İçeriğe geç

Sahîh-i Buhârî90. kitap

Allah’a yemin ederim ki, sizden kim hakkı olmayan bir şeyi alırsa, Kıyamet Günü'nde mutlaka boynuna dolanmış bir şekilde Allah'ın huzuruna çıkar

باب احْتِيَالِ الْعَامِلِ لِيُهْدَى لَهُ

Sahih Sahîh-i Buhârî hadisi Muttefekun aleyh (Buhârî ve Müslim) Sahîh-i Buhârî 6979

Râvi:Abu Humayd as-Sâ‘idî

حَدَّثَنَا عُبَيْدُ بْنُ إِسْمَاعِيلَ، حَدَّثَنَا أَبُو أُسَامَةَ، عَنْ هِشَامٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي حُمَيْدٍ السَّاعِدِيِّ، قَالَ اسْتَعْمَلَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم رَجُلاً عَلَى صَدَقَاتِ بَنِي سُلَيْمٍ يُدْعَى ابْنَ اللُّتَبِيَّةِ، فَلَمَّا جَاءَ حَاسَبَهُ قَالَ هَذَا مَالُكُمْ وَهَذَا هَدِيَّةٌ‏.‏ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏

فَهَلاَّ جَلَسْتَ فِي بَيْتِ أَبِيكَ وَأُمِّكَ، حَتَّى تَأْتِيَكَ هَدِيَّتُكَ إِنْ كُنْتَ صَادِقًا ‏"‏‏.‏ ثُمَّ خَطَبَنَا فَحَمِدَ اللَّهَ وَأَثْنَى عَلَيْهِ ثُمَّ قَالَ ‏"‏ أَمَّا بَعْدُ، فَإِنِّي أَسْتَعْمِلُ الرَّجُلَ مِنْكُمْ عَلَى الْعَمَلِ مِمَّا وَلاَّنِي اللَّهُ، فَيَأْتِي فَيَقُولُ هَذَا مَالُكُمْ وَهَذَا هَدِيَّةٌ أُهْدِيَتْ لِي‏.‏ أَفَلاَ جَلَسَ فِي بَيْتِ أَبِيهِ وَأُمِّهِ حَتَّى تَأْتِيَهُ هَدِيَّتُهُ، وَاللَّهِ لاَ يَأْخُذُ أَحَدٌ مِنْكُمْ شَيْئًا بِغَيْرِ حَقِّهِ، إِلاَّ لَقِيَ اللَّهَ يَحْمِلُهُ يَوْمَ الْقِيَامَةِ، فَلأَعْرِفَنَّ أَحَدًا مِنْكُمْ لَقِيَ اللَّهَ يَحْمِلُ بَعِيرًا لَهُ رُغَاءٌ، أَوْ بَقَرَةً لَهَا خُوَارٌ، أَوْ شَاةً تَيْعَرُ ‏"‏‏.‏ ثُمَّ رَفَعَ يَدَهُ حَتَّى رُئِيَ بَيَاضُ إِبْطِهِ يَقُولُ ‏"‏ اللَّهُمَّ هَلْ بَلَّغْتُ ‏"‏‏.‏ بَصْرَ عَيْنِي وَسَمْعَ أُذُنِي‏.‏

Ebû Humeyd es-Sâidî -radıyallahu anh-’dan rivayet edildiğine göre şöyle demiştir:

Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Benî Süleym kabilesinin zekâtlarını toplamakla görevli olarak İbnü'l-Lütbiyye adında bir adamı tayin etti. Görevini tamamlayıp döndüğünde Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- onun hesabını gördü. O da: “Bu sizin malınızdır; şu da bana hediye edilendir.” dedi. Bunun üzerine Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurdu: “Eğer doğru söylüyorsan, babanın ve annenin evinde otursaydın da bakalım sana o hediyeler gelir miydi?”

Sonra bize bir hutbe irat etti. Allah'a hamd ve sena ettikten sonra şöyle buyurdu: “Bundan sonra şunu bilin ki ben, Allah'ın bana verdiği görevlerden birinde içinizden bir kimseyi görevlendiriyorum. Sonra o kişi gelip: ‘Bu sizin malınızdır, bu da bana hediye edildi.’ diyor. Eğer doğru söylüyorsa, babasının ve annesinin evinde otursaydı da hediyesi kendisine gelseydi ya! "Allah’a yemin ederim ki, sizden kim hakkı olmayan bir şeyi alırsa, Kıyamet Günü'nde mutlaka boynuna dolanmış bir şekilde Allah'ın huzuruna çıkar. Ben, sizden birinin Allah'ın huzuruna sırtında böğüren bir deve, böğüren bir sığır veya meleyen bir koyun taşıyarak gelmesini asla istemem.”

Daha sonra Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- elini kaldırdı; hatta koltuk altının beyazlığı görüldü ve şöyle buyurdu: “Allah'ım! Tebliğ ettim mi?” Ebû Humeyd es-Sâidî -radıyallahu anh- şöyle demiştir: Ben bunu kendi gözümle gördüm ve kendi kulağımla işittim.

Rivayet eden: Buhârî (No. 6979, 7197) ve Müslim (No. 1832c).

Kopyala
Kopyalanacaklar:
Hata bildir

Açıklama

Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- İbnü'l-Lütbiyye adındaki bir adamı Benî Süleym kabilesinin zekâtlarını toplamakla görevlendirdi. O da görevini tamamlayıp Medine'ye dönünce, Resûlullah ﷺ ondan topladığı ve harcadığı malların hesabını istedi. Bunun üzerine İbnü'l-Lütbiyye şöyle dedi: “Bu, zekât olarak topladığım sizin malınızdır; şu ise bana hediye edilmiştir.” Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- ona şöyle buyurdu: “Eğer doğru söylüyorsan, babanın ve annenin evinde otursaydın da sana hediye verilip verilmeyeceğine baksaydın ya! Çünkü sana bu hediyelerin verilmesinin sebebi, yürüttüğün görev ve sahip olduğun yetkidir. Eğer evinde oturuyor olsaydın, sana hiçbir hediye verilmezdi. Bu sebeple, sırf hediye adı altında sana ulaştığı için onları kendine helâl sayman doğru değildir.” Bunun ardından Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- öfkeli bir hâlde minbere çıktı ve insanlara hitap etti. Allah'a hamd ve sena ettikten sonra şöyle buyurdu: “Bundan sonra şunu bilin ki, ben içinizden bir kimseyi Allah'ın bana tasarruf yetkisi verdiği zekât ve ganimet mallarını toplamak ve idare etmek üzere görevli olarak tayin ediyorum. Fakat o, görevinden dönünce gelip şöyle diyor:” Bu sizin için ve bu da bana verilen bir hediye! “Babası ile annesinin evinde otursaydı da bakalım kendisine hediye gelir miydi? Allah'a yemin ederim ki, sizden kim hakkı olmadığı hâlde kendisine verilen bir şeyi alırsa, Kıyamet Günü onu boynunda taşıyarak Allah'ın huzuruna çıkacaktır. Eğer aldığı şey bir deveyse, böğürerek; bir sığırsa, böğürerek; bir koyunsa, meleyerek onu boynunda taşıyacaktır.” Sonra ellerini iyice yukarı kaldırdı; öyle ki orada oturanlar koltuk altlarının beyazlığını gördüler. Ardından şöyle buyurdu: “Allah'ım! Senin hükmünü onlara tebliğ ettim. (Etrafında toplananlara) Sizlere Allah'ın hükmünü ilettim.” Bunun üzerine Ebû Humeyd Es-Sâidî -radıyallahu anh-: bu olayı bizzat kendi gözleriyle gördüğünü ve kendi kulaklarıyla işittiğini haber vermiştir.

Hadisten çıkan dersler

  • Yönetici, emri altında çalışan kimselere görevlerinde kendilerinden istenen hususları ve yapmaları yasak olan şeyleri açıkça bildirir.
  • İnsanların mallarını haksız yere alan kimselere yönelik şiddetli tehdit ve uyarı bulunmaktadır.
  • Hangi zalim olursa olsun, Kıyamet Günü'nde mutlaka zulmettiği şeyle (hakkını gasp ettiği şeyle) gelecektir.
  • Devletin herhangi bir görevinde çalışan bir memurun üzerine düşen, kendisine emanet edilen görevi hakkıyla yerine getirmesidir. Göreviyle ilgili olarak hediye alması caiz değildir. Şayet böyle bir hediye alırsa, onu devlet hazinesine (Beytülmâl'e) teslim etmelidir; kendisi için alıkoyması helâl değildir. Çünkü bu tür hediyeler, kötülüğe kapı açan ve emanete hıyanete sebep olan birer vasıtadır.
  • İbn Battâl -rahimehullah- şöyle demiştir: Bu hadis, görevli bir kimseye verilen hediyenin; ya yaptığı iyiliğe teşekkür etmek, ya ona yakınlık kazanmak ya da hak sahibinin hakkını vermemesi veya eksiltmesi ümidiyle verildiğini göstermektedir. Resûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-, görevliye bu şekilde verilen hediyeler konusunda onun diğer Müslümanlardan hiçbir ayrıcalığının bulunmadığına ve bu hediyeleri kendisine tahsis edip sahiplenmesinin caiz olmadığına işaret etmiştir.
  • İmam Nevevî -rahimehullah- şöyle demiştir:Bu hadiste, devlet görevlilerine (memurlara) verilen hediyelerin haram olduğu ve ganimet malına hıyanet (gulûl) hükmünde bulunduğu açıklanmaktadır. Çünkü o kimse, kendisine verilen görev ve emanete ihanet etmiştir. Bu sebeple hadiste, Kıyamet Günü kendisine hediye olarak verilen şeyi boynunda taşıyarak gelmekle cezalandırılacağı belirtilmiştir. Bu, gulûl yapan kimse hakkında zikredilen cezaya benzemektedir. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- aynı hadiste, görevliye hediye verilmesinin neden haram olduğunu da açıklamış; bunun sebebinin sahip olduğu görev ve yetki olduğunu bildirmiştir. Buna karşılık görevli olmayan bir kimseye verilen hediye ise müstehaptır.
  • İbnü'l Müneyyir -rahimehullah- şöyle demiştir: Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in ‘Babasının ve annesinin evinde otursaydı ya!’ sözünden, daha önce de kendisine hediye veren bir kimseden hediye kabul etmenin caiz olduğu hükmü çıkarılır. İbn Hacer ise şöyle demiştir: Şu açıktır ki bu hüküm, verilen hediyenin önceki alışılmış miktarı aşmaması durumunda geçerlidir.
  • Nasihatte Nebevî yöntem, kişiyi teşhir etmek değil; genel ifadelerle uyarıda bulunmaktır.
  • İbn Hacer -rahimehullah- şöyle demiştir: Bu hadiste, kendisine bir görev ve emanet tevdi edilen kimsenin hesap vermesinin (denetlenmesinin) meşru olduğu hükmü bulunmaktadır.
  • İbn Hacer -rahimehullah- şöyle demiştir: Bu hadiste, hata yapan kimseyi azarlamanın (uygun şekilde kınayıp uyarmanın) caiz olduğuna dair delil bulunmaktadır.
  • Dua ederken elleri kaldırmak müstehaptır.

Arapça açıklama

استعمل النبي صلى الله عليه وسلم رجلاً يقال له: ابن اللتبية بجمع الزكاة من قبيلة بني سليم، فلما رجع إلى المدينة حاسبه على ما قبض وما صرف، فقال ابن اللتبية:

هذا مالكم الذي جمعته من الزكاة، وهذا المال أهدي إلي.

فقال له صلى الله عليه وسلم:

أفلا جلست في بيت أبيك وأمك حتى تنظر هل يُهدى لك إن كنت صادقًا؛ فإن الحقوق التي عملت لأجلها هي السبب في الإهداء لك، وأنه لو أقمت في منزلك لم يهد لك شيء، فلا ينبغي لك أن تستحلها بمجرد كونها وصلت إليك على طريق الهدية.

ثم صعد صلى الله عليه وسلم المنبر خطيبًا وهو مغضب، فحمد الله وأثنى عليه، ثم قال:

أما بعد فإني أجعل الرجل منكم عاملًا موظفًا على الذي جعل الله لي التصرف فيه من الزكوات والغنائم، فيأتي من عمله، فيقول:

هذا لكم وهذه هدية أهديت لي!

أفلا جلس في بيت أبيه وأمه حتى تأتيه هديته، والله لا يأخذ أحد شيئًا مما يعطاه بغير حقه إلا لقي الله يحمله يوم القيامة على عنقه، إن كان الذي أخذه بعير له صوت رغاء، أو بقرة لها صوت خوار، أو شاة لها يُعار تصيح.

ثم رفع يديه شديدًا حتى رأى الجالسون بياض إبطيه، ثم قال: اللهم بلغت حكم الله إليكم.

ثم أخبر أبو حميد الساعدي رضي الله عنه: أن هذا مما أبصرته عينه وسمعته أذنه.

  • تبين الحاكم للعاملين معه المطلوب منهم والمحظور في أعمالهم.
  • الوعيد لمن يأخذ أموال الناس ظلمًا.
  • ما من ظالم إلا ويأتي بما ظلم به يوم القيامة.
  • الواجب على الموظف في أي عمل من أعمال الدولة أن يؤدي ما وكل إليه، وليس له أن يأخذ هدايا فيما يتعلق بعمله، وإذا أخذها فليضعها في بيت المال، ولا يجوز له أخذها لنفسه، ولأنها وسيلة للشر والإخلال بالأمانة.
  • قال ابن بطال: دل الحديث على أن الهدية للعامل تكون لشكر معروفه، أو للتحبب إليه، أو للطمع في وضعه من الحق، فأشار النبي صلى الله عليه وسلم إلى أنه فيما يهدى له من ذلك كأحد المسلمين لا فضل له عليهم فيه، وأنه لا يجوز الاستئثار به.
  • قال النووي: وفي هذا الحديث: بيان أن هدايا العمال حرام وغلول؛ لأنه خان في ولايته وأمانته، ولهذا ذكر في الحديث في عقوبته وحمله ما أهدي إليه يوم القيامة، كما ذكر مثله في الغال، وقد بين صلى الله عليه وسلم في نفس الحديث السبب في تحريم الهدية عليه، وأنها بسبب الولاية، بخلاف الهدية لغير العامل، فإنها مستحبة.
  • قال ابن المنير: يؤخذ من قوله: "هلا جلس في بيت أبيه وأمه" جواز قبول الهدية ممن كان يهاديه قبل ذلك، قال ابن حجر: ولا يخفى أن محل ذلك إذا لم يزد على العادة.
  • الأسلوب النبوي في النصيحة هو التعميم لا التشهير.
  • قال ابن حجر: فيه مشروعية محاسبة المؤتمن.
  • قال ابن حجر: وفيه جواز توبيخ المخطئ.
  • استحباب رفع اليدين في الدعاء.

Âlimlerin hükümleri

ÂlimHükümKapsamEser
Buhârîv. 256 h. Sahihصحيح Hadis صحيح البخاري No. 6979
Diğer rivayetlerle ilgili hükümler (2)
  • SahihMüslim صحيح — صحيح مسلم (1832)
  • Sahihİbn Huzeyme أخرجه في صحيحه — صحيح ابن خزيمة (4/ 93)

Diğer rivayetler

Ayrıca rivayet edenler… (2)
  • تاريخ بغداد للخطيب البغدادي (1740)فَهَلا جَلَسْتَ فِي بَيْتِ أَبِيكَ وَأُمُّكَ فَتَأْتِيَكَ هَدِيَّتُكَ إِنْ كُنْتَ صَادِقًا ؟
  • صحيح ابن خزيمة (2191)أَسْتَعْمِلُ الرَّجُلَ مِنْكُمْ عَلَى الْعَمَلِ مِمَّا وَلانِيهِ اللَّهُ ، فَيَأْتِي فَيَقُولُ : هَذَا مَا لَكُمْ وَهَذِهِ هَدِيَّةٌ لِي أَفَلا جَلَسَ فِي بَيْتِ أَبِيهِ وَأُمِّهِ حَتَّى تَأْتِيَهُ هَدِيَّتُهُ إِنْ كَانَ صَادِقًا ، وَاللَّهِ لا يَأْخُذُ أَحَدٌ مِنْكُمْ شَيْئًا بِغَيْرِ حَقِّهِ ، إِل

Aynı konuda

Konular