Rabbiniz ne buyurdu biliyor musunuz?» diye sorunca, oradakiler: "Allah ve Rasûlü daha iyi bilir" dediler. Bunun üzerine Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- şu karşılığı verdi: «Allah şöyle buyurdu: Kullarımdan bir kısmı bana iman etmiş ve bir kısmı da inkar etmiş olarak sabahladı
باب يَسْتَقْبِلُ الإِمَامُ النَّاسَ إِذَا سَلَّمَ
Sahih
Sahîh-i Buhârî hadisi
Muttefekun aleyh (Buhârî ve Müslim)Kudsî hadisSahîh-i Buhârî 846
Zeyd b. Hâlid el-Cühenî -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre şöyle demiştir:
Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-, Hudeybiye'de, bize geceleyin yağan yağmurun peşinden sabah namazı kıldırdı. Namazı bitirince cemaate doğru dönüp: «Rabbiniz ne buyurdu biliyor musunuz?» diye sorunca, oradakiler: "Allah ve Rasûlü daha iyi bilir" dediler. Bunun üzerine Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- şu karşılığı verdi: «Allah şöyle buyurdu: Kullarımdan bir kısmı bana iman etmiş ve bir kısmı da inkar etmiş olarak sabahladı. Allah'ın fazlı ve rahmetiyle bize yağmur yağdırıldı diyen bana iman etmiş, yıldızları da inkâr etmiş olarak sabahladı. Ancak; falanca yıldız sayesinde bize yağmur yağdırıldı diyen kimse ise beni inkâr etmiş ve yıldıza iman etmiş olarak sabahladı.»
Rivayet eden: Buhârî (No. 846, 1038, 4147), Müslim (No. 71), Ebû Dâvûd (No. 3906), İmâm Mâlik (No. 455) ve Ahmed b. Hanbel (No. 16444).
Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- Hudeybiye'de geceleyin yağan yağmurun peşinden sabah namazını kıldırmıştır. Hudeybiye Mekke'ye yakın bir kasabadır. Selam verip namazı bitirdiğinde cemaate yüzünü dönmüş ve; «Rabbiniz -Azze ve Celle- ne buyurdu biliyor musunuz?» diye sormuştur. Sahabeler: Allah ve Rasûlü daha iyi bilir demişlerdir. Bunun üzerine Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: Şüphesiz Allah Teâlâ yağmur yağdığında insanların iki kısma ayrıldığını haber vermiştir: Bir kısmı Allah Teâlâ'ya iman edenler ve diğer kısmı ise Allah Teâlâ'yı inkâr edenlerdir. ''Allah'ın fazlı ve rahmetiyle bize yağmur yağdırıldı'' diyenler, yağmurun yağmasını Allah'a nispet etmişlerdir. Onlar kâinatı yaratan ve kâinatı idare eden Allah'a iman eden, yıldızları inkâr eden kimselerdir. ''Falanca yıldız sayesinde bize yağmur yağdırıldı'' diyen kimseler ise Allah'ı inkâr eden, yıldıza iman eden kimselerdir. Yıldızlara yağmurun yağmasını nispet etmek küçük küfürdür. Allah Teâlâ bunu dini ya da dünyevi bir takdir olarak sebep kılmamıştır. Ancak bir kimse, yağmurun yağmasını ve dünyada meydana gelen olayların sebebini yıldızların doğmasına ve kaymasına bağlarsa ve asıl bu işleri yapanın hakikatte yıldızlar olduğuna iman ederse, büyük küfür işleyerek İslam dininden çıkmış olur.
Hadisten çıkan dersler
Yağmur yağdıktan sonra; ''Allah'ın fazlı ve rahmetiyle bize yağmur yağdırıldı'' demek güzeldir.
Kim yaratılış ve meydana gelme açısından yağmurun yağmasını ya da başak bir hususu yıldızlara nispet ederse, büyük küfür işleyerek kâfir olur. Şayet yıldızları bir sebep olarak görürse küçük küfür işlemiş olur. Çünkü dini olarak da hakikatte de yıldızlar sebep kılınmamıştır.
Nimetlere nankörlük edildiğinde küfre sebep olabilir, nimetlere şükredildiğinde ise imana sebep olabilir.
Şirke düşülmesini engellemek için; vakit kastedilse bile ''Falanca yıldız sayesinde bize yağmur yağdırıldı" demek yasaklanmıştır.
Nimetleri elde etmede ve musibetleri defetmede kalbin, Yüce Allah'a bağlanması gerekir.
Arapça açıklama
صلى النبي صلى الله عليه وسلم صلاة الصبح بالحديبية -وهي قرية قريبة من مكةـ بعد مطر نزل في تلك الليلة،
فلما سلم وانتهى من صلاته أقبل على الناس بوجهه، فسألهم: هل تدرون ماذا قال ربكم عز وجل؟
فأجابوه: الله ورسوله أعلم،
فقال: إن الله تعالى بَيًّن أن الناس ينقسمون عند نزول المطر إلى قسمين: قسم مؤمن بالله تعالى، وقسم كافر بالله تعالى؛
فأما من قال: مطرنا بفضل الله ورحمته، ونَسَب إنزال المطر إلى الله تعالى؛ فذلك مؤمن بالله الخالق المتصرف في الكون، وكافر بالكوكب.
وأما من قال: مطرنا بنجم كذا وكذا؛ فذلك كافر بالله، مؤمن بالكوكب، وهو كفر أصغر حيث نسب إنزال المطر إلى الكوكب؛ والله لم يجعله سببًا شرعيًا ولا قدريًّا،
وأما من نسب نزول المطر وغيره من الحوادث الأرضية إلى تحرُّكات الكواكب في طلوعها وسقوطها معتقدًا أنها الفاعل الحقيقي، فهو كافر كفرًا أكبر.
استحباب القول بعد نزول المطر: مُطرنا بفضل الله ورحمته.
من نسب نعمة إنزال المطر وغيرها إلى الكوكب خَلْقًا وإيجادًا فهو كافرٌ كفرًا أكبر، وإن نسبه على أنه سببٌ فهو كافرٌ كفرًا أصغر لأنه ليس بسبب شرعي ولا حسي.
أن النعمة تكون سببًا للكفر إذا كُفِرت، وتكون سببًا للإيمان إذا شُكرت.
النهي عن قول: "مطرنا بنوء كذا"، ولو قُصِد بها الوقت؛ سدًّا لذريعة الشرك.
وجوب تعلُّق القلب بالله تعالى في جَلْب النعم ودفع النقم.
هذا الحديث مما يرويه النبي صلى الله عليه وسلم عن ربه، ويسمى بالحديث القدسي أو الإلهي، وهو الذي لفظه ومعناه من الله، غير أنه ليست فيه خصائص القرآن التي امتاز بها عما سواه ، من التعبد بتلاوته والطهارة له والتحدي والإعجاز وغير ذلك.
Âlimlerin hükümleri
Âlim
Hüküm
Kapsam
Eser
Buhârîv. 256 h.
Sahihصحيح
Hadis
صحيح البخاريNo. 846
Diğer rivayetlerle ilgili hükümler (12)
SahihElbânîصحيح — صحيح أبي داود (3906)
SahihElbânîصحيح — صحيح الأدب المفرد (697)
Senedi sahihŞuayb el-Arnaûtإسناده صحيح على شرط الشيخين — تخريج صحيح ابن حبان (188)
Senedi sahihŞuayb el-Arnaûtإسناده صحيح على شرط الشيخين — تخريج صحيح ابن حبان (6132)
Senedi sahihŞuayb el-Arnaûtإسناده صحيح على شرط مسلم — تخريج المسند لشعيب (17061)
Senedi sahihŞuayb el-Arnaûtإسناده صحيح على شرط مسلم — تخريج المسند لشعيب (17035)
SahihBuhârîصحيح — صحيح البخاري (1038)
SahihMüslimصحيح — صحيح مسلم (71)
Ebû Dâvûdسكت عنه [وقد قال في رسالته لأهل مكة كل ما سكت عنه فهو صالح — سنن أبي داود (3906)
Sahihİbn Hibbânأخرجه في صحيحه — صحيح ابن حبان (188)
Sahihİbn Hibbânأخرجه في صحيحه — صحيح ابن حبان (6132)
Sahihİbn Useymînثابت — فتاوى نور على الدرب لابن عثيمين (1/122)
Diğer rivayetler
SahihMuttefekun aleyh (Buhârî ve Müslim)Sahîh-i Buhârî 1038
عن زيد بن خالد رضي الله عنه قال: صلى بنا رسول الله صلى الله عليه وسلم صلاة الصبح بالحديبية في أثر سماء كانت من الليل، فلما انصرف أقبل على الناس، فقال: "هل تدرون ماذا قال ربكم؟ " قالوا: الله ورسوله أعلم.…
Râvi: Zeyd b. Halid El-Cüheni
Hüküm yokMuttefekun aleyh (Buhârî ve Müslim)Kudsî hadisel-Edebü'l-Müfred 907