İçeriğe geç

Sahîh-i Buhârî80. kitap

Zikir meclislerinin faziletiyle alakalı hadisler.

باب فَضْلِ ذِكْرِ اللَّهِ عَزَّ وَجَلَّ

Sahih Sahîh-i Buhârî hadisi Muttefekun aleyh (Buhârî ve Müslim) Sahîh-i Buhârî 6408

Râvi:Ebû Hureyre

حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا جَرِيرٌ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ أَبِي صَالِحٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏

إِنَّ لِلَّهِ مَلاَئِكَةً يَطُوفُونَ فِي الطُّرُقِ، يَلْتَمِسُونَ أَهْلَ الذِّكْرِ، فَإِذَا وَجَدُوا قَوْمًا يَذْكُرُونَ اللَّهَ تَنَادَوْا هَلُمُّوا إِلَى حَاجَتِكُمْ‏.‏ قَالَ فَيَحُفُّونَهُمْ بِأَجْنِحَتِهِمْ إِلَى السَّمَاءِ الدُّنْيَا‏.‏ قَالَ فَيَسْأَلُهُمْ رَبُّهُمْ وَهْوَ أَعْلَمُ مِنْهُمْ مَا يَقُولُ عِبَادِي قَالُوا يَقُولُونَ يُسَبِّحُونَكَ، وَيُكَبِّرُونَكَ، وَيَحْمَدُونَكَ وَيُمَجِّدُونَكَ‏.‏ قَالَ فَيَقُولُ هَلْ رَأَوْنِي قَالَ فَيَقُولُونَ لاَ وَاللَّهِ مَا رَأَوْكَ‏.‏ قَالَ فَيَقُولُ وَكَيْفَ لَوْ رَأَوْنِي قَالَ يَقُولُونَ لَوْ رَأَوْكَ كَانُوا أَشَدَّ لَكَ عِبَادَةً، وَأَشَدَّ لَكَ تَمْجِيدًا، وَأَكْثَرَ لَكَ تَسْبِيحًا‏.‏ قَالَ يَقُولُ فَمَا يَسْأَلُونِي قَالَ يَسْأَلُونَكَ الْجَنَّةَ‏.‏ قَالَ يَقُولُ وَهَلْ رَأَوْهَا قَالَ يَقُولُونَ لاَ وَاللَّهِ يَا رَبِّ مَا رَأَوْهَا‏.‏ قَالَ يَقُولُ فَكَيْفَ لَوْ أَنَّهُمْ رَأَوْهَا قَالَ يَقُولُونَ لَوْ أَنَّهُمْ رَأَوْهَا كَانُوا أَشَدَّ عَلَيْهَا حِرْصًا، وَأَشَدَّ لَهَا طَلَبًا، وَأَعْظَمَ فِيهَا رَغْبَةً‏.‏ قَالَ فَمِمَّ يَتَعَوَّذُونَ قَالَ يَقُولُونَ مِنَ النَّارِ‏.‏ قَالَ يَقُولُ وَهَلْ رَأَوْهَا قَالَ يَقُولُونَ لاَ وَاللَّهِ مَا رَأَوْهَا‏.‏ قَالَ يَقُولُ فَكَيْفَ لَوْ رَأَوْهَا قَالَ يَقُولُونَ لَوْ رَأَوْهَا كَانُوا أَشَدَّ مِنْهَا فِرَارًا، وَأَشَدَّ لَهَا مَخَافَةً‏.‏ قَالَ فَيَقُولُ فَأُشْهِدُكُمْ أَنِّي قَدْ غَفَرْتُ لَهُمْ‏.‏ قَالَ يَقُولُ مَلَكٌ مِنَ الْمَلاَئِكَةِ فِيهِمْ فُلاَنٌ لَيْسَ مِنْهُمْ إِنَّمَا جَاءَ لِحَاجَةٍ‏.‏ قَالَ هُمُ الْجُلَسَاءُ لاَ يَشْقَى بِهِمْ جَلِيسُهُمْ ‏"

Ebû Hureyre -radıyallahu anh-’den rivayet edildiğine göre Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurdu: «Allah Teâlâ’nın yollarda dolaşıp zikredenleri arayıp tesbit eden melekleri vardır. Bunlar Allah -Azze ve Celle-'yi zikreden bir topluluğa rastladıkları zaman birbirlerine: “Gelin! Aradıklarınız burada!” diye seslenirler ve o zikredenleri dünya semâsına varıncaya kadar kanatlarıyla çevirip kuşatırlar. Bunun üzerine Allah Teâlâ, meleklerden daha iyi bildiği halde yine de onlara: “Kullarım ne diyor?” diye sorar. Melekler: Subhânallah diyerek seni ulûhiyetine yakışmayan sıfatlardan tenzih ediyorlar, Allâhu ekber diye tekbir getiriyorlar, sana hamdediyorlar ve senin yüceliğini dile getiriyorlar, derler. Konuşma şöyle devam eder: “Peki onlar beni gördüler mi ki?” Hayır, vallahi seni görmediler. “Beni görselerdi ne yaparlardı?” Melekler şöyle dediler: Şayet seni görselerdi sana daha çok ibadet ederler. Senin şânını daha fazla yüceltirler, ulûhiyetine yakışmayan sıfatlardan seni daha çok tenzih ederlerdi.“ Allah şöyle der: "Kullarım benden ne istiyorlar?" Melekler: ”Senin Cennet'ini istiyorlar." derler. Allah; "Onlar Cennet'i görmüşler mi?” diye sorar. Onlar: "Hayır, yâ Rabbi! Vallahi onlar Cennet'i görmediler.“ Allah: "Eğer Cennet'i görselerdi ne yaparlardı?" diye sorar. Onlar: ”Şayet onlar, Cennet'i görselerdi onu büyük bir iştiyakla isterlerdi, onu elde etmek için büyük gayret sarf ederlerdi." derler. Allah: "Bunlar neyden Allah’a sığınıyorlar? der. Onlar: ”Cehennem'den sığınıyorlar." derler. Allah; “Peki, onlar, Cehennem'i gördüler mi?” der. Onlar: "Hayır, vallahi onlar Cehennem'i görmediler.“ derler. Allah;"Ya görselerdi ne yaparlardı?” der. Onlar: "Şayet onlar Cehennem'i görselerdi ondan daha çok kaçarlar, ondan pek fazla korkarlardı" derler. Bunun üzerine Allah Teâlâ meleklerine: “Sizi şahit tutarak söylüyorum ki, ben bu zikreden kullarımı bağışladım.” buyurur. Meleklerden biri: "Onların arasında bulunan falan kimse esasen onlardan değildir. O buraya bir iş için gelip oturmuştu" deyince; Allah Teâlâ şöyle buyurur: “Orada oturanlar öyle iyi kimselerdir ki, onların arasında bulunan kötü olmaz.» Başka bir rivayette: Ebû Hureyre -radıyallahu anh-’den rivayet edildiğine göre Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurdu: «Allah Teâlâ’nın, diğer meleklerden ayrı, sadece zikir meclislerini arayıp tespbit etmek üzere dolaşan melekleri vardır. Allah’ın zikredildiği bir meclis buldular mı, o kimselerin aralarına otururlar ve diğer melekleri oraya çağırarak cemaatin arasındaki boş yerleri ve oradan dünya semasına kadar olan mesafeyi kanatlarıyla doldururlar. Zikredenler dağılınca onlar da semâya çıkarlar. Allah Teâlâ daha iyi bildiği halde onlara: “Nereden geldiniz?” diye sorar. Melekler de: "Yeryüzündeki bazı kullarının yanından geldik. Onlar Subhânallah diyerek ulûhiyyetine yakışmayan sıfatlardan seni tenzih ediyorlar, Allâhu Ekber diye tekbir getiriyorlar, lâ ilâhe illallah diyerek seni tehlil ediyorlar, elhamdülillâh diyerek sana hamdediyorlar ve senden istiyorlar." derler. (Konuşma şöyle devam eder): Allah, meleklerine; “Onlar Benden ne istiyorlar? der. Melekler: "Cennet'ini istiyorlar." derler. Allah: "Onlar benim Cennet'imi gördüler mi?” der. Melekler; "Hayır, yâ Rabbi, görmediler." derler. Allah: “Ya Cennet'i görseler ne yaparlardı?” der. Melekler: "Senden güvence isterlerdi." derler. Allah şöyle der: "Benden neden dolayı güvence isterlerdi?” Melekler: "Cehennem'inden yâ Rabbi" derler. Allah: “Peki benim Cehennem'imi gördüler mi?” der. Melekler: "Hayır, görmediler." derler. Allah: “Ya görseler ne yaparlardı?” der. Melekler: "Senden kendilerini bağışlamanı dilerlerdi." derler. Bunun üzerine Allah Teâlâ şöyle buyurur: “Ben onları affettim. İstediklerini onlara bağışladım. Güvence istedikleri konuda onlara güvence verdim. Bunun üzerine melekler: Yâ Rabbi, çok günahkâr olan falan kul onların arasında bulunuyor. Oradan geçerken aralarına girip oturdu, derler. O zaman Allah Teâlâ şöyle buyurur: “Onu da bağışladım. Onlar öyle bir topluluktur ki, onların arasında bulunan kötü olmaz."»

Rivayet eden: Buhârî (No. 6408), Müslim (No. 2689) ve Ahmed b. Hanbel (No. 8614).

Kopyala
Kopyalanacaklar:
Hata bildir

Açıklama

Bu hadis zikir meclislerinin yüceltilmesiyle ilgili profillerden bir profili göstemektedir. Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Allah Teâlâ’nın yollarda dolaşıp zikredenleri tespit eden melekleri vardır.» Allah, Hafaza Melekleri hariç meleklerden özel bir topuluğa yeryüzünde dolaşma görevi vermiştir. Müslümanların yollarında, mescitlerinde ve evlerinde dolaşırlar. Zikir meclislerini bulmak isterler. Oraları ziyaret ederler, oralara şahit olurlar ve oradakileri dinlerler. Hafız şöyle demiştir: Bu aranılan yerlerin özellikle tesbih meclisleri ve benzeri meclisler olması daha çok muhtemeldir. Allah -Azze ve Celle-'yi zikreden bir topluluğu bulduklarında Müslim'in rivayetinde ''İçinde zikrin olduğu meclisi bulduklarında birbirlerine seslenirler.'' Bazısı bazısına 'İhtiyacınız olan şeye gelin'' diye seslenir. Bir diğer rivayette "Arzuladığınız şeye gelin." Araştırdığınız zikir meclislerine,ulaşmak istediğiniz, ziyaret edip zikirlerini dinlemek istediğiniz meclislere gelin. Peygamber -aleyhisselatu vesselam- onlar zikir meclislerinde iken melekleri vasfederken; onları korurlar, yani bileziğin bileği kapsadığı gibi kapsarlar buyurmuştur. «Onları kanatlarıyla korurlar.» Onların etraflarında kanatlarıyla dolanırlar. «Semaya doğru» Yani semaya ulaşana kadar. Sonra Nebi -aleyhissalatu vesselam- İzzet ve Celal sahibi Rabbi ile değerli melekleri arasında geçen konuşmayı anlatıyor. Allah -Azze ve Celle- şöyle buyuruyor: ''Bunun üzerine Allah Teâlâ, meleklerden daha iyi bildiği halde yine de onlara soruyor. Mele-i A'lâ'da onların işlerine işaret etmek için Allah, zikredenler hakkında meleklerden daha fazla ilme sahip olduğu halde zikreden kullarıyla meleklere karşı övünmek için onlara soruyor. Kullarım ne diyorlar? Melekler cevap veriyorlar: Allâhu ekber diye tekbir getiriyorlar, sana hamdediyorlar ve senin yüceliğini dile getiriyorlar, derler. Melekler diyorlar ki: Allah'ı zikredenler "Subhânallahi velhamdulillah ve la ilahe illallah vallahu ekber" diyorlar. Temcîd: Yüceltme, Lâ ilâhe illallah sözüdür. İçinde Allah Teâlâ'nın tazim edildiği uluhiyet tevhidi olması hasebiyle böyledir. Yüce Allah; beni gördüler mi? der. Dedi ki onlar şöyle derler: Hayır, vallahi seni görmediler. “Beni görselerdi ne yaparlardı?" der, buyurdu. Melaiketu'l Kiram cevap veriyor: ''Şayet seni görselerdi, sana daha çok ibadet ederler, senin şânını daha fazla yüceltirlerdi ve seni daha çok tesbih ederlerdi.'' Çünkü ibadette gayretli olmak Allah'ı bilmekle alakalıdır. Sonra Allah -Tebâreke ve Teâlâ- şöyle buyuruyor: Benden ne istiyorlar? Melekler de; ”Cennet'ini istiyorlar derler. Senin Cennet'ini istedikleri için sana ibadet edip, seni zikrediyorlar. Allah; "Onlar, Cenneti görmüşler mi?” der. Melekler: "Hayır, yâ Rabbi! Vallahi onlar Cennet'i görmediler.“ Ya Cennet'i görseler ne yaparlardı?” Şayet cenneti görselerdi onu büyük bir iştiyakla isterlerdi, onu elde etmek için büyük gayret sarf ederlerdi. Çünkü haber, bizzat şahit olmak gibi değildir. Allah -Cellle Celaluhu- şöyle buyuruyor: Bana hangi konuda sığınıyorlar? Cehennem'den korkuyorlar ve Allah'tan onları Cehennem'den korumasını istiyorlar. Melekler: Cehennem'den diyorlar. Allah'a Cehennem'inden korkup Cennet'ini istedikleri için ibadet edip zikrediyorlar. Ve Allah'tan onları Cehennem'den kurtarmasını istiyorlar. Allah -Azze ve Celle- şöyle buyuruyor: “Peki benim Cehennem'imi gördüler mi? Ya görseler ne yaparlardı?” Şayet Cehennem'i görselerdi, ondan daha çok kaçarlar, ondan pek fazla korkarlardı.Salih amel işlemede daha da gayretli olurlardı. Çünkü salih amel, Cehennem'den kurtulmaları için sebeptir. Allah -Celle Celaluhu- şöyle buyuruyor: ''Sizi şahit tutuyorum, ben onları bağışladım.'' Yani günahlarını bağışladım. Meleklerden biri: Onların arasında bulunan falan kimse esasen onlardan değildir. O buraya bir iş için gelip oturmuştu, ona da mağfiret edilir mi? deyince Allah Teâlâ şöyle buyurur: “Orada oturanlar öyle iyi kimselerdir ki, onların arasında bulunan kötü olmaz ve onun ameli boşa çıkarılmaz.

Arapça açıklama

يقصُّ هذا الحديث مظهرا من مظاهر تعظيم مجالس الذكر، حيث يقول النبي صلى الله عليه وسلم:

"إن لله ملائكة يطوفون في الطُرُق يلتمسون أهل الذكر" أي أن الله كلَّف طائفة مخصوصة من الملائكة غير الحفظة للسياحة في الأرض، يدورون في طرق المسلمين ومساجدهم، ودورهم، يطلبون مجالس الذكر، يزورونها ويشهدونها ويستمعون إلى أهلها. قال الحافظ: والأشبه اختصاص ذلك بمجالس التسبيح ونحوها.

فإذا "وجدوا قوماً يذكرون الله عز وجل " وفي رواية مسلم " فإذا وجدوا مجلساً فيه ذكر تنادوا " أي نادى بعضهم بعضاً " أن هلموا إلى حاجتكم " وفي رواية إلى بغيتكم، أي تعالوا إلى ما تبحثون عنه من مجالس الذكر، والوصول إلى أهلها، لتزوروهم، وتستمعوا إلى ذكرهم.

قال عليه الصلاة والسلام في وصف الملائكة، وهم في مجالس الذكر: " فيحفونهم" أي يحيطون بهم إحاطة السوار بالمعصم.

"فيحفونهم بأجنحتهم " أي يطوفون حولهم بأجنحتهم " إلى السماء " أي حتى يصلوا إلى السماء.

ثم يقص عليه الصلاة والسلام المحاورة التي جرت بين رب العزة والجلال، وبين ملائكته الكرام:

فيقول الله جل في علاه: "فيسألهم ربُّهم وهو أعلم بهم" أي وهو أكثر علماً بأحوالهم، تنويهاً بشأنهم في الملأ الأعلى؛ ليباهى بهم الملائكة: "ما يقول عبادي؟ فتجيب الملائكة: يسبحونك، ويكبرونك، ويحمدونك ويمجدونك "، أي فتقول الملائكة: إن هؤلاء الذاكرين يقولون: سبحان الله والحمد لله، ولا إله إلاّ الله، والله أكبر، فالتمجيد هو قول لا إله إلاّ الله؛ لما فيه من تعظيم الله تعالى، بتوحيد الألوهية.

فيقول الله جل في علاه: "هَلْ رَأوْنِي؟ قَالَ: فَيَقُولُون: لا وَاللهِ مَا رَأوْكَ، قَالَ: فَيَقُولُ: فكَيْفَ لَوْ رَأوْنِي؟ "

فتجيب الملائكة الكرام: " لو رأوك كانوا أشد لك عبادة، وأشد تمجيداً وأكثر لك تسبيحاً " لأنّ الاجتهاد في العبادة على قدر المعرفة.

ثم يقول الله تبارك وتعالى: " قال: فما يسألونني؟ " أي فماذا يطلبون مني.

فتقول الملائكة:" قالوا: يسألونك الجنة " أي يذكرونك، ويعبدونك طمعاً في جنتك.

فتجيب الملائكة: "لو رأوها كانوا أشد عليها حرصاً " أي لكانوا أكثر سعياً إليها؛ لأنه ليس الخير كالمعاينة.

فيقول الله جل جلاله" قال: فمِمَّ يتعوذون " أي فأي شيء يخافون منه، ويسألون ربهم أن يجيرهم منه.

فتجيب الملائكة: " من النار " أي يذكرون ويعبدون ربهم خوفاً ًمن النار، ويسألونه عز وجل أن يجيرهم منها.

فيقول الله جل جلاله: " فَكَيْفَ لَوْ رَأوْهَا؟"

فتجيب الملائكة:" لو رأوها كانوا أشد منها فراراً " أي لكانوا أكثر اجتهاداً في الأعمال الصالحة التي هي سبب في النجاة من النار.

فيقول الله جل جلاله: " قال: فيقول: فأشهدكم أني قد غفرت لهم " أي قد غفرت لهم ذنوبهم.

فيقول ملك من الملائكة: "فيهم فلان ليس منهم، إنَّما جاء لحاجة " أي إنه يوجد من بين هؤلاء الذاكرين" فلان": وهو ليس منهم، ولكنه جاء لحاجة يقضيها فجلس معهم، فهل يغفر له؟ فيقول الله جل في علاه ما معناه: هم الجلساء لا يشقى جليسهم ولا يخيَّب.

  • فضل مجالس الذكر والذاكرين وفضل الاجتماع على ذلك.
  • جليس الذاكرين الصالحين يندرج معهم في جميع ما يتفضل الله تعالى به عليهم إكراماً لهم ولو لم يشاركهم في أصل الذكر.
  • محبة الملائكة بني آدم واعتناؤهم بهم.
  • السؤال قد يصدر من السائل وهو أعلم بالمسؤول عنه من المسؤول؛ لإظهار العناية بالمسؤول عنه، والتنويه بقدره.
  • الذكر يتناول الصلاة، وقراءة القرآن، والدعاء، وتلاوة الحديث، ودراسة العلم الشرعي.
  • بيان كذب من ادعى من الزنادقة أنه يرى الله تعالى جهرة في دار الدنيا.
  • جواز القسم في الأمر المحقق تأكيداً له وتنويهاً به.
  • اشتملت الجنة من أنواع الخيرات والنار من أنواع المكروهات ما لا يخطر على قلب بشر.

Klasik şerh

İbn Hacer el-Askalânî — Fethu'l-Bârî

قَوْله ( حَدَّثَنَا قُتَيْبَة ) هُوَ اِبْن سَعِيد , وَصَرَّحَ بِذَلِكَ فِي غَيْر رِوَايَة أَبِي ذَرّ. قَوْله ( جَرِير ) هُوَ اِبْن عَبْد الْحَمِيد. قَوْله ( عَنْ أَبِي صَالِح ) لَمْ أَرَهُ مِنْ حَدِيث الْأَعْمَش إِلَّا بِالْعَنْعَنَةِ لَكِنْ اِعْتَمَدَ الْبُخَارِيّ عَلَى وَصْله لِكَوْنِ شُعْبَة رَوَاهُ عَنْ الْأَعْمَش كَمَا سَأَذْكُرُهُ. فَإِنَّ شُعْبَة كَانَ لَا يُحَدِّث عَنْ شُيُوخه الْمَنْسُوبِينَ لِلتَّدْلِيسِ إِلَّا بِمَا تَحَقَّقَ أَنَّهُمْ سَمِعُوهُ. قَوْله ( عَنْ أَبِي هُرَيْرَة ) كَذَا قَالَ جَرِير , وَتَابَعَهُ الْفُضَيْل بْن عِيَاض عِنْد اِبْن حِبَّان وَأَبُو بَكْر بْن عَيَّاش عِنْد الْإِسْمَاعِيلِيّ كِلَاهُمَا عَنْ الْأَعْمَش , وَأَخْرَجَهُ التِّرْمِذِيّ عَنْ أَبِي كُرَيْب عَنْ أ…

Devamını oku

Âlimlerin hükümleri

Hüküm, kitabın (Sahîh-i Buhârî) konumundan alınmıştır.

Diğer rivayetler

Sahih Muttefekun aleyh (Buhârî ve Müslim) Sahîh-i Müslim 2689

إِنَّ لِلَّهِ تَبَارَكَ وَتَعَالَى مَلاَئِكَةً سَيَّارَةً فُضْلاً يَتَبَّعُونَ مَجَالِسَ الذِّكْرِ فَإِذَا وَجَدُوا مَجْلِسًا فِيهِ ذِكْرٌ قَعَدُوا مَعَهُمْ وَحَفَّ بَعْضُهُمْ بَعْضًا بِأَجْنِحَتِهِمْ حَتَّى يَمْلَئُوا…

Râvi: Ebû Hureyre Yalnız Arapça

Hüküm yok Muttefekun aleyh (Buhârî ve Müslim) Kudsî hadis Kırk Kudsî Hadis 14

" إِنَّ لِلَّهِ تَبَارَكَ وَتَعَالَى مَلَائِكَةً سَيَّارَةً فُضُلًا(1)، يَتَتَبَّعُونَ مَجَالِسَ الذِّكْرِ، فَإِذَا وَجَدُوا مَجْلِسًا فِيهِ ذِكْرٌ، قَعَدُوا مَعَهُمْ، وَحَفَّ بَعْضُهُمْ بَعْضًا بِأَجْنِحَتِهِمْ، حَتَّى…

Râvi: Ebû Hureyre Yalnız Arapça

Hüküm yok Muttefekun aleyh (Buhârî ve Müslim) Riyâzü's-Sâlihîn 1447

Ebu Hureyre (Allah Ondan razı olsun)'dan bildirildiğine göre Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurdu: "Allah'ın yollarda, çarşı ve pazarlarda dolaşarak Allah'ı hatırlayıp zikredenleri tesbit eden melekleri vardır. Bunlar Allah'ı zikreden bir topluluğu bulunca birbirlerine, "Geliniz…

وعن أبي هريرة رضي الله عنه قال‏:‏ قال رسول الله صلى الله عليه وسلم ‏"‏إن لله تعالى ملائكة يطوفون في الطرق يلتمسون أهل الذكر، فإذا وجدوا قومًا يذكرون الله عز وجل، تنادوا‏:‏ هلموا إلى حاجتكم، فيحفونهم بأجنحتهم إلى السماء…

Râvi: Ebû Hureyre

Ayrıca rivayet edenler… (5)
  • التبصرة لابن الجوزي (254)للَّهِ تَعَالَى مَلائِكَةً يَطُوفُونَ فِي الطُّرُقِ يَلْتَمِسُونَ أَهْلَ الذِّكْرِ ، فَإِذَا وَجَدُوا قَوْمًا يَذْكُرُونَ اللَّهَ تَعَالَى تَنَادَوْا : هَلُمُّوا إِلَى حَاجَتِكُمْ . فَيَحُفُّونَهُمْ بِأَجْنِحَتِهِمْ إِلَى السَّمَاءِ ، قَالَ : فَيَسْأَلُهُمْ رَبُّهُمْ تَبَارَكَ وَتَعَالَى - وَهُو أَع
  • الحجة في بيان المحجة وشرح عقيدة أهل السنة 2 (304)لِلَّهِ مَلائِكَةٌ سَيَّارَةٌ يَبْتَغُونَ مَجَالِسَ الذِّكْرِ . فَإِذَا وَجَدُوا مَجْلِسًا فِيهِ ذِكْرُ اللَّهِ ، عَزَّ وَجَلَّ ، قَعَدُوا مَعَهُمْ ، وَحَفَّ بَعْضُهُمْ بَعْضًا بِأَجْنِحَتِهِمْ حَتَّى يَمْلَئُوا مَا بَيْنَهُمْ وَبَيْنَ السَّمَاءِ الدُّنْيَا ، فَإِذَا تَفَرَّقُوا صَعِدُوا إِلَى السَّ
  • تغليق التعليق لابن حجر (2145)لِلَّهِ مَلائِكَةً يَطُوفُونَ فِي الطُّرُقِ يَلْتَمِسُونَ أَهْلَ الذِّكْرِ
  • حلية الأولياء لأبي نعيم (8775)غَشُّوهُمْ رَحْمَتِي هُمُ الْقَوْمُ لا يَشْقَى بِهِمْ جَلِيسُهُمْ
  • طبقات المحدثين بأصبهان والواردين عليها (309)لِلَّهِ مَلائِكَةً يَطُوفُونَ فِي الطُّرُقِ , يَلْتَمِسُونَ أَهْلَ الذِّكْرِ

Aynı konuda

Konular