Kim kendisini bir dağdan aşağı atarak intihar ederse, o Cehennem ateşinde durmaksızın kendisini aşağıya atıp duracaktır ve orada ebedî ve kalıcı olarak kalacaktır
باب شُرْبِ السُّمِّ، وَالدَّوَاءِ بِهِ، وَبِمَا يُخَافُ مِنْهُ وَالْخَبِيثِ
Sahih
Sahîh-i Buhârî hadisi
Muttefekun aleyh (Buhârî ve Müslim)Sahîh-i Buhârî 5778
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ عَبْدِ الْوَهَّابِ، حَدَّثَنَا خَالِدُ بْنُ الْحَارِثِ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ سُلَيْمَانَ، قَالَ سَمِعْتُ ذَكْوَانَ، يُحَدِّثُ عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ ـ رضى الله عنه ـ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ "
Ebû Hureyre -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur.
«Kim kendisini bir dağdan aşağı atarak intihar ederse, o Cehennem ateşinde durmaksızın kendisini aşağıya atıp duracaktır ve orada ebedî ve kalıcı olarak kalacaktır. Kim zehir içerek intihar ederse, Cehennem ateşinde zehri elinde olduğu hâlde onu içip duracaktır ve orada ebedî ve kalıcı olarak kalacaktır. Kim de kendisini kesici bir demir aletle öldürürse, Cehennem ateşinde o demir alet elinde olduğu hâlde onu karnına saplayıp duracaktır ve orada ebedî ve kalıcı olarak kalacaktır.»
Rivayet eden: Buhârî (No. 5778), Müslim (No. 109a, 109b), Ebû Dâvûd (No. 3872), Tirmizî (No. 2043, 2044), Nesâî (No. 1965), İbn Mâce (No. 3460), Ahmed b. Hanbel (No. 7136, 9805, 9944) ve Dârimî (No. 2256).
Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- şunlardan sakındırmıştır: Dünyada bilerek/kasten canına kıyan (intihar eden) kimseyi uyarmıştır. Şüphesiz ki böyle bir kimse, Kıyamet Günü'nde Cehennem ateşinde, dünyada kendi canına kıydığı yöntemin aynısıyla cezalandırılacaktır; bu, (işlenen cürme) tamı tamına uygun bir cezadır.
Buna göre; kim kendisini bir dağın tepesinden aşağı atarak öldürürse, o cehennem ateşinde, cehennem dağlarından vadilerine doğru sürekli aşağı yuvarlanıp duracaktır ve orada ebedî ve kalıcı olarak kalacaktır.
Kim zehir içip bu yüzden canına kıyarsa, zehri elinde olduğu hâlde Cehennem ateşinde onu yudumlayıp duracaktır ve orada ebedî ve kalıcı olarak kalacaktır.
Kim de bir demir aleti karnına saplayarak canına kıyarsa, o demir alet elinde olduğu hâlde cehennem ateşinde onu sürekli karnına saplayıp duracaktır ve orada ebedî ve kalıcı olarak kalacaktır.
Hadisten çıkan dersler
İnsanın kendini öldürmesi haramdır ve bu, kendisine acı bir azap verilmesini gerektiren büyük günahlardandır.
Hadiste zikredilen durumlar, cana kıymanın (intiharın) bazı türlerine getirilen birer örneklendirmeden ibarettir. Aksi takdirde (bunun dışındaki durumlarda da) kişi kendisini hangi yöntemle öldürürse öldürsün, kendi canına kıydığı şeyin aynısıyla cezalandırılır. Nitekim Sahîh-i Buhârî'de Peygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem-'in şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir: 'Kendini boğarak öldüren kimse Cehennem'de kendini boğup durur; kendini (kesici aletle) bıçaklayarak öldüren kimse de Cehennem'de kendini bıçaklayıp durur.
Nevevî -rahimehullah- şöyle demiştir: Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'in: (O kimse) Cehennem ateşinde ebedî ve kalıcı olarak kalacaktır' sözüne gelince; bu konuda (ulema tarafından) birkaç görüş ileri sürüldüğü söylenmiştir: Birincisi: Bu hüküm, intiharın haram olduğunu bildiği hâlde bunu helal sayarak yapan kimse hakkındadır. Böyle bir kimse (harama helal dediği için) kâfir olur ve hak ettiği ceza da budur. İkincisi: Buradaki 'ebedîlik' ifadesinden kasıt, hakiki anlamda sonsuzluk değil; orada kalma süresinin çok uzun olması dır. Nitekim (Arapça'da) 'Allah sultanın mülkünü/saltanatını ebedî kılsın' denilmesi de bu kabildendir. Üçüncüsü: Bu (ebedî azap), o günahın (kendi zatında hak ettiği) cezasıdır. Ancak Allah Teâlâ (Mümin kullarına) lütufta bulunmuş ve Müslüman olarak ölen hiçbir kimsenin Cehennem'de ebediyen kalmayacağını bildirmiştir.
Bu durum, ahiretteki cezaların dünyada işlenen suçlarla aynı cinsten (uyumlu) olması babındandır. Buradan hareketle, insanın kendi canına karşı işlediği suçun, günah bakımından bir başkasına karşı işlediği suç gibi olduğu hükmü çıkarılır. Çünkü insanın canı mutlak surette kendisine ait bir mülk değildir; bilakis o, Allah Teâlâ’ya aittir. Dolayısıyla insan, kendi canı üzerinde O'nun izin verdiği sınırların dışında hiçbir tasarrufta bulunamaz.
Arapça açıklama
حذر النبي صلى الله عليه وسلم من تعمَّد قتْل نفسه بالدنيا فإنه يعاقب يوم القيامة في نار جهنم بنفس الطريقة التي فعلها بنفسه في الدنيا جزاءً وفاقًا، فمن أسقط نفسه من فوق جبل فقتلها فهو في نار جهنم يسقط فيها من جبال جهنم إلى أوديتها خالدًا مخلدًا فيها أبدًا، ومن تجرع سمًّا فقتل نفسه به فسمه في يده يتجرعه في نار جهنم خالدًا مخلدًا فيها أبدًا، ومن ضرب نفسه بحديدة في بطنه فقتلها، فحديدته في يده يطعن بها في بطنه في نار جهنم خالدًا مخلدًا فيها أبدًا.
تحريم قتْل الإنسان نفسه، وأنه من كبائر الذنوب التي يستحق بها العذاب الأليم.
ما ذكره في الحديث هو ضربُ مثل لبعض أنواع إزهاق النفس، وإلا فبأي طريقة قتلت عوقب بمثل ما فعل بنفسه، وقد جاء في صحيح البخاري قوله صلى الله عليه وسلم: "الذي يخنق نفسه يخنقها في النار، والذي يطعنها يطعنها في النار".
قال النووي: وأما قوله صلى الله عليه وسلم: (فهو في نار جهنم خالدًا مخلدًا فيها أبدًا)؛ فقيل: فيه أقوال، أحدها: أنه محمول على من فعل ذلك مستحلًّا مع علمه بالتحريم فهذا كافر، وهذه عقوبته، والثاني: أن المراد بالخلود طول المدة والإقامة المتطاولة لا حقيقة الدوام، كما يقال: خلد الله ملك السلطان، والثالث: أن هذا جزاؤه، ولكن تكرم سبحانه وتعالى فأخبر أنه لا يخلد في النار من مات مسلمًا.
هذا من باب مجانسة العقوبات الأخروية للجنايات الدنيوية، ويؤخذ منه أن جناية الإنسان على نفسه كجنايته على غيره في الإثم؛ لأن نفسه ليست ملكًا له مطلقًا، بل هي لله تعالى، فلا يتصرف فيها إلا بما أذن له فيه.
Senedi sahihŞuayb el-Arnaûtإسناده صحيح على شرط الشيخين — تخريج المسند لشعيب (10195)
Senedi sahihŞuayb el-Arnaûtإسناده صحيح على شرط الشيخين — تخريج المسند لشعيب (10337)
Senedi sahihŞuayb el-Arnaûtإسناده صحيح على شرط الشيخين — تخريج صحيح ابن حبان (5986)
SahihMüslimصحيح — صحيح مسلم (109)
SahihTirmizîصحيح — سنن الترمذي (2044)
Sahihİbn Hibbânأخرجه في صحيحه — صحيح ابن حبان (5986)
المباركفوريهذه الزيادة [خالداً مخلداً فيها أبداً] زادها الأعمش وهو ثقة حافظ وزيادة الثقة مقبولة فتأويل هذه الزيادة أولى من توهيمها — تحفة الأحوذي (5/456)
Diğer rivayetler
SahihMuttefekun aleyh (Buhârî ve Müslim)Sahîh-i Müslim 109a