İçeriğe geç

Sahîh-i Buhârî10. kitap

Kûfeliler(in bir kısmı vâli) Sa'd b. Ebû Vakkâs'ı (halife) Ömer İbnu'l-Hattâb -radıyallahu anh-'a şikâyet ettiler. Ömer de Sa'd'ı vâlilikten azledip Ammar b. Yâsir'i Kufeye vâli tayin etti.

باب وُجُوبِ الْقِرَاءَةِ لِلإِمَامِ وَالْمَأْمُومِ فِي الصَّلَوَاتِ كُلِّهَا فِي الْحَضَرِ وَالسَّفَرِ وَمَا يُجْهَرُ فِيهَا وَمَا يُخَافَتُ

Sahih Sahîh-i Buhârî hadisi Sahîh-i Buhârî 755

Râvi:Sa’d

حَدَّثَنَا مُوسَى، قَالَ حَدَّثَنَا أَبُو عَوَانَةَ، قَالَ حَدَّثَنَا عَبْدُ الْمَلِكِ بْنُ عُمَيْرٍ، عَنْ جَابِرِ بْنِ سَمُرَةَ، قَالَ شَكَا أَهْلُ الْكُوفَةِ سَعْدًا إِلَى عُمَرَ ـ رضى الله عنه ـ فَعَزَلَهُ وَاسْتَعْمَلَ عَلَيْهِمْ عَمَّارًا، فَشَكَوْا حَتَّى ذَكَرُوا أَنَّهُ لاَ يُحْسِنُ يُصَلِّي، فَأَرْسَلَ إِلَيْهِ فَقَالَ يَا أَبَا إِسْحَاقَ إِنَّ هَؤُلاَءِ يَزْعُمُونَ أَنَّكَ لاَ تُحْسِنُ تُصَلِّي قَالَ أَبُو إِسْحَاقَ أَمَّا أَنَا

وَاللَّهِ فَإِنِّي كُنْتُ أُصَلِّي بِهِمْ صَلاَةَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم مَا أَخْرِمُ عَنْهَا، أُصَلِّي صَلاَةَ الْعِشَاءِ فَأَرْكُدُ فِي الأُولَيَيْنِ وَأُخِفُّ فِي الأُخْرَيَيْنِ‏.‏ قَالَ ذَاكَ الظَّنُّ بِكَ يَا أَبَا إِسْحَاقَ‏.‏ فَأَرْسَلَ مَعَهُ رَجُلاً أَوْ رِجَالاً إِلَى الْكُوفَةِ، فَسَأَلَ عَنْهُ أَهْلَ الْكُوفَةِ، وَلَمْ يَدَعْ مَسْجِدًا إِلاَّ سَأَلَ عَنْهُ، وَيُثْنُونَ مَعْرُوفًا، حَتَّى دَخَلَ مَسْجِدًا لِبَنِي عَبْسٍ، فَقَامَ رَجُلٌ مِنْهُمْ يُقَالُ لَهُ أُسَامَةُ بْنُ قَتَادَةَ يُكْنَى أَبَا سَعْدَةَ قَالَ أَمَّا إِذْ نَشَدْتَنَا فَإِنَّ سَعْدًا كَانَ لاَ يَسِيرُ بِالسَّرِيَّةِ، وَلاَ يَقْسِمُ بِالسَّوِيَّةِ، وَلاَ يَعْدِلُ فِي الْقَضِيَّةِ‏.‏ قَالَ سَعْدٌ أَمَا وَاللَّهِ لأَدْعُوَنَّ بِثَلاَثٍ، اللَّهُمَّ إِنْ كَانَ عَبْدُكَ هَذَا كَاذِبًا، قَامَ رِيَاءً وَسُمْعَةً فَأَطِلْ عُمْرَهُ، وَأَطِلْ فَقْرَهُ، وَعَرِّضْهُ بِالْفِتَنِ، وَكَانَ بَعْدُ إِذَا سُئِلَ يَقُولُ شَيْخٌ كَبِيرٌ مَفْتُونٌ، أَصَابَتْنِي دَعْوَةُ سَعْدٍ‏.‏ قَالَ عَبْدُ الْمَلِكِ فَأَنَا رَأَيْتُهُ بَعْدُ قَدْ سَقَطَ حَاجِبَاهُ عَلَى عَيْنَيْهِ مِنَ الْكِبَرِ، وَإِنَّهُ لَيَتَعَرَّضُ لِلْجَوَارِي فِي الطُّرُقِ يَغْمِزُهُنَّ‏.‏

Câbir b. Semure -radıyallahu anhuma- dedi ki; Kûfeliler(in bir kısmı vâli) Sa'd b. Ebû Vakkâs'ı (halife) Ömer İbnu'l-Hattâb -radıyallahu anh-'a şikâyet ettiler. Ömer de Sa'd'ı vâlilikten azledip Ammar b. Yâsir'i Kufeye vâli tayin etti. Kûfeliler Sa'd hakkındaki şikâyetlerini, "Sa'd namaz kıldırmasını bile bilmiyor" demeye kadar vardırmışlardı. Ömer, adam gönderip Sa'd'ı Medineye getirtti ve:

Ey Ebû İshak! Bu adamlar senin namaz kıldırmayı bile bilmediğini iddia ediyorlar, dedi. Bunun üzerine Sa'd: Allah'a yemin ederim ki ben onlara Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in namazı gibi namaz kıldırdım; ondan hiçbir şeyi eksik bırakmadım. Yatsı namazını kıldırırken ilk iki rekatta uzunca ayakta durur, son iki rekati de hafif tutarım, dedi. Ömer: Senden bizim beklediğimiz de aslında budur, Ey Ebû İshak, dedi. Sonra, (durumu bir de yerinde araştırmak üzere) Sa'd ile birlikte bir veya birkaç adamı Kûfeye gönderdi. Görevli kişi Kûfelilerden Sa'd'ın durumunu soruşturdu, bütün mescidlere gidip cemaata Sa'd'ı sordu. Onlar da Sa'd hakkında hep övgü dolu sözler söylediler. En sonunda Absoğulları mescidine gitti (ve herkesi Sa'd hakkında bildiklerini Allah için söylemeye davet etti). Onlar arasından Ebû Sa'de Usâme b. Katâde kalktı ve şöyle dedi: Mâdem ki bize Allah adını verdin, söyliyeyim: Sa'd, askerle birlikte harbe gitmez, mal taksiminde eşitliği gözetmez, adâletle hükmetmez, dedi. Bunun üzerine Sa'd şöyle dedi: (Madem ki sen böyle dedin) Ben de senin hakkında vallahi üç dilek dileyeceğim: Allahım, senin bu kulun bu söylediklerinde yalancı ise, sen onun ömrünü uzat, fakirliğini artır ve kendisini fitnelere çarptır. Sonraları Usâme'ye hali sorulduğunda: Kocamış, fitneye uğramış zavallı bir ihtiyarım ben. Sa'd'ın bedduasına tutuldum, diye cevap verirdi. Hadisi, Câbir b. Semure'den rivayet eden râvi Abdülmelik b. Umeyr şöyle der: Daha sonraki zamanlarda o kişiyi ben de gördüm. Yaşlılıktan dolayı kaşları gözlerinin üzerine düşmüş olduğu halde yollarda rast geldiği kız çocuklarına göz kırpardı.

Rivayet eden: Buhârî (No. 755, 758), Nesâî (No. 1003) ve Ahmed b. Hanbel (No. 1436, 1475).

Kopyala
Kopyalanacaklar:
Hata bildir

Açıklama

Ömer İbnu'l-Hattâb -radıyallahu anh- Sa'd b. Ebû Vakkâs -radıyallahu anh-'ı Kûfe'ye vali olarak tayin etti. Kûfeliler(in bir kısmı vâli) Sa'd b. Ebû Vakkâs'ı (halife) Ömer İbnu'l-Hattâb -radıyallahu anh-'a şikâyet ettiler. Hatta "Sa'd namaz kıldırmasını bile bilmiyor" demeye kadar vardırmışlardı. Nasıl olurki Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem-'in cennete gireceğine şahitlik ettiği bu değerli sahabi namaz kıldırmayı bilemezdi. Ömer, adam gönderip Sa'd'ı Medineye getirtti ve: Kûfe ehli senin namaz kıldırmayı bile bilmediğini iddia ediyorlar, dedi. Bunun üzerine Sa'd -radıyallahu anh- Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem-'in namazı gibi namaz kıldırdığını haber verdi. Yatsı namazını zikretti sanki -En doğrusunu Allah bilir- şikayet bu namaz ile alakalıydı. Şüphesiz ki ben Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem-'in namazı gibi namaz kıldırdım ondan hiçbir şeyi eksik bırakmadım. Yatsı namazını kıldırırken ilk iki rekatta uzunca ayakta durur, son iki rekati de hafif tutarım, dedi. Ömer: Senden bizim beklediğimiz de aslında budur, Ey Ebû İshak, diyerek onu tezkiye etti. Çünkü ondan beklenilen buydu. O iyi bir şekilde namaz kılmayı biliyordu ve o, Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem-'in namazını emrederek kavmine namaz kıldırıyordu. Bununla birlikte Ömer -radıyallahu anh- bu meseleyi araştırdı. Çünkü o mesuliyeti üstlenmiş ve mesuliyetin kadrini biliyordu. Sonra, birkaç adamı Kûfeye gönderdi. Görevli kişiler Kûfelilerden Sa'd'ın durumunu soruşturdu ve bu kimseler hangi mescide girerse girsinler Sad hakkında hep övgü dolu sözler duydular. En sonunda Absoğulları mescidine gittiler (ve herkesi Sa'd hakkında bildiklerini Allah için söylemeye davet ettiler). Onlar arasından bir adam kalktı ve şöyle dedi: Mâdem ki bize Allah adını verdin, söyliyeyim: Sa'd, askerle birlikte harbe gitmez,ganimet elde ettiğinde mal taksiminde eşitliği gözetmez, insanlar arasında hükmettiğinde adâletle hükmetmez, dedi. Bu üç töhmetle onu suçladı. Bunun üzerine Sa'd şöyle dedi: (Madem ki sen böyle dedin) Ben de senin hakkında vallahi üç dilek dileyeceğim. Allah'ın onun ömrünü uzatmasını, fakirliğini artırmasını ve kendisini fitnelere çarptırmasını istedi. Bundan Alah'a sığınırız. Bu azamatli üç bedduadır. Ancak istisna ederek şayet bunu riya yada saygınlıktan dolayı bu kulun yaptı ise demiştir. Yani haksız yere yaptı ise demektir. Allah Teâlâ onun duasına icabet etti. Bu kimsenin ömrü uzun oldu, yaşlılıktan dolayı kaşları gözlerinin üzerine düştü. Bu kimse fakir birisiydi ve fitneye düçar oldu. Hatta bu haldeyken kocamış olduğu halde çarşı pazarda rast geldiği kız çocuklarına göz kırpardı. Bundan Allah'a sığınırız. Kendisi için fitneye uğramış zavallı bir ihtiyarım ben. Sa'd'ın bedduasına tutuldum derdi.

Arapça açıklama

أمَّر عمرُ بن الخطاب رضي الله عنه سعدَ بن أبي وقاص رضي الله عنه على الكوفة، فشكاه أهل الكوفة إلى أمير المؤمنين عمر، حتى قالوا إنه لا يحسن أن يصلي، وهو صحابي جليل شهد له النبي صلى الله عليه وسلم بالجنة، فأرسل إليه عمر، فحضر وقال له: إن أهل الكوفة شكوك حتى قالوا: إنك لا تحسن تصلي، فأخبره سعد رضي الله عنه أنه كان يصلي بهم صلاة النبي صلى الله عليه وسلم وذكر صلاة العشاء وكأنها - والله أعلم - هي التي وقع تعيينها من هؤلاء الشكاة، فقال: إني لأصلي بهم صلاة رسول الله صلى الله عليه وسلم، لا أنقص منها، فكنت أطول في العشاء بالأوليين وأقصر في الأخريين، فقال له عمر رضي الله عنه: ذلك الظن بك يا أبا إسحاق، فزكاه عمر؛ لأن هذا هو الظن به، أنه يحسن الصلاة وأنه يصلي بقومه الذين أمر عليهم صلاة النبي صلى الله عليه وسلم ولكن مع ذلك تحرى ذلك عمر رضي الله عنه؛ لأنه يتحمل المسئولية ويعرف قدر المسئولية، أرسل رجالًا إلى أهل الكوفة، يسألونهم عن سعد وعن سيرته، فكان هؤلاء الرجال، لا يدخلون مسجدًا ويسألون عن سعد إلا أثنوا عليه معروفًا.

حتى أتى هؤلاء الرجال إلى مسجد بني عبس، فسألوهم، فقام رجل فقال: أما إذ ناشدتمونا، فإن هذا الرجل لا يخرج في الجهاد، ولا يقسم بالسوية إذا غنم، ولا يعدل في القضية إذا حكم بين الناس، فاتهمه هذه التهم، فهي تهم ثلاث، فقال سعد بن أبي وقاص رضي الله عنه: أمَا إن قلت كذا فلأدعون عليك بثلاث دعوات، دعا عليه أن يطيل الله تعالى عمره وفقره ويعرضه للفتن، نسأل الله العافية، ثلاث دعوات عظيمة، لكنه رضي الله عنه استثنى، قال: إن كان عبدك هذا قام رياء وسمعة يعني لا بحق، فأجاب الله دعاءه، فعمر هذا الرجل طويلًا وشاخ حتى إن حاجبيه سقطت على عينيه من الكبر، وكان فقيرًا وعرض للفتن، حتى وهو في هذه الحال وهو كبير إلى هذا الحد كان يتعرض للجواري، يتعرض لهن في الأسواق ليغمزهن والعياذ بالله، وكان يقول عن نفسه شيخ مفتون كبير أصابتني دعوة سعد.

  • أن من تولى أمرًا في الناس فإنه لا يسلم منهم مهما كانت منزلته، لابد أن يناله السوء.
  • جواز دعاء المظلوم على ظالمه بمثل ما ظلمه.
  • أن الله -تعالى- يستجيب دعاء المظلوم.
  • أنه يجوز للإنسان أن يستثني في الدعاء، إذا دعا على شخص يستثني فيقول: اللهم إن كان كذا فافعل به كذا.
  • حرص أمير المؤمنين عمر -رضي الله عنه- على الرعية وتحمله المسئولية والإحساس بها وشعوره بها -رضي الله عنه-.
  • كرامة ظاهرة لسعد بن أبي وقاص -رضي الله عنه- وأنه مستجاب الدعاء.
  • يجب على الحاكم ألا يحكم بالسماع من طرف قبل التثبت وسماعه من الطرف الأخر.
  • تثبت أمير المؤمنين في الأخبار لا يقدح في عماله وولاته.
  • مخاطبة الرجل الجليل بكنيته كما صنع عمر فقال لسعد: يا أبا إسحاق.
  • عزل عمر سعدًا؛ حسمًا لمادة الفتنة، وإيثارا لقربه منه لكونه من أهل الشورى، وفي ذلك بيان جواز عزل الإمام بعض عماله إذا شكى إليه وإن لم يثبت عليه شيء إذا اقتضت المصلحة الشرعية ذلك.

Klasik şerh

İbn Hacer el-Askalânî — Fethu'l-Bârî

قَوْلُهُ : ( حَدَّثَنَا مُوسَى ) هُوَ اِبْن إِسْمَاعِيل. قَوْلُهُ : ( عَنْ جَابِر بْن سَمُرَة ) هُوَ الصَّحَابِيُّ , وَلِأَبِيهِ سَمُرَة بْن جُنَادَةَ صُحْبَة أَيْضًا. وَقَدْ صَرَّحَ اِبْن عُيَيْنَة بِسَمَاعِ عَبْد الْمَلِك لَهُ مِنْ جَابِر أَخْرَجَهُ أَحْمَد وَغَيْرُهُ. قَوْلُهُ : ( شَكَا أَهْل الْكُوفَةِ سَعْدًا ) هُوَ اِبْن أَبِي وَقَّاص , وَهُوَ خَالُ اِبْن سَمُرَة الرَّاوِي عَنْهُ , وَفِي رِوَايَةِ عَبْد الرَّزَّاق عَنْ مَعْمَرٍ عَنْ عَبْد الْمَلِك عَنْ جَابِر بْن سَمُرَة قَالَ " كُنْت جَالِسًا عِنْدَ عُمَر إِذْ جَاءَ أَهْل الْكُوفَةِ يَشْكُونَ إِلَيْهِ سَعْدَ بْن أَبِي وَقَّاص حَتَّى قَالُوا إِنَّهُ لَا يُحْسِنُ الصَّلَاةَ " اِنْتَهَى. وَفِي قَوْلِهِ " أَهْل الْكُوفَةِ " مَجَازٌ , وَهُ…

Devamını oku

Âlimlerin hükümleri

ÂlimHükümKapsamEser
Buhârîv. 256 h. Sahihصحيح Hadis صحيح البخاري No. 755

Diğer rivayetler

Hüküm yok Riyâzü's-Sâlihîn 1505

Cabir ibni Semurate (Allah Onlardan razı olsun) demiştir ki: Kufeliler Halife Hazreti Ömer'e Sa'd ibni Ebi Vakkas'ı şikayet ettiler de Ömer Sa'd'ı valilikten azledip Ammar ibn Yasir'i Kufe'ye vali tayin etti. Kufeliler Sa'd hakkındaki şikayetlerini o kadar ileri götürüp namaz kılmasını bile…

وعن جابر بن سَمُرة، رضي الله عنهما، قال‏:‏ شكا أهل الكوفة سعدًا، يعني‏:‏ ابن أبي وقاص، رضي الله عنه الله عنه، إلى عمر بن الخطاب، رضي الله عنه، فعزله واستعمل عليهم عمارًا، فشكوا حتى ذكروا أنه لا يحسن يصلي، فأرسل إليه…

Ayrıca rivayet edenler… (25)
  • الأسماء المبهمة والأنباء المحكمة (30)أُصَلِّي بِهِمْ صَلاةَ رَسُولِ اللَّهِ ﷺ صَلاتَيِ الْعَشِيِّ : أَرْكُدُ فِي الأُوَلَيَيْنِ وَأَحْذِفُ فِي الآَخِرَيْنِ
  • البلدان وفتوحها وأحكامها للبلاذري (432)أركد في الأوليين ، وأحذف في الأخريين ، فقال عُمَر : ذاك الظن بك يا أَبَا إِسْحَاق ، فأرسل عُمَر رجالا يسألون عنه بالكوفة ، فجعلوا لا يأتون مسجدا من مساجدها إلا قَالُوا خيرا ، وأثنوا معروفا حَتَّى أتوا مسجدا من مساجد بني عبس ، فقال رجل منهم : يقال له : أَبُو سعدة أما إذا سألتمونا عنه ، فإنه كان لا يق
  • السنن الكبرى للبيهقي (2269)أُصَلِّي صَلاةَ الْعِشَاءِ ، فَأَرْكُدُ فِي الأُولَيَيْنِ ، وَأَحْذِفُ فِي الأُخْرَيَيْنِ
  • المسند المستخرج على صحيح مسلم لأبي نعيم (873)أَرْكُدُ فِي الْأُولَيَيْنِ وَأَحْذِفُ فِي الْأُخْرَيَيْنِ
  • المسند المستخرج على صحيح مسلم لأبي نعيم (875)لَأَرْكُدُ فِي الْأُولَيَيْنِ , وَأَحْذِفُ فِي الْأُخْرَيَيْنِ
  • المعجم الأوسط للطبراني (6374)أَمَّا أَنَا فَإِنِّي أُصَلِّي بِهِمْ صَلاةَ رَسُولِ اللَّهِ ﷺ ، لا أَخْرِمُ عَنْهَا ، أَرْكُدُ فِي الأُولَيَيْنِ ، وَأَحْذِفُ فِي الأُخْرَيَيْنِ
  • تاريخ المدينة لابن شبة (1304)صَلاةُ رَسُولِ اللَّهِ ﷺ ؟ قَالَ : أَرْكُدُ فِي الأُولَيَيْنِ وَأَحْذِفُ فِي الأُخْرَيَيْنِ
  • تاريخ دمشق لابن عساكر (19518)أَرْكُدُ فِي الأُولَيَيْنِ وَأَحْذِفُ فِي الأُخْرَيَيْنِ
  • تاريخ دمشق لابن عساكر (19519)أَرْكُدُ فِي الأُولَيَيْنِ وَأَحْذِفُ الأُخْرَيَيْنِ
  • شرح أصول اعتقاد أهل السنة والجماعة للالكائي (1950)أَمَّا أَنَا فَكُنْتُ أُصَلِّي لَهُمْ صَلاةَ رَسُولِ اللَّهِ ﷺ صَلاتَيِ الْعِشَاءَيْنِ ، لا أَخْرِمُ عَنْهُمَا ، أَرْكُدُ فِي الأُولَيَيْنِ ، وَأَحْذِفُ فِي الأُخْرَيَيْنِ
  • صحيح ابن حبان (1896)أَرْكُدُ فِي الأُولَيَيْنِ ، وَأَحْذِفُ فِي الأُخْرَيَيْنِ
  • غوامض الأسماء المبهمة لابن بشكوال (341)فَأَرْكُدُ فِي الأُولَيَيْنِ ، وَأَخِفُّ الأُخْرَيَيْنِ
  • فوائد ابن أخي ميمي الدقاق (466)أَرْكُدُ فِي الأُولَيَيْنِ وَأَحْذِفُ فِي الأُخْرَيَيْنِ
  • مسند أبي داود الطيالسي (211)أَمَّا أَنَا فَكُنْتُ أُصَلِّي بِهِمْ صَلاةَ رَسُولِاللَّهِ ﷺ ، وَلا أَخْرِمُ عَنْهَا ، صَلاتَيِ الْعَشِيِّ ، أَرْكُدُ فِي الأُولَيَيْنِ ، وَأَحْذِفُ فِي الأُخْرَيَيْنِ ، فَقَالَ عُمَرُ : ذَاكَ الظَّنُّ بِكَ يَا أَبَا إِسْحَاقَ
  • مسند أبي يعلى الموصلي (684)أَرْكُدُ فِي الأُولَيَيْنِ ، وَأَحْذِفُ فِي الأُخْرَيَيْنِ
  • مسند أبي يعلى الموصلي (731)أَمُدُّ فِي الأُولَيَيْنِ ، وَأَحْذِفُ فِي الأُخْرَيَيْنِ
  • مسند أبي يعلى الموصلي (732)أَرْكُدُ فِي الأُولَيَيْنِ ، وَأَحْذِفُ فِي الأُخْرَيَيْنِ
  • مسند الحميدي (71)صَلاةَ رَسُولِ اللَّهِ ﷺ فِي الظُّهْرِ وَالْعَصْرِ أَرْكُدُ فِي الأُولَيَيْنِ , وَأَحْذِفُ فِي الأُخْرَيَيْنِ ، قَالَ : فَسَمِعْتُ عُمَرَ ، يَقُولُ : ذَلِكَ الظَّنُّ بِكَ ، ذَلِكَ الظَّنُ بِكَ
  • مسند السراج (110)أَرْكُدُ فِي الأُولَيَيْنِ وَأَحْذِفُ فِي الأُخْرَيَيْنِ ، قَالَ : ذَاكَ الظَّنُّ بِكَ أَبَا إِسْحَاقٍ
  • مسند السراج (112)أَرْكُدُ فِي الأُولَيَيْنِ ، وَأَحْذِفُ فِي الأُخْرَيَيْنِ ، قَالَ : ذَاكَ الظَّنُّ بِكَ أَبَا إِسْحَاقَ
  • مسند السراج (113)أَرْكُدُ فِي الأُولَيَيْنِ ، وَأَحْذِفُ فِي الأُخْرَيَيْنِ قَالَ : ذَاكَ الظَّنُّ بِكَ أَبَا إِسْحَاقَ
  • مشيخة ابن البخاري (797)صَلَاتَيِ الْعَشِيِّ أَرْكُدُ فِي الْأُولَيَيْنِ , وَأَحْذِفُ فِي الْأُخْرَيَيْنِ
  • مشيخة ابن البخاري (798)صَلَاتَيِ الْعَشِيِّ أَرْكُدُ فِي الْأُولَيَيْنِ وَأَحْذِفُ فِي الْأُخْرَيَيْنِ
  • مصنف عبد الرزاق (3586)فَأَرْكُدُ فِي الأُولَيَيْنِ وَأَحْذِفُ فِي الأُخْرَيَيْنِ , قَالَ عُمَرُ : كَذَلِكَ الظَّنُّ يَا أَبَا إِسْحَاقَ
  • مصنف عبد الرزاق (3587)أَرْكُدُ فِي الأُولَيَيْنِ , وَأَحْذِفُ فِي الأُخْرَيَيْنِ , قَالَ : ذَلِكَ الظَّنُّ بِكَ يَا أَبَا إِسْحَاقَ

Aynı konuda

Konular