جَاءَ أَعْرَابِيٌّ إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ: عَلِّمْنِي كَلاماً أَقُولُهُ: قَالَ: ((قُلْ: لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ وَحْدَهُ لاَ شَرِيكَ لَهُ، اللَّهُ أَكْبَرُ كَبِيراً، وَالْحَمْدُ لِلَّهِ كَثِيراً، سُبْحَانَ اللَّهِ رَبِّ العَالَمِينَ، لاَ حَوْلَ وَلاَ قُوَّةَ إِلاَّ بِاللَّهِ الْعَزِيزِ الْحَكِيمِ)) قَالَ: فَهَؤُلاَءِ لِرَبِّي، فَمَا لِي؟ قَالَ: ((قُلْ: اللَّهُمَّ اغْفِرْ لِي، وَارْحَمْنِي، وَاهْدِنِي، وَارْزُقْنِي)).
Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-’e bir bedevi geldi ve:
"Bana söyleyeceğim bir söz öğret" dedi.
Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle de, diye buyurdu:
"Allah’tan başka hak ilah yoktur. O, birdir ve O'nun ortağı yoktur.Allah en büyüktür.Allah’a çokça hamd olsun. Âlemlerin Rabbi olan Allah’ı tüm noksanlıklardan tenzih ederim. Güç ve kuvvet ancak Azîz ve Hakîm olan Allah’tandır."
Bunun üzerine bedevi:
"Bunlar Rabbim için, peki benim için ne var?" diye sordu.
Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- buyurdu ki:
"Allahım! Beni bağışla ve bana merhamet eyle. Beni hidâyete erdir ve beni rızıklandır' de."
Hısnü'l-Müslim içinde geçer (No. 262).