İçeriğe geç

Sünen-i Ebû Dâvûd1. kitap

Allah Rasûlü -sallallahu aleyhi ve sellem- zamanında sahabeler yatsı namazını beklerken uyuklar, bu sebeple başları önlerine düşerdi. Sonra kalkarlar abdest almadan namaz kılarlardı.

باب الْوُضُوءِ مِنَ النَّوْمِ

Sahih 3 âlimin hükmü Sünen-i Ebû Dâvûd 200

Râvi:Enes b. Mâlik

حَدَّثَنَا شَاذُّ بْنُ فَيَّاضٍ، حَدَّثَنَا هِشَامٌ الدَّسْتَوَائِيُّ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ أَنَسٍ، قَالَ كَانَ أَصْحَابُ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم

يَنْتَظِرُونَ الْعِشَاءَ الآخِرَةَ حَتَّى تَخْفِقَ رُءُوسُهُمْ ثُمَّ يُصَلُّونَ وَلاَ يَتَوَضَّئُونَ ‏.‏

Enes b. Malik -radıyallahu anh- şöyle demiştir: Allah Rasûlü -sallallahu aleyhi ve sellem- zamanında ashabı yatsı namazını beklerken uyuklar, bu sebeple başları önlerine düşerdi. Sonra kalkarlar abdest almadan namaz kılarlardı.

Rivayet eden: Ebû Dâvûd (No. 200).

Kopyala
Kopyalanacaklar:
Hata bildir

Açıklama

Allah Rasûlü –sallallahu aleyhi ve sellem- hayatta iken sahabeler geç vakitte kılınan yatsı namazını beklerken derin uykuya dalmadan uyur, sonra da abdest almadan namazı kılarlardı. Allah Rasûlü -sallallahu aleyhi ve sellem-’in zamanında bir fiil yapıldı ise ve o bunu inkâr etmediyse bu ikrardan sayılırdı. İkrar da; söz, fiil ve tasdikten oluşan Nebevi sünnetin bir kısmıdır. Allah Rasûlü -sallallahu aleyhi ve sellem-’in zamanında bir fiil yapılıyor ve o bunu inkâr etmiyorsa bu takriri sünnet kapsamına girmektedir. Eğer namazları batıl olsaydı ya da yaptıkları caiz olmasaydı Nebi –sallallahu aleyhi ve sellem- bunu bildiğinden dolayı ya da bu konuyla alakalı kendisine vahiy edilmesi vasıtasıyla onları uyarırdı. Ancak onun vefatından sonra yapılanlar bu kapsamda değerlendirilmez. “Başları önlerine düşerdi” yani, uyuklamadan dolayı başları öne eğilirdi. Başka bir rivayette “Ben onlardan birisinin horuldamasını duyardım, sonra da kalkar abdest almadan namaz kılardı.” Bir diğer rivayette, “Yanları üzerine yatar sonra da abdest almadan namaz kılarlardı.” Yani: Abdest almadan namaza kalkarlardı. Çünkü onların uykuları derin bir uyku değildi. Aynı zamanda eğer bu hareketleri abdesti bozsaydı Allah Rasûlü -sallallahu aleyhi ve sellem- bunu ikrar etmezdi. Delilleri birleştirdiğimizde bu sonuca varmaktayız. Küçük ve büyük abdest gibi abdesti bozan uyku hakkında Allah Rasûlü -sallallahu aleyhi ve sellem-; “Ancak büyük abdest, küçük abdest ve uykudan dolayı” abdest alınmasını emretmiştir. Aynı şekilde Ali –radıyallahu anh-’ın hadisinde Nebi –sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Göz, makatın bağıdır. Her kim uyursa, abdest alsın.» Muaviye -radıyallahu anh-’ın rivayetinde: «Göz makatın bağıdır. Gözler uyuduğu vakit bu bağ çözülmüş olur.» Bu deliller bize uykunun abdesti bozduğunu göstermektedir. Elimizdeki hadis ve benzeri rivayetler uykunun abdesti bozmadığını göstermektedir. Bundan dolayı elimizdeki hadis ve “horuldama ve yanları üzerilerine uzanma” rivayetleri uykunun derin olmayan uykuyu ifade ettiğini göstermektedir. Onlardan birisinde horuldama duyulurdu, o da derin uykudan önce uykunun başlangıcıdır. Yani yanı üzere uzanmak derin uyumak manasına gelmez. Bundan dolayı deliller bir araya toplandığında hepsi ile amel edilir. Tabi ki bir araya toplamak mümkünse. Çünkü bu bazısının manasını yok saymaktan daha evladır. Sonuç olarak: Eğer insan derin bir uykuya dalıp, şuurunu bütünüyle kaybederse, bu durum abdest almasını gerekli kılar. Şayet derin bir uykuya dalmaz ise yeniden abdest alması gerekmez. İbadet için ihtiyatlı ve evla olan abdest almak olsa dahi. Eğer kişi, uykusunun derin olup olmadığında şüphe ederse abdesti bozulmaz. Çünkü asıl taharetin varlığıdır. Kesin olan şüphe ile ortadan kalkmaz. Şeyhu'l-İslam İbn Teymiyye -rahimehullah- şöyle demiştir: Kendisinden şüphe edilen uykuya gelince, uyuduğu esnada yellenme gerçekleşti mi yoksa gerçekleşmedi mi şüphesi abdesti bozmaz. Çünkü taharet yakin/kesin bilgi ile sabittir şüphe ile ortadan kalkmaz. Mecmuu Fetava Şeyhu'l-İslam (21/394), Sübülüs Selam(1/88, 89), Fethu Zilcelali Vel-İkram(1/238), Tavdihul Ahkam( 282, 283), Teshilul İlmam( 1/170, 171)

Arapça açıklama

كان الصحابة في حياة النبي صلى الله عليه وسلم ينتظرون صلاة العشاء الآخرة، وينامون نومًا غير مستغرق ثم يصلون بلا وضوء، ومن فعل فعلاً على عهده ولم يُنْكِر عليه الرسول صلى الله عليه وسلم فهذا يعتبر من الإقرار، والإقرار يعتبر أحد وجوه السنة النبوية التي هي عبارة عن قول أو فعل أو تقرير، فما يفعل على عهده صلى الله عليه وسلم ولم ينكره فإنه يُعَدُّ من السنة التقريرية؛ لأنه لو كانت صلاتهم باطلة أو فعلهم هذا غير جائز لنبههم عليه صلى الله عليه وسلم ، إما لعلمه به، وإما أن يكون بواسطة الوحي إليه به. هذا بخلاف ما يفعل بعد وفاته صلى الله عليه وسلم .

" تَخْفِقَ رُءُوسُهُمْ "

أي: تَميل من غَلبة النُّعاس. وفي رواية : "حتى إني لأسمع لأحدهم غطيطاً، ثم يقومون فيصلون ولا يتوضئون "، وفي رواية أخرى : " يضعون جنوبهم "

" ثم يصلُّون ولا يَتَوَضَّئُونَ "

أي يقومون إلى الصلاة من غير أن يحدثوا وضوءًا؛ لأن نومهم لم يكن مستغرقاً، ولأنه لو كان ناقضاً لما أقرهم صلى الله عليه وسلم على ذلك.

وقلنا بذلك جمعاً بين الأدلة، فقد ثبت أن النوم ناقض للوضوء ،كالغائط والبول كما في قوله صلى الله عليه وسلم : ( ولكن من غائط وبول ونوم )

وأيضا قوله صلى الله عليه وسلم كما في حديث علي رضي الله عنه : (العين وكاء السَّه فمن نام فليتوضأ) وفي حديث معاوية رضي الله عنه : "العين وكاء السَّه، فإذا نامت العينان استطلق الوكاء "

ففي هذه الأدلة إثبات أن النوم ناقض للوضوء، وفي حديث الباب وما جاء معه من روايات فيه دلالة على أن النوم لا ينقض الوضوء.

وعلى ذلك: يؤول حديث الباب وكذا رواية : "الغطيط ووضع الجُنوب" على أن النوم لم يكن مستغرقاً؛ فقد تسمع لأحدهم غطيطاً وهو في مبادئ نومه قبل استغراقه، ووضع الجَنب لا يستلزم منه الاستغراق، كما هو ظاهر ، وبهذا تجتمع الأدلة، ويُعمل بها جميعا ًوإذا أمكن الجمع بين الأدلة، فهو أولى من إهدار بعضها.

وحاصله: إذا نام الإنسان واستغرق في نومه، بحيث فقد إدراكه بالكلية، فهذا يلزمه الوضوء، وإن لم يكن مستغرقا ًفلا يلزمه الوضوء، وإن كان الأولى والأحوط أن يتوضأ احتياطاً للعبادة.

وإن شَك هل كان نومه مستغرقاً أم لا ؟ لم ينتقض وضوؤه؛ لأن الأصل بقاء الطهارة ولا يزول اليقين بالشك.

قال شيخ الإسلام ابن تيمية رحمه الله : " وأما النوم الذي يشك فيه: هل حصل معه ريح أم لا؟ فلا ينقض الوضوء؛ لأن الطهارة ثابتة بيقين فلا تزول بالشك. "

  • النوم اليسير _ غير المستغرق _ لا ينقض الوضوء.
  • النوم الكثير ناقض للوضوء؛ لما تقرَّر في نفس الصحابي الراوي أن النَّوم ناقض للوضوء، إلا هذا القَدْر الذي شاهده.
  • الطهارة من الحَدَث شرط لصحة الصلاة؛ لأن نفي الوضوء في هذه الحالة دليل على وجوبها فيما لو انتقض وضوؤهم.
  • استحبابُ تأخير صلاة العشاء عن أول وقتها؛ فقد جاء في الصحيحين أنه -صلى الله عليه وسلم- كان يستحب أن يؤخِّر العشاء، ويقول: إنه لَوَقْتُها، لولا أنْ أَشُقَّ على أمتي.
  • حرص الصحابة -رضي الله عنهم- على البقاء في المسجد انتظارًا للصلاة، وفضل انتظارها؛ فقد جاء في البخاري (647) ومسلم (362) من حديث أبي هريرة؛ أن النبي -صلى الله عليه وسلم- قال: "لا يزال أحدكم في صلاةٍ ما دامت الصلاة تحبسه".
  • جواز النعاس والرقودِ في المسجد، لاسيَّما لانتظار الصلاة.
  • فيه أن الإمام أملك بإقامة الصلاة.
  • فيه أن الصلاة التي تصلى في هذا الوقت تسمى بصلاة العشاء خلافا لما عليه الأعراب من تسميتها بالعَتَمَة.
  • فيه أن فعل الصحابة في عهد النبي -صلى الله عليه وسلم- حجة، ويؤكد ذلك: حديث أبي سعيد -رضي الله عنه-: "كنَّا نَعْزِل على عهد رسول الله -صلى الله عليه وسلم-، والقرآن ينزل لو كان شيء يُنهى عنه لنَهانا عنه القرآن" متفق عليه.

Klasik şerh

Azîmâbâdî — Avnü'l-Ma'bûd

( حَدَّثَنَا شَاذّ ) : بِالشِّينِ الْمُعْجَمَة وَالذَّال الْمُعْجَمَة الْمُشَدَّدَة ( بْن فَيَّاض ) : بِالْفَاءِ وَالْيَاء الْمُشَدَّدَة اِسْمه هِلَال وَلَقَبه شَاذّ أَبُو عُبَيْدَة الْبَصْرِيّ. قَالَ أَبُو حَاتِم ثِقَة ( الدَّسْتُوَائِيُّ ) : بِفَتْحِ الدَّال مَنْسُوب إِلَى الدَّسْتُوَاء وَهِيَ كُورَة مِنْ كُوَر الْأَهْوَاز أَوْ قَرْيَة , وَقِيلَ هُوَ مَنْسُوب إِلَى بَيْع الثِّيَاب الدَّسْتُوَائِيَّة الَّتِي تُجْلَب مِنْهَا قَالَهُ اِبْن الْأَثِير ( الْعِشَاء الْآخِرَة ) : الْعَشِيّ وَالْعَشِيَّة مِنْ صَلَاة الْمَغْرِب إِلَى الْعَتَمَة , تَقُول : أَتَيْته عَشِيَّة أَمْس وَعَشِيّ أَمْس , وَالْعِشَاء بِالْكَسْرِ وَالْمَدّ , وَالْعِشَاءَانِ الْمَغْرِب وَالْعَتَمَة , وَزَعَمَ قَوْم أَنَّ الْعِش…

Devamını oku

Âlimlerin hükümleri

ÂlimHükümKapsamEser
Elbânîv. 1420 h. SahihSahih صحيح Hadis No. 200
Zübeyr Ali Zeîv. 1435 h. SahihSahih Muslim (376) Hadis No. 200
Muhammed Muhyiddîn Abdülhamîdv. 1392 h. SahihSahih Hadis No. 200

Diğer rivayetler

Ayrıca rivayet edenler… (1)
  • مسند الربيع بن حبيب (122)يَنَامُونَ جُلُوسًا حَتَّى تَخْفِقَ رُءُوسُهُمْ ثُمَّ يُصَلُّونَ وَلا يَتَوَضَّئُونَ ، وَالنَّبِيُّ ﷺ يُشَاهِدُهُمْ عَلَى تِلْكَ الْحَالَةِ وَلا يَأْمُرُهُمْ بِإِعَادَةِ الْوُضُوءِ

Aynı konuda

Konular