-‘âs

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى الْعَنَزِيُّ، وَأَبُو مَعْنٍ الرَّقَاشِيُّ وَإِسْحَاقُ بْنُ مَنْصُورٍ كُلُّهُمْ عَنْ أَبِي عَاصِمٍ، - وَاللَّفْظُ لاِبْنِ الْمُثَنَّى - حَدَّثَنَا الضَّحَّاكُ، - يَعْنِي أَبَا عَاصِمٍ - قَالَ أَخْبَرَنَا حَيْوَةُ بْنُ شُرَيْحٍ، قَالَ حَدَّثَنِي يَزِيدُ بْنُ أَبِي حَبِيبٍ، عَنِ ابْنِ شَمَاسَةَ الْمَهْرِيِّ، قَالَ حَضَرْنَا عَمْرَو بْنَ الْعَاصِ وَهُوَ فِي سِيَاقَةِ الْمَوْتِ ‏.‏ فَبَكَى طَوِيلاً وَحَوَّلَ وَجْهَهُ إِلَى الْجِدَارِ فَجَعَلَ ابْنُهُ يَقُولُ يَا أَبَتَاهُ أَمَا بَشَّرَكَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بِكَذَا أَمَا بَشَّرَكَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بِكَذَا قَالَ فَأَقْبَلَ بِوَجْهِهِ ‏.‏ فَقَالَ إِنَّ أَفْضَلَ مَا نُعِدُّ شَهَادَةُ أَنْ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ وَأَنَّ مُحَمَّدًا رَسُولُ اللَّهِ إِنِّي قَدْ كُنْتُ عَلَى أَطْبَاقٍ ثَلاَثٍ لَقَدْ رَأَيْتُنِي وَمَا أَحَدٌ أَشَدَّ بُغْضًا لِرَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم مِنِّي وَلاَ أَحَبَّ إِلَىَّ أَنْ أَكُونَ قَدِ اسْتَمْكَنْتُ مِنْهُ فَقَتَلْتُهُ فَلَوْ مُتُّ عَلَى تِلْكَ الْحَالِ لَكُنْتُ مِنْ أَهْلِ النَّارِ فَلَمَّا جَعَلَ اللَّهُ الإِسْلاَمَ فِي قَلْبِي أَتَيْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم فَقُلْتُ ابْسُطْ يَمِينَكَ فَلأُبَايِعْكَ ‏.‏ فَبَسَطَ يَمِينَهُ - قَالَ - فَقَبَضْتُ يَدِي ‏.‏ قَالَ ‏"‏ مَا لَكَ يَا عَمْرُو ‏"‏ ‏.‏ قَالَ قُلْتُ أَرَدْتُ أَنْ أَشْتَرِطَ ‏.‏ قَالَ ‏"‏ تَشْتَرِطُ بِمَاذَا ‏"‏ ‏.‏ قُلْتُ أَنْ يُغْفَرَ لِي ‏.‏ قَالَ ‏"‏ أَمَا عَلِمْتَ أَنَّ

الإِسْلاَمَ يَهْدِمُ مَا كَانَ قَبْلَهُ وَأَنَّ الْهِجْرَةَ تَهْدِمُ مَا كَانَ قَبْلَهَا وَأَنَّ الْحَجَّ يَهْدِمُ مَا كَانَ قَبْلَهُ ‏"‏ ‏.‏ وَمَا كَانَ أَحَدٌ أَحَبَّ إِلَىَّ مِنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَلاَ أَجَلَّ فِي عَيْنِي مِنْهُ وَمَا كُنْتُ أُطِيقُ أَنْ أَمْلأَ عَيْنَىَّ مِنْهُ إِجْلاَلاً لَهُ وَلَوْ سُئِلْتُ أَنْ أَصِفَهُ مَا أَطَقْتُ لأَنِّي لَمْ أَكُنْ أَمْلأُ عَيْنَىَّ مِنْهُ وَلَوْ مُتُّ عَلَى تِلْكَ الْحَالِ لَرَجَوْتُ أَنْ أَكُونَ مِنْ أَهْلِ الْجَنَّةِ ثُمَّ وَلِينَا أَشْيَاءَ مَا أَدْرِي مَا حَالِي فِيهَا فَإِذَا أَنَا مُتُّ فَلاَ تَصْحَبْنِي نَائِحَةٌ وَلاَ نَارٌ فَإِذَا دَفَنْتُمُونِي فَشُنُّوا عَلَىَّ التُّرَابَ شَنًّا ثُمَّ أَقِيمُوا حَوْلَ قَبْرِي قَدْرَ مَا تُنْحَرُ جَزُورٌ وَيُقْسَمُ لَحْمُهَا حَتَّى أَسْتَأْنِسَ بِكُمْ وَأَنْظُرَ مَاذَا أُرَاجِعُ بِهِ رُسُلَ رَبِّي

İbn Şumâse el-Mihrî şöyle demiştir: Amr b. As -radıyallahu anh-'ın yanına vardık. Kendisi ölüm döşeğinde idi. Uzun zaman ağladı ve yüzünü duvara çevirdi. Oğlu: Babacığım! Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- seni filân şeyle müjdelemedi mi? Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- seni filân şeyle müjdelemedi mi? demeye başladı. Bunun üzerine Amr -radıyallahu anh- yüzünü (bize) çevirerek: Şüphesiz ki; hazırlamakta olduğumuz şeylerin en faziletlisi Allah'tan başka hakkıyla ibadete layık hiçbir hak ilâh olmadığına ve Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'in O'nun Rasûlü olduğuna şehadet etmektir. Şüphesiz ki ben üç hal üzere bulundum. Düşünüyorum da ''Bir vakitler'' Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'e benim kadar şiddetle buğz eden bir kimse yoktu. İmkânını bulup da onu öldürmüş olmak kadar da bence makbul bir iş yoktu. Şayet bu hal üzere ölmüş olsaydım muhakkak cehennemlik olurdum. Allah, İslam'ı kalbime yerleştirdiği zaman Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'e gelerek; "Uzat sağ elini de sana beyat edeyim" dedim. Hemen sağ elini uzattı. Ben elimi çektim. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-: «Ne oldu sana ya Amr!» dedi. Şart koşmak istedim, dedim. «Neyi şart koşuyorsun?» buyurdular. ''Af olunmam'' dedim. Bunun üzerine Rasûlullah -sallallahu aleyhive sellem-: «Bilmez misin ki İslâm, kendinden önceki günahları yok eder, hicret de ondan önceki günahları yok eder, hac da ondan önceki günahları yok eder?» buyurdular. (Artık) Benim nazarımda Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'den daha sevgili ve ondan daha büyük bir kimse kalmadı. O'na karşı duyduğum saygıdan dolayı kendisine doya doya bakamıyordum. Benden onu vasfetmemi (anlatmamı) isteseler buna güç yetiremem. Çünkü O'na doya doya bakamazdım. Şayet bu hal üzere ölmüş olsam cennetlik olmamı kuvvetle ümit ederdim. Sonra birtakım şeyler üzerimize aldık ki onlar hakkında halim nice olur bilmiyorum. Öldüğüm zaman beraberimde hiç bir yasçı (yas tutmak için kiralanan kimse) ve ateş bulunmasın. Beni defnettiğiniz zaman üzerime toprağı iyice döşeyiniz. Sonra kabrimin etrafında bir deve boğazlanıp da eti taksim edilinceye kadar durun ki, sizlerle ünsiyet edeyim ve Rabbimin elçilerini nasıl karşılayacağımı düşüneyim, dedi.

Rivayet eden: Müslim (No. 121).

Kopyala
Kopyalanacaklar:
Hata bildir

Açıklama

Amr b. el-Âs -radıyallahu anh-'ın hadisinde hayırla müjdeleme ve kutlama vardır. Bu büyük kıssanın özeti: O, ölüm döşeğinde iken bazı arkadaşları onu ziyeret ettiler. Bu esnada o çok uzunca ağladıktan sonra yüzünü duvara doğru çevirdi. O, dünyadan ayrılacağı ölüm döşeğinde idi ve oğlu ona dedi ki: Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- seni filân şeyle müjdelemedi mi? Amr dedi ki: Ey oğlum! Şüphesiz ki ben üç hal üzere bulundum. Sonra da bu üç hali zikretti. O, Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'e çok şiddetle buğz ediyordu. Yeryüzünde ondan buğz ettiği kadar başka hiçbir kimseye buğz etmiyordu. Eğer fırsatını bulsa Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'i öldürecekti. Bu küfürden daha büyük bir şeydir. Allah onun kalbine İslam'ı verdi ve O, Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'in yanına gelerek O'na: "Ey Allah'ın Rasûlü! Elini bana uzat sana İslam üzere biat edeyim" dedi. Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- insanların içinde en güzel ahlâka sahip olan kimseydi. Elini uzattı ancak Amr b. el-Âs -radıyallahu anh- elini uzatmadı. Amr -radıyallahu anh- bunu kibirden dolayı yapmadı. Söyleyeceği temenniye göre hareket edeceği için böyle yaptı. Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- ona: «Ne oldu sana?» dedi. Amr -radıyallahu anh-: Ey Allah'ın Rasûlü! İslam'a girmeme karşılık şart koşmak istiyorum dedi. Bunun üzerine Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- ona: «Neyi şart koşuyorsun?» buyurdular. Amr -radıyallahu anh-: "Allah'ın benim geçmiş küfrümü ve günahlarımı bağışlamasını şart koşuyorum" dedi. O'nun en büyük düşüncesi buydu. Allah'ın onu bağışlamasını şart koşuyordu. Çünkü o, Allah'ın onun geçmiş günahlarını bağışlamayacağını zannediyordu. Bunun üzerine Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- ona: «Bilmez misin ki İslâm, kendinden önceki günahları yok eder, hicret de ondan önceki günahları yok eder, hac da ondan önceki günahları yok eder?» buyurdular. Bu üç şey geçmiş günahların affına vesiledir. İslam'a gelince Allah -Azze ve Celle-'nin Kur'an'da bildirdiği gibi İslam, kendisinden önceki günahları siler. Allah şöyle buyurmuştur: "İnkâr edenlere (sana düşmanlıktan) vazgeçerlerse, geçmiş günahlarının bağışlanacağını söyle. Yok geri dönerlerse kendilerinden öncekilerin hali gözlerinin önündedir." (Enfal Suresi: 38) Hicret, eğer bir insan küfür beldesi olan bir yerde yaşıyor ve oradan hicret ettiyse daha önce yaptıkları yok edilir. Hac da Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'in şu sözüne binaen öncesini yok eder: «Mebrur/makbul olan haccın karşılığı ancak cennettir.» Amr -radıyallahu anh- biat etti ve Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'i çok sevdi. Artık Amr'a en sevgili gelen insan oldu. Amr –radıyallahu anh- öyle bir duruma geldi ki Peygamber –sallallahu aleyhi ve sellem-’e ihtiramından dolayı ona bakamaz oldu. Kalpleri değiştiren Allah her türlü şeyden (eksiklikten ve kusurdan) münezzehtir. Düne kadar ona aşırı buğz ediyordu. Hatta gücü yetse onu öldürmek istiyordu. Şimdi ise hürmeti sebebiyle ona bakamıyordu. Onu vasf edemiyor, çünkü ona bakamamıştı. Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-’in heybetinden onun şeklini bilemiyor. Amr –radıyallahu anh- diyor ki: Eğer ilk halim üzere ölseydim cehennem ehlinden olacaktım. O hal üzere ölseydim, ikinci halini kast ederek, diyor ki; cennet ehlinden olmayı temenni ederdim. İhtiyatlı konuşmasına bakın, birinci hal üzere ölürse cehennem ehlinden olacaktım diyor. Aşırı korkusundan dolayı şöyle diyor: Eğer bu hal üzere ölseydim cennet ehlinden olmayı temenni ederdim. Cennet ehlinden olurdum demiyor. Çünkü cennet ehlinden olmaya şahitlik etmek zordur. Daha sonra Amr –radıyallahu anh- bazı yöneticilik işlerinden sorumlu oldu. Yöneticilik ve komutanlıklar yaptı. Muâviye –radıyallahu anh- ve diğerleri ile olan savaşlarda olan bazı olaylar vuku buldu, Amr b. el-Âs –radıyallahu anh- en dâhi ve zeki kimselerden olmakla biliniyordu. Şöyle diyordu: Orta durumdan sonra olan şeyin benim amelimi kapsayacağından korkarım. Amr –radıyallahu anh- öldüğünde, peşinden Nâiha’nın/ağlayıcıların gitmemesini vasiyet etti. Nâiha, güvercinin ağlamasına benzer bir şekilde ölen kişinin arkasından ağlayan, sızlayan kadına denir. Onu defnettikleri zaman kabrinin yanında bir kişinin deveyi kesip etinin dağıtılacağı zaman kadar kalmalarını emretti. Bunu da defnolunduğu zaman ölünün yanına gelen ve Rabbinin elçileri olan melekleri karşılayıncaya kadar onu yalnız bırakmamaları için istedi. Ölen kişi defnedildiği zaman ona iki melek gelir ve onu kabrinde oturturlar, ona üç soru sorarlar ve şöyle derler: Rabbin kim, dinin ne ve peygamberin kim? Amr b. el-Âs –radıyallahu anh- ailesine bir devenin kesilip etinin paylaşılacağı zaman dilimi kadar yanında kalmalarını emretti. Bu da ölen kişinin ailesinin varlığını hissettiğinin delilidir. Nebi –sallallahu aleyhi ve sellem-’den gelen sahih bir hadiste ölen kimse defnettikten sonra ayrılanların ayak seslerini işitiyor. Ölen kimse defin işlemini tamamlayıp giderlerken çıkan kısık sesi işitiyor. Nebi –sallallahu aleyhi ve sellem-’den sabit olarak gelen hasen hadiste ölen bir kişi defnedildiği zaman onun kabrinin başında durup şöyle derdi: «Kardeşiniz için istiğfar edin (bağışlanma dileyin), onun için sebat dileyin. Çünkü o şimdi sorgulanıyor.» Ölen kişi defnedildiği zaman bir insanın kabrinin başında durup şöyle denilmesi müstehaptır. Allah’ım ona sebat ver, Allah’ım ona sebat ver, Allah’ım ona mağfiret et, Allah’ım ona mağfiret et. Çünkü Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- selam verdiği zaman üç defa selam verirdi, dua ettiği zaman da üç defa dua ederdi. Hülasa, Amr b. el-Âs babasına şöyle dedi: Nebi –sallallahu aleyhi ve sellem- seni cennetle müjdeledi. Bu da hayır ile müjdeleme ve tebrik etme babındandır

Arapça açıklama

تضمن حديث عمرو بن العاص رضي الله عنه المتضمن لموضوع التبشير والتهنئة بالخير قصة، وخُلاصة هذه القصة العظيمة: أنَّه حضَره بعض أصحابه وهو في سياق الموت، فبكى بكاء شديدا، وحوَّل وجهه نحو الجدار رضي الله عنه ، وهو في سياق الموت سيفارق الدنيا فقال له ابنه: علام تبكى وقد بشَّرك النبي صلى الله عليه وسلم بالجنة؟ فقال: يا بني إني كنت على أحوال ثلاثة، ثمَّ ذكر هذه الأحوال الثلاث: أنه كان يبغض النبي صلى الله عليه وسلم- بغضا شديدا، وأنه لم يكن على وجه الأرض أحد يبغضه كما كان يبغضه هو، وأنه يَوَدُّ أنَّه لو تمكَّن منه فقتَلَه، وهذا أشد ما يكون من الكفر، حتَّى ألقى الله الإسلام في قلبه فجاء إلى النبي صلى الله عليه وسلم ، فقال يا رسول الله: ابسط يدك فَلِأُبَايِعُكَ علَى الإسلام، وكان النبي صلى الله عليه وسلم أحسن الناس خُلُقًا فمدَّ يده، ولكن عمرو بن العاص كف يده؛ ليس استكبارًا، ولكن استثباتا لما سيذكره، فقال له: "مالك؟" قال: يا رسول الله، إني أشترط -يعني على الإسلام-، قال: "ماذا تشترط؟" قال: أشترط أن يغفر الله لي ما سبق من الكفر والذنوب. هذا أكبر همِّه رضي الله عنه ، يشترط أنَّ الله يغفر له، ظن أن الله لن يغفر له لما كان له من سابقة، فقال له النبي صلى الله عليه وسلم : "أما علمت أن الإسلام يهدم ما كان قبله، وأن الهجرة تهدم ما كان قبلها، وأن الحج يهدم ما كان قبله" ثلاثة أشياء.

أما الإسلام: فإنه يهدم ما كان قبله بنص الكتاب العزيز، قال الله عز وجل : {قل للذين كفروا إن ينتهوا يغفر لهم ما قد سلف وإن يعودوا فقد مضت سنت الأولين}.

والهجرة: إذا هاجر الإنسان من بلده التي يعيش فيها، وهي بلد كفر هدمت ما قبلها.

والحج: يهدم ما قبله؛ لقول النبي صلى الله عليه وسلم : "الحج المبرور ليس له جزاء إلا الجنة".

فبايع رضي الله عنه وأحب النبي صلى الله عليه وسلم حبًّا شديدًا حتى كان أحب الناس إليه، وحتى إنه لا يستطيع أن يحد النظر فيه؛ إجلالا له -عليه الصلاة والسلام-. سبحان مقلب القلوب! بالأمس كان يبغضه بغضا شديدا، حتى يتمنى أنه يقدر عليه فيقتله، والآن ما يستطيع أن يرفع طرفه إليه؛ إجلالا له، ولا يستطيع أن يصفه؛ لأنه لا يحيط به، حيث إنه لم يدركه إدراكا جيدا؛ مهابة له صلى الله عليه وسلم .

يقول رضي الله عنه: إنَّه لو مات على الحال الأول؛ لكان من أهل النار، يقول: ولو مت على تلك الحال يعني الحال الثاني؛ لرجوت أن أكون من أهل الجنة. انظر الاحتياط فقد جزم أنه لو مات على الحال الأولى؛ لكان من أهل النار، أما الحال الثانية فإنه لشدة خوفه قال: لو مت على هذا الحال لرجوت أن أكون من أهل الجنة، ولم يقل: لكنت من أهل الجنة؛ لأن الشهادة بالجنة أمرها صعب.

ثم إنه بعد ذلك تولى أمورا رضي الله عنه ، تولى إمارات وقيادات، وحصل ما حصل في قصة حرب معاوية وغيره، وكان عمرو بن العاص معروفا أنه من أدهى العرب وأذكى العرب، فيقول: أخشى من هذا الذي حدث بي بعد الحال الأوسط أن يكون أحاط بعملي.

ثم أوصى رضي الله عنه أنه إذا مات لا تتبعه نائحة، والنائحة: هي المرأة التي تنوح على الميت، وتبكي عليه بكاء يشبه نوح الحمام، وأمر رضي الله عنه إذا دفنوه أن يبقوا عند قبره قدر ما ينحر واحد من الإبل، ويقسم لحمه، حتى يراجع رسل ربه وهم الملائكة الذين يأتون إلى الميت إذا دفن، فإن الميت إذا دفن يأتيه ملكان ويجلسانه في قبره، ويسألانه ثلاثة أسئلة: يقولان من ربك؟ وما دينك؟ ومن نبيك؟.

فأمر عمرو بن العاص رضي الله عنه أهله أن يقيموا عليه قدر ما تنحر الجزور ويقسم لحمها؛ ليستأنس بهم، وهذا يدل على أن الميت يحس بأهله، وقد ثبت عن النبي -عليه الصلاة والسلام- أن الميت يسمع قرع نعالهم إذا انصرفوا من دفنه، قرع النعال الخفي يسمعه الميت إذا انصرفوا من دفنه.

وقد ثبت عن النبي صلى الله عليه وسلم في حديث حسن أنه كان إذا دفن الميت وقف عليه، وقال: "استغفروا لأخيكم، واسألوا له التثبيت؛ فإنه الآن يسأل"، فيستحب إذا دفن الميت أن يقف الإنسان على قبره ويقول: اللهم ثبته، اللهم ثبته، اللهم ثبته، اللهم اغفر له، اللهم اغفر له، اللهم اغفر له؛ لأن النبي صلى الله عليه وسلم كان إذا سلم سلم ثلاثا، وإذا دعا دعا ثلاثًا.

الحاصل أن ابن عمرو بن العاص قال له: بشرك النبي صلى الله عليه وسلم بالجنة، وهذا من باب البشارة بالخير والتهنئة به.

  • جواز البكاء عند الاحتضار، رجاء عفو الله، واتعاظ الأحياء الحاضرين.
  • في هذا الحديث: أن المؤمن لا تفارقه خشية الله ولو عمل من الصالحات ما عمل، كما قال -تعالى-: (والذين يؤتون ما آتوا وقلوبهم وجلة أنهم إلى ربهم راجعون).
  • استحباب ذكر أحسن أعمال المحتضر عنده؛ ليحسن ظنه بالله -تعالى- ويموت عليه.
  • تطييب نفس المحتضر وتبشيره برحمة الله وعفوه.
  • استحباب تنبيه المحتضر على إحسان ظنه بالله -سبحانه وتعالى-، وذكر آيات الرجاء، وأحاديث العفو عنده، وتبشيره بما أعده الله -تعالى- للمسلمين.
  • أن الكافر إذا أسلم لا يسأل عما مضى من الذنوب.
  • عِظَم موقع الإسلام والهجرة والحج، وأن كل واحد منها يهدم ما قبله من المعاصي.
  • أن الهجرة والحج والصلاة تكفر الصغائر من الذنوب، وأن الكبائر تكفرها التوبة بشروطها.
  • إجلال الصحابة -رضي الله عنهم- لرسول الله -صلى الله عليه وسلم- وحبهم له.
  • حرمة النياحة على الميت، واتباع جنازته بنار.
  • امتثال نهي رسول الله -صلى الله عليه وسلم- من عدم اتباعه بنائحة ولا نار.
  • استحباب الوصية قبل الموت.
  • استئناس الميت بدعاء إخوانه وأهله له عند قبره.
  • إثبات فتنة القبر، وسؤال الملكين.
  • استحباب المكث عند القبر مدة قصيرة؛ للدعاء والاستغفار للميت.

Klasik şerh

Nevevî — Şerhu Sahîhi Müslim

فَأَمَّا حَدِيث عَمْرو فَنَتَكَلَّم فِي إِسْنَاده وَمَتْنه ثُمَّ نَعُود إِلَى حَدِيث اِبْن عَبَّاس رَضِيَ اللَّه عَنْهُمَا. أَمَّا إِسْنَاده فَفِيهِ ( مُحَمَّد بْن الْمُثَنَّى الْعَنَزِيّ ) بِفَتْحِ الْعَيْن وَالنُّون , وَ ( أَبُو مَعْن الرَّقَاشِيّ ) بِفَتْحِ الرَّاء وَتَخْفِيف الْقَاف اِسْمه زَيْد بْن يَزِيد , وَ ( أَبُو عَاصِم ) هُوَ النَّبِيل وَاسْمه الضَّحَّاك بْن مُخَلَّد , و ( اِبْن شَمَاسَة الْمَهْرِيّ ) وَشَمَاسَة بِالشِّينِ الْمُعْجَمَة فِي أَوَّله بِفَتْحِهَا وَضَمّهَا ذَكَرهمَا صَاحِب الْمَطَالِع وَالْمِيم مُخَفَّفَة وَآخِره سِين مُهْمَلَة ثُمَّ هَاء وَاسْمه عَبْد الرَّحْمَن بْن شَمَاسَة بْن ذِئْب أَبُو عَمْرو , وَقِيلَ : عَبْد اللَّه وَ ( الْمَهْرِيّ ) بِفَتْحِ الْمِيم وَإِسْكَا…

Devamını oku

Âlimlerin hükümleri

ÂlimHükümKapsamEser
Müslimv. 261 h. Sahihصحيح Hadis صحيح مسلم No. 121
Diğer rivayetlerle ilgili hükümler (3)
  • Sahihİbn Bâz صحيح — مجموع فتاوى ابن باز (297/6)
  • Sahihİbn Useymîn ثابت — مجموع فتاوى ابن عثيمين (91/12)
  • Sahihالهيتمي المكي صحيح أو حسن — الزواجر عن اقتراف الكبائر (1/205)

Diğer rivayetler

Hüküm yok Riyâzü's-Sâlihîn 710

İbni Şümase şöyle demiştir. Amr ibni Âs ölüm döşeğindeyken yanında bulunuyorduk. Yüzünü duvara dönüp uzun uzun ağladı. Oğlu kendisine: “Babacığım Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) sana şu müjdeyi vermedi mi? Seni şöyle müjdelemedi mi?” demeye başladı. Amr yüzünü bize çevirerek: “Ahiret için…

وعن ابن شماسة قال‏:‏ حضرنا عمرو بن العاص رضي الله عنه ، وهو في سياقة الموت فبكى طويلاً، وحول وجهه إلى الجدار، فجعل ابنه يقول‏:‏ يا أبتاه، أما بشرك رسول الله صلى الله عليه وسلم بكذا‏؟‏ أما بشرك رسول الله صلى الله عليه…

Hüküm yok Riyâzü's-Sâlihîn 947

Amr İbn-il Âs (Allah Onlardan razı olsun)den rivayet edildiğine göre şöyle demiştir. “Beni kabrime defnettiğiniz zaman, bir deve kesip etini parçalayacak kadar mezarımın başında bekleyin k,i sizin varlığınızla yeni hayatıma alışma imkanı bulayım ve Rabbimin elçilerine vereceğim cevapları…

وعن عمرو بن العاص رضي الله عنه قال‏:‏ إذا دفنتمونى، فأقيموا حول قبري قدر ما تنحر جذور، ويقسم لحمها حت أستأنس بكم، وأعلم ماذا أراجع به رسل ربي‏"‏ ‏(‏‏(‏رواه مسلم‏.‏ وقد سبق بطوله‏)‏‏)‏‏.‏ وقال الشافعي رحمه الله‏:‏ ويستحب…

Râvi: Amr ibn al-‘âs

Ayrıca rivayet edenler… (5)
  • الإيمان لابن منده (265)الإِسْلامَ يَهْدِمُ مَا قَبْلَهُ ، وَإِنَّ الْهِجْرَةَ تَهْدِمُ مَا كَانَ قَبْلَهَا ، وَإِنَّ الْحَجَّ يَهْدِمُ مَا كَانَ قَبْلَهُ
  • الثقات لابن حبان (64)الإِسْلامَ يَهْدِمُ مَا كَانَ قَبْلَهُ ، وَأَنَّ الْهِجْرَةَ تَهْدِمُ مَا كَانَ قَبْلَهَا
  • الطبقات الكبرى لابن سعد (5307)الإِسْلامَ يَهْدِمُ مَا كَانَ قَبْلَهُ ، وَأَنُّ الْهِجْرَةُ تَهْدِمُ مَا كَانَ قَبْلَهَا ، وَأَنَّ الْحَجَّ يَهْدِمُ مَا كَانَ قَبْلَهُ
  • صحيح ابن خزيمة (2347)الإِسْلامَ يَهْدِمُ مَا كَانَ قَبْلَهُ ، وَأَنَّ الْهِجْرَةَ تَهَدِمُ مَا كَانَ قَبْلَهَا ، وَأَنَّ الْحَجَّ يَهْدِمُ مَا كَانَ قَبْلَهُ
  • مستخرج أبي عوانة (154)أَنَّ الإِسْلامَ يَهْدِمُ مَا كَانَ قَبْلَهُ ، وَأَنَّ الْهِجْرَةَ تَهْدِمُ مَا كَانَ قَبْلَهَا ، وَأَنَّ الْحَجَّ يَهْدِمُ مَا كَانَ قَبْلَهُ

Aynı konuda

Geçen âyetler

Konular