İçeriğe geç

Sahîh-i Buhârî67. kitap

Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- ölümüne sebep olan hastalığa zamanında şöyle soruyurdu: " Ben yarın nerede olacağım, ben yarın nerede olacağım" Âişe'nin gününü kastediyordu. Nerde olmak istediği hususta hanımları ona izin verdi.

باب إِذَا اسْتَأْذَنَ الرَّجُلُ نِسَاءَهُ فِي أَنْ يُمَرَّضَ فِي بَيْتِ بَعْضِهِنَّ، فَأَذِنَّ لَهُ‏.‏

Sahih Sahîh-i Buhârî hadisi Sahîh-i Buhârî 5217

Râvi:Âişe

حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ، قَالَ حَدَّثَنِي سُلَيْمَانُ بْنُ بِلاَلٍ، قَالَ هِشَامُ بْنُ عُرْوَةَ أَخْبَرَنِي أَبِي، عَنْ عَائِشَةَ ـ رضى الله عنها ـ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم كَانَ

يَسْأَلُ فِي مَرَضِهِ الَّذِي مَاتَ فِيهِ ‏"‏ أَيْنَ أَنَا غَدًا أَيْنَ أَنَا غَدًا ‏"‏‏.‏ يُرِيدُ يَوْمَ عَائِشَةَ، فَأَذِنَ لَهُ أَزْوَاجُهُ يَكُونُ حَيْثُ شَاءَ، فَكَانَ فِي بَيْتِ عَائِشَةَ حَتَّى مَاتَ عِنْدَهَا‏.‏ قَالَتْ عَائِشَةُ فَمَاتَ فِي الْيَوْمِ الَّذِي كَانَ يَدُورُ عَلَىَّ فِيهِ فِي بَيْتِي، فَقَبَضَهُ اللَّهُ، وَإِنَّ رَأْسَهُ لَبَيْنَ نَحْرِي وَسَحْرِي، وَخَالَطَ رِيقُهُ رِيقِي‏.‏

Âişe -radıyallahu anha-'dan rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- ölümüne sebep olan hastalığı zamanında şöyle soruyurdu: " Ben yarın nerede olacağım, ben yarın nerede olacağım" Âişe'nin gününü kastediyordu. İstediği yerde kalma hususunda hanımları ona izin verdi. Âişe'nin evindeydi vefat edene kadar onun yanında kaldı. Âişe -radıyallahu anha- şöyle demiştir: Benim evimde, benim sıramın geldiği günde vefat etti. Allah O'nu, başı gerdan yerimle göğsüm ara­sında olduğu halde, ruhunu kabzedip aldı. Benim tükürüğüm onun tükürüğü ile bir araya geldi. Sonra sözüne şöyle devam etti: Abdurrahman b. Ebî Bekir yanıma girdi ve dişlerini misvakladığı misvağı da yanındaydı. Rasûlullâh -sallallahu aleyhi ve sellem- onun misvakına doğru bakıyordu. Ben, Abdurrahman bu misvağı bana ver dedim. O da bana verdi. Bunun üzerine ben dişlerimle onu ezerek ağzımda yumuşattıktan sonra Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'e verdim. Oda misvakla dişlerini temizledi ve göğsüme yaslanmış bir haldeydi.

Rivayet eden: Buhârî (No. 5217, 3774, 4450).

Kopyala
Kopyalanacaklar:
Hata bildir

Açıklama

Âişe -radıyallahu anha- Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in son günlerini anlatmıştır. Ölümüne sebep olan hastalığı zamanında şöyle soruyurdu: " Ben yarın nerede olacağım, ben yarın nerede olacağım" Bu soru, Âişe'nin yanında olmak için hanımlardan izin almayı ima ettiğini içermektedir. Bundan dolayı hanımları bunu anladığı için ona izin verdiler. Vefat edene kadar Âişe'nin evinde kalmıştır. Âişe -radıyallahu anha- kendi sırasının olduğu günde evinde vafat ettiğini haber vermiştir. Allah O'nu, başı gerdan yeriyle; akciğeri veya karnının alt kısmı ile göğsü ara­sında olduğu halde, ruhunu kabzedip aldı. Gerdanlık ise; boyunda kolyenin takıldığı yerdir. Sonra kendi tükürüğü ile Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in tükürüğünün misvak sebebi ile birbirine karıştığını zikretmiştir. Buda Âişe'nin erkek kardeşi Abdurrahman b. Ebî Bekir -radıyallahu anh- Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem'in ruhunun kabzedildiği zaman yanında taze misvakla yanlarına girmişti ve dişlerini misvaklıyordu. Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- Abdurrahman'ın elinde misvağı görünce gözleriyle ona bakmaya başladı. Sanki onu istiyordu. Âişe -radıyallahu anha- onu istediğini anlayınca kardeşinden misvağı aldı. Misvağın eskiyen ucunu koparttı. Yeniden misvağın ucunu dişleriyle açtı ve yumuşattıktan sonra Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- onu aldı ve dişlerini misvakladı. Âişe -radıyallahu anha- gıbta edilen birisiydi. Bunuda hak ediyordu. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in başı Âişe -radıyallahu anha-'nın göğsünde vefat etti.

Arapça açıklama

تخبر عائشة رضي الله عنها عن الأيام الأخيرة في حياة رسول الله -صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ-، وأنه كان في مرضه الذي مات فيه يسأل، ويقول: (أين أنا غدًا أين أنا غدًا؟) وهذا الاستفهام تعريض للاستئذان من أزواجه أن يكون عند عائشة، ولذا فهمن ذلك فأذن له، فبقي فيه حتى مات، وذكرت عائشة رضي الله عنها أنه مات في نوبتها، في بيتها، وأن الله تعالى قبضه ورأسه على صدرها، بين سحرها -أي رئتها أو أسفل بطنها-، ونحرها -أي موضع القلادة من العنق-، ثم ذكرت أن ريقها خالط ريق رسول الله صلى الله عليه وسلم بسبب السواك؛ وذلك أن عبد الرحمن بن أبى بكر-رضي الله عنه أخا عائشة- دخل على النبي صلى الله عليه وسلم في حال النزع ومعه سواك رطب، يدلك به أسنانه، فلما رأى النبي صلى الله عليه وسلم السواك مع عبد الرحمن مد إليه بصره، كالراغب فيه، ففطنت عائشة رضي الله عنها فأخذت السواك من أخيها، وقصت رأس السواك المنقوض، ونقضت له رأساً جديداً ومضغته ولينته، ثم ناولته النبي صلى الله عليه وسلم ، فاستاك به، فكانت عائشة رضي الله عنها مغتبطة، وحُق لها ذلك، بأنه صلى الله عليه وسلم توفي ورأسه على صدرها.

  • بيان وجوب العدل في القسم بين الزوجات، وعدم تفضيل بعضهن على بعض في المبيت وغيره.
  • أن القسم واجب حتى في حالة المرض؛ لأن الغرض منه المبيت والعشرة، لا نفس الجماع.
  • أن الهوى النفسي والمحبة القلبية إلى بعض الزوجات لا تنافي القسم والعدل؛ لأن هذا ليس في وسع الإنسان، وإنما هو أمر يملكه الله -تعالى- وحده.
  • أن الزوجة الأخرى أو الزوجات إذا أذِنَّ للزوج أن يبيت عند من يشاء منهن جاز له ذلك؛ لأن الحق لهن وأسقطنه برضاهن.
  • حسن عشرة زوجات النبي -صلى الله عليه وسلم-، ورضي الله عنهن، وإيثارهن ما يحبه على محبة أنفسهن؛ فقد علمن رغبة إقامته -صلى الله عليه وسلم- في بيت عائشة، فتنازلن عن حقهن؛ ليمرض في بيتها.
  • فضل عائشة -رضي الله عنها-، فلو لم يكن عندها من حسن العشرة ولطف الخدمة وكمال الخلق لما آثرها على غيرها بالرغبة في المقام عندها.
  • يجوز للإنسان أن يُعَرِّضَ برغبته بالشيء لمن يريد منه قضاءها، ولا يعتبر هذا التعريض من النبي -صلى الله عليه وسلم- أمرًا يشينه؛ لأنهن يعرفن ذلك فيه.
  • أن الأفضل للإنسان أن يفعل الذي هو خير، ولو لم يجب عليه؛ فالقسم بين الزوجات ليس واجبًا على النبي -صلى الله عليه وسلم-، خصوصية له، ومع هذا راعاه حتى في هذه الحالة الشديدة عليه.
  • استحباب الاستياك بالسواك الرطب, وإصلاح السواك وتهيئته.
  • جواز الاستياك بسواك غيره بعد تطهيره وتنظيفه.
  • أن النبي -صلى الله عليه وسلم- بشر تجري عليه أحكام البشرية, فيمرض ويجوع ويبرد ويحتر وينسى, وأنه إنما فُضل على الخلق بالرسالة.
  • أن النبي -صلى الله عليه وسلم- مات موتًا حقيقيًّا, وهذا الموت موت البدن, وأما في البرزخ فهو حيٌّ -صلى الله عليه وسلم- أكمل الحياة.

Klasik şerh

İbn Hacer el-Askalânî — Fethu'l-Bârî

حَدِيث عَائِشَة فِي ذَلِكَ قَدْ تَقَدَّمَ شَرْحه فِي الْوَفَاة النَّبَوِيَّة فِي آخِر الْمَغَازِي , وَالْغَرَض مِنْهُ هُنَا أَنَّ الْقَسْم لَهُنَّ يَسْقُط بِإِذْنِهِنَّ فِي ذَلِكَ , فَكَأَنَّهُنَّ وَهَبْنَ أَيَّامهنَّ تِلْكَ لِلَّتِي هُوَ فِي بَيْتهَا , وَقَدْ تَقَدَّمَ فِي بَعْض طُرُقه التَّصْرِيح بِذَلِكَ.…

Devamını oku

Âlimlerin hükümleri

ÂlimHükümKapsamEser
Buhârîv. 256 h. Sahihصحيح Hadis صحيح البخاري No. 5217
Diğer rivayetlerle ilgili hükümler (3)
  • SahihBuhârî صحيح — صحيح البخاري (4450)
  • İbnü'l-Mülakkın فيه] إسماعيل بن أبي أويس قال أبو حاتم محله الصدق مغفل وضعفه النسائي — شرح البخاري لابن الملقن (21/631)
  • Senedi hasenشعيب الأرناووط إسناده قوي — تخريج شرح السنة (9 / 151)

Diğer rivayetler

Ayrıca rivayet edenler… (4)
  • السنن الصغير للبيهقي (1185)أَيْنَ أَنَا غَدًا ، أَيْنَ أَنَا غَدًا ، يُرِيدُ يَوْمَ عَائِشَةَ ، فَأَذِنَ لَهُ أَزْوَاجُهُ يَكُونُ حَيْثُ يَشَاءُ ، فَكَانَ فِي بَيْتِ عَائِشَةَ حَتَّى مَاتَ عِنْدَهَا
  • السنن الكبرى للبيهقي (12434)يَسْأَلُ فِي مَرَضِهِ الَّذِي مَاتَ فِيهِ : أَيْنَ أَنَا غَدًا ؟ أَيْنَ أَنَا غَدًا ؟ يُرِيدُ يَوْمَ عَائِشَةَ ، فَأَذِنَ لَهَا أَزْوَاجُهُ يَكُونُ حَيْثُ شَاءَ فَكَانَ فِي بَيْتِ عَائِشَةَ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهَا حَتَّى مَاتَ عِنْدَهَا ﷺ ، قَالَتْ عَائِشَةُ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهَا : فَمَاتَ فِي الْيَ
  • السنن الكبرى للبيهقي (13656)يَسْأَلُ فِي مَرَضِهِ الَّذِي مَاتَ فِيهِ أَيْنَ أَنَا غَدًا ؟ أَيْنَ أَنَا غَدًا ؟ يُرِيدُ يَوْمَ عَائِشَةَ , فَأَذِنَ لَهُ أَزْوَاجُهُ يَكُونُ حَيْثُ شَاءَ ، فَكَانَ فِي بَيْتِ عَائِشَةَ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهَا حَتَّى مَاتَ عِنْدَهَا ﷺ
  • المنتظم في تاريخ الأمم لابن الجوزي (405)أَيْنَ أَنَا غَدًا ؟ يُرِيدُ يَوْمَ عَائِشَةَ ، فَأَذِنَ أَزْوَاجُهُ يَكُونُ حَيْثُ شَاءَ ، فَكَانَ فِي بَيْتِ عَائِشَةَ حَتَّى مَاتَ عِنْدَهَا

Aynı konuda

Sahih Sahîh-i Buhârî 687

Ubeydullah b. Abdillah b. Utbe 'den gelen bir rivayette Ubeydullah der ki: "Âişe -radıyallahu anhâ-'nın yanına girdim. Ona: "Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in hastalığından bana anlatmaz mısın?" dedim. Anlatmaya başladı: "Elbette! Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in ağırlaştı ve: "İnsanlar namazını kıldı mı?" diye sordu. Biz: "Hayır! Ey Allah'ın Rasûlü, onlar sizi bekliyorlar!" dedik.Leğene benim için su koyun!" diye emretti.Âişe der ki: "Hemen dediğini yaptık, o da yıkandı. Sonra kalkmaya çalıştı, fakat üzerine baygınlık çöktü. Sonra kendine geldi ve tekrar:Cemaat namaz kıldı mı?" diye sordu. "Hayır!" dedik, onlar sizi bekliyorlar ey Allah'ın Rasûlü!" Tekrar: Benim için leğene su koyun!" emretti.Âişe der ki: Dediğini yaptık, yıkandı. Sonra tekrar kalkmak istedi. Yine üzerine baygınlık çöktü. Sonra ayılınca: İnsanlar namaz kıldı mı?" diye sordu. Hayır! Dedik, onlar sizi bekliyorlar, ey Allah'ın Rasûlü!" : "Benim için leğene su koyun!" dedi ve yıkandı. Sonra kalkmaya yeltendi, yine üzerine baygınlık çöktü, sonra ayıldı.İnsanlar namazı kıldı mı?" diye sordu.Hayır, onlar sizi bekliyorlar ey Allah'ın Rasûlü!" dedik.Âişe der ki:İnsanlar mescide çekilmiş, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- yatsı namazı için bekliyorlardı."Âişe der ki: "Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Ebû Bekr'e adam göndererek insanlara namaz kıldırmasını söyledi. Elçi gelerek ona: Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- halka namaz kıldırmanı emrediyor!" dedi. -İnce duygulu bir kimse olan- Ebu Bekr -radıyallahu anh-: Ey Ömer halka namazı sen kıldır!" dedi.Âişe'nin anlattığına göre,Ömer: Buna sen daha ziyade hak sahibisin!" cevabında bulundu. Âişe der ki: "O günlerde namazı Ebu Bekr -radıyallahu anh- kıldırdı. Bilahare Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- kendinde bir hafiflik hissetti. Biri Abbâs olmak üzere iki kişinin arasında, öğle namazı için çıktı. O sırada namazı insanlara Ebu Bekr kıldırıyordu. Ebû Bekr, Rasûlullah'ın geldiğini görünce, geri çekilmek istedi.Sallallahu aleyhi ve sellem- geri çekilme diye işaret buyurdu. Kendisini getirenlere: "Beni yanına oturtun" dedi. Onlar da Ebû Bekr'in yanına oturttular.Ebû Bekr, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in namazına uyarak namaz kılıyordu.İnsanlar da Ebû Bekr'in namazına uyarak namazını kılıyordu. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- oturmuş vaziyette idi."Ubeydullah dedi ki: "Abdullah b. Abbâs -radıyallahu anhumâ-'nın yanına girdim ve:Âişe -radıyallahu anhâ-'nın -sallallahu aleyhi ve sellem-'in hastalığı ile ilgili olarak anlattığını size anlatayım mı?" dedim. Bana: "Haydi anlat!" dedi. Ben de bu hususta anlattığını naklettim. Söylediklerimden hiçbir noktayı reddetmedi. Sadece:(Rasûlullah'ı mescide) Abbâs'la birlikte taşıyan ikinci şahsın ismini verdi mi?" diye sordu. Ben: "Hayır söylemedi" deyince: "O, Ali radıyallahu anh idi" dedi.''Sahih-i Buhârî.

Ubeydullah b. Abdillah b. Utbe 'den gelen bir rivayette Ubeydullah der ki: "Âişe -radıyallahu anhâ-'nın yanına girdim. Ona: "Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in hastalığından bana anlatmaz mısın?" dedim. Anlatmaya başladı: "Elbette! Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in ağırlaştı ve…

أَصَلَّى النَّاسُ ‏"‏‏.‏ قُلْنَا لاَ، هُمْ يَنْتَظِرُونَكَ‏.‏ قَالَ ‏"‏ ضَعُوا لِي مَاءً فِي الْمِخْضَبِ ‏"‏‏.‏ قَالَتْ فَفَعَلْنَا فَاغْتَسَلَ فَذَهَبَ لِيَنُوءَ فَأُغْمِيَ عَلَيْهِ، ثُمَّ أَفَاقَ فَقَالَ صلى الله عليه…

Râvi: İbn Abbâs + 1 başka rivayet Şerhli

Hüküm yok Muttefekun aleyh (Buhârî ve Müslim) Muvatta 417

وَحَدَّثَنِي عَنْ مَالِكٍ، عَنْ هِشَامِ بْنِ عُرْوَةَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَائِشَةَ، زَوْجِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏"‏ مُرُوا أَبَا بَكْرٍ فَلْيُصَلِّ لِلنَّاسِ ‏"‏…

+ 11 başka rivayet Yalnız Arapça

Hüküm yok Muttefekun aleyh (Buhârî ve Müslim) Müsned 23713

حَدَّثَنَا إِبْرَاهِيمُ وَعَلِيُّ بْنُ إِسْحَاقَ قَالَا أَنَا ابْنُ مُبَارَكٍ عَنْ مَعْمَرٍ وَيُونُسَ وَعَلِيِّ بْنِ إِسْحَاقَ قَالَ أَخْبَرَنَا عَبْدُ اللَّهِ قَالَ أَخْبَرَنَا مَعْمَرٌ وَيُونُسُ عَنْ الزُّهْرِيِّ…

Râvi: Âişe + 5 başka rivayet Yalnız Arapça

Hüküm yok Muttefekun aleyh (Buhârî ve Müslim) Müsned 18869

حَدَّثَنَا حُسَيْنُ بْنُ عَلِيٍّ عَن زَائِدَةَ عَن عَبْدِ الْمَلِكِ بْنِ عُمَيْرٍ عَن أَبِي بُرْدَةَ بْنِ أَبِي مُوسَى عَن أَبِي مُوسَى قَالَ مَرِضَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ فَاشْتَدَّ مَرَضُهُ…

Râvi: Ebû Mûsâ el-Eş'arî + 3 başka rivayet Yalnız Arapça

Konular