'Zurayk oğulları Yahudilerinden Lebîd b. A'sam adında bir Yahudi, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'e sihir yaptı. Bundan dolayı Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- bazı işleri yapmadığı halde o iş kendisine yapıyorum gibi geliyordu.
باب السِّحْرِ
Sahih
Sahîh-i Buhârî hadisi
Muttefekun aleyh (Buhârî ve Müslim)Sahîh-i Buhârî 5763
Âişe -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre:''Zurayk oğulları Yahudilerinden Lebid b. A'sam adında bir yahudi, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'e sihir yaptı. Bundan dolayı Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- bazı işleri yapmadığı halde o iş kendisine yapıyorum gibi geliyordu. Nihayet bir gün yada bir gece Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- dua etti. Sonra tekrar dua etti, sonra tekrar dua etti''. Sonra bana:''Ey Âişe! Kendisinden fetva istediğim şey hakkında Allah bana o şey hakkında fetva verdi. Bana iki kişi Cebrâil ile Mikâil geldi. Biri başımın ucuna ve diğeri de ayak ucuma oturdu. Baş ucumda olan, ayak ucumda olana yada ayak ucumda olan, baş ucunda olana:''Bu kimsenin rahatsızlığı nedir?'' diye sordu. O da;
''Büyülenmiştir'' dedi. Öteki:Onu kim büyüledi?'' dedi. Diğeri:''Lebîd b. A'sam” diye cevap verdi. Öteki:''Bu büyü, hangi şeyle yapılmıştır?” dedi. Diğeri:''Bir tarak, saç döküntüsü ve erkek hurma tomurcuğu ile yapılmıştır'' diye cevap verdi. Öteki:''Bu büyü, nerededir?” diye sordu. Diğeri:''Zervan kuyusunda” diye cevap verdi.Âişe demiş ki:''Daha sonra Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- sahabilerinden bazı kimselerle birlikte oraya gitti. Sonra bana:''Ey Âişe! Vallahi, kuyunun suyu kına ıslatılmış su gibi kırmızımtırak, hurması da şeytanları başları gibi idi” buyurdu. Ben:''Ey Allah'ın Rasûlü! O büyüyü (çıkarıp) yakmadın mı!” dedim. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Hayır, yakmadım! Allah bana şifa verdi. O büyüyü çıkarmak suretiyle sihrin kötülüğünün insanlar arasında yayılmasını istemedim. Kuyunun kapatılmasını emrettim. Kuyu da kapatıldı'' buyurdu.''
Rivayet eden: Buhârî (No. 5763, 3268, 5766, 6391), Müslim (No. 2189a), İbn Mâce (No. 3545) ve Ahmed b. Hanbel (No. 23165, 23212, 23509).
Müminlerin annesi Âişe -radıyallahu anhâ- Yahudilerden Zurayk oğullarından ismi Lebîd b. el-A'sam olan bir adamın Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'e büyü yaptığını anlatıyor.Öyle ki bundan dolayı Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- bazı işleri yapmadığı halde o iş kendisine yapıyormuş gibi geliyordu.O gün Âişe -radıyallahu anhâ-'nın yanında olduğu zaman,Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- onun ile ilgilenmez oldu.Allah Teâlâ ona işin hakikatini gösterene kadar dua ile ve duanın tekrarı ile meşgul oluyor.Sonra da Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- ona Allah Teâlâ'nın dua ettiği şeyde ona icabet ettiğini haber verdi.İki melek geldi biri baş ucuna oturdu diğeri de ayak ucuna oturdu.Biri diğerine dedi ki:''Bu kimsenin rahatsızlığı nedir?'' diye sordu.Yani Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'in O da;''Büyülenmiştir'' dedi.Dedi ki:Kim ona büyü yapmış?Diğeri:''Lebîd b. A'sam” diye cevâp verdi.''Bu büyü, hangi şeyle yapılmıştır?” dedi. ''Bir tarak, saç döküntüsü ve erkek hurma tomurcuğu ile yapılmıştır'' diye cevap verdi.Saçını taradığı zaman saçından çıkan kıllarla yapmıştır.Üzerinde hurma tohumunun olduğu örtü nerdedir?Zervan kuyusunda” dîye cevap verdi.O da Medine'de olan bir kuyudur.Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- bazı sahabeleriyle gelip onu çıkardılar.Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Âişe -radıyallahu anhâ-'ya döndü.Kuyunun suyunun renginin sanki içine kına bandırılmış gibi kırmızı olduğunu haber verdi.Kötü su olması sebebiyle ya da içine atılan şey sebebiyle rengi değişmişti.Hurma ağacının başı hoş olmamasıyla ve kötü görüntüsüyle şeytanların kafalarına benziyor.Âişe -radıyallahu ahâ- dedi ki:''Onu çıkarmadın mı?''Büyüyü çıkarıp insanlar arasında yaymadın mı ki onlarda oalnları bilsinler?Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurdu:O büyüyü çıkarmak suretiyle sihrin kötülüğünün insanlar arasında yayılmasını istemedim.Allah benden büyüyü giderip şifa verdi.İnsanlar arasında yayarsam münafıklara büyüyü hatırlatmanın şerri onun öğrenilmesi ve benzeri gibi şeylerle bu kapıyı açmayı kerih gördüm.Bu şekilde onlar müminlere eziyet verirler.Bu da mefsede korkusuyla maslahatın terk edilmesi babından olup,Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- kuyunun kapatılmasını emretti ve kapatıldı.Bazı insanlar Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'in büyü kıssasını inkar ettiler.Bunun Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'in korunması konusunda bir ayıplama olacağını iddia ettiler.Şu ihtimali de olabilir Cebrâîl'i görmediği halde görüyormuş zannedebilir.Kendisine vahiy geldiğini zanneder ama ona vahiy gelmiyordu.Keza bunların hepsi reddedilir.Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'in Allah Teâlâ tarafından geleni bildirmesi ve tebliğ etmesi konusunda koruma altında olduğuna dair deliller vardır.Onun başına gelen ve büyü sebebiyle zarar görmesi tebliğinde bir eksiklik olmayıp bir zarar vermemiştir.Bilakis o başına gelebilecek hastalıklar ve afetler türündendir.Onun başına gelen büyüyü diğer rivayetler açıklamıştır.O da hanımıyla cinsel ilişkiye girmediği halde girdiğini düşünmesidir.
Arapça açıklama
تحكي أم المؤمنين عائشة رضي الله عنها أن رجلًا من اليهود من بني زريق يُسمَّى لبيد بن الأعصم سحر رسول الله صلى الله عليه وسلم ، حتى كان رسول الله صلى الله عليه وسلم يُخَّيل إليه أنه كان يفعل الشيء وهو لم يفعله، فلما كان ذات يوم وهو عندها، لم يكن صلى الله عليه وسلم مشتغلًا بها، بل بالدعاء وتكراره حتى يطلعه الله على حقيقة الأمر، ثم أخبرها صلى الله عليه وسلم أن الله أجابه فيما دعاه، وأنه أتاه ملكان فقعد أحدهما عند رأسه والآخر عند رجله، فقال أحدهما للآخر: «ما وجع الرجل؟» أي: النبي صلى الله عليه وسلم فقال: «مطبوب» أي: مسحور، قال: «مَن طبه؟» أي: مَن سحره. قال: لبيد بن الأعصم. قال: في أي شيء؟ أي ما الأشياء التي استعملها في السحر؟ قال: «في مِشْطٍ ومُشَاطة، وجُف طَلْع نخلة ذَكَر» أي: سحره في مشط، وبعض ما كان يخرج من رأسه عند تسريحه، والغشاء الذي يكون عليه طلع النخلة قال: وأين هو؟ قال: «في بئر ذروان» وهي بئر بالمدينة، فأتاها رسول الله صلى الله عليه وسلم مع بعض أصحابه فاستخرجه، فرجع صلى الله عليه وسلم إلى عائشة، فأخبرها أن ماء البئر كان أحمر كالذي ينقع فيه الحناء، يعني: أنه تغير لرداءته أو لما خالطه مما أُلقي فيه، ورؤوس نخلها تشبه في كراهتها وقبح منظرها رؤوس الشياطين، قالت عائشة: «قلت: يا رسول الله أفلا استخرجته؟» أي: أفلا أخرجت السحر وأشعته بين الناس وعلموا بما حَدَث؟ فقال صلى الله عليه وسلم : «قد عافاني الله، فكرِهتُ أن أُثَوِّرَ على الناس فيه شرًّا» أي: قد شفاني الله من السحر، وأكره إن أذعته بين الناس أن أفتح عليهم باب شر من تذكير المنافقين السحر وتعلمه ونحو ذلك فيؤذون المؤمنين وهو من باب ترك المصلحة خوف المفسدة، فأمر صلى الله عليه وسلم بالبئر فدُفنت.
وقد أنكر بعض الناس قصة سحر النبي صلى الله عليه وسلم زاعمين أنها تطعن في عصمته -صلى الله عليه وسلم؛ لاحتمال أن يخيَّل إليه أنه يرى جبريل وهو لم يره، وأنه يوحى إليه ولم يوح إليه بشيء، وهذا كله مردود فقد قام الدليل على عصمته -عليه الصلاة والسلام- فيما يبلغه عن الله وعلى عصمته في التبليغ، وما حصل له من ضرر السحر ليس نقصًا فيما يتعلق بالتبليغ، بل هو من جنس ما يجوز عليه من سائر الأمراض والآفات، والسحر الذي حصل له شرحته الروايات الأخرى، وهو أنه كان يخيل إليه أنه أتى أهله وهو لم يفعل ذلك.
الإيمان بالسحر وأنه حقيقة.
قصة سحر النبي -صلى الله عليه وسلم- صحيحة ولا تقدح في مقام النبوة.
الدعاء والالتجاء إلى الله -عز وجل- عند حدوث البلاء.