Allah Azze ve Celle şöyle buyurmuştur: Âdemoğlu zamana söverek bana eziyet ediyor. Hâlbuki zamanı yöneten benim. Emir (her türlü tasarruf) benim elimdedir, geceyi ve gündüzü ben çeviririm (birbirine dönüştürürüm)
باب {يَوْمَ نَبْطِشُ الْبَطْشَةَ الْكُبْرَى إِنَّا مُنْتَقِمُونَ}
Sahih
Sahîh-i Buhârî hadisi
Muttefekun aleyh (Buhârî ve Müslim)Sahîh-i Buhârî 4826
حَدَّثَنَا الْحُمَيْدِيُّ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، حَدَّثَنَا الزُّهْرِيُّ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ الْمُسَيَّبِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " قَالَ اللَّهُ عَزَّ وَجَلَّ
Ebû Hureyre -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre o şöyle demiştir: Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur:
«Allah Azze ve Celle şöyle buyurmuştur: Âdemoğlu zamana söverek bana eziyet ediyor. Hâlbuki zamanı yöneten benim. Emir (her türlü tasarruf) benim elimdedir, geceyi ve gündüzü ben çeviririm (birbirine dönüştürürüm)»
Rivayet eden: Buhârî (No. 4826, 6181, 7491), Müslim (No. 2246a, 2246b), Ebû Dâvûd (No. 5274) ve Ahmed b. Hanbel (No. 6947).
Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- kudsî hadiste Allah Teâlâ'nın şöyle buyurduğunu haber vermiştir: "Âdemoğlu bana eziyet ediyor." Bu, insanın başına musibetler ve hoşlanmadığı olaylar geldiğinde zamana sövmesi ve onu kötülemesi sebebiyledir. Çünkü her şeyi tek başına idare eden, olup bitenleri dilediği gibi yöneten Allah'tır. Bu sebeple zamana sövmek, gerçekte Allah Azze ve Celle'ye sövmek anlamına gelir. Zaman ise sadece Allah'ın emrine boyun eğdirilmiş bir mahlûktur; hadiseler onda ancak Allah Teâlâ'nın emriyle meydana gelir.
Hadisten çıkan dersler
Bu hadis, Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'in Rabbinden rivayet ettiği hadislerdendir. Buna hadis-i kudsî veya ilâhî hadis denir. Bu tür hadisin lafzı ve manası Allah’tandır. Ancak onda, Kur’ân’ın diğer sözlerden ayrılmasını sağlayan özellikler bulunmaz. Meselâ tilavetiyle ibadet edilmesi, ona dokunmak için taharet şartı, insanlara meydan okuma (tehaddî) ve i‘câz (eşsiz mucize oluşu) gibi Kur’ân’a mahsus özellikler hadis-i kudsîde yoktur.
Allah -Subhânehû ve Teâlâ-'ya karşı söz ve inançta edepli olunması gerekir.
Kazaya ve kadere iman etmenin, başa gelen eziyetlere karşı sabretmenin gerekliliği ifade edilmiştir.
Eziyet zarar anlamında değildir. İnsan, çirkin bir sözü işitmekten veya çirkin bir şeyi görmekten dolayı eziyet duyar; fakat bundan zarar görmüş olmaz. Yine insan, soğan ve sarımsak gibi kötü kokulardan rahatsız olur (eziyet duyar); ancak bu sebeple zarar görmüş olmaz.
Allah -Subhânehû Teâlâ-, kullarının bazı kötü amellerinden dolayı eziyet duyar (buna razı olmaz ve hoşnutsuzluğunu belirtir), fakat bundan asla zarar görmez. Zira Allah Teâlâ, kudsî hadiste şöyle buyurmuştur: «Ey kullarım! Siz bana zarar verecek bir güce asla erişemezsiniz ki bana zarar veresiniz. Bana fayda sağlayacak bir güce de asla erişemezsiniz ki bana fayda sağlayasınız.»
Zamana sövmek veya onu kötülemek üç kısma ayrılır: 1- Kişinin, zamanı bizzat iş yapan ve olayları meydana getiren varlık kabul ederek ona sövmesi; yani zamanın işleri hayra veya şerre çevirdiğine inanmasıdır. Bu, büyük şirktir. Çünkü Allah ile birlikte başka bir yaratıcı kabul etmiş ve meydana gelen olayları Allah'tan başkasına nispet etmiştir. 2- Kişinin, zamanı olayları meydana getiren varlık olarak görmemesi; aksine fiilleri gerçekleştirenin Allah olduğuna inanmasına rağmen, hoşlanmadığı olayların gerçekleştiği zemin olduğu için zamana sövmesidir. Bu ise haramdır. 3- Kişinin, kınama veya kötüleme kastı olmaksızın sadece durumu haber vermeyi amaçlamasıdır. Bu caizdir. Buna, Lût -aleyhisselam'ın şu sözü örnek gösterilebilir: {Ve dedi ki: 'Bu, çok çetin bir gündür.}
Arapça açıklama
أخبر النبي صلى الله عليه وسلم أن الله تعالى يقول في الحديث القدسي: يؤذيني ويتنقصني الإنسان الذي يسب ويذم الزمان عند نزول المصائب والمكاره؛ لأنه سبحانه هو المدبر وحده والمصرف لما يحدث؛ فالسب للزمان سب لله عز وجل، والزمان إنما هو خلْقٌ مسخّر، تجري فيه الحوادث بأمر الله تعالى.
هذا الحديث مما يرويه النبي صلى الله عليه وسلم عن ربه، ويسمى بالحديث القدسي أو الإلهي، وهو الذي لفظه ومعناه من الله، غير أنه ليست فيه خصائص القرآن التي امتاز بها عما سواه، مِن التَّعَبُّد بتلاوته والطهارة له والتَّحَدِّي والإعجاز وغير ذلك.
التأدب مع الله سبحانه في القول والاعتقاد.
وجوب الإيمان بالقضاء والقدر، والصبر على الأذى.
الأذى غير الضرر؛ فالإنسان يتأذى بسماع القبيح أو مشاهدته؛ ولكنه لا يتضرر بذلك، وأيضًا يتأذى بالرائحة الكريهة كالبصل والثوم ولا يتضرر بذلك.
الله سبحانه وتعالى يتأذى ببعض أفعال عباده السيئة، ولكنه جل وعلا لا يتضرر بذلك، كما قال تعالى في الحديث القدسي: «يا عبادي إنكم لن تبلغوا ضري فتضروني، ولن تبلغوا نفعي فتنفعوني».
سب الدهر ووصفه ينقسم إلى ثلاثة أقسام: 1- أن يسب الدهر على أنه هو الفاعل؛ وأن الدهر هو الذي يقلب الأمور إلى الخير والشر! فهذا شرك أكبر؛ لأنه اعتقد أن مع الله خالقًا، ولأنه نسب إيجاد الحوادث إلى غير الله، 2- أن يسب الدهر لا لاعتقاده أنه هو الفاعل؛ بل يعتقد أن الله هو الفاعل لكن يسبه لأنه محل لهذا الأمر المكروه عنده؛ فهذا محرم، 3- أن يقصد الخبر المحض دون اللوم؛ فهذا جائز، ومنه قول لوط عليه الصلاة والسلام: {وَقَالَ هَذَا يَوْمٌ عَصِيبٌ}.
الوسيط في تفسير القرآن المجيد (661)يُؤْذِينِي ابْنُ آدَمَ ؛ يَسُبُّ الدَّهْرَ وَأَنَا الدَّهْرُ ، بِيَدِيَ الأَمْرُ أُقَلِّبُ اللَّيْلَ وَالنَّهَارَ
تاريخ دمشق لابن عساكر (12133)يُؤْذِينِي ابْنُ آدَمَ , يَسُبُّ الدَّهْرَ وَأَنَا الدَّهْرُ ، بِيَدِي الأَمْرُ ، أُقَلِّبُ اللَّيْلَ وَالنَّهَارَ
جامع البيان عن تأويل آي القرآن (28832)يُؤْذِينِي ابْنُ آدَمَ يَسُبُّ الدَّهْرَ وَأَنَا الدَّهْرُ ، بِيَدِي الأَمْرُ ، أُقَلِّبُ اللَّيْلَ وَالنَّهَارَ
جامع البيان عن تأويل آي القرآن (28833)يَسُبُّ ابْنُ آدَمَ الدَّهْرَ ، وَأَنَا الدَّهْرُ ، بِيَدِي اللَّيْلُ وَالنَّهَارُ
جزء فيه ما انتقى ابن مردويه على أبي القاسم الطبراني لابن مردويه (32)يَسُبُّنِي ابْنُ آدَمَ ، يَسُبُّ الدَّهْرَ وَأَنَا الدَّهْرُ ، أُقَلِّبُ اللَّيْلَ وَالنَّهَارَ
شرح السنة (3292)يُؤْذِينِي ابْنُ آدَمَ ، يَسُبُّ الدَّهْرَ ، وَأَنَا الدَّهْرُ ، بِيَدِي الأَمْرُ ، أُقَلِّبُ اللَّيْلَ وَالنَّهَارَ
صحيح ابن حبان (5831)يَسُبُّ ابْنُ آدَمَ الدَّهْرَ ، وَأَنَا الدَّهْرُ ، بِيَدِي اللَّيْلُ وَالنَّهَارُ