İbn Abbâs'dan rivayet edildiğine göre, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: "Biribirleri ile taş ve kamçı ile dövüşen bir topluluk içersinde kim tarafından ve nasıl öldürüldüğü bilinmeyen bir ölü bulunsa, onun diyeti hatâen öldürmenin diyetidir. Teammüden öldürülen kişi için ellerinin kısas (için bağlanmas) ı vardır. Onunla kısas arasına giren Allah'ın, meleklerin ve bütün insanların lanetine uğrasın."
İbn Abbâs'dan rivayet edildiğine göre, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: "Biribirleri ile taş ve kamçı ile dövüşen bir topluluk içersinde kim tarafından ve nasıl öldürüldüğü bilinmeyen bir ölü bulunsa, onun diyeti hatâen öldürmenin diyetidir. Teammüden öldürülen kişi için ellerinin kısas (için bağlanmas) ı vardır. Onunla kısas arasına giren Allah'ın, meleklerin ve bütün insanların lanetine uğrasın."
Rivayet eden: Ebû Dâvûd (No. 4591), Nesâî (No. 4789, 4790) ve İbn Mâce (No. 2635).
Bu hadis bir topluluk arasında birbirlerine bir şey atarken yada kalabalık gibi belirsiz bir sebebten dolayı bir kimse öldürülüp, katilinin kim olduğu bilinmiyorsa bu kimsenin öldürülmesi hata olan öldürme olarak kabul edildiğini ifade eder. Beytülmal'dan hata ile öldürme olarak diyeti karşılanır. Kim kasıtlı öldürürse elleri bağlanır. Yani kendi nefsini kısasa teslim etmesi gerekir yada nefsini kısasla öldürülmeye hükmeder. Burada kendisi yerine el mecaz olarak kullanılmıştır. Yada manası elinin yaptığı amel olan öldürmeden dolayı kısas gerekli olur. Kısas ele mecaz olarak izafe edilmiştir. Her kimde katil ile kısasın arasına maktulun akrabaları kısası istediği halde onları kısastan vazgeçirmek adına girişimde bulunursa, kendini Allah'ın lanetine sunmuş olur. Allah Teâlâ suçunun azametinden dolayı onun tövbesini, yapmış olduğu farzları ve nafileleri kabul etmez.
Arapça açıklama
أفاد الحديث أن كل شخص قُتل بين قوم كانوا يترامون فيما بينهم أو في حالة غير مبينة و سبب غامض كالزحام ثم جهل قاتله فإنه يجعل قتله قتل خطأ وتكون ديته دية خطأ على بيت مال المسلمين، ومن قَتَل -بالبناء للفاعل- عمدا فقود يده أي فعليه قود نفسه، أو فحكم قتله قود نفسه، وعبر باليد عن النفس مجازا، أو المعنى: فعليه قود عمل يده الذي هو القتل، فأضيف القود إلى اليد مجازا، فمن حال بين القاتل بين القود بمنع أولياء المقتول عن قتله، بعد طلبهم ذلك، فقد عرض نفسه للعنة الله فلا يقبل الله منه توبة ولا فرضاً ولا نفلا لعظيم جرمه.
قتيل العِمِّيّا؛ وهو الذي يقتل في زحام، فيجهل قاتله؛ كزحام الطواف، والسعي، ورمي الجمار، فهذا ديته من بيت مال المسلمين.
أما القتل برمي حجر، أو سوط، أو عصا مما لا يقتل غالبا، فهذا شبيه بالخطأ من حيث عدم وجوب القصاص، وشبيه بالعمد من حيث تغليظ الدية؛ فدية شبه العمد كدية العمد قدرا.
أما قتل العمد العدوان فإنَّ فيه القود، وهو القصاص، وقد أشار إليه -صلى الله عليه وسلم- بقوله: "ومن قتل عمدا فهو قود".
أن القصاص أو الدية إذا وجب، فحالت يد ظالمة عن تنفيذه، فعلى تلك اليد الحائلة بين الدية أو القود، وبين أولياء القتيل لعنة الله؛ لأنها منعت أصحاب الحق من حقهم.