Hırsızlığın en kötüsü, aceleyle namazı kılıp kendi namazından çalandır. Kendisine: Kişi namazından nasıl çalar? diye sorulunca, o, rükûunu ve secdesini tam olarak yapmaz.» diye buyurmuştur
Ebû Hureyre -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur:
«Hırsızlığın en kötüsü, aceleyle namazı kılıp kendi namazından çalandır. Kendisine: Kişi namazından nasıl çalar? diye sorulunca, o, rükûunu ve secdesini tam olarak yapmaz.» diye buyurmuştur.
Rivayet eden: Dârimî (No. 1294) ve Ahmed b. Hanbel (No. 21591).
Peygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem-, hırsızlık yapanların en kötüsünün, namazından çalan olduğunu bildirmiştir. Çünkü başkasının malını çalan kimse belki bu dünyada kendisine fayda sağlayabilir, ancak namazından çalan kimse kendi sevap ve mükâfatını çalmıştır. Sahabeler, "Ya Rasûlallah! Kişi kendi namazından nasıl çalar?" diye sorduklarında rükûunu ve secdesini tam olarak yapmaz diye cevap vermiştir. Bu da en güzel şekli ile yapmadan rükû ve secdede acele ederek olur.
Hadisten çıkan dersler
Namazın rükünlerini huşu ve acele etmeden yapılmalı, en güzel şekilde kılınmasına özen gösterilmelidir.
Rükû ve secdeyi düzgün yapmayan bir kimseyi hırsız olarak nitelendirmek, bundan uzak durmasını sağlamak ve haramlığına dikkat çekmek içindir.
Namazda rükû ve secdeyi tam olarak yapmak ve acele etmemek farzdır.
Arapça açıklama
بَيَّنَ النبيُّ صلى الله عليه وسلم أنَّ أشدَّ الناسِ قُبْحًا في السَّرِقَة الذي يَسْرِقُ مِن صلاتِه؛ وذلك لأنَّ أَخْذَ مالِ الغيرِ ربما ينتفع به في الدنيا، بخلاف هذا السارق، فإنه سَرَقَ حقَّ نفسِه مِن الثواب والأجر، قالوا: يا رسول الله، وكيف يسرق من صلاته؟ قال: لا يتم ركوعها ولا سجودها؛ وذلك بأنْ يستعجل في الركوع والسجود، فلا يأتي بهما على الوجه الأكمل.
أهمية إحسان الصلاة والإتيان بأركانها بطمأنينة وخشوع.
وصف مَن لا يتم ركوعه وسجوده بأنه سارقٌ تنفيرٌ عن ذلك، وتنبيهٌ على تحريمِه.
وجوب إتمام الركوع والسجود في الصلاة والاعتدال منهما.