Bir gün Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- (torunu) Hasan -radıyallahu anh-’ı çıkardı. Onunla birlikte minbere çıkarak şöyle buyurdu: «Şüphesiz benim bu oğlum bir seyyiddir. Umarım ki Allah bu oğlum sebebiyle müslümanlardan iki büyük fırkanın arasını ıslah eder/düzeltir.»
Ebu Bekre -radıyallahu anh-’dan rivayet edildiğine göre o şöyle demiştir: Bir gün Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- (torunu) Hasan -radıyallahu anh-’ı çıkardı. Onunla birlikte minbere çıkarak şöyle buyurdu: «Şüphesiz benim bu oğlum bir seyyiddir. Umarım ki Allah bu oğlum sebebiyle müslümanlardan iki büyük fırkanın arasını ıslah eder/düzeltir.»
Rivayet eden: Buhârî (No. 7109, 2704, 3629, 3746), Ebû Dâvûd (No. 4662), Tirmizî (No. 3773), Nesâî (No. 1410) ve Ahmed b. Hanbel (No. 19497, 19595, 19611).
Bir gün Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- (torunu) Hasan -radıyallahu anh- ile birlikte mescide çıktı. Onunla birlikte şerefli mescidinin minberine çıktı ve oğlu (torunu) Hasan -radıyallahu anh-’ın seyyid olduğunu insanlara haber verdi. Hasan; soyu ve aslı şerefli ve seçkin bir kimse idi. O, yeryüzünde bulunan en şerefli eve mensup idi. Allah, onun eli ile Müslümanlardan, aralarında düşmanlık bulunan ve birbirleri ile savaşan iki büyük topluluğun arasını ıslah edip düzeltecekti ve onunla Müslümanlardan iki topluluğun arasını birleştirip Müslümanların genel birlikteliğini onaracaktı. Bu hadiste şerefli torunu Hasan b. Ali -radıyallahu anhuma-’nın yerine getireceği Müslümanların cemaatinin kelimesini bir araya getirme, onların arasını ıslah etme ve aradaki tartışmayı ortadan kaldırma görevini yerine getireceğini haber vermesi Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-’in peygamberliğinin alametlerinden bir alamettir. Bu olay, Müslümanların birliğinin yara almasına ve kanlarının dökülmesine yol açabilecek olan Muaviye -radıyallahu anh-’ın halifeliği için kendisinin halifelikten tenazul etmesi ile gerçekleşmiştir. Bu olay hicri 40-41 yıllarında “Âm’ul Cemâa/Birlik” yılında gerçekleşmiştir.
Arapça açıklama
أخرج النبي صلى الله عليه وسلم ذات يوم الحسن معه إلى المسجد وهو غلام صغير، فصعد به على منبر مسجده الشريف، وأخبر الناس أن ابنه الحسن سيد، كريم الأصل، شريف النسب، ينتمى إلى أشرف بيت وُجد على وجه الأرض، وأن الله سبحانه سيصلح به بين جماعتين متخاصمتين متقاتلتين من المسلمين، فيجمع الله به بين تلك الجماعتين خاصة، ويلتئم بذلك شمل المسلمين عامة.
ولا شك أن في هذا الحديث الشريف علامة من علامات نبوته صلى الله عليه وسلم حيث أخبر فيه صلى الله عليه وسلم على ما يقوم به هذا السيد الكريم الحسن بن علي رضي الله عنهما من جمع كلمة المسلمين، والإِصلاح بينهم، ورفع النزاع بين الطائفتين، ووقع ذلك بتنازله عن الخلافة لمعاوية، مما أدى إلى التئام الشمل، وحقن الدماء، وذلك في عام الجماعة سنة 40 أو 41.
فضيلة الحسن بن علي بن أبي طالب -رضي الله عنهما-.
السيادة إنما يستحقها من انتفع به الناس؛ لأنه علق السيادة بالإصلاح بين الناس ونفعهم، هذا معنى السيادة.
الصلح على الانخلاع من الخلافة، والعهد بها على أخذ مال جائز للمختلع، والمال له طيب.
قتال المسلم للمسلمين لا يخرجه من الإسلام إذا كان على تأويل.
في هذا الحديث علامة من علامات نبوته -صلى الله عليه وسلم- حيث أخبر فيه على ما يقوم به هذا السيد الكريم الحسن بن علي -رضي الله عنهما- من جمع كلمة المسلمين، والإِصلاح بينهم، ورفع النزاع بين الطائفتين بتنازله عن الخلافة لمعاوية.
الاعتقاد إلى سبيل الرشاد للبيهقي (365)ابْنِي هَذَا سَيِّدٌ وَلَعَلَّ اللَّهَ يُصْلِحُ بِهِ بَيْنَ فِئَتَيْنِ مِنَ الْمُسْلِمِينَ
الجزء الرابع من حديث ابن البختري (104)ابْنِي هَذَا سَيِّدٌ ، وَإِنَّ اللَّهَ عَلَّهُ أَنْ يُصْلِحَ بِهِ بَيْنَ فِئَتَيْنِ مِنَ الْمُسْلِمِينَ عَظِيمَتَيْنِ