Karım siyah bir çocuk dünyaya getirdi, (ne buyurursunuz?) dedi. Bunun üzerine Allah Rasûlü -sallallahu aleyhi ve sellem- : «Senin develerin var mı?» diye sordu. (O kimse) Evet, diye cevap verdi. (Peygamberimiz de); «Onların renkleri nasıldır?» buyurdu. (Adam): Kırmızıdır, diye karşılık verdi. (Peygamberimiz de): «İçlerinde yağız/kara olanları da var mı?» diye sordu. (O kimse de) içlerinde gerçekten yağız/kara olanları da var, cevabını verdi. Bunun üzerine (Peygamberimiz): «Bunun nasıl olduğunu sordu?» (Adam da) Onu bir damarın çekmiş olması mümkündür, diye cevap verdi. Allah Rasûlü -sallallahu aleyhi ve sellem- de «Şu halde bu (çocuğu) da bir damarın çekmiş olması mümkündür.»
باب مَا جَاءَ فِي التَّعْرِيضِ
Sahih
Sahîh-i Buhârî hadisi
Muttefekun aleyh (Buhârî ve Müslim)Sahîh-i Buhârî 6847
Ebu Hureyre -radıyallahu anh- anlatıyor: Allah Rasûlü -sallallahu aleyhi ve sellem-'e Fezâre oğullarından bir bedevi adam gelerek, Ey Allah'ın Rasûlü! Karım siyah bir çocuk dünyaya getirdi, (ne buyurursunuz?) dedi. Bunun üzerine Allah Rasûlü -sallallahu aleyhi ve sellem-: «Senin develerin var mı?» diye sordu. (O kimse) Evet diye cevap verdi. (Peygamberimiz de): «Onların renkleri nasıldır?» buyurdu. (Adam); Kırmızıdır, diye karşılık verdi. (Peygamberimiz de): «İçlerinde yağız/kara olanları da var mı?» diye sordu. (O kimse de) içlerinde gerçekten yağız/kara olanları da var, cevabını verdi. Bunun üzerine (Peygamberimiz) «Bunun nasıl olduğunu sordu?» (Adam da) Onu bir damarın çekmiş olması mümkündür diye cevap verdi. Allah Rasûlü -sallallahu aleyhi ve sellem- de: «Şu halde bu (çocuğu) da bir damarın çekmiş olması mümkündür.» buyurdu.
Rivayet eden: Buhârî (No. 6847, 5305, 7314), Müslim (No. 1500a, 1500c), Ebû Dâvûd (No. 2260), Tirmizî (No. 2128), Nesâî (No. 3478, 3479, 3480), İbn Mâce (No. 2002) ve Ahmed b. Hanbel (No. 6892, 6966, 7433).
Fezâre kabilesinden bir adamın çocuğu olmuştu. Çocuğun rengi anne ve babasının rengine benzemiyordu. Bu durumdan şüphelenen baba Nebi –sallallahu aleyhi ve sellem-’e gelerek suçlayan bir üslupla hanımının siyah bir çocuk doğurduğunu haber verdi. Nebi –sallallahu aleyhi ve sellem- adamın konuşmasından maksadını anladı ve şüphesini gidermek istedi. Adamın anlayacağı bir örnek vererek, senin develerin var mı? diye sordu. Adam evet diye cevap verince, bu sefer renkleri nedir? diye sordu. Adam da kırmızı dedi. Ardından içlerinde yağız/kara olanları da var mı? diye sordu. Adam da içlerinde gerçekten yağız/kara olanları da var, cevabını verdi. Bunun üzerine Nebi –sallallahu aleyhi ve sellem-: «Bunun nasıl olduğunu sordu?» (Adam da) Onu eski atalarından bir damarın çekmiş olması mümkündür, diye cevap verdi. Allah Rasûlü -sallallahu aleyhi ve sellem- de: «Şu halde bu (çocuğu) da bir damarın çekmiş olması mümkündür.» buyurdu. Yani senin atalarından siyah tenli olan birisine benzemiş olabilir. Bu konuda ona çekmiştir. Adam, bu doğru kıyasla/karşılaştırmayla ikna oldu ve içini kemiren şüpheleri de gitmiş oldu.
Arapça açıklama
ولد لرجل من قبيلة فزارة غلام خالف لونه لون أبيه وأمه، فصار في نفس أبيه شك منه. فذهب إلى النبي صلى الله عليه وسلم معرضًا بقذف زوجه وأخبره بأنه ولد له غلام أسود.
ففهم النبي صلى الله عليه وسلم مراده من تعريفه، فأراد صلى الله عليه وسلم أن يقنعه ويزيل وساوسه، فضرب له مثلا مما يعرف ويألف.
فقال: هل لك إبل؟ قال: نعم. قال: فما ألوانها؟ قال: حمر، قال: فهل يكون فيها من أورق مخالف لألوانها؟ قال: إن فيها لورقا.
فقال: فمن أين أتاها ذلك اللون المخالف لألوانها؟.
قال الرجل: عسى أن يكون جذبه عرق وأصل من آبائه وأجداده.
فقال: فابنك كذلك، عسى أن يكون في آبائك وأجدادك من هو أسود، فجذبه في لونه.
فقنع الرجل بهذا القياس المستقيم، وزال ما في نفسه من خواطر.
أن التعريض بالقذف ليس قذفا، فلا يوجب الحد، كما أنه لا يعد غيبة إذا جاء مستفتيا، ولم يقصد مجرد العيب والقدح.
أن الولد يلحق بأبويه، ولو خالف لونه لونهما، قال ابن دقيق العيد: فيه دليل على أن المخالفة في اللون بين الأب والابن بالبياض والسواد لا تبيح الانتفاء.
الاحتياط للأنساب، وأن مجرد الاحتمال والظن، لا ينفي الولد من أبيه، فإن الولد للفراش. والشارع حريص على إلحاق الأنساب ووصلها.
فيه ضرب الأمثال، وتشبيه المجهول بالمعلوم، ليكون أقرب إلى الفهم.
فيه حسن تعليم النبي -صلى الله عليه وسلم-، وكيف يخاطب الناس بما يعرفون ويفهمون، فهذا أعرابي يعرف الإبل وضرابها وأنسابها أزال عنه هذه الخواطر بهذا المثل، الذي يدركه فهمه وعقله، فراح قانعا مطمئنا.فهذا من الحكمة التي قال الله فيها {ادع إلى سَبيلِ ربِّكَ بِالحِكمَةِ} فكلٌّ يخَاطبُ على قدر فهمه وعلمه.
وهذا الحديث من أدلة القياس في الشرع، قال الخطابي: هو أصل في قياس الشبه. وقال ابن العربي: فيه دليل على صحة الاعتبار بالنظير.
Âlimlerin hükümleri
Âlim
Hüküm
Kapsam
Eser
Buhârîv. 256 h.
Sahihصحيح
Hadis
صحيح البخاريNo. 6847
Diğer rivayetlerle ilgili hükümler (5)
SahihElbânîحسن صحيح — صحيح ابن ماجه (1642)
SahihBuhârîصحيح — صحيح البخاري (5305)
Dârekutnîرواه عباءةُ بنُ كُلَيبٍ، عن جُوَيريةَ بنِ أسماءَ، عن نافعٍ، عن ابنِ عُمَرَ. وليس هذا من حديثِ نافعٍ. ورواه عبدُ اللهِ بنُ مُحمَّدِ بنِ أسماءَ، عن جُوَيريةَ، عن مالكٍ، عن الزُّهْريِّ، عن سعيدِ بنِ المُسَيَّبِ، عن أبي هُرَيرةَ، وهو الصَّوابُ — علل الدارقطني (2965)
Dârekutnîتَفَرَّدَ به عباءة بن كُلَيْب ، ويُكنى أبا غَسَّان، عن جُوَيْرِيَة، ولا يُعرف هذا من حديثِ نافع، إنما رواه جُوَيْرِيَة، عن مالك، عن الزُّهْرِي، عن سَعِيد بن المُسَيَّب، عن أبِي هُرَيْرَة. ولا أعلم رواه عنه غير إِسْحَاق بن بُهْلُول. ورواه عَبْد اللهِ ابن أ — أطراف الغرائب (1/565)
Sahihİbn Useymînصحيح — فتاوى نور على الدرب لابن عثيمين (10/283)
Diğer rivayetler
SahihMuttefekun aleyh (Buhârî ve Müslim)Sahîh-i Buhârî 5305