حَدَّثَنَا عُمَرُ، قَالَ: حَدَّثَنَا أَبِي، قَالَ: حَدَّثَنَا الأَعْمَشُ، قَالَ: حَدَّثَنَا أَبُو إِسْحَاقَ، عَنْ أَبِي مُسْلِمٍ الأَغَرِّ حَدَّثَهُ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ الْخُدْرِيِّ، وَأَبِي هُرَيْرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ: الْعِزُّ إِزَارِي، وَالْكِبْرِيَاءُ رِدَائِي، فَمَنْ نَازَعَنِي بِشَيْءٍ مِنْهُمَا عَذَّبْتُهُ.
Ebu Hureyre -radıyallahu anh- anlatıyor: Rasulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- söyle buyurdu:«Allah şöyle buyurdu: İzzet benim izârım, kibriya da kaftanım (ridâm) dır. Kim benimle bu ikisinden birinde münazaa eder (çekişir) se ona azap ederim.»
İzzet ve kibriyâ kimsenin ortak olmadığı Allah’ın kendisine özel iki sıfatıdır. Tıpkı bir adamın elbisesinden olan ridasına ve izarına onun dışında başka kimsenin ortak olmaması gibi. Kim, kendisi için izzet ve kibriyâ sıfatı olduğunu iddia ederse Allah ile sadece onun sahip olduğu şeylerde münazaa etmiş (çekişmiş) olur. Kim böyle yaparsa Allah ona azap eder.
Arapça açıklama
العزّ والكبرياء صفتان مختصتان بالله لا يشاركه فيهما غيره؛ كما لا يشارك الرجل في ردائه وإزاره اللذين هما لباساه غيره، فجعل الله تعالى هاتين الصفتين ملازمتين له، ومن خصائصه التي لا تقبل أن يشاركه فيها أحد، فمن ادعى العزة والكبرياء فقد نازع الله في ملكه، ومن نازع الله عذبه.